{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2025/780 <br>KARAR NO: 2025/914<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/01/2025<br>ESAS NO: 2022/205<br>KARAR NO: 2025/27<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/05/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:07/05/2025<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih ve 2022/205 Esas 2025/27 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;davacı ile davalı arasında 27/10/2021 tarihinde sıfır araç satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince ... marka (35-16 4100cc) 2021 model beyaz renk aracın bedeli sözleşme tarihinde davalı tarafa ÖTV ve KDV dahil 325.000-TL olarak ödendiğini, sözleşme gereğince 31/12/2021 tarihine kadar teslim edileceği hususunda anlaşıldığını, bedeli ödenen aracı teslim alacağının düşünürken davalı tarafça 13/12/2021 tarihli ihtarnameyi tebliğ aldığını, buna göre sıfır araç temin edilemediğini, mücbir sebep söz konusu olduğunu, ifa imkansızlığı ve aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını, araç bedelinin hesap numarasına iade edileceğinin bildirildiğine değinildiğini, ihtara karşı 16/12/2021 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini ve belirtilen hususları kabul etmediklerini, teslim süresinin henüz dolmadığını, bu tarihe kadar teslim edilmesi gerektiğini, aksi durumda aracın güncel satış değerinin iadesini talep ettiklerini, herhangi bir banka hesap numarası paylaşılmamasına karşın davacının bilgisi dışında hesabına 325.000,00-TL gönderildiğini, borçlarının bu şekilde sona erdiğini beyan ettiklerini, sözleşmeden davalının tek taraflı döndüğünü, iade edilen bedeli ile davacının aynı aracı almasının artık mümkün olmadığını, sözleşmeden kaynaklı zararın 3 gün içinde karşılanmasını talep ettiklerini ancak davalı tarafça olumlu dönüş yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br> DAVALI VEKİLİNİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:Sözleşme tarihi sonrası yaşanan Türk Lirasında yaklaşık %45 oranındaki değer kaybı ve tüm dünyada yaşanan temin ve çip krizi nedeniyle sözleşmenin ifa edilmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafça iddia edilenin aksine sözleşme tarihinde davalı şirkete nakden aynı tarihli ödeme söz konusu olmadığından davalı şirketin %45 zarar ile araç satışını gerçekleştirmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, çip krizinin otomotiv sektörünü etkilediğini ve üretim bantlarını teker teker durdurmaya başladığını, Türk Lirasındaki beklenmeyen yüksek oranlı değer kaybı ve tüm dünyada etkisini gösteren küresel krizlere karşı olarak davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin beklenemeyeceğini, TBK ifa imkansızlığı durumunda ifayı gerçekleştiremeyen tarafa sözleşmenin feshi imkanı tanıdığını, davacının iddia ve beyanlarının aksine ödenen araç bedeli, fesih tarihinden hemen önce davalı şirket hesabına geçtiğini, davacı tarafın ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle doğduğunu iddia ettiği zararın kabulünün mümkün olmadığını, gerçekleştiremeyen tarafa sözleşmenin feshi imkanı tanındığını, davacı tarafça iddia ve beyan edilenin aksine ödenen araç bedeli fesih tarihinden hemen önce davalı şirket hesabına geçtiğini, ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle doğduğunu iddia ettiği zararın kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"... Somut olayda; davanın her iki tarafı da tacir olmakla gerek eski TTK, gerekse 6102 sayılı TTK hükümleri çerçevesinde tacir olmanın hüküm ve sonuçlarına tabi olup; TTK'ya göre tacir, ticarethanesine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Davalı şirket, sözleşme konusu ürün grubu ile sektörde eskiden beri faaliyet gösteren bir şirkettir. Türk Lirasının aşırı değer kaybetmesi hali, sözleşmenin yapıldığı sırada işinin ehli olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenemeyen olağanüstü durum niteliğinde olmadığından, davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. Davalının diğer savunması ise sözleşmenin kurulmasından sonraki imkânsızlık halidir. Bu nedenle, somut olay bakımından borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık kavramına da kısaca değinmekte yarar vadır. TBK'nun 136/1 maddesine göre; \"borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.\" Borçlanılan edimin yerine getirilmesinin sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle objektif ve sürekli olarak mümkün olmamasına sonraki imkânsızlık denilir (EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.1299). Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık hali için en önemli koşul, borçlunun sonraki imkânsızlıktan sorumlu olmamasıdır. Diğer bir deyimle borçlu, edimin imkânsız hale gelmesinden sorumlu olmamalıdır. Edimin imkânsızlaşmasına yol açan sebepler borçluya yükletilemediği taktirde, borçlu sonraki imânsızlıktan sorumlu olmaz. Borçlu imkânsızlığa kendi kusuruyla sebep olmuşsa, mutlaka sorumludur (Age, s.1301). Borçlunun edimin imkânsızlaşmasından kusuru bulunmasa bile sorumlu tutulacağı bazı haller vardır. Bunlardan ilki cins (çeşit) borçlarıdır. Çeşit (tür) yok olmayacağından, borçlu hiçbir kusuru olmadan borçlandığı edim yok olsa bile edimi ifa etmek zorundadır (Age, s.1302). Borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlık nedenleri arasında uygulamada en çok görülen nedenler, mücbir sebep ile umulmayan haldir. Bunları ispat yükü borçluya düşer (Age, s.1302). Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada edimin sonradan imkânsız hale geleceğini tahmin edebiliyorsa, kusurlu sayılır ve TBK m.112'ye göre sorumlu olur (Age, s.1302; SEROZAN, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C. III, İfa Engelleri Haksız Zenginleşme, İstanbul 2016, s.176).  Sözleşmelerde genel ilke ahde vefa olup, ifadan kaçınmayı veya sözleşme ile getirilen borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmeyi öngören, işlem temelinin çökmesi, ifa imkansızlığı, aşırı ifa güçlüğü gibi kanun hükümlerinin olabildiğince dar yorumlanması esastır. Sözleşme hukukunda imkansızlık, ifanın objektif olarak imkansız olmasını ifade eder. Yoksa borçlunun kendi subjektif durumu itibariyle ifanın mümkün olmaması gerek TBK.nın 27. maddesi gerekse 136. maddesi anlamında imkânsızlık sayılmayacaktır. Zira dava konusu motorlu taşıtın üretimi, ithalatı ve satışı esasen mümkün olmakla birlikte davalı şirket kur artışı nedeniyle araç tedarikinin kendisine maliyetinin döviz kurlarındaki artış nedeniyle öngörülemez olduğundan bahisle araç tedarikini ertelemiş yahut iptal etmiştir. Yoksa aracın üretilmediği, satılmadığı veya alım taleplerinin karşılanmadığı gibi bir iddia veya savunma yoktur. Dolayısıyla gerek sözleşmenin hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak şekilde baştaki imkansızlık gerekse, borçlunun ifa yükümlülüğünden kurtulması sonucunu doğuracak şekilde sonraki imkansızlık koşullarının somut olayda bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiş, davalının ifa imkânsızlığına ilişkin savunması yerinde görülmemiştir. Davalının diğer bir savunması ise mücbir sebep niteliğinde Covid-19 pandemisi ve umulmayan hal niteliğinde otomotiv piyasasını da etkileyen küresel çip krizinin sözleşmeye etkili olduğu, sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği yahut aşırı ifa güçlüğüne yol açtığı savunmasıdır. Davalının bu yöndeki savunması bakımından deliller toplanmış, davalının bildirdiği tanıklar dinlenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, küresel çapta otomotiv sektöründe yaşanan çip krizine ilişkin haber, makale vb. belgeler bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere küresel boyutta çip krizinden etkilenen ilk sektör otomotiv sektörü olmuştur. Çip piyasasında otomotiv sektörü mevcut pazarın %15 oranında pay sahibidir. Birçok sektörü etkileyen bu kriz en ağır faturayı otomotiv sektörüne çıkarmıştır. Çip krizinden dolayı otomotiv söktöründe 2021 yılında 210 milyar Dolar (USD) bir kayıp beklenmektedir. Salgının küresel boyutta etkili olmasından sonra otomobil üreticisi şirketler, yaşanan sıkıntılı dönemin araç satışlarını olumsuz etkileyeceğini, satışlarının duracağı tahmininde bulunarak varolan çip siparişlerini iptal etmişler ve bu durum yaşanan talep patlamasında müşterilere cevap verememesine neden olmuştur. Arzın beklenen seviyede olmaması araç satışlarında ciddi bir gerileme yaşanmamasına yol açmış çip krizi ile ilgili ülkeler dolaylı ya da doğrudan bu krizden etkilenmiş, Türkiye'de hem üretim hem de ürünleri tedarik etme aşamasında sorun yaşayan ülkelerden biri olmuştur. Taraf dilekçeleri ve sunulan makale içeriklerinden 2020 yılında yaşanan pandemi sebebiyle elektronik ürünün temel malzemesi olarak kabul edilen mikroçip üretim ve temininde yaşanan sorun nedeniyle başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok alanda üretim sorunu yaşandığı, taraflar arasında mevcut alım satım sözleşmesine de bu durumun etkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu etkinin öngörülebilir olup olmadığı hususunun belirlenmesi basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı satıcının sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle davacı alıcının uğramış olduğu müspet zararlardan sorumlu olup olmadığını etkileyecektir. Esasen davalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden sorumlu olup, borçlu temerrüdü olarak ifade edebileceğimiz bu durumda davalı satıcının kendisine bir kusur yükletilemeyeceğinin diğer bir deyimle temerrüde düşmede kusuru bulunmadığını ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulabilecektir. Davalının küresel anlamda yaşanan çip ve tedarik krizi çerçevesinde davacıya sözleşme ile kararlaştırılan aracı teslim edememesi hali olarak değerlendirilebilmesi için bu sorunun ve aksaklığın davalı tarafından öngörülebilir nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Taraflar arasında kurulan araç satış sözleşmesi 27/10/2021 tarihinde kurulmuş olup, sözleşme ile davalı taraf davacı tarafa 325.000,00 TL satış bedeli karşılığında 31/12/2021 tarihine kadar teslim edilecek şekilde araç satış ve teslim taahhüdünde bulunduğu, davacının kararlaştırılan satış bedelini peşin olarak davalıya ödediği, sözleşmeye ilişkin özel şartlar içerisinde çip krizi, salgın hastalık, buna benzer bir mücbir sebep yahut umulmayan hal nedeniyle sözleşmeden cayma, sözleşmeyi sona erdirme yahut sözleşmeyi feshetme konusunda davalıya özel bir yetki tanınmadığı ancak taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu tarih olan 27/10/2021 tarihinde Türkiye ve Dünyada çip krizine ilişkin etkilerin ve önceki yıldan gelen Covid-19 pandemi ve salgın hastalığa ilişkin etkilerin yaygın bir şekilde hissedildiği, buna ilişkin haber, bilgi ve dökümanların dosyaya sunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmasından çok önce 2020 yılının sonlarında çip krizinin ortaya çıktığı, otomotiv sektöründe üretici değil tedarik, dağıtım, satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunan, dağıtıcı (distribitör)  yahut üretim fabrikasından sipariş etmek suretiyle teslim aldığı araçların satış, servis ve buna benzer hizmetlerle otomotiv sektöründe kazanç elde etmek maksadıyla faaliyet gösteren davalının kendi faaliyet gösterdiği sektörde yaşanan yahut yaşanabilecek ulusal ve/veya uluslararası ölçekteki sorunları yakından takip etmesi gerektiği, kendi bulunduğu sektöre ilişkin meydan gelen veya gelecek riskleri önceden tespit ederek analiz etmesi gerektiği, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarihe kadar geçen bir yıla yakın sürede küresel ölçekte yaşanan çip krizi ve Covid-19 pandemisi (13 Ocak 2020'de tanımlanan bir virüs olan yeni koronavirüs hastalığı salgın olarak yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilân edilmiştir) ile ilgili olarak araç ve parça tedarikinde yaşanan yahut yaşanabilecek sorunları ve krizleri davalının önceden bildiği yahut bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, davalının tacir olarak basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, faaliyet konusu ile ilgili davacı ile yapmış olduğu sözleşme ve davacıya taahhüt ettiği araç tedariki noktasında azami dikkat ve gayreti göstermesi gerektiği, tedarik krizi yaşanması halinde bundan davacının alıcı olarak etkilenmemesi için davacıya bu konuda yaşanan ve yaşanabilecek sorunları ve olumsuz gelişmelere ilişkin bilgi vermesi, davacıyı aydınlatması gerektiği ve nihayet sözleşmede yaşanan veya yaşanabilecek çip krizi yahut buna benzer kendi kontrolü altında olmayan uluslararası ölçekteki bir mücbir sebep veya umulmayan hal nedeniyle yaşanabilecek gecikme nedeniyle sözleşmeye ihtirazi kayıt (çekince) koyması gerektiği, böyle bir ihtirazi kayıt konulması halinde davalının sorumluluktan kendini kurtarması mümkündür. Çip krizi nedeniyle araç tedariki sorunu yaşanması halinde sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisinin davalıya tanındığına ilişkin sözleşmede bir kayıt bulunmadığı sabit olup, davalının böyle bir itirazi kayıt ile sözleşmeyi akdetmesi halinde ileride yaşanan yahut yaşanabilecek olası tedarik sorunları nedeniyle kendisine atfedilebilir bir kusur olamayacağı, diğer bir deyimle umulmayan hal nedeniyle davalının kendi kusurunun bulunmadığını ispat etmekle yükümlü olmaksızın sözleşmeden dönebileceği yahut sözleşmeyi feshedebileceği ancak somut olayda bu tür risklere karşı davalının kendisini sorumluluktan kurtaracak bir özel şarta sözleşmede yer vermediği, tarafların sözleşmedeki konumu ve sözleşmenin 0 (sıfır) km kullanılmamış araç olduğu gözetildiğinde davacı alıcının sözleşmede hakim taraf olduğundan bahsedilemeyeceği, davalıyı bu sözleşmeyi kurmaya mecbur ettiğine, davalıyı zorladığına ilişkin bir delil ve belge de bulunmadığı, tarafların tam bir sözleşme hürriyeti çerçevesinde kendi özgür iradeleri ile sözleşmeyi kurdukları, dolayısıyla davalının kendisini sorumluluktan kurtarmaya dönük sözleşmeye ihtirazi kayıt koyamadığı savunmasının ve buna benzer savunma sebeplerinin geçerli ve dinlenebilir nitelikte olmadığı, davalı satıcının sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklı davacının gerçek zararından sorumlu olduğu, benimsenen bilirkişi kök raporu ve ek raporunda seçenekli olması açısından denkleştirici adalet ilkesine göre ayrıca hesaplama yapılmış ise de davalının kusura dayalı sözleşmeyi ihlali nedeniyle doğan zararlardan hakkaniyet gereği indirim yapılmasını gerektirecek, davalı satıcının sorumluluğunu azaltacak yahut ortadan kaldıracak bir durum bulunmadığı, davacı tarafından davalıya peşinen ödenen satış bedelinin dava tarihinden önce davacıya iade edildiği göz önüne alındığında satış bedelinin geri ödenme tarihi itibari ile davacının müspet zararının 127.219,00 TL olduğu  ve davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile birlikte davalıdan talep ettiği tutarın benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yerinde olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve hüküm tesis edilmiştir.  1-Davanın kabulü ile 1.000,00 TL nin 22/12/2021 tarihinden itibaren, 126.219 TL nin ıslah tarihi olan 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; dosya kapsamında aldırılan 16/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının iddiaları ve taraflarınca ortaya koyulan ifa imkansızlığı değerlendirilmesine yönelik kararın mahkeme yetkisinde olduğunun belirtilerek hesaplama yapıldığını, her ne kadar bilirkişi heyetince hesaplamanın yapılmış olması salt davacının davasında haklı olduğu anlamına gelmekte ise de aksine ilgili raporun sonuç kısmında belirtilmiş olduğu üzere 2020 yılında yaşanan pandemi sebebiyle elektronik ürünün temel malzemesi olarak kabul edilen mikroçip üretim ve timininde yaşanan sorun nedeniyle başta otomotiv sektörü olmak üzere bir çok alanda nihai taktiri mahkemenize ait olduğuna şeklinde rapor hazırlandığını, bu sebeple ilgili dosyadaki iddiaların tamamına itiraz ettiklerini, sözleşme tarihi sonrası yaşanan Türk Lirasında yaklaşık %45 oranındaki değer kaybı ve tüm dünyada yaşanan temin ve çip krizi sözleşmesinin ifa edilmesini imkansız kıldığını, Türk Lirasında lirasında beklenmeyen yüksek oranlı değer kaybı ve tüm dünyada etkisini gösteren küresel krizlere karşı olarak müvekkili şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin beklenemeyeceğini, TBK da ifa imkansızlığı durumunda ifayı gerçekleştirmeyen tarafa sözleşmenin feshi imkanı tanındığını, davacı tarafça iddia ve beyan edilenin aksine ödenen araç bedeli, fesih tarihinden hemen önce müvekkili şirket hesabına geçtiğini, davacı tarafın ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle doğduğunu iddia ettiği zararın kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı kalmak kaydıyla istinaf ve tehir-i icra taleplerinin kabulü ile haksız ve mesnetsiz yerel mahkeme kararının bozulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, araç satım vaadi sözleşmesinden kaynaklanan edimin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>Türk Borçlar Kanunun 112.maddesinde “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davalı satıcının edimini sözleşmeye uygun şekilde süresinde yerine getirmeyerek temerrüde düştüğü açıktır. Davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte davalı taraf tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altındadır. Dosya kapsamında yer alan belge ve deliller dikkate alındığından davalının borcunu yerine getirmede kusurunun bulunduğu  anlaşılmıştır.<br>Mahkemece her ne kadar tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları,  mevcut delil durumuna ve özellikle yargılama sırasında alınan 16.01.2024 heyet bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de ilk derece mahkemesince hükme esas alınan raporlardaki dava/sözleşme konusu aracın süresinde teslim edilmemesinden kaynaklı davacı zararına ilişkin olarak  denkleştirici adalet kuralı uygulanmak suretiyle tespit edilen zarar miktarına( bedele ) hükmedilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>Bu durumda ilk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişi heyetinden aldırılan 16.01.2024 tarihli rapordaki tespitlerin hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağı ve buna göre davacının dava konusu olayda uğramış olduğu zararın 37.195,95-TL olarak hesaplandığı ve davacı yanın ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 127.219-TL'ye yükselttiği nazara alınarak davanın kısmen kabulüne,fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b,2 maddesi uyarınca düzelterek esas hakkıda yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK' nun 353/1.b-2 maddesi uyarında KABULÜ ile Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/01/2025 tarih 2022/205 esas 2025/27karar sayılı kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA;<br>Düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesine ,Buna göre,<br>''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,1.000,00 TL nin 22/12/2021 tarihinden itibaren, 36.195,95 TL nin ıslah tarihi olan 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br> fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>2-)Karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.540,79-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 2.155,51- TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.236,21- TL harcın mahsubu sonucunda bakiye fazladan alınan 304,58-‬ TL harcın  yatıran davacı tarafa iadesine,<br>3-)Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>5-)Davacı tarafça yapılan ilk yargılama gideri 713,00 TL, bilirkişi ücreti 9.0000 TL, nin toplamı olan 9.713,00-TL yargılama giderinden davanın kabul/ret oranına göre hesaplanan 2.839,86-TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>  peşin harç 80,70TL ve ıslah harcı 2.155,51 -TL nin de  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-)6100 Sayılı Yasanın 333/1.maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının taraflara iadesine,'' <br>2-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>4-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ile 480,00- TL posta gönderi ücreti  olmak üzere toplam 1.649,4- TL nin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 02/05/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"587d48499a16d29b","SID":"4a941f8b99e1dea7"}}