{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/189 <br>KARAR NO: 2025/604<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/03/2021<br>NUMARASI: 2020/543 Esas -  2021/209 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 19.02.2016 tarihinde trafik sigortası bulunmayan ... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde sigortalı zannedilen ... plaka sayılı servis aracından inmekte olan dava dışı ...'e çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanan... tarafından müvekkili şirket ile davalı aleyhine, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve ulaşım gideri istemi ile Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde üç ayrı başvuruda bulunduğunu, başvuru neticesinde ... plaka sayılı araç sürücüsünün % 50, ...'in % 25 ve ... plaka sayılı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu kabul edilerek tazminata hükmedildiğini, verilen kararların kesinleşmesi ve icra takibine konu olması üzerine, tazminatların dava dışı ...'e ödendiğini, ancak kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili nezdinde sigortalı olmadığını, poliçenin kazanın meydana geldiği gün 21:25'de yani yaklaşık 3 saat sonra yapıldığını belirterek ödenmek zorunda kalınan bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya dayanak alacakların Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararlar gereği ödendiğini, alacaklar hakkında davacının sorumluluğu yönünden kesin hüküm bulunduğunu, davacı tarafça hak sahibine icra takibi nedeniyle ödenen bedellerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı ile rücu talebine dayanak sigorta hakem heyetince verilen kararların 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 kapsamında kesin hüküm niteliğinde olması ve bu kararların davacıyı da bağlayacak şekilde kesinleşmiş olması ve ... sayılı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi'nin incelenmesinde poliçenin 19/02/2016 tarihinde ve sigortanın 19/02/2016 tarihinde saat 12:00'da başlamak üzere düzenlendiği ve böylece poliçenin kazadan önce düzenlenmiş olduğu...\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; Sigorta Tahkim Komisyonu kararları nedeniyle müvekkili şirkete sorumluluk yüklenen poliçenin 19.02.2016 günü saat 21:25'de yani kazanın meydana gelmesinden yaklaşık 3 saat sonra yapıldığı ve müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı gereğince ödenen tazminat bedellerinin zarar sorumlusundan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava dışı ... tarafından, davacı sigorta şirketi ve davalı ... aleyhine, 19.02.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve ulaşım gideri talebiyle Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açıldığı, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 02.05.2018 tarihli 2018/26223 Karar sayılı kararı ile; 17.638,68-TL sürekli iş göremezlik zararının ... Sigorta A.Ş'den, 8.819,34-TL'nin ...'ndan 09.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline itirazı kabil olarak karar verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı yönünden vekalet ücretine yönelik olarak itirazın kabul edildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 15.08.2018 tarihli 2018/54324 Karar sayılı kararı ile; 2.561,86-TL geçici iş göremezlik zararının 20.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Sigorta A.Ş. ile ...ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline kesin olarak karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 31.08.2018 tarihli 2018/58142 Karar sayılı kararı ile, 2.227,88-TL geçici bakıcı gideri ve ulaşım giderinin ... Sigorta A.Ş. ile ...'ndan 09.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline kesin olarak karar verildiği, kararların icra takibine konu edilmesi üzerine davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından hak sahibine ödeme yapıldığı, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan yargılama aşamasında davacı tarafça, sigorta poliçesinin kaza anını kapsamadığı veya poliçenin kazadan sonra düzenlendiğine dair herhangi bir savunmada bulunulmadığı görülmüştür. Davaya konu edilen kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında sigorta hukuku düzenlenmiş olup TTK'nın 1401- 1452. maddeleri arasında, tüm sigorta türleri bakımından uygulama alanı bulacak olan, sigorta sözleşmelerine ilişkin genel esaslar belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1405/1. maddesindeki \"sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır\" düzenlemesi ile, sigorta sözleşmelerinin kuruluşu hüküm altına alınmış; sigortacının sorumluluğunun başlangıcı ise, TTK'nın 1421/1. maddesinde \"aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 1458/1. maddesinde geçmişe etkili sigorta; \"sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır\" denilmek suretiyle düzenlenmiştir. Bundan ayrı, tarafların, davaya konu kaza nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu'nun davaya esas kararlarına binaen ödeme yapılan dava dışı hak sahibine karşı sorumlulukları yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluktur. Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan herbirinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçlularında alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK 145/1md.) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkca düzenlemiştir. (BK 146/1md.) Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK 146/1md) halefiyete de yer vermiştir. Açıklanan maddi hukuk hükümleri usul hukukunda dava olarak tezahür etmektedir.  Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle davaya konu Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarının kesinleştiği düşünülebilirse de, kesinleşme sorumluluk davasına ilişkin olup, ardından görülecek rücu davası yönünden, yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Sorumluluk davasındaki karar kesin hüküm  oluşturmamakla birlikte rücu davası yönünden sorumluluk davasının kararı güçlü delil niteliğindedir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacının; nezdinde düzenlenen poliçeden ve poliçenin düzenlenme tarihi ile saatinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, sorumluluk davası sırasında poliçenin kaza saatinden sonra düzenlendiği yönünde herhangi bir savunma yapmayan davacı şirketin basiretli tacir gibi davrandığını söyleme imkanı olmadığı gibi, ödeme yapıldıktan sonra sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürerek rücu talebinde bulunulmasının 4721 sayılı TMK madde 2’de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olup hakkın bu tarz kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağı göz önüne alındığında, eldeki davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davaya dayanak yapılan Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen sorumluluk davasında verilen kararın kesin hüküm niteliğinde olduğu ve tarafları bağlayıcı nitelikte bulunduğu ve sigorta şirketi nezdindeki poliçenin kaza saatini kapsadığı yönündeki hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. Ne var ki, Dairemizce tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince, ilk derece mahkemesinin hatalı gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde düzeltilmesi suretiyle davanın reddi yönünde yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2021 tarih ve 2020/543-Esas 2021/209 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran  davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2021 tarih ve 2020/543 Esas- 2021/209 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA, a/Davanın REDDİNE, b/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından, peşin yatırılan 579,84-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 35,56-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,c/Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 maddesi gereğince hesaplanan 4.080,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, d/Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fa944d5efafe268","SID":"5ac4098539ab651a"}}