{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2334 <br>KARAR NO: 2025/635<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2021<br>NUMARASI: 2020/796  E. - 2021/873 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.nin davalı şirketle aralarındaki taşeronluk sözleşmesi gereği üstlendiği görevi ifa edebilmek için davacıdan boya ve kimyasallar satın aldığını, söz konusu boya ve kimyasallar için de ileri tarihli çekler kesildiğini, faturalar oluşturulduğunu, ...  şirketinin davalı şirket ... San. Tic. Ltd. Şti. ile aralarında   taşeronluk sözleşmesi olduğunu, o esnada davalıya ait ... Projesinde davalı şirketin taşeronluğunu yaptığını,  davacıya ileri tarihli çek ve vadeli faturalara dayanarak aldıkları boya ve kimyasalları bu projedeki konut ve alanlarda kullandıklarını,  bunun sonucunda dava dışı ...  ile davacı arasında Kadıköy ... Noterliğinin 27.11.2012 tarihli, ... yevmiye numaralı alacağın temliknamesi sözleşmesi düzenlendiğini, bunun davalıya bildirilerek ödeme talep edildiğini, davalının Beyoğlu ... Noterliğinin  07.12.2012 tarihli, ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile  kendilerinin  ... ile  aralarında borçlandırmayı gerektirecek hiçbir akdi bağ ve münasebet bulunmadığını, ihtara  konu hiçbir hak ve alacağının kesinlikle bulunmadığını bildirdiğini,  alacağın temlikinin alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahış arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen, şekle bağlı tasarrufi bir muamele veya kanun ya da kazai kararla gerçekleşen bir devir olduğunu, davalının söz konusu inşaatı yaparken dava dışı ... şirketine ait bir iskeleyi kullandığını, söz konusu iskelenin halen davalı şirket yeddinde olduğunu, bunun ...'ye ait maddi değeri olan bir varlık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dışı  ...'nin davalı şirket nezdinde bir hak edişi olmasa dahi, yedlerinde bulunan  ...'ye ait  iskelenin de, davacının  temlik eden dava dışı  ...'den  olan hak ve alacaklarına ilişkin olarak  davacıya  teslim edilmesi gerektiğini ileri sürerek,  fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla toplanacak delillere göre dava dışı  ... şirketinin  davalıdan  olan alacağının tespit edilerek, tespit edilecek alacağın şimdilik 15.000-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı ile ...'nin  davalının bir kısım taşeronluk sözleşmeleri imzaladığını,   davalının yüklenicisi bulunduğu ... projesinin yapım işinin bir kısım işlerinin 25.10.2010 tarihli ''bina cephelerinde ısı yalıtımı yapılması işleri (13-14-15 Blok) tutarı 254.362,50 TL,  aynı sözleşmenin 30.05.2011 tarihli ek sözleşme -  100.144,01 TL  olmak üzere 354.506,51 TL'lik sözleşme bedelli,  05.01.2011 tarihli ''Bina Cephelerinde Isı Yalıtımı Yapılması İşleri (13-14-1$hariç Tüm Bloklar)''  isimli,  ek sözleşmesi ile  6.929.283,39 TL bedelli, ayrıca 25.10.2010 tarihli ''Dış Cephe Sıva İşleri'' ile 23.01.2012 tarihli ''Kutu Temellere Isı Yalıtımı, Otopark Perdelerine Sıva Boya Yapılması İşleri'' tutarı 553.472,10 TL dahil olmak üzere  toplam  8.127.262,00 bedelli sözleşmeler imzaladığını, ... İnşaatın sözleşme ile davalıya karşı edimlerini zamanında ve tam olarak yapmadığını, sözleşmede avans ödemesi olmamasına karşılık davalının iş sahibi olan ...'a karşı temerrüte düşmemesi ve sözleşmeye aykırılığın oluşmaması için her türlü iyi niyetin gösterildiğini ancak muhatabın temerrüdünde ısrarı ile sözleşmenin fesih edildiğini, inşaat iskelelerini 200.000,00 + KDV'ye satın aldıklarını, davalı ile dava dışı ... İnşaat arasında akdi bağ sonucunda 15.07.2013 tarihine kadar toplam 869.080,47 davalıya borcu bulunduğunu, davalının pasif husumet ehliyetine haiz olmadığını, borçlandırmayı gerektirecek hiçbir akdi bağ ve münasebet bulunmadığını, davacının öncelikle alacaklı olduğu dava dış  ... İnşaat'a davayı yöneltmesinin gerektiğini, temliknamenin yeniden  bir borç doğurmayacağını, temlik edenin temlik etme yetkisinin üzerinde taşıyıp taşımadığının, borcun mevcut olup olmadığının,  gerçekte var olan bir borcu aktarıp aktarmadığı hususunun üzerinde durulmasının zorunlu olduğunu, davalının ticari tüzel kişiliğinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin Bakırköy Mahkemeleri yetki çerçevesinde kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dosya içerisinde ... Projesi Kutu Temelere ısı Yalıtımı ve otopark Perdelerine Sıvı Boya Yapılması sözleşmesi adı altında sözleşme bulunduğu, söz konusu sözleşmenin incelenmesinde  sözleşmenin akit taraflarının  işveren ... Şti. ve yüklenici ... ... Şti. olarak belirlendiği,  sözleşme gereği İstanbul Maltepe ilçesinde kain arazi üzerinde inşa edilmekte olan ... Projesinin her türlü ekipman ve yardımcı malzeme temin etmeyi ve işçiliğini yönetmelik ve teknik şartnamenin belirlediği şekilde yüklenici ... ... Şti'nin yapmayı üstlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin 1.30.6.maddesi 19.sayfası incelendiğinde, '' Yüklenicinin işverinin muvafakat olmadıkça hakediş alacaklarını üçünçü şahıslara devredemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.Bu düzenleme uyarınca yüklenici ... firması alacağını üçüncü bir kişiye devredemeyeceğinden davacı ile yüklenici ve feri müdahil ... firması arasında yapılan temlik sözleşmesinin davalı yönünden bir geçerliliği bulunmadığından davacı bu sözleşmeye dayalı olarak davalıdan alacak talebinde bulunamayacağından davanın reddi gerekmektedir. Kaldı ki yüklenici feri müdahil ... firmasının defterleri üzerinde yapılan incelemede de ,yüklenici ... firmasının davalıya borçlu olduğu gözükmekte olup  alacağın devrinden söz edebilmek için öncelikle devreden kişinin bir alacağının olması gereklidir.Bu alacağın temliki sözleşmesinin en önemli unsurudur.Yani alacaklı olmadan yapılan bir devir sözleşmesi üçüncü kişiyi bağlamaz.Alacağı devreden kişinin,öncelikle üçüncü kişiden bir alacağının mevcuk olması,bu hususun ispat edilmesi gereklidir. Somut uyuşmazlıkta,davacı konumundaki alacağı devralan kişi,üçüncü kişi konumundaki davalıdan alacağı devreden dava dışı ... İnşaat'ın alacağı olduğunu öncelikle ispat etmesi gereklidir.Aksi takdirde alacağı devralan kişinin bu alacağı üçüncü kişiden talep etmesi mümkün değildir.Mahkememizce alınan bilirkişi kurulu raporuna göre,dava dışı alacağı devreden ... İnşaat firmasının davalıdan yüklenici sıfatıyla  alacaklı olduğu hususu ispat edilememiştir.Hatta davalının ve feri müdahil firmanın ticari defterlerine göre dava dışı ... firması borçlu durumdadır.Davacı tarafından alacağı devredenin alacaklı olduğu hususu usulüne uygun deliller ile ispat edilememiştir.Somut olayda dava dışı alacağı devreden ... İnşaat firmasının,yüklenici sıfatıyla yaptığı işler karşılığı alacaklı olmadığı anlaşıldıktan sonra üzerinde durulması gereken bir konu dava dışı ... İnşaat firması tarafından davalıya bırakılan ve bilirkişi kurulunca ¨2.250.000,00 değer biçilen iskelenin temlikname ile devredilen alacaklar içinde yer alıp almadığı hususudur. Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 27/11/2012 tarihli temlikname incelendiğinde;hangi alacakların temlik edildiği sınırlı sayıda sayılmıştır.Buna göre dava dışı ... İnşaat firması,davalıda varolduğunu iddia ettiği 4 adet fatura ve 4 adet çekten kaynaklanan alacağını davacıya devretmiştir. Dava dışı ... İnşaat Ltd. Şirketinin iskele bedelinden olan alacağının, temlik sözleşmesi 2.maddesi dikkate alındığında 27/11/2012 tarihli temlik sözleşmesinin kapsamına dahil olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. \"  gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; temliknamenin geçerli olmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğunu,  alacağın temliki TBK. m. 183 kapsamında olup madde hükmünde açıkça borçlunun rızasının aranmayacağının zikredildiğini,  taşeronluk sözleşmesinin uyuşmazlığa etkisi olmadığını,  temlik yasağı bulunmadığını, ...'nin alacaklı değil borçlu konumda olduğu tespitinin kabul edilemez olduğunu, dosyaya daha önce giren feri müdahil ... İnşaat'ın ticari defterlerinin incelendiği istihkak davalarından alınan 20.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda varılan sonuca göre müvekkili şirketin feri müdahil ... İnşaat’tan 544.515,87 TL alacaklı olduğnun tespit edildiğini, ... İnşaat'ın alacaklı olduğunu gösterir bilirkişi raporları ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi  ilamı ... İnşaatın alacaklı konumda kesin olarak gösterdiğini,  Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığını, 2016/19 Talimat numaralı dosya ile 20.04.2016 tarihli hazırlanan raporun  dosyaya girdiğini, raporun alacağı kanıtlar nitelikte olduğunu, ... İnşaatın davalı şirketin ... Projesinde taşeronluk görevini ifa ettiği tarihlerde iddia ettikleri gibi müvekkili şirketten boya ve kimyasallar satın aldığını, söz konusu boya ve kimyasallar için de müvekkili şirkete çekler teslim ettiğini,  bu hususta faturalar oluşturulduğu sonucuna varıldığını, sürecin başlarında iskele üzerinde mülkiyet iddiasında bulunan davalının, şu aşamada istihkak davalarında görülen duruşmalarda “... İnşaat ile aralarında protokol olduğunu, kendilerinin alacakları ödendiğinde iskelelerin iade edileceği, bu alacak ödenene kadar iskele üzerinde hapis ve rehin haklarının olduğunu, iskelenin iade şartlarının oluşmadığını, hapis ve rehin haklarının saklı kalmak kaydıyla istihkak iddiasının kaldırılması talepli davanın kabulünde bir sakınca olmadığını” ifade etiğini,  bunun davalı şirketin kötü niyetinin açıkça bir göstergesi olduğunu, iskelelere  ait görülmekte olan istihkak davaları bulunduğunu, istihkak davalarından mezkûr iskelelerin ... İnşaat’a ait olduğunun açıkça anlaşılabildiğini, ... İnşaat'ın müvekkili şirkete temlik ettiği tutar olan 544.901,03-TL’yi hayli aşan bir tutarda alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan hukuka uygun bir şekilde alacağı temlik alan müvekkili şirketin de davalı şirketten alacaklı konumda olduğunu, müvekkili şirket ile ... İnşaat arasında akdedilen 27.11.2012 tarihli temliknamenin ... İnşaat'ın davalı şirket nezdinde doğmuş tüm alacaklarını kapsadığını, davacının temlikname ile ... İnşaatın davalıdan  olan alacaklarını devraldığını, ... İnşaatın davalı şirketten alacaklı konumda olması müvekkili şirketin de alacaklı olduğu sonucunu doğurduğunu, bu anlamda alacağın kaynağı önem arz etmediğini, temlikname ... İnşaatın davalı şirket nezdinde doğmuş tüm alacaklarını kapsadığından  iskele bedeli hesaba katılmadan 23.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan ... İnşaatın borçlu olduğu tespitinin hatalı olduğunu, temliknamede, ... İnşaatın ... İnşaattan olan alacaklarıyla ilgili detay belirtilmediğini, alacağın kaynağıyla alakalı sınırlama getirilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, alacağın temliki  sözleşmesi ile davacının feri müdahilden temlik aldığı  alacağın  davalıdan  tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava ilk olarak 04.06.2013 tarihinde İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2013/148 Esas sayılı dosyası  ile açılmış, mahkemenin 2013/305 Karar ve 18.12.2013 tarihli yetkisizlik kararı ile dava dosyası Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, mahkemenin 31.05.2018 tarih ve 2014/47 Esas, 2017/648 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine dosya Dairemize istinaf incelemesi için gönderilmiştir. İstinaf incelemesi sonunda Dairemizin  2018/2251 Esas, 2020/977 Karar  sayılı ve  18.10.2020 tarihli ilamı ile '' ... Bu durumda mahkemece yapılması gereken, öncelikle sözleşmenin 19. sayfasının 1.30.6.maddesindeki düzenleme gereği temlikin geçerli olup olmadığı değerlendirildikten sonra, temlikiln geçerli olduğu kanaatine varılması halinde, usulüne uygun şekilde ara karar oluşturularak feri müdahil ...'nin ticari defterlerinin incelenmesi için ara kararı oluşturup dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi olmalıdır. Sonuç olarak, öncelikle temlikin geçerli olup olmadığı belirlenip temlikin geçerli olduğu sonucuna varılırsa, temlik sözleşmesine konu çek ve faturalar, davalı ... ve feri müdahil ... arasındaki az yukarıda bahsi geçen sözleşme ile ilişkilendirilerek ve iskelenin temlik sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilerek bu sözleşmeden kaynaklı olarak ...'nin herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığı hem ... hem de ...'nin ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle ortaya konularak sonuca gidilmesi gerekmektedir. ...'' gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu işbu kararın verildiği anlaşılmıştır. Feri müdahil  ... ... Ltd. Şti.ile davalı arasında 23.01.2012 tarihli  ''... Projesi Kutu Temelere Isı Yalıtımı ve Otopark Perdelerine Sıvı Boya Yapılması Sözleşmesi'' başlıklı sözleşme bulunduğu,  feri müdahil ... ... Ltd. Şti.'nin davalıya ait ... projesinde taşeronluk görevi üstlendiği, sözleşme bedelinin 553.472,10 TL olduğu,  sözleşme gereği İstanbul/Maltepe ilçesinde kain arazi üzerinde inşa edilmekte olan ... projesinin her türlü ekipman ve yardımcı malzemesini temin etmeyi ve işçiliğini yönetmelik ve teknik şartnamenin belirlediği şekilde yüklenici ... ... Ltd. Şti.'nin yapmayı üstlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin 19.sayfasında yer alan 1.30.6.maddesinin ''Yüklenicinin işverinin muvafakat olmadıkça hakediş alacaklarını üçünçü şahıslara devredemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. '' hükmünü içerdiği görülmektedir.  Davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde,  taşeronluk sözleşmesinin 19. sayfasındaki 1.30.6.maddesi uyarınca müvekkilinin onayı olmadan taşeron ...'nin hak ve alacakları temlik edemeyeceğini, nitekim bu şekilde bir temlike müvekkilinin onayı olmadığı hususunun da ...'ye ihtaren bildirildiğini  beyan etmiştir.  Davacı ile feri müdahil arasında Kadıköy .... Noterliğinin 27.11.2012 tarihli, ... yevmiye numaralı alacağın temliki  sözleşmesi düzenlendiği,  temlik konusu alacak bedelinin 544.901,03 TL olarak belirtildiği,  temliknamenin dayanağı olarak çek ve fatura bedellerinin gösterildiği anlaşılmaktadır.  Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK'nın 183 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. Devri sözleşme ile yasaklanmış alacaklarda; alacaklı ve borçlu anlaşarak, kısmen veya tamamen belli kişilere karşı veya belli bir süre ile sınırlı olarak alacağın devrini menedebilir. Bu sözleşme, şekle bağlı değildir. Ancak üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebilmesi için, devir yasağının yazılı olması ve bu şartın borç senedinde belirtilmiş olması gerekir. Devri caiz olmayan bir alacak hakkında yapılan temlik işlemi ilke olarak geçersiz olup, böyle bir devir sadece borçlu karşısında değil, temlik edenle temlik alan arasında da hüküm ve sonuç doğurmaz. Sözleşmede temlik yasağı bulunması ya da borçlunun rızasına bağlanmış olması durumunda borçlunun rızasının bulunmaması halinde alacağın temliki borçluya karşı ileri sürülemez (Yargıtay HGK'nın 29.03.2023 tarihli ve 2021/(15)6-535 Esas, 2023/266 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davalı, davacının alacağın temliklinin kendisine bildirildiği  davacı ihtarnamesine, 07.12.2012 tarihli  ihtarname ile temlik işlemini kabul etmediklerini bildirdiği görülmektedir. Bu durumda, davalı ile  feri müdahil arasındaki  sözleşmenin 1.30.6.maddesi uyarınca yüklenici feri müdahil ... firmasının alacağını üçüncü bir kişiye devredemeyeceği anlaşıldığından, davacı ile yüklenici-feri müdahil ... firması arasında yapılan temlik sözleşmesinin davalı yönünden bir geçerliliği bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Her ne kadar davacı vekili,  27.11.2012 tarihli temliknamenin  ... İnşaatın davalı şirket nezdinde doğmuş tüm alacaklarını kapsadığını ileri sürmekte ise de, temliknamenin incelenmesinde,  ... İnşaat firmasının davalıda  olduğunu iddia ettiği  fatura ve çeklerden kaynaklanan alacağını davacıya devretmiş olup ...'nin iskele bedelinden olan alacağının, temlik sözleşmesi kapsamında yer almadığı, aksine bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, kaldırma kararı sonrasında davalı ve temlik eden feri müdahil ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile düzenlenen 23.06.2021 tarihli ek bilirkişi raporu ile  de temlik eden  feri müdahil şirketin  davalıdan alacaklı olmadığı da tespit edilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye  556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b16c8e07b19ed78","SID":"6a85dec5cff89e61"}}