{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/440 - 2025/740<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2025/440 <br>KARAR NO\t: 2025/740<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                \t  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/131 E.  -  2024/355 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, <br>\t\t  Kaldırılması, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/07/2024 tarih ve 2023/131 E. - 2024/355 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili, Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği arasında Birlik Programı ... Araştırma ve Yenilik Çerçeve Programına Türkiye'nin katılımı konusunda imzalanan anlaşma çerçevesinde program ile ilgili ulusal koordinasyon görevinin müvekkiline tevdi edilmesine rağmen, davalıya ait www.....com sitesinde ve mail yazışmalarında müvekkilinin adının haksız ve yetkisiz şekilde kullanılarak söz konusu faaliyetler ile müvekkilinin BTYK kararı gereği üstlendiği Ulusal Koordinasyon ve Türkiye İrtibat Ofisi görevinden yararlanarak halka yanıltıcı bilgi sağlamak ve haksız rekabet yaratmak amacını taşıdığını, davalının ... Programı ile hiç bir resmi bağı olmamasına rağmen www.....com şeklindeki halkı yanıltan ve müvekkili aleyhine haksız rekabet yaratan bir alan adını ve twitter hesabının işletmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının internet sitelerinde yürüttüğü faaliyetlerinin müvekkili Kurum tarafından yürütüldüğünün düşünülmesi ve davalının ... Programının yürütülmesi konusunda yetkili/yetkilendirilmiş olduğu algılamasına ve iltibasa neden olacağını ileri sürerek davalının müvekkili aleyhinde haksız rekabet yarattığının tespiti ile haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının haksız rekabet yaratan faaliyetlerine son verilmesi kapsamında www.....com ibareli alan adına erişimin engellenmesine ve bu alan adının kapatılmasına, ileride aynı ya da benzer alan adlarını kendi adına tescil ettirmekten ve/veya kullanmaktan men edilmesine, https://twitter.com/... ibareli twitter hesabının erişimin engellenmesine ve bu hesabın kapatılmasına veya davacı kuruma devredilmesine ve ileride aynı ya da benzer sosyal medya hesaplarını kendi adına açmaktan ve/veya kullanmaktan men edilmesine, davalının davaya konu eylemlere benzer biçimde müvekkili tarafından yürütülen ve ilgili kurum ve kuruluşlarca müvekkilinin yetkilendirilmiş olduğu programlar ile ilgili olarak halkı yanıltıcı ve Kurum aleyhine haksız rekabet teşkil eden mahiyette eylemlerde bulunmasının yasaklanmasına, davalı yanın bu faaliyet ve eylemleri sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararlar için şimdilik (08/05/2023 tarihli tavzih dilekçesi ile) 1.000,00.-TL maddi, 1.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin bilimsel ve teknolojik işbirliği faaliyetlerinde Türkiye'yi temsil ettiğini ve bu alandaki koordinasyonu sağladığını, yapılan araştırmada davalıya ait www.....com ibareli alan adında https://twitter.com/... ibareli twitter hesabında davalının ... (...) programında yetkili mercii olduğu izlenimi yaratacak şekilde tanıtım yaptığını, müvekkilinin uğramakta olduğu zarara ilişkin ve bu faaliyetlerinin önlenmesine yönelik olarak Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/371 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, dava devam ederken dava konusu internet alan adı ile twitter adresinin ... Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğuna yönelik huzurdaki davanın davalısı ... Tekn. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'ın ikrar niteliğinde beyanları olduğunu, bu sebeplerle belirtilen süreçteki sorumluluğuna yönelik olarak davanın yöneltilmesi gereğinin hasıl olduğunu, www.....com ibareli alan adının kapatılmasını ve ileride aynı ya da benzer alan adlarını kendi adına tescil ettirmekten veya kullanmaktan men edilmesini, https://twitter.com/... ibareli twitter hesabının kapatılmasını veya kurumuna devredilmesini, haksız rekabet teşkil eden mahiyette eylemlerde bulunmasının yasaklanmasını, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/371 E. Sayılı dosyası ile birleştirilerek Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/371 sayılı dosyası üzerinden görülmesine karar verilmesini, davacı Kurumun uğradığı zararlar için şimdilik (08/05/2023 tarihli tavzih dilekçesi ile) 1.000,00.-TL maddi, 1.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 251.412,30.-TL'ye yükselterek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Asıl davada davalı ..., davacının dava dilekçesinde iddia ettiği www.....com internet sitesinde “...” kelimesi ve ... logosunun bulunmadığını, davacı yana ait www.....org.tr resmi web sayfası ve uzantılarından Türkiye’de hizmet veren bir kurum veya kar amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu gösterdiğini, davalı yana ait www.....com sayfası ve uzantısının ise kar amacı güden veya genel amaçla hizmet veren bir kuruluş olduğunu gösterdiğini, sayfaların alan adları ve uzantılarında ayırt edici nitelik bulunduğundan iddia edildiği gibi iltibasa sebep verdirecek bir husus bulunmadığını, ayrıca davacı yana ait twitter hesabı sayfası ile davalı yana ait  twitter hesabı sayfasının da birbirinden çok farklı olduğunu, davacı yanın, iddia ettiği hizmetten faydalanmak isteyen kişilerin bir ilişkilendirme/karıştırılma durumuna düşeceği gibi bir durumu gerektirecek bir husus bulunmadığından iddia edildiği gibi karıştırılma ihtimalinin de söz konusu olmadığını, davacı yanın, dava dilekçesinde iddia ettiği davalıya ait internet sitesi içeriğinin ...’ın ilgili internet sitesi ile iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu açıkça ortada olduğu ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, davacının diğer iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın, cevap dilekçesinde ... Hibe programının adının, bu program ile ilgili eğitim ve danışmanlık veren kişi/kuruluşların web sitesi alan adında bulunmaması gerektiği anlamı çıkan ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, web sitesi alan adında “...” ibaresi bulunan ve bu programa yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti veren, ... programı ile ilgili bilgilendirme yapan pek çok kişi ve kuruluş bulunduğunu, “...” ibaresi uluslararası bir marka olup, ülkemizde de tescil edilmiş bir marka olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu veri tabanında “...” markası 2012/85437 tescil numarası ile ülkemizde tescil edilmiş olup, markanın sahibinin EU (Avrupa Birliği) olduğunu, “...” ibaresinin herhangi bir marka/eser/fikri mülkiyet olmayıp, bu ibarenin ne Avrupa Birliği’ne ne de davacı ...’a ait bir marka veya fikri mülkiyet hakkı olmadığını, dava konusu web sitesinin ve twitter hesabının davalıya ait olmayıp ... Bilişm Ltd. Şti’ye ait olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen davada davalı cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'da, haksız rekabet hâllerinin 55. maddede örnek kabilinden sayıldığını, bir alan adının, TTK m. 55/1-a,4 bendi kapsamında “başkalarının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açıyorsa” haksız rekabete konu olabileceğini, bu bağlamda dava konusu  www.....com alan adı ve https://... sosyal medya hesabında “...” ibaresinin kullanıldığı, davacının söz konusu ibareyi dava konusu www.....com alan adının tescil edilme tarihinden daha önce markasal olarak kullanmaya başladığı ve o tarihten bu yana ülkemizde yaygın ve fasılasız bir şekilde kullandığı, dolayısıyla davacının dava konusu “...” ibaresi üzerinde eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri alanında eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğu,  dava konusu https://... sosyal medya hesabının ise bilirkişi raporunun hazırlandığı tarih itibariyle (22.10.2020), Twitter kurallarına uymadığı gerekçesiyle askıya alındığı, Ülkemiz açısından “...” (...) ibaresinin ilk olarak, Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında Birlik Programı ... – Araştırma ve Yenilik Çerçeve Programına (2014-2020) Türkiye Cumhuriyeti'nin Katılımı Konusunda Anlaşma'nın 2. maddesinde kullanıldığı,  Bilim Teknolojileri Yüksek Kurulu'nun 18.6.2014 tarih ve 105 sayılı toplantısında alınan karar gereği, ... / ... Programının uluslararası alanda yürütülmesi ve koordinasyonu ile ilgili ülkemizdeki sorumlu kuruluş olarak  davacının görevlendirildiği, davalı tarafından ....com adlı internet alan adı ve ...  twitter hesabının alındığı ve akabinde davaya konu içeriğin yüklendiği, davalının ayrıca, ..., ... ibarelerini kullanarak çeşitli eğitim faaliyetleri yaptığı, davalı kendi tanıtımlarında her ne kadar “... tarafından yetkilendirilmiş”, “resmi yetkili” vb. bir ifade kullanmıyor olsa da, ... ile arasında ne tür bir ilişki olduğunu açıklamadığı, sunulan web sayfası çıktıları incelendiğinde, ... kullanıcısı (davalının) davacıya ait resmi @Tubitak ile hesabından yapılan Program ile ilgili veya ilgisiz çeşitli paylaşımları retweet yaparak sayfasına aldığı, bunun sonucu olarak davalı hesabında yoğun bir şekilde davacı Kurum logosu, davacı web sitesinde yer alan görseller ve özel tasarlanmış grafiklerin de davalı tarafından kullanıldığı, her ne kadar Programın hedefindeki kimseler bilgi ve tecrübe seviyesi açısından düşük bir seviyede olmasa da bu içerik yoğunluğu içinde siteyi inceleyen bir çok kimsenin ...’ın Program için geliştirdiği bir özel site veya ... ile özel bağlantısı olan bir alan şeklinde algılamasının mümkün olduğu, davalının ayrıca, yaptığı tanıtımlarda kullandığı eğitim materyallerinde  Türkiye’den davacının taraf olduğu “Turkey in ...” projesinin tanıtım materyallerine yer verdiği, böylece Kurum’a ait farklı materyalleri kullanmakta bir sakınca görmediği, buna karşılık davalının hiçbir yerde, ...’nin Türkiye resmi irtibat ofisinin kendisinin olmadığı, davacının bu yetkiye sahip olduğu ve verdikleri eğitimin ücretli olduğu gibi bir aydınlatıcı açıklamaya yer vermediği, buna hiç ihtiyaç olmaması gerektiği halde “Turkey in ...” veya “...” gibi, aslında AB ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki resmi işbirliğini yansıtan ibareleri kullandığı, böylece sahip olmadığı bir yetkiye sahipmiş gibi intiba uyandırdığı, sonuç olarak davalı tarafından işletilen ....com web sitesi ile ... twitter hesabı içeriğinin haksız rekabet oluşturduğu, davalılardan ... söz konusu alan adının ve twitter hesabının kendisine ait olmadığını diğer davalı ... Ltd. Şti.'ye ait olduğunu beyan etmiş ve bu yüzden davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, davalı ...'ın  davaya konu alan adında isminin kurucu olarak geçtiği, diğer davalının da %90 hissesine sahip olduğu, davalı ... Ltd. Şti. hakkında da aynı iddialar nedeniyle dava açıldığı, bu davanın da mahkeme dosyası ile birleştirildiği, ... Ltd. Şti.'nin alan adının kendisine ait olduğuna dair tedbirin kaldırılması için dilekçe verdiği, her halukarda davalı ... Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu alan adının davalılarca birlikte haksız rekabet meydana getirecek şekilde kullanıldığının sabit olduğu, davalı ...'ın alan adının kendisine ait olmadığı, sorumluluğunun olmadığına dair beyanına itibar etmenin mümkün olmadığı, çünkü söz konusu şirketin çoğunluk hissesinin kendisine ait olduğu gibi davalının isminin davaya konu alan adında kurucu olarak geçmesi göz önüne alındığında haksız rekabete  konu eylemden her iki davalının da sorumlu olduğu, somut uyuşmazlıkta, davacının, tazminat miktarının SMK'nın 151/2-c bendi hükmüne uygun olarak hesaplanmasını talep ettiği, bu durumda, tazminat hesabının, davalının markayı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre yapılacağı, somut uyuşmazlıkta, davalının kullanımı ne davacının kullanımını ne de başkalarına lisans vermesini engellemediğinden değerlemeye esas olacak lisans bedelinin inhisari olmayan lisans bedeli dikkate alınması gerektiği, davacı kurum olan ... - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu tarafında \"...\" markasının lisans yoluyla başkalarına kullandırılması yönteminin benimsenmediği, dosyaya davacı vekili tarafından emsal bir lisans sözleşmesi sunulmadığı gibi bilirkişi heyeti tarafından yapılan araştırmada da emsal bir lisans sözleşmesine rastlanmadığı, asıl ve birleşen davada, davacı Kurumun unvanında ve tescilli markalarında asli ayırt edici unsur olarak kullanılan \"...\" ibaresi ile davalı şirket unvanının kılavuz unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi arasında aynıya yakın düzeyde benzerlik bulunduğu, aynı ibarenin davalı şirketin antetli kağıtlarında da, ticaret unvanından farklı olarak markasal nitelikte kullanıldığı, davalı şirketin antetli kağıtlarında kullanılan logonun da davacı adına tescilli bulunan logoyla benzer olduğu, ek olarak davalı şirketin ana sözleşmesinde belirtilen çalışma konuları ile bu marka altında yürüttüğü faaliyetlerinin de davacı Kurum faaliyetleri ve tescilli markalan kapsamında bulunan hizmetlerle aynı ya da aynı türden olduğu, davacı Kurumun marka ve logosunun Türkiye'de uzun yıllardır kullanıldığı, geniş bir kesim tarafından iyi bilinen, ayırt edici niteliği yüksek ve özgün bir ibare olduğu, tanınmış marka niteliğine sahip olduğu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının davaya konu olan markasal kullanımlarının yansıra \"...\" ibaresinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olarak kullanılmasının, davacı Kurum faaliyetleri ve davacı adına tescilli bulunan markalarla karıştırılması, Kurumun ve markalarının itibarından haksız kazanç elde etmesi ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle 6769 sayılı SMK'nın 7 ve 29. Maddeleri uyarınca davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve davalı şirket unvanından \"...\" ibaresinin terkini koşullarının mevcut olduğu; davalının bu fiillerinin, davacı Kurum faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan fiillerden olduğu, bu nedenle davalının bahse konu kullanımlarının aynı zamanda TTK m.55 f.l (a) bendi kapsamında haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olduğu ve TTK'nın aynı ilgili maddesi uyarınca da davalı şirket unvanından \"...\" ibaresinin terkini koşullarının mevcut olduğu, asıl davada, davacının maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, çünkü markayı kullananın diğer davalı ... şirketi olduğu, davalının haksız fiil eylemlerinden dolayı 1.000,00.-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, birleşen davada, davalının bu fiilleri nedeniyle 6769 sayılı SMK'nın 149/l(ç) maddesi kapsamında maddi tazminat koşullarının oluşmuş olduğu, SMK'nın 151/2-c bendi hükmü çerçevesinde, varsayımsal emsal lisans bedelinin  toplamda 25.08.2016 ila 31.12.2021 arası için  toplamda 251.412.30 TL  varsayımsal lisans bedeli ve ticari faiz olacağı, asıl davalı hakkında manevi tazminata hükmedildiğinden davalı şirket yönünden  manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının davacı aleyhinde haksız rekabet yaptığının tespiti ile haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının haksız rekabet meydana getiren faaliyetlerine son verilmesi kapsamında www.....com ibareli alan adına erişimin engellenmesine ve bu alan adının kapatılmasına ve ileride aynı ya da benzer alan adlarının kendi adına tescil ettirmekten veya kullanmaktan men edilmesine, https://twitter.com/... ibareli twitter hesabına erişimin engellenmesine ve bu hesabın kapatılmasına ve ileride aynı yada benzer sosyal medya hesaplarının kendi adına açmaktan veya kullanmaktan men edilmesine, davalının davaya konu eylemlere benzer biçimde davacı kurum tarafından yürütülen ve ilgili kurum ve kuruluşlarca kurumun yetkilendirilmiş olduğu proğramlarla ilgili olarak halkı yanıltıcı ve davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eden mahiyette eylemlerde bulunmasının yasaklanmasına, 251.412,30.-TL maddi tazminatın davalı ... bilişimden alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, asıl davanın kısmen kabulüne, davalının davacı aleyhinde haksız rekabet yaptığının tespiti ile haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının haksız rekabet meydana getiren faaliyetlerine son verilmesi kapsamında www.....com ibareli alan adına erişimin engellenmesine, ve bu alan adının kapatılmasına ve ileride aynı ya da benzer alan adlarının kendi adına tescil ettirmekten veya kullanmaktan men edilmesine, https://twitter.com/... ibareli twitter hesabına erişimin engellenmesine ve bu hesabın kapatılmasına ve ileride aynı yada benzer sosyal medya hesaplarının kendi adına açmaktan veya kullanmaktan men edilmesine, davalının davaya konu eylemlere benzer biçimde davacı kurum tarafından yürütülen ve ilgili kurum ve kuruluşlarca kurumun yetkilendirilmiş olduğu proğramlarla ilgili olarak halkı yanıltıcı ve davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eden mahiyette eylemlerde bulunmasının yasaklanmasına, davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 1.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, asıl dava bakımından maddi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, buna gerekçe olarak ise davaya konu mütecaviz eylemlerin davalı ... şirketi tarafından gerçekleştirildiğinin belirlendiğini, halbuki gerekçeli kararda davalılarca birlikte haksız rekabetin meydana getirildiğinin belirlendiğini, gerekçeli karar ile sonuç kısmı arasında bir çelişki doğduğunu, birleşen davada ise manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesine gerekçe olarak ise asıl davanın davalısı hakkında manevi tazminata hükmedilmiş olmasının gösterildiğini, mahkeme tarafından haksız rekabet doğuran eylemlerden iki davalının da sorumlu olduğunun belirtilmesine rağmen, davalı şirket bakımından diğer davada manevi tazminata hükmedilmiş olması nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin, yine gerekçeli kararın kendi içinde çelişmesine ve hukuka aykırı bir hüküm kurulmasına yol açtığını ileri sürerek asıl dava ve birleşen dava yönünden verilen kısmen ret kararlarının kaldırılarak davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı şirket yetkilisi istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararındaki gerekçelerin eksik ve yetersiz olduğunu, ... markasının davalı şirketin markası olduğunu, davacının bir fikri hakkının olmadığını, dava açıldığı sırada AB'nin programının bittiğini, bilirkişi raporunun yanlı hazırlandığını, bilirkişi raporunda başka şirketin kayıtlarının incelendiğinin yazılı olduğunu, bilirkişi heyetinin yanlış markayı incelediğini, gerekçeli kararda büyük hatalar yapılığını, davalıların farklı kişiler olduğunu, birbirlerini temsil etmediklerini, sorumluluklarının ayrı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE   : Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, men'i, maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, Dairemizce kaldırma kararı verilmesinden önce ilk derece mahkemesince,  davacının “...” ibaresini dava konusu www.....com alan adının tescil edilme tarihinden daha önce markasal olarak kullanmaya başladığı ve o tarihten bu yana ülkemizde yaygın ve fasılasız bir şekilde kullandığı, dolayısıyla davacının dava konusu “...” ibaresi üzerinde eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri alanında eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğu, dava konusu www.... alan adı ile ilgili internet sitelerinin arşivlenen ekran resimlerini görüntülemek için Internet Archive’nin \"...\" adlı aracı ile web.archive.org internet sitesinde yapılan araştırmalar neticesinde 09.05.2015 tarihli anlık görüntüde “GISFusion hakkında:” başlıklı bölümde davalı ... ın isminin kurucu olarak geçtiği, dava konusu https://... sosyal medya hesabının 22.10.2020 tarihi itibariyle Twitter kurallarına uymadığı gerekçesiyle askıya alındığı, davalıların eyleminin yukarıda açıklanan gerekçelerle haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, davalının davacı aleyhinde haksız rekabet yaptığının tespitine, haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının haksız rekabet meydana getiren faaliyetlerine son verilmesi kapsamında www.....com ibareli alan adına erişimin engellenmesine ve bu alan adının kapatılmasına, bu alan adını kullanmaktan men edilmesine, https://... ibareli twitter hesabına erişimin engellenmesine ve kapatılmasına, ileride kullanmaktan men edilmesine, davacı taraf maddi tazminata ilişkin zararını ispatlayamadığından bu talebinin reddine, davacı taraf dava dilekçesinde manevi tazminat talebinin tutarını açıkça belirtmediğinden bu talebinin reddine, birleşen 2021/76 esas sayılı dosya yönünden; davanın kısmen kabulüne, davalının davacı aleyhinde haksız rekabet yaptığının tespitine, haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının haksız rekabet meydana getiren faaliyetlerine son verilmesi kapsamında www.....com ibareli alan adına erişimin engellenmesine, ve bu alan adının kapatılmasına ve bu alan adını kullanmaktan men edilmesine, https://... ibareli twitter hesabına erişimin engellenmesine ve kapatılmasına, ilerde kullanmaktan men edilmesine, davacı taraf maddi tazminata ilişkin zararını ispatlayamadığından bu talebinin reddine, davacı taraf dava dilekçesinde manevi tazminat talebinin tutarını açıkça belirtmediğinden bu talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tBu karar, davacı vekili ve davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin katılma yolu ile sunduğu istinaf başvuru dilekçeleri üzerine Dairemizce; davacı vekilinin, asıl ve birleşen davaya yönelik dava dilekçelerinde, davalı yanın haksız rekabet eylemleri sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararlar için şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, TTK'nın 56. maddesinin atfı ile 6098 sayılı BK'nın 58. maddesine göre müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, bu haliyle davacının tazminat talepleri açık olmadığı gibi manevi tazminat talebinin miktarının da dava dilekçesinde açıkça belirtilmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/16594 Esas, 2018/4304 Karar ve 05/06/2018 Tarih), bu durumda mahkemece, öncelikle HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, davacıya dava dilekçelerinin açıklattırılması ile davacının tazminat taleplerinin ve miktarlarının asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kesin olarak tespitinin yapılması, sonucuna göre taraf delillerinin değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDairemiz ilamında da açıkça belirtildiği üzere; asıl ve birleşen davaya yönelik taleplerin davalı yanın haksız rekabet eylemleri sebebiyle istenildiği anlaşılmakta olup, asıl ve birleşen davada davacının tazminat taleplerinin açık olmadığı gibi manevi tazminat talebinin miktarının da dava dilekçesinde açıkça belirtilmediği belirtilerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDairemiz ilamı üzerine Mahkemece, taraflara Dairemiz ilamına yönelik olarak yazılı olarak beyanda bulunmaları için iki hafta süre verilmesine karar verildiği, bunun üzerine davacı vekilince haksız rekabet talebiyle ilgili açıklamada bulunmak yerine, \"BAM kaldırma kararı uyarınca Ana dava ve Birleşen davalar bakımından dava dilekçelerimizin tavzihi ile, davalar bakımından taleplerimizin ana dava bakımından tazminat taleplerimizin HMK m.107 uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 1.000 TL manevi tazminat, birleşen dava bakımından da HMK m.107 uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi tazminat olarak ele alınmasını, yoksun kalınan kazanç hesaplaması yöntemine esas olmak üzere SMK m.151/2-c (emsal lisans bedeli) hükmüne göre hesaplama yapılmasını, mütecaviz eylemlerin gerçekleştiği zaman aralığının 25/08/2016 - 08/07/2021 olarak ele alınması\", taleplerini içeren 08/05/2023 tarihli dilekçesi sunulmuştur.  <br>\tEsasen Dairemiz ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, davacıya dava dilekçelerinin açıklattırılması ile davacının tazminat taleplerinin ve miktarlarının asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kesin olarak tespitinin yapılması, sonucuna göre taraf delillerinin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin asıl ve birleşen davadaki iddiaları kapsamında bir karar verilmesidir. <br>\tOysa mahkemece bu şekilde bir yol işlenmemiş, kaldırma kararının gereği yerine getirilmemiş, davacı vekilinin talepleri ile örtüşmeyen dilekçesi esas alınarak yazılı şekilde, dosya kapsamı ve davacının dava dilekçesindeki talepleri ile örtüşmeyen şekilde karar verilmiştir.<br>\tAyrıca, 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>\tBu kapsamda yapılan incelemede de, mahkemece, haksız rekabete konu eylemden her iki davalının da sorumlu olduğu belirlendikten sonra, davacının, tazminat miktarının SMK'nın 151/2-c bendi hükmüne uygun olarak hesaplanmasının talep edilmesi üzerine, tazminat hesabını, davalının markayı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplaması, dosya kapsamında davacının Sınai Mülkiyet hakkına tecavüzden kaynaklanan bir talebinin bulunmaması nedeniyle yerinde bulunmamış olup, esasen davalının eyleminin haksız rekabet olarak kabul edilip, tazminat için SMK hükümlerine gidilmesi de yerinde olmamış, gerekçe içinde çelişki oluşturduğu gibi hüküm ile gerekçe arasında da çelişki bulunmasına yol açmıştır.  <br>\tAyrıca mahkemece, somut olayda haksız rekabet olduğu ve davaya konu eylemden her iki davalının da sorumlu olduğu belirlendikten sonra, davacı tarafın bu yönde bir talebi olmamasına rağmen, 6769 sayılı SMK'nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve davalı şirket unvanından \"...\" ibaresinin terkini koşullarının mevcut olduğunun belirlenmesi de dosya kapsamı ile uyumlu bulunmamıştır. Zira, dosya kapsamında marka tecavüzünden kaynaklı bir istem bulunmadığı gibi ticaret ünvanı terkini istemi içeren bir talep de bulunmamaktadır.<br>\tYine mahkemece, haksız rekabete  konu eylemden her iki davalının da sorumlu olduğu belirlendikten sonra, <br>asıl davada, davacının maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, çünkü markayı kullananın diğer davalı şirket olduğunun belirtilmiş olması da gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur. <br>\tÖte taraftan, birleşen davada manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesine gerekçe olarak ise asıl davanın davalısı hakkında manevi tazminata hükmedilmiş olmasının gösterildiği anlaşılmaktadır. Oysaki somut uyuşmazlıkta ayrı iki dava bulunmakta ve mahkemece de her iki davanın davalısının haksız rekabetten sorumlu bulunduğu belirlenmiştir. Bu durumda kabule göre mahkemenin bu gerekçesi de yerinde olmamış, bu hususta da çelişki oluşturulmuştur. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, mahkemece belirtilen çelişkiler giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.<br>\tHer ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı ve davalı şirket vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/07/2024 gün ve 2023/131 E. - 2024/355 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı ve davalı şirket vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Birleşen davada davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 4.294,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25c181d81b9253c5","SID":"8e9e1d60e085539d"}}