{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/665 <br>KARAR NO: 2025/847<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/01/2025<br>ESAS NO: 2016/91<br>KARAR NO: 2025/9<br>DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Kooperatif Hukukundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 25/04/2025<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2025 tarih ve  2016/91  Esas -  2025/9 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalılardan ... Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, davalılardan ...'ın davalı kooperatifin yüklenicisi bulunduğunu, davacının davalı kooperatifteki üyeliğini dava dışı ...'den Kayseri 4. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile devraldığını, çekilen, kura sonucunda davacıya ... İlçesi, ... Mahallesi, ...ada, ... Parsel ve ... numaralı bağımsız bölümün isabet ettiğini, bahse konu bağımsız bölümtün davacıya teslim edildiğini, ancak ana sözleşmeye uygun bir şekilde maliyet hesabı yapılarak kesinleştirilmediğini, davalı kooperatif yönetimi ve yüklenicinin civardaki rayiç fiyatların yaklaşık iki katı tutarındaki bir rakamı üyelere kabul ettirmeye çalıştıklarını, davacıya isabet eden ve teslim edilen dava konusu taşınmazın ana sözleşme, genel kurul kararları ve tüm mevzuata aykırı olarak yükleniciye devredildiğini, bahse konu taşınmazın davacıya ait olduğunun kura zaptı ve üyelik kayıtlarından belli olduğunu, davacının davalı kooperatife aidatlarını ödediğini, bakiye maliyet borcunun ise usulüne uygun şekilde tespit edilmesi halinde ödeyip tapusunu alacağını, tapunun yüklenici adına tescilinin tamamen hukuksuz ve dayanaksız olduğunu, bahse konu gayrimenkulün davalı kooperatifin üyeleri için yapıldığını, dava dışı arsa 'sahibi ... tarafından satış işlemi ile davalı ...'a devredilmiş olsa da bu bağımsız bölümün her iki davalı arasında yapılan sözleşmeye göre kooperatife ait olduğunu, kooperatifin ana sözleşmedeki taahhüdü kapsamında davacı adına tescil ettirmesi gerektiğini, davacıdan kesim maliyet hesabı adı altında çok fahiş bir rakam dep edildiğini ve davacının tapusunun verilmesi için zorluklar çıkarıldığını, kesin maliyet hesabının Mahkemece belirlenerek Mahkeme veznesine depo ettirilmesi amacı ile kooperatifin davalı otarak gösterildiğini, bugüne kadar üyelerin kesin maliyet hesabına yaptığı itirazların usulünce giderilmediğini, yeni bir heyet oluşturulmadığını ve maliyet tespiti yapılmadığını, mahkeme kanalı ile ana sözleşmeye uygun bir şekilde tespit ettirildikten sonra ortaya çıkacak bakiye borcu Mahkeme veznesine depo etmek sureti ile ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... Parsel ve ... numaralı bağımsız bölümün tapu kaydı üzerine cebri icra yolu ile dahil üçüncü kişilere devri ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını, 2 nolu davalı adına kayıtlı tapunun iptaline ve müvekkili adına tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dav etmiştir.<br>Davalı Kooperatif vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının kooperatife olan borçlarını ödememesi nedeniyle 08/09/2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla üyelikten çıkarıldığını, ihraç kararının 12/09/2014 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiğini, kooperatif ortaklığının gerektirdiği temel şartlardan biri olan ödemelerin zamanında yapılması yükümlülüğü davacı tarafından ihlal edildiğini, kooperatif yönetim kurulunun 64 sayılı ve 11/11/20122 tarihli kararı ile kooperatif ana sözleşmesinin değişen 14,61,62,63 maddelerine ve diğer maddeleri ile genel kurul kararları doğrultusunda kooperatifçe yapılıp üyelere teslim edilmiş ve yapımı devam eden bloklar il yapımı planlanan inşaatlara göre konutların ortalama ve kesin maliyet bedellerinin kooperatif genel durumu, yüklenici ile yapılan sulh sözleşmesi ve diğer ilgili hususlar dikkate alınarak hesaplanması için komisyon kurulmasına karar verildiğini ve buna bağlı olarak konut maliyet hesap komisyonu raporu doğrultusunda konut kesin maliyet borçları hesaplanmış buna ilişkin borç tutarı da davacı üyeye ihtarname ile bildirildiğini, 22/06/2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında, konut kesin maliyet komisyonu raporuna göre bakiye konut maliyet borcunu ödeyen üyelerin ve ödeyecek olanların yine yönetim kurulunun faaliyet raporu ekinde yer alan ibraya hak kazanan üye listesindeki üyelerin ibra edilmesine, dairesi teslim edilen ve tapusu da verilen üyelerin dosyalarının kapatılmasına, konutunu teslim almış ve alacak olan ancak bakiye maliyet borcunu ödemeyen üyelere ihtar gönderilmesine ve buna rağmen ödemeyen üyelere yapılmış daire tahsislerinin iptaline ya da bakiye kooperatif alacağının tahsili için yasal işlem yapılmasına, bu hususlarda yapılmış işlemlerin onaylanmasına, yapılması gereken işleri takip ve uyg2ulamalar için yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiğini, alınan genel kurul kararı doğrultusunda üyelere ihtarname gönderildiğini, alınan genel kurul kararların üyeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, bu nedenle de genel kurul kararlarına göre borcunu ödemeyen üyelere ihtarname gönderilmiş ve borcunu ödemleri, aksi halde kooperatifler kanunun 27. Maddesi ve kooperatif ana sözleşmesinin 14 vd maddeleri hükümleri gereği daire tahsisinin iptal edileceği ve ortaklıktan çıkartılacağının davacıya ihtarname gönderilmek suretiyle bildirildiğini ve ödemeler yapılmadığını belirterek Kayseri İli ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili Cevap dilekçesinden özetle;  müvekkilinin inşaat mürcahhidi olarak faaliyette bulunduğunu, davacının ileri sürdüğü iddinların soyut ve asılsız olduğunu, açılan davanın haksız olduğumu, reddi gerektiğini, davalının kooperatife sadece yüklenici firma olarak bulunduğunu ve işi gereği kendisine verilen sorumluluğu yerine getirdiğini, davalının arsa sahibi ...'dan bu daireyi satın aldığını, iddia edildiği gibi davalının kötü niyetli otmadığını, usulsüz işlem yapmadığını, davalının bu daireyi kooperatiften kalan alacağına karşılık aldığını, davalı lehine tapuya yapılan tescilin tamamen hukuka uygün olduğumu, davalının tapuyu alırken önceki tapu takyidatını bitmesinin mümkün olmadığını, davalının bahse konu davada davalı gösterilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, kooperatiften alacaklı olarak daireyi alacağına karşılık aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \".... Yapılan tespitler sonucunda her ne kadar kesin maliyet hesabında birkısım hatalar bulunmakta ise de davacının davalı kooperatife borcunun bulunduğu sabittir. Nitekim davacı da eldeki davada bakiye borcunun tespiti ile depo emek suretiyle taşınmazın adına tescilini talep etmektedir. Yargıtay 23. Hukuk dairesinin 2014/1429 esas ve 2014/4685 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere üyeye mevcut borcu ödeme olanağı sağlamak amacı ile borcun depo edilmesi sureti ile depo ettirilmesinin doğru olmadığı bu şekilde tescilin mümkün olmadığı yargıtayın yerleşik uygulamasıdır. Ancak, 15.12.2012 tarihli kesin maliyetin davacıya tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin bu maliyetin kesinleştiği açıktır.<br>Öte yandan İİK'nun 198. maddesi, \"Mevzuu para olmayan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanunu'nun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur.\" hükmünü içermektedir. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı kooperatif üyesinin kooperatife karşı parasal yükümlüğü bulunması halinde tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği, gibi değerini de isteyemeyeceğinin; parasal yükümlülüğü bulunmadığının anlaşılması halinde ise dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisinin davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşettiği, ancak davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İİK'nun 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, terditli tazminat/kayıt kabul isteminde bulunabileceğinin gözetilmesi gerekir. Yeri gelmişken Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 03/11/2011 tarihli ve 2011/2573 Esas ve 2011/1519 Karar sayılı kararındaki, \"1163 sayılı Kanun’un 98. maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. Anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için ödediği paylar ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür.\"  gerekçesine de değinmek gerekmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince bu karar dışında aynı yönde 29/03/2012 tarihli ve 2011/4362 Esas, 2012/2455 Karar sayılı karar dışında verilmiş karar bulunmamaktadır.  Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 12/02/2013 tarih ve 2012/6955 E, 2013/752 K; 17/06/2013 tarih ve 3502 E, 4141 K; 21/06/2013 tarih ve 4136 E, 4294 K; 21/11/2013 tarih ve 5728 E., 7320 K; 18/03/2014 tarih ve 2013/8059 E., 2014/2038 K.,12/10/2015 tarih ve 2014/9460 E., 2015/6457 K. ve 27/10/2015 tarih ve 2014/10329 E., 2015/6925 K. sayılı kararları ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2021/1332 E. 2021/1412 K., 2021/982 E. 2021/1411 K., 2021/1568 E. 2021/1410 K., 17/05/2018 tarih ve 2017/1172 E., 2018/717, aynı tarih 2017/1173 E., 2018/722 K., aynı tarih 2017/1176 E., 2018/689 K., aynı tarih 2018/85 E., 2018/696 K., aynı tarih 2017/1171 E., 2018/703 K., 09.05.2019 tarih ve 2018/1910 E., 2019/773 K. ve 16/12/2020 tarih ve 2018/1907 E., 2020/1655 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 6102 sayılı TTK'nun 480/3. maddesinde, \"Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. Ancak davacı kooperatif ortağının terditli taşınmazın bedelinin tahsili istemi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün alacaklardandır. Anonim şirketlerde sermayenin korunmasını amaçlayan ve ancak hisse senetlerinin bazı istisnalar dışında şirketçe satın alınmasını yasaklayan, hisse senetlerinin başkasına devri suretiyle el değişikliğine imkan veren yapısı ve özelliği ile kooperatiflerin yapısı ve amacı aynı değildir. Anonim şirketlerde, hisse senetlerin, maliki olan ortakların kendi arasında veya dışarıdan birine devri mümkün ise de, çıkma mümkün olmayıp, sermaye payının ödenmemesi nedeniyle TTK'nun 482. maddesi uyarınca çıkarılma imkân dahilindedir. TTK'nun 379, 383, 384, 39 ve 389. maddelerinde şirketin, kendi hisse senetlerinin maliki olmasının mümkün olmadığı ve bunun istisnaları açıklanmıştır.  Diğer anlatımla, ortakların hisse bedelini geri istemeleri mümkün olmadığı gibi, anonim şirketlerin de kendi hisse senetlerini geri alabilmeleri de mümkün değildir. Kooperatiflerden açık kapı ilkesi uyarınca istifa ve ihraç mümkün olup, çıkma payından kooperatif sorumlu olduğu gibi, üyenin konut karşılığı tazminat isteminden ve fazla ödemelerin istirdatı isteminden de sorumludur. Bu konuda yasa ve anasözleşmede bir boşluk bulunmamaktadır. Boşluk bulunmadığına göre, TTK'nun anonim şirketler ile ilgili düzenlemelerinin kıyasen uygulanmasına ihtiyaç da bulunmamaktadır. İflas halinde kooperatifin bu borca ilişkin sorumluluğu kaldıran bir hukuki düzenlemeye Kooperatifler Kanunu'nda ve anasözleşmede yer verilmiş değildir. Yargılama sonunda dosya kapsamına göre davacının müflis kooperatifin ortağı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle davacının müflis kooperatife borçlu olduğu,  İİK'nun 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği gibi dava tarihi itibariyle davacının müflis kooperatife borçlu olduğundan taşınmazın bedelini de isteyemeyeceği  görüş ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1166 E. 2024/1927 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir.)...\" gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE,  karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;\tYerel Mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesi olarak müvekkili kooperatife borçlu olduğunu, ve bu nedenle tapu iptali ve tescili isteyemeyeceği gibi taşınmazın bedelini de isteyemeyeceğinin belirtildiğini, buna katılmalarının mümkün olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirttiği üzere hesaplamaya esas alınan 25.12.2012 tarihli kesin hesap maliyet raporunun kooperatif anasözleşmesine aykırı bir şekilde düzenlendiğinin açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin kooperatife ne kadar borcu olduğu da tespit edilmediğini, buna rağmen müvekkilinin kooperatife borcu olduğunu, bu nedenle tapu iptal tescil talebinin yerinde olmadığının tespit edildiğini, Kooperatifin hiçbir yasal unsuru dikkate almaksızın üyelerinden kesin maliyet hesabı adı altında usulsüzce fahiş tutarlar talep ettiğini, bununla birlikte gerek güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri içtihatları, tüm konutlar bitip maliyet hesabı yapılmadan üyelerden herhangi bir para istenemeyeceği konusunda mutlak olduğunu,  Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6310 E. 2022/185 K. Sayılı kararı, bu karara göre de tüm binalar bitip maliyet hesabı yapılmadan para istenemeyeceğinin sabit olduğunu, dolayısıyla kesin maliyet adı altında müvekkilinin borcu olduğu ve bu nedenle tapu iptal ve tescil isteyemeyeceğinin kabulünün mümkün olmadığını, bununla birlikte davalı kooperatifin iflas idare memurluğuna aday çıkmaması nedeniyle iflas idare masası oluşturulamadığını, dolayısıyla iflas dosyasında yeniden iflas idaresi toplantısı yapılması gerekmekte iken, yerel mahkemece bu husus beklenmeden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeniden iflas idaresi oluşturulup, toplanması beklenmesi gerekmekte olup, karar bu yönden de hatalı olduğunu, arsa karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği Kooperatifin edimini yerine getirmesi sebebiyle Kooperatif adına tescil edilmesi gerekli daire her nasılsa yüklenici adına tescil edildiğini, bu nedenle mahkemece bu durumda hiç değilse müteahhit adına olan kaydın iptali ile Koopereatif adına tescile karar vermek gerekirken eksik inceleme ile davanın tümden reddi de doğru olmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği sebeplerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/91 E. 2025/9 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davamızın kabulü yönünde bir kararın verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Kooperatifçe bir konutun ortağa tahsisi ortağa şahsi hak sağlar.  Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmaya izin veren bir haktır. Bu hak ortağa ayni hak bahşetmez. <br>Öte yandan İİK'nın 198. maddesi, \"Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir...Borçlar Kanununun 290 ncı maddesi hükümleri mahfuzdur.\" hükmünü içermektedir.<br>Dava konusu bağımsız bölümün davacı ortağa tahsisinin davalı kooperatiften tapu iptali ve tescil istemi yönünden davacı ortağa şahsi hak bahşettiği, ancak davalı kooperatifin iflasıyla artık tapu iptali ve tescil isteminin İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüştüğü, taahhüdün aynen ifasının yani tapu kaydının devrinin tasfiye durumuna göre iflas idaresinin takdirinde olduğu, davacı ortağın borçlu olmadığının tespiti halinde İİK'nın 198. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteyemeyeceği ancak artık para  alacağına dönüşen alacağının kayıt ve kabul isteminde bulunabileceği uyuşmazlığın  kayıt ve kabul istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacının talebi kooperatif üyesi olarak adına tahsis edilen konutun tapu iptal ve tescili istemine ilişkin olup, 1163 sayılı Kanun’un 98'inci maddesi uyarınca bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır. TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise \"Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur\" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. Bu açıklama doğrultusunda davacının alacağını masaya kaydettiremeyeceği, kooperatif ortağının taşınmaz bedelinin tahsili talebi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmadığı, iflas masasına kaydı mümkün alacak olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/01/2025 tarih ve 2016/91 E. - 2025/9 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acfc816a2cf69137","SID":"9cd0843ca6b6ed45"}}