{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/86 <br>KARAR NO: 2025/670<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/10/2024<br>NUMARASI: 2023/369 Esas - 2024/721 Karar<br>DAVA: Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Örtülü Kazanç Aktarımından Kaynaklanan (6362 Sy. SPK M.21))<br>Davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; ... AŞ'nin 1976 yılında ... San. ve Tic. AŞ ticaret unvanı ile kurulmuş olup 25.05.2012 tarihinde mevcut unvanını aldığını, şirket yönetim kurulunun 12/11/2012 tarihli kararı ile ortaklığın devralma yoluyla  ... AŞ ile birleştirilmesine karar verildiğini, 31/07/2013 tarihinde tescil edilen birleşme işlemi neticesinde şirketin sermayesinin 60.000.000-TL'den 588.505.080-TL'ye çıkarıldığını, birleşme ile ... tarafından işletilen 7 adet otelin şirket bünyesine katıldığını, 24/07/1997 tarihinden itibaren borsada işlem gören şirket paylarının, ... AŞ'nin 30/04/2015 tarihli toplantısında alınan karar ile 05/05/2015 tarihinden itibaren ana pazar kaydından çıkarılarak yakın izleme pazarına alındığını, davalı ...'ın 08.04.2011 tarihinden itibaren şirketin yönetim kurulunda yer aldığını, davalı ... ın ise 28.08.2015-02.06.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket nezdinde yürütülen denetim çalışmaları sırasında, şirketin büyük ölçüde ... tarafından sevk ve idare edildiği, önemli nitelikteki sözleşme ve diğer belgelerin bir çoğunda şirket kaşesi altında sadece ...'ın imzasının yer aldığının görüldüğünü, şirketin 2015 yıl sonu itibariyle 5 adet bağlı ortaklığı bulunduğunu, halka açık ... Holding'in ilişkili tarafı niteliğinde olan ... Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olarak TTSG ilanlarına göre ...'nın 11/03/2009 tarihinde ... tarafından 25.000-TL ve ... Holding'in sahibi olan ... tarafından 475.000-TL esas sermaye payı taahhüt edilerek kurulduğunu, 26/06/2012 tarihinde alınan kararla ...'ın sahibi olduğu hisselerin tamamını ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, aynı zamanda söz konusu karar ile ...'ın 10 yıl süreyle genel müdürlüğe seçildiğini, 13/01/2015 tarihinde ...'ın hisselerini devretmesi sonucu ...'ın 3.000.000-TL'lik payın tamamına sahip olarak şirketin tek ortağı konumuna geldiğini, ...'nın ...'ın bağlı ortaklığı ... Dokuma ile karşılıklı çek alışverişi ve banka üzerinden para gönderilmesine dayalı ilişki bulunduğunu, avans ödemeleri yapılmasına rağmen ... tarafından şirkete hiç bir hizmet verilmediğini, buna rağmen şirket tarafından avans verilmeye devam edildiğini, finansal kriz içerisinde olan ... şirketince bu dönemde hizmet almadan ...'ya avans verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket ile ..., ... Holding, ..., ..., ... şirketleri tarafından imzalanan 19.04.2017 tarihli protokol ile Kervansaray şirketinin ...'dan olan 4.794.292,87-TL'lik alacağın tahsilinden vazgeçildiğini, ... tarafından şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmediğini, Bodrum'daki otelin alacağına mahsuben ...'a satıldığını, satış bedelinin de borcu karşılamadığını, otelin ... Holding'e kiralanmasına ilişkin olarak da muvazaalı işlem yapılmış olup bu konuda müvekkilince ayrıca dava açıldığını, şirket tarafından ...'nın fonlandığını, Bodrum otelinin ...'ya kiralanması ve icradan satışı sürecinde şirket yöneticilerinin ticari hayatın olağan akışına aykırı uygulamalar yaptıklarını, şirkete dayatılan protokol ile şirketin 4.794.292,87-TL zarara uğratıldığını, Kurul karar organının 08.09.2017 tarihli kararı ile ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, zararın şirkete ödenmesini teminen işlem yapılması için şirketin uyarılmasına ve verilen süre içerisinde iadenin yapılmaması halinde iadeye ilişkin dava açılması hususunda Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verildiğini, suç duyurusu üzerine ilgililer hakkında İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, zararın iadesi gerçekleşmediğinden müvekkilince açılan kısmi davada İstanbul 14. ATMnin 2018/373 esas sayılı dosyasında 47.950-TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu davada saklı tutulan haklar için işbu davanın açıldığını, halka açık ortaklık statüsündeki ... Holding ve bağlı ortaklık ve iştiraklerinin, şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve şirkette 28/08/2015-02/06/2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yapan ve aynı zamanda ... şirketinin sahibi ve genel müdürü olan ...'ın bilgisi ve iradesi doğrultusunda, SPK'nın 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilerek, örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığının azaltıldığını ve şirketin 4.794.292,87-TL tutarında zarara uğratıldığını belirterek, söz konusu zarar tutarı ile kanuni faizinin, İstanbul 14. ATM'nin 2018/373 esas sayılı dosyası ile saklı tutulan 4.746.342,87-TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak ... Holding, bağlı ortaklık ve iştiraklerine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili; müvekkilinin yöneticisi olduğu ... Holding'in tekstil sektöründeki daralma üzerine ticari faaliyetlerini ağırlıklı olarak turizm alanına kaydırdığını, bu amaçla da otellerinin yenilenmesi için ... şirketiyle renovasyon sözleşmesi akdedildiğini, davacı kurumun sadece iki şirket arasındaki cari hesap ilişkilerini baz alarak örtülü kazanç aktarımı iddiasında bulunduğunu,  dava konusu iki şirketin de bağlı ortaklık yapılarını içinde barındıran grup şirketleri olduğunu, bu şirketler arasında ... Holding, ..., ..., ..., ..., ... şirketlerinin de bulunduğunu, cari hesaplar yapılırken bu şirketlerin grup şirketi olarak dikkate alındığını, bu dönemde ... Holding'in yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle ... şirketine olan borçlarını ödeyemediğini, ekonomik sıkıntıların aşılması ve ...'ın icra takiplerinin bertaraf edilmesi için ...'nın da içinde bulunduğu grup şirketleriyle borç tasfiye protokolleri imzalandığını, sözleşme gereği şirketlerin karşılıklı alacaklarından feragat ettiklerini, müvekkilince gelişen ticari sürece uygun ticari kararlar alındığını, yapılan renovasyon sözleşmesi ve sonradan yapılan ibranamenin de SPK'nın iddialarının aksine ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilinin mal varlığına bakıldığında bu dönemde herhangi bir artış olmadığının görüleceğini, müvekkilinin 19/04/2017 tarihli borç tasfiye protokolünde imzası bulunmadığını, kendi yaptığı sözleşmeden kendisinin feragat etmediğini, SPK'nın 08/09/2017 tarihli kurul kararında ... Holding'i ...'dan olan alacak için hukuki takibat başlatması için uyardığında, müvekkilinin münferiden imza yetkisi bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalının ilişkili kişiler olduğu iddiasının kanuni bir dayanağının bulunmadığını, İstanbul 14. ATMnin 2018/373 esas sayılı dosyasının istinaf aşamasında kesinleşmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacı kurumun alacak ve iade isteminin haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı olup zamanaşımına uğradığını, İstanbul 14. ATMnin 2018/373 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu ... ile ... Holding arasında 10.10.2014 tarihinde şirketin otellerinin renovasyonuna ilişkin sözleşme imzalandığını, o tarihte müvekkilinin ... Holding yönetim kurulu üyesi olmadığını, ancak turizm sektörünün krize girmesi üzerine ...'ın talebi üzerine sözleşmenin sona erdirildiğini, ...'dan bu proje nedeniyle oluşan zararın talep edilmediğini, yükleniciye iş sahibince önden avans ödemesi yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, dava konusu 19.04.2017 tarihli protokol kapsamında ...'nın borçları ibra edilirken, ... Holding'in de borçları yapılandırılarak pasifinin azaltıldığını, nitekim bu kapsamda ... Holding'in 35.000.000-TL'den fazla kazanım elde ettiğini, ayrıca protokolün iki taraflı olmayıp çok taraflı olduğunu, protokol bir bütün olarak ele alındığında ...'ın pasiflerinin azalması suretiyle kazançlı olduğunu, bağımsız yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin ilişkili taraf olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira müvekkilinin yönetim ve temsil yetkisi bulunmadığını, pozisyonu gereği ... Holding'de etki sahibi bir kimse olmadığını, aktarımın yapıldığı iddia edilen taraf müvekkili olmayıp ... şirketi olduğunu, bu nedenle iadesi istenilen tutarın müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; SPK'nın, 6362 sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, gerekli tedbirleri almaya ve kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu, 6362 sayılı Kanunun 94/2. fıkrası ile, iade davaları için aynı Kanun'un 92. maddesi birinci ve üçüncü fıkralarına atıf yaparak, iade davasının 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesinde düzenlenen süre içinde açılacağını belirttiği, buna göre 6362 sayılı Kanunun 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca SPK'nın, işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iade davası açmaya yetkili olduğu, 6362 sayılı Kanunun 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde, SPK'nın iade davası açma süresi düzenlenmişse de, söz konusu maddede düzenlenen sürenin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, kanun koyucu bir hak talebi için öngörülen sürenin zamanaşımı süresi olduğunu kabul ettiğinde, ilgili maddede bu sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirttiği, ancak hak düşürücü süre söz konusu olduğunda böyle bir belirtmede bulunmadığı, bu bakımdan 6362 sayılı Kanunun 92 ve 94. maddesindeki düzenlemelerin içeriği dikkate alındığına, örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali halinde açılacak iade davası için 6362 sayılı Kanunun 94/2. maddesi yoluyla uygulanacak 92/1-b maddesinde öngörülen sürenin, bir hak düşürücü süre olduğu, 6362 sayılı Kanunun 92/1-b maddesi uyarınca, sürenin bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren başlayacağı, dosya kapsamı dikkate alındığında, SPK yetkilileri tarafından düzenlenen denetleme raporu sonrasında, SPK Kurul karar organı tarafından, 08/09/2017 tarih ve 33/1115 sayılı toplantıda, örtülü kazanç aktarımı yapıldığının tespitine karar verildiği ve ilgililer hakkında C Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma kararı alındığı anlaşılmakla, kurul için dava açma süresinin bu tarih itibariyle başlayacağının anlaşıldığı, eldeki iade davasının 05/06/2023 tarihinde açıldığı, bu durumda davanın 6362 sayılı Kanunun 92/1-b maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin karar organınca örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı azaltılan ... Holding ile bağlı ortaklık ve iştiraklerine verilen süre içerisinde iadenin yapılmaması nedeniyle kanunun 94. maddesi uyarınca davalılar hakkında İstanbul 14. ATM'nin 2018/373 esas sayılı dosyasında açılan kısmi davada mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, SPK'nın 21/4 maddesi hükmünün son cümlesi ile örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili kanunun 94 ve 110. maddesi hükümleri saklı tutulmuş olup, kanunun 94. maddesinde ise Kurul'un, belirlenen tutarın tayin edilen süre içerisinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığı gibi, kanunun 92/1 fıkrasının da bu madde bakımından uygulanacağının hüküm altına alındığını, Kurul tarafından ihraççıların hukuka aykırı işlemleri ile sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerinde uygulanabilecek tedbirlere ilişkin 92/1 maddesinin ise; \"... Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya yetkilidir...\" şeklinde olduğunu, kanunun 94. maddesiyle Kurul'un 92. maddedeki hukuka aykırı fiilerden ayrı olarak örtülü kazanç aktarımı fiilinin tespiti halinde ayrıca iade davası açmaya yetkili kılındığını, kanunun 94. maddesinde yer alan “Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir. 92. maddenin birinci fıkrası bu madde bakımından da uygulanır.” hükmü uyarınca Kurul'un, halka açık şirketin malvarlığından örtülü olarak aktarılan miktarın yine Kurulca tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığını, nitekim işbu davanın hukuki dayanağının da anılan hüküm olduğunu, kanunun 94. maddesi hükmündeki atfın 92. maddede yer alan tespit davaları için öngörülen sürelerle ilgisinin olmadığını, ihraççıların hukuka aykırı faaliyetlerinde uygulanabilecek tedbirlerin düzenlendiği 92/1-b bendinin, hukuka aykırı işlemlerin iptali, butlanı veya yokluğunun tespiti için dava açılması halinde uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, oysa somut olayda Kanunun 94. maddesi kapsamında açılmış bir dava bulunduğunu, kendilerine kazanç aktarımı yapılan tarafların kurulca verilen süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmemeleri halinde kurulca dava açıldığını, Kurula tanınmış olan iade davası açma yetkisinin, esas itibarıyla HMK’nın 53. maddesinde düzenlenen başkasının hakkını dava takip yetkisinin özel görünüm biçimi olduğunu, davanın da başkasının alacağının zamanaşımı süresine, yani genel hükümler uyarınca örtülü kazanç aktarımının yapıldığı tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, kanunun 92. maddesinde belirtilen sürelerin, yalnızca ihraççıların kanun, esas sözleşmeye aykırı malvarlığını azaltıcı nitelikteki işlemlerinin iptali, butlan ve yokluğunun tespiti davaları için geçerli olduğunu, kanunun 94. maddesi hükmü çerçevesinde ise, aktarılan tutarın iadesi davası açılmakta olup, 92. maddede öngörülen sürelerin, söz konusu maddede sayılmayan örtülü kazanç aktarımının iadesi davasında uygulanamayacağını, dava konusu borcun kaynağı haksız fiil olup, 6098 sayılı TBK'nın 72. maddesi gereği 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olduğunu, buna bağlı olarak haksız fiil ve failden 08.09.2017 tarihinde haberdar olunduğundan, kısmi dava 25.04.2018 tarihinde ve işbu ek dava ise 05.06.2023 tarihinde açılmış olup, işbu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, ilaveten eylemin suç teşkil etmesi nedeniyle uzamış ceza zamanaşımı süresi itibariyle de davanın süresinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı ... vekili; davanın konusu para ile ölçülebilen bir uyuşmazlık olduğundan nispi vekalet ücretine tabi olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi nedeniyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı iddiasına konu bedelin şirkete iadesi istemine ilişkindir. 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 21. maddesinde; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmalarının yasak olduğu, kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde ise halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep edeceği, kendilerine kazanç aktarımı yapılan tarafların Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 94. maddesinde ise; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının ortaklara duyurulmasını istemeye ve Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Somut olayda; davacı kurum tarafından ... Holding'in 2014-2015 yılları hesap ve işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen denetleme raporuna istinaden davacı kurum karar organınca alınan 08.09.2017 tarihli karar ile, söz konusu rapora istinaden ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, tespit edilen şirket zararının şirkete ödenmesini teminen işlem yapılması için şirketin uyarılmasına ve verilen süre içerisinde iadenin yapılmaması halinde iadeye ilişkin dava açılması hususunda kurumun Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verildiği, karara istinaden şirket zararının ilgililerden tahsili için Kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde işlem yapılması konusunda şirkete 20.09.2017 tarihinde yazı yazıldığı ve ilgililer hakkında davacı kurumca suç duyurusunda bulunulduğu, şirketin zararının giderilmemesi üzerine örtülü kazanç aktarımına konu tutarın şirkete iadesi hususunda davalılar aleyhine İstanbul 14. ATM'nin 2018/373 esas sayılı dosyasında 26.04.2018 tarihinde kısmi dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, ilk davada saklı tutulan kısım için de davacı kurum tarafından 05.06.2023 tarihinde işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.  6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 92. maddesi; \"(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir... (2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır. (3) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır.\" şeklinde düzenlenmiştir.  Aynı kanunun 94. maddesinin 1. fıkrasında; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu, 2. fıkrasında ise 92. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının bu madde bakımından da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemelere göre davacı kurum, 6362 sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, gerekli tedbirleri almaya ve Kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir. 6362 sayılı kanunun 21/4 maddesinde, örtülü olarak aktarılan tutarın iade edilmesi için gereken sürenin SPK tarafından belirleneceği ifade edilmiş, ancak iadenin gerçekleşmemesi hâlinde Kurul’un açacağı davanın süresinden bahsedilmemiştir. Aynı kanunun 94/1 maddesinde de Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yine Kurul’un yetkili olduğu belirtilmiş, ancak iade davası açma süresine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda kanunun 94/2 maddesinde yapılan atıf nedeniyle, süre bakımından 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu hükümde ise Kurul’un, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Buna göre örtülü kazanç aktarımına konu tutarın ilgili şirkete iadesi için davacı kurum tarafından açılacak dava, durumun Kurul'un yetkili karar organınca tespiti tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olup, hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda Kurul'un yetkili karar organınca alınan karar tarihi 08.09.2017 olup, şirkete zararın tahsili için yazılan 20.09.2017 tarihli  yazıda verilen şirkete verilen 3 aylık süre sonrasında işlemeye başlayan 3 aylık hak düşürücü süre, işbu dava tarihi olan 05.06.2023 itibariyle dolmuştur. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 03.10.2024 tarihli RG'de yayımlanmış olan AAÜT'nin 13/4. maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiştir. Bu maddede belirtilen ücret ise 30.000-TL maktu ücrettir. Davacının maddi tazminat niteliğindeki talebi tamamen reddedildiğinden, mahkemece anılan tarife hükmüne göre davalılar lehine 30.000-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacı kurum harçtan muaf olduğundan peşin yatırılan 427,60-TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacıya iadesine, Davalı ... tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a56bf58f17c57b0","SID":"7800a29d496c3f5f"}}