{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/601 - 2025/788<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/601 <br>KARAR NO\t: 2025/788<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/124 E.  -  2023/26 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 Tarih ve 2022/124 Esas - 2023/26 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>\t<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin  2020/107574 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun, davalı şahsın 2020/92947 sayılı \"...\" ibareli markasına dayalı itirazı nedeniyle TÜRKPATENT 2022-M-1041 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin tanınmış “...” markasını sahibi olduğunu, Covid 19 salgını ile birlikte uygulanan sokağa çıkma yasakları aşamasında “...” adı altında bir alışveriş uygulamasını tüketicilere sunduklarını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin markasında “...” ibaresinin hakim unsur olduğunu, “...” kavramının verilen hizmeti belirttiğini, taraf markalarının farklı tüketici gruplarına hitap ettiğini ve kullanım alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davalı yanın www...com ismiyle sahip olduğu sitede bilişim ve teknoloji alanında ürünleri tüketiciye sunduğunu, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2022-M-1041 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2020/92947 sayılı “...” ve 2016/09727 sayılı “... ...” markalarının sahibi olduğunu, yine ... PAZ. İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’nin ve www...com web sitesinin de bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin davacı şirkete ait www...com isimli sitede uzun yıllardır “...” markasıyla üye mağazasında aktif olarak satışlarının devam ettiğini, müvekkili markasının yalnızca bu sitede değil hepsiburada.com, n11.com gibi e-ticaret sitelerinde de satışa konu edildiğini, müvekkili tarafından davacı tarafa marka hakkına tecavüzün durdurulması ve haksız rekabete son verilmesini içerir Kadıköy 15. Noterliği, 011645 yevmiye numaralı, 21.10.2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacı yanın buna rağmen kullanımlarını sürdürdüğünü, başvurusunun reddi sonrasında davacıya bir kez daha ihtarname gönderdiklerini, dava konusu “...” markası ile müvekkilimin sahibi olduğu “...” markası arasındaki benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceğini, ... web sitesindeki ve mobil uygulamasındaki “...” uygulamasını kullanan tüketicilerce www...com adresine iletilen şikayetlerin itiraz konusu başvuruyu yapan Şirket çalışanları tarafından dahi karıştırılarak müvekkiline ait şirket e-postalarına yönlendirildiklerini,  taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları açısından da aynı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının birebir aynı hizmetleri kapsadıkları bir durumda, karşılaştırılan işaretler arasında benzerlik ve buna bağlı olarak iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varılması için işaretlerin ayırt edici unsurları yönünden ciddi anlamda birbirlerinden uzaklaşmış olmaları gerektiği, halbuki her iki taraf markasında da esasen korunan tek unsurun birebir aynı şekilde kullanılan “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının bu haliyle iktisadi işletmeye ait biri çatı marka ile diğeri çatı marka olmaksızın başvuru konusu edilmiş işaretler gibi algılanmalarının kaçınılmaz olacağı, “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler açısından doğrudan tanımlayıcı bir ibare olmadığı, ayırt ediciliği zayıf olarak nitelendirilse dahi taraf markaları arasında belirgin bir ek unsur/farklılaşmanın mevcut olmadığı, dolayısıyla tüketicilerin işaretlerin kaynakları yönünden aralarında iktisadi ya da idari bir bağ bulunduğu zannına kapılabileceği, bu durumun ise karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu, hal böyleyken markaların benzer emtiaları içeriyor oluşu ve ayırt edici unsurları bakımından taşıdıkları yüksek benzerlik itibariyle aralarında oluşan benzerliğin iltibas ihtimaline neden olabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ayrık görüş içerdiği halde mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu “...” ibaresinin çatı marka olduğuna dair herhangi bir iddia/beyan bulunmamasına rağmen mahkemece bu yönde bir iddia/beyan var yanılgısıyla başvudaki “...” ibaresi çatı marka kabul edilerek \"...\" tamlamasının markanın asli unsurunu oluşturduğuna kanaat getirdildiğini oysa başvurudaki asli unsurun \"...\" ibaresi olduğunu. \"...\" ibaresinin tanımlayıcı, zayıf bir nitelik taşıdığının gözardı edildiğini, öte yandan \"...\" çatı marka kabul edilse dahi \"...\", yaygın kullanılan tanımlayıcı bir ibare olduğundan başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, karşılaştırılan markalar arasında görsel, kavramsal, işitsel benzerlik bulunmadığını, tarafların markaları farklı alanlarda kullandıklarını, farklı alıcı kitlesine hitap ettiklerini, davalı markalarının bilişim ve teknoloji ürünlerinin perakende satışında kullanıldığını, bu alandaki mal ve hizmetlerin alıcı kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu,  hatta davalının daha çok \"... ...\" ibareli markasını kullandığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden; davacının \"...  ...\" ibaresinin 35 ve 39.sınıflarda tescili için gerçekleştirdiği 2020/107574 sayılı marka başvurusuna, davalı gerçek kişi tarafından 2020/92947 sayılı \"...\" ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca haklı bulunarak başvurunun reddine karar verildiği, başvuru sahibi davacının bu karara yaptığı itirazın ise YİDK'nin 2022-M-1041 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararının davacı tarafa 07/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 04/04/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Mahkemece taraf markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine verilmiş olup, istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile  \"... \" ibareli redde mesnet marka arasında, 35 ve 39.sınıf hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraf markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.<br>Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\", redde mesnet 2020/92947 sayılı marka \"...\" ibarelerinden meydana gelmektedir. Görüldüğü üzere taraf marklarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekir. Bu anlamda markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı olan ibarelerin karşılaştırmada dikkate alınmaması, tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması gereklidir. Somut olayda \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Esasen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları da bu yöndedir. Örneğin, Yüksek Dairenin 16/12/2019 Tarihli, 2019/1771 Esas ve 8199 Karar sayılı ilamında, \"nitelik ve değer belirten işaretlerden olmakla tek başına “...” ibaresinin KHK'nın 7/1-c maddesince tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığı, davalının başvuru markasında yer alan “...” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katacağının kabul edilmesi gerektiği\" denilerek, \"...\" asıl unsurlu markalarla \"...'' ibareli marka arasında iltibas bulunmadığı kabul edilmiştir. Yine, Yüksek Dairenin, 04/12/2019 Tarihli, 2019/578 Esas ve 7827 Karar sayılı ilamda ise, \"Markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalıdır. Bu anlamda markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden amaç, tercih veya yöntem belirten tanımlayıcı ibareler karşılaştırmada dikkate alınmaz. Tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması gerekir. Esasen tanımlayıcı olmakla birlikte, KHK'nın 7/son maddesi uyarınca kullanım sonucu ayırt edici kılınmakla marka olarak tescili sağlanabilecek ibarelerin sadece tescilin sağlandığı gerekçesiyle kullanım tekeli de kimseye bırakılamaz.\" açıklamasına yer verilmiş ve \"... +ŞEKİL\" markası ile \"...\" markası arasında iltibas bulunmadığına hükmedilmiştir. O halde,  anılan Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, tanımlayıcılığa yakın olan ibareleri içeren markaların koruma düzeylerinin düşük tutulması ve sadece ayırt edicilik taşımayan ekleri ile oluşturdukları biçimler itibariyle korunmaları gerekmektedir. Öte yandan  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2018 tarih 2017/11-114 Esas 2018/1995 Karar sayılı kararında, çatı markanın yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, asıl vurgu  çatı markası üzerinde olduğundan, çatı markanın yeterli ayırt ediciliği sağladığının kabulünün gerektiği vurgulanmıştır.<br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, dava konusu başvuru ile  itiraza mesnet \"...\" asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda \"...\" ibaresinin yanında \"...\" ibaresine yer verildiği, ... ibaresinin çatı marka olduğu kabul edilebilirse de, çatı markanın yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, asıl vurgu  çatı markası üzerinde olduğundan,  çatı markanın yeterli ayırt ediciliği sağladığının kabulünün gerektiği bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varılmıştır. <br>\t Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarına itibar edilmemiş ve başka bir bilirkişi raporu alınmasına da gerek görülmemiştir.<br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile 2020/92947 sayılı \" ...\" ibareli redde mesnet marka arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış,HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 26/01/2023 gün ve 2022/124 Esas - 2023/26 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜNE,<br>\t3-TÜRKPATENT YİDK'nin 04/02/2022 tarih, 2022-M-1041 sayılı kararının İPTALİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.600,00-TL bilirkişi ürceti,  199,98-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 54,00-TL tebligat ve posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.345,98-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.507,38-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı Kurum tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d8e677a155c0944","SID":"e4b6fbb21db06a93"}}