{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:13/10/2021<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:17/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Banka'nın Nazilli Şubesi ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, kendisine kredi açıldığını ve kullandırıldığını, diğer davalıların  sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, karşı taraf davalı-borçlularca ödenmesi gerekirken borç bakiyesinin davacı bankaya ödenmediğini, bunun üzerine kredi hesabı kat edilerek; borcun ödenmesi hususunda asıl borçlu ... San. Tic. Ltd.Şti.'ne ve kefiller ... ve ...'a ayrı ayrı Nazilli 1. 1.Noterliği'nin 07.01.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin  keşide edildiğini, iş bu ihtarname karşı taraflara tebliğ edilmiş ise de borcun ödenmemesi sebebi ile Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı Denizli 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız haciz yolu ile icra takip dosyasına ibraz edilerek borçlu-davalılara: 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, davalılar tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın iptali davası açılmadan, öncesinde 22.08.2019 tarihinde taraflarınca arabulucuya başvurulduğunu, davalıların itiraz dilekçesinde yetki ve faiz itirazında bulunduğunu, yetki itirazının ve faize itirazın hukuka aykırı olduğunu, borçluların kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiklerini, bu sebeplerle davanın kabulü ile Denizli 3. İcra Müdürlüğüne ... esas sayılı dosyasında başlatılan borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar  vekili cevap dilekçesinde özetle;  öncelikle işbu davada genel yetki kuralları gereğince Nazilli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple işbu davada Denizli Mahkemelerinin yetkisine itiraz ettiklerini, faize ve faiz oranına ilişkin itirazlarını yinelediklerini, kredi sözleşmesinin müvekkillerine baskı altında imzalatıldığını, kredi sözleşmesi imzalanmadığı takdirde müşterilere bankaların kredi vermediğini, bu nedenle finansal anlamda zorluk yaşayan müvekkillerin söz konusu sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakıldıklarını, bu nedenle faizin ve faiz oranın iptal edilmesi gerektiğini, ayrıca usulüne ve yasaya uygun olmayan icra takibine dayanan işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, müvekkillerinin borçlu olduğu herhangi bir miktar bulunmadığını, bu sebeple haksız icra takibinin ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \"..Mahkememizce yapılan yargılama, dava dilekçesi, alınan bilirkişi raporları, incelenen icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ;davalı asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. ile   davacı bankanın Taksitli Ticari Kredi ve Genel kredi ve gayrinakdi  Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzaladığı,diğer davalıların bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı,davacı tarafından sözleşmelere dayalı kredilerin kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek Nazilli 1. Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiği, ancak icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, icra takibi ile dava konusu olan bakiye kredi borcunun kefalet limiti içerisinde kaldığı, mahkememizce aldırılan  24.03.2021 tarihli bilirkişi ve 04.07.2021 tarihli  ek bilirkişi raporunda  hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalıların icra takip tarihi itibariyle borçlu olduğu anlaşılmakla hesap edilen alacak kalemleri üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine  ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Alacak taraflarca bilinebilir hesaplanabilir nitelikte olduğundan yasal koşulları oluşmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir...\" şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından gerekeçeli karara dayanak yapılan bütün raporların hatalı, eksik, yasal düzenlemelere aykırı olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi ...'a ait 24/03/2020 tarihli ve bilirkişi ...'ya ait 24/03/2021 tarihli bilirkişi raporları  incelendiğinde; her iki bilirkişi raporunun ortak özelliğinin, her iki raporda da, müvekkili tarafından davalı-asıl borçlu şirket ve kefillere 27/12/2018 tarihli ihtarnamenin yanı sıra 07/01/2019 ve 21/01/2019 tarihli ihtarnamelerden bahsedildiği ancak  07/01/2019 ve 21/01/2019 tarihli ihtarnamelerin borçlulara tebliğ olduğu tarihler dikkate alınmaksızın sadece -dosyada bulunmamakla diye- yetinilerek  temerrüt tarihini dikkate almaksızın, takip tarihi olan 01/03/2019 tarihi temerrüt başlangıç tarihi olarak kabul edilerek ve baz alınarak ve bu tarihe göre hatalı hesaplamalar yaptıklarını, temerrüt tarihinin hatalı tespiti sonucu da faiz oranlarının değiştiğini ve takip borcunun hesaplamasının da hatalı yapıldığını, yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, kat ihtarının davalı asıl borçlu ve müteselsil kefillere sözleşmede yazılı adreslerine gönderildiğini ve usule uygun tebliğ edildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayanmaktadır. Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak hesabın kat edilmesiyle muaccel hale gelir (Yargıtay 19. HD. 14.10.2004 T. 2004/7640 E. 2004/10100 K.; Yargıtay 11. HD. 30.04.2004 Tarih, 2003/10690 E. 2004/4776 K.). Alacaklının müteselsil kefile başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (Uygur, Turgut; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, Nisan 2012, Cilt II, s. 2541). Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı kefillere bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de, davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için atıfet tanıması halinde alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiş kabul edilebilecektir (Yargıtay 19. HD 03.04.2019 tarih ve 2019/4707 E.-  2019/2247K.).Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet  süresi bitmeden icra takibine de geçilemez (Yargıtay 11. HD 02.11.2022 tarih ve 2021/3428 E.-  2022/7729 K.). <br>Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, dosyaya sunulan bilirkişi ...'a ait 24/03/2020 tarihli ve bilirkişi ...'ya ait 24/03/2021 tarihli bilirkişi raporları  incelendiğinde; her iki bilirkişi raporunun ortak özelliğinin, her iki raporda da, müvekkili tarafından davalı-asıl borçlu şirket ve kefillere 27/12/2018 tarihli ihtarnamenin yanı sıra 07/01/2019 ve 21/01/2019 tarihli ihtarnamelerin gönderildiğinden bahsedildiği, ancak  07/01/2019 ve 21/01/2019 tarihli ihtarnamelerin borçlulara tebliğ edildiği tarihler dikkate alınmaksızın sadece -dosyada bulunmamakla diye- yetinilerek temerrüt tarihini dikkate almaksızın, takip tarihi olan 01/03/2019 tarihi temerrüt başlangıç tarihi olarak kabul edilerek ve baz alınarak ve bu tarihe göre hatalı hesaplamalar yaptıklarını, temerrüt tarihinin hatalı tespiti sonucunda faiz oranlarının değiştiğini ve takip borcunun hesaplamasının da hatalı yapıldığını ileri sürmektedir.<br>Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/03/2020 tarihli (rapor sonunda sehven tarih 2019 olarak belirtilmiştir) raporun tebliği (20/04/2020 tebligatın okundu sayıldığı tarihtir) üzerine davacı tarafça bir itiraz (COVID-19 Salgını Nedeniyle Yargıda Sürelerin durması göz önüne alınsa dahi) sunulmamıştır. Sadece, 18/11/2020 tarihli celsede, süresinden sonra, davacı vekili, rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini beyan etmiştir. <br>HMK'nın 281'inci maddesine göre taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. İki haftalık süre madde gerekçesinde de belirtildiği üzere hak düşürücü süredir. Taraf, iki hafta içinde bilirkişi raporuna tamamen veya kısmen itiraz etmezse rapor, itiraz etmediği kısımlar bakımından onun hakkında kesinleşir. Bilirkişi raporunda itiraz edilmeyen husus diğer taraf bakımından usuli kazanılmış hak oluşturur (Prof.Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, 2'inci Baskı, sayfa 1279 vd.).Yargıtay da, yargılama sırasında yanlardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi halinde itiraz eden lehine usuli kazanılmış hak oluşacağını, taraflardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, diğer tarafın itirazı üzerine ya da mahkemece kendiliğinden yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonuncu raporun önceki rapora itiraz edenin daha da aleyhine olması halinde,  önceki rapor,  itirazda bulunmayan yönünden kesinleşeceğinden, itiraz eden taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği mahkemece itiraz edenin lehine olan bilirkişi raporuna göre karar verileceğini benimsemektedir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 28.02.2017 gün ve 2014/17879 E,.2017/2082 K.).<br>Yasal sürede, ilk bilirkişi raporundaki, istinaf sebebi yapılan hususa ilişkin bir itiraz davacı tarafça sunulmadığından, istinaf sebebi yapılan husus konusunda, davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle, davacının istinaf talebi yerinde değildir.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da7ac1ea2728d565","SID":"12b628585762b8f4"}}