{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/11/2023<br>NUMARASI\t\t: ... Esas - ... Karar<br><br>DAVACI\t: ......  <br>VEKİLLERİ\t: Av... Av...<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ......  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/02/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 21/02/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 15/11/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasındaki konser/organizasyon konusundaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili tarafından  davalıya 2 adet fatura düzenlendiğini, davalının faturalardan bakiye kalan 556.105,00 TL borcunu ödemediğini, ihtarlara rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı süresinde davaya cevap vermemiş, davalı vekili 14/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, usulsüz tebligatın, müvekkilin firma ikametinin bulunduğu adreste müvekkiline yapılmadığını ve kapısına ihbar yazısının bırakılmadığını, ayrıca tebligatı yapan memurun ikamet adresinde bulunan (alt ya da üst komşuya) haber bırakabilecek bir şahsa bilgi vermediği gibi imzasının da alınmadığını, ayrıca  deprem felaketinin olduğu dönemde ve tarihlerde mahalle muhtarına tebligatın bırakıldığı, mahalle muhtarının, ülkedeki deprem sebebiyle deprem bölgesine giderek yardım çalışmalarına katıldığını bu nedenle uzun bir süre muhtarlık binasını kapalı tuttuğunu ve ilgili tebligat için muhatap müvekkili firma yetkilisine haber göndermediğini, tebliğ tarihinin 28.02.2023 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı firma icra takibine konu edilen iki adet faturada 3.328.780,00 TL ......, değeri olarak 1.903.340,00 TL toplamda 5.232.120,00 TL fatura tanzim edildiğini, davacı firmanın tanzim ettiği ve davaya konu ettiği faturaların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında ...... Festivali Organizasyonu kapsamında yapılacak konserlerde sahne alması için 28 sanatçı adına dört adet  isimleri farklı menajerlik firmasıyla anlaşma yapıldığını, ...... ve ...... isimli sanatçıların konser bedelinin, başka menajerlik firmasıyla ile anlaşıldığını ve ödemesinin bu firmaya yapıldığını, davacı firmanın, kararlaştırılan ve altı imzalanan sözleşmedeki sanatçı konser bedelleri ve maillerde geçen bedellerden daha yüksek bedeller ile fatura tanzim ettiğini, bu ayrıntı ve bilgiye sahip olmayan müvekkili firma muhasebecisinin faturaları ile sözleşmeyi kontrol etmeden sehven deftere işlediğini, bu durum anlaşıldıktan sonra tarafların görüştüğünü ve müvekkili firmanın iade fatura tanzim edeceğinin belirttiğini, ancak davacının müvekkili firmaya ihbarname gönderdiğini ve icra takibi başlattığını, taraflar arasında ıslak imzalı sözleşme ortadayken delil niteliği zayıf olan ve tek taraflı tanzim edilen faturanın sözleşme hükümlerini aşacak şekilde alacağa konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine takibin konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış kapanış tasdiklerinin yine usule uygun ve süresinde yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlıkta delil niteliğini haiz olduğu, dava ve takip konusu 18/06/2022 tarihli 3.328.780,00 TL bedelli ve 14/06/2022 tarihli 1.903.340,00 TL bedelli iki adet faturanın davacının defterlerinde davalı şirket borçlandırılmak suretiyle kayıtlı olduğu ve faturaların 3.843.000,00 TL'lik kısmının ödendiği, geriye  1.389.120,00 TL'lik alacak kaldığı, sözü edilen iki adet faturanın yine davalı şirketin defter ve kayıtlarında davacı şirket alacaklandırılmak suretiyle kayıtlı olduğu, faturalara karşılık 4.556.015,00 TL ödeme yapıldığı, 676.105,00 TL borç kaydı bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Dava konusu faturalar incelendiğinde; farklı sanatçılara dair konser organizasyon bedellerinin kalem kalem belirtildiği görülmektedir. Davalı taraf, bazı sanatçılara ilişkin organizasyonlar başka firmalarca yapıldığı ve ücretleri ödendiği halde, bu organizasyonların da kendilerine davacı tarafından fatura edildiği iddiasındadır. Ne var ki yukarıda belirtildiği gibi, ilgili faturalar olduğu gibi davalının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kaydedilerek dönem sonunda davacıya ait hesap borç kaydıyla kapatılmış ve fatura içeriğine yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edildiğine veya iade faturası düzenlendiğine dair bir iddia veya delil dosyaya sunulmamıştır. Dahası, bilirkişi raporları davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde süresinde raporlara itiraz edilmemiş ve bilirkişi raporları davalı açısından kesinleşmiştir. Davalı, ticari defterlerin aksini ortaya koyucu kesin bir delile dayanamamıştır. Süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından yemin deliline de başvurulamayacağı anlaşılmıştır. Davalı, tacir olduğundan TTK'nun 18/2. Maddesi gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bir an için öyle olduğu kabul edilse dahi, başka şirket veya kişilerden alınan hizmetin, davalı şirket yetkilisinin duruşmada beyan ettiği üzere, vergi mevzuatı gereği açık çıkmaması için davalı adına açılan hesaba kaydedilmesinin basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Hal böyle olmakla sübuta eren davanın kabulü yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.<br>İtirazın iptali davası, alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223). Eldeki dava yönünden takip konusu alacağın faturaya dayanması karşısında alacak belirlenebilir (likit) olup davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekmiştir...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının Konya....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibe 556.105,00TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz üzerinden devam olunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan asıl alacağın %20'sine tekabül eden 111.221,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, tebligatı ve davayı 28.02.2023 tarihinde öğrendiklerini, mahkemece tebliğ tarihine ilişkin itirazlarının kabul edilmeyerek, cevap dilekçesindeki savunmalarına ve delillerine itibar edilmediğini, davacı şirketin delil olarak, faturaları dosyaya sunduğunu ve tarafların ticari defterlerine dayandığını, ancak mahkemece cevap dilekçesi süresinde verilmediği gerekçesiyle savunmalarını sadece davacının ileri sürdüğü hususlara hasren yapabileceğinin belirtildiğini, ancak dosyaya sunulan fatura alacağının dayanağı olan davacı ile imzalanan sözleşmeler, sözleşmeler kapsamında yapılan ödeme belgeleri, davacının alacaklı olduğunun inkarı çerçevesinde olduğu değerlendirilmeden hüküm kurulmasının isabetli olmadığını, müvekkili şirket vekili tarafından ön inceleme duruşmasının yapıldığı 10/05/2023 tarihinden önce, faturaların dayanağı olan 'Konser Sözleşmeleri'nin dosyaya sunulduğunu, bu delillerin savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davaya cevap vermemekle davacının ileri sürdüğü vakıaları inkâr etmiş sayılan davalının ileri sürdüğü yeni bir vakıa olmadığı için, ispat yükünün, davada kendi lehine sonuç doğuran vakıaları ileri süren davacıda olduğunu, davacının alacağının, sunduğu 2 adet faturada belirtilen sanatçı konser bedeli olduğunu iddia ettiğini, ancak faturanın dayandığı hukuki ilişkiye dair bir belge sunmadığını, davacı şirket vekili tarafından sunulan ...... şirketine ait 16/09/2022 tarihli fatura ile müvekkili şirketin bir ilgisinin bulunmadığını, kaldı ki bu faturanın icra takibine konu faturalardan daha sonraki bir tarihte tanzim edildiğini, davacının sözleşme öncesi varılan mutabakat ile '......' hesabına transfer edilen ödemeyi, daha sonra sözleşmeleri kendi adına imza ederek, kağıt üzerinde geçersiz kılma çabası içerisinde olduğunu, bu ödemeyi müvekkilinden olan alacağından mahsup etmeyerek faturalandırmasıyla açıkça güven sorumluluğunu ihlal ettiğini, daha sonra mahkemeye sundukları 13/11/2023 tarihli dilekçede, davacı vekili, ......'e yapılan ödemelerin mahsup edildiğini beyan ederek, bu ödemeyi kabul etmiş ise de, mahkeme tarafından bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, gerçekte bu ödemenin davacının alacağından mahsup edilip edilmediğinin belirlenmediğini, ......'e yapılan ödeme ve diğer firmalara yapılan ödemelerin düşülmediğini, bu hususun bilirkişi raporları ile de görüleceğini, bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmiş ise de, bir önceki davalı vekili raporlar ile ilgili müvekkiline bilgi vermediğini, rapora karşı beyanda bulunmadığını, beyan süresi geçtikten sonra da vekillikten istifa ettiğini, davacı şirketin müvekkili ile sözleşmesi bulunmayan \"......\" ve \"......\" ile ilgili müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı olmadığı gibi, sözleşmeler ile fatura bedelleri karşılaştırıldığında, sözleşmede anlaşılan miktardan daha yüksek bedellerin müvekkiline fatura edilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca sözleşme öncesi \"......\" banka hesabına gönderilen ...... Festivali ön ödeme bedelinin sözleşme konusu festival ödemesi olduğu ve davacı şirketin bu ödemenin sözleşme kapsamında yapıldığını kabul ettiği de dikkate alındığında, bu ödemenin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya icra takibine konu borcunun olmadığını, icra takibinin haksız ve kötüniyetli başlatıldığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dosya kapsamına göre davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 18/06/2022 tarihli 3.328.780,00 TL bedelli ve 14/06/2022 tarihli 1.903.340,00 TL bedelli 2 adet faturaya dayalı olarak 556.105,00 TL asıl alacak ve 12.340,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 568.445,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı, dava dilekçesinin kendisine tebliğinin usulüne uygun olmadığını, ayrıca tebligatın bırakıldığı muhtarın deprem bölgesine yardıma gittiği için muhtarlığın kapalı kaldığını, muhtarın tebligatı bildiremediğini, deprem nedeniyle çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince sürelerin uzatıldığını, somut olaya da uygulanması gerektiğini, cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerektiğini beyan etmiştir.<br>Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Davalı şirketin tebligat adresinin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir. <br>Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adreslerine gönderilen tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliğinin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması, tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Ancak, Kanunun 21/1.maddesine göre tebligat yapılması halinde, tebliğ memuru, tebliğ evrakını tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. \t<br>Somut olayda davalı şirketin adresine  dava dilekçesi tebliğinin  \"muhatabın işte olması sebebiyle muhatap adreste bulunamadığından 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nın 21 maddesi gereğince ... Mahalle Muhtarı ......'a tebliğ edildi. Kapısına ihbar yapıştırıldı. Komşusu ......'e haber verildi ve imzadan imtina etmiştir.'' şerhi ile 02/02/2023 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Tebligatın incelenmesinden; tebligatın Tebligat  Kanunu'nın 21/1. maddesi şartlarını taşıdığı, usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmıştır. <br>   11.02.2023 tarihli ve 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 2 inci maddesi gereğinde sürelerinin 06.04.2023 tarihine karar duracağına karar verilmiş ve aynı maddenin 7 nci bendinde '' Yerleşim yeri olağanüstü hal ilan edilmeyen iller olan kişilerin; olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya kayın hısımlarının bulunması veya olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü, söz konusu kişiler bakımından 6/3/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar ülke genelinde uygulanır.'' şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş olup, somut olayda madde hükmünün davalı şirket yönünden uygulanma imkanı bulunmamaktadır. <br>Bu sebeplerle davalının dava dilekçesinin tebliğinin usulüne uygun olmadığı ve sürelerin durması gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalının süresinde  cevap dilekçesi vermediği anlaşılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih 2017/11-144 Esas 2021/834   Karar sayılı ilamında \"....17. HMK'nın “Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu” başlıklı 128. maddesine göre; süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.  Cevap vermemek davalının bilerek cevap vermemesi biçiminde olabileceği gibi, cevap süresinin kaçırılması suretiyle de olabilir. Davayı inkâr etmiş sayılan davalı, daha sonra ikinci cevap dilekçesi veremez. Zira ikinci cevap dilekçesi cevaba cevap dilekçesine karşı verilir. Cevap dilekçesi vermemiş olan davalının sadece inkâr ile yetinmiş olduğu varsayılır ve ön inceleme ile tahkikat aşamasında sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilir ve bu yönde ispat faaliyetinde bulunarak delil gösterebilir (Pekcanıtez, s. 1206). Öte yandan davalının süresinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tabii bulunması karşısında, HMK'nın 136. maddesine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçilecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlamış olacaktır.<br>18. HMK'nın “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141/1 maddesi 28.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile daha uyuşmazlığın en başında, karşı tarafın açıklamasını, iddia ve savunmasını tam olarak görmeden, sağlıklı ve tam bir iddia ve savunma örgüsü kurmanın mümkün ve gerçekçi olmadığı gözetilerek; tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak olduğu gibi, maddi ve hukukî nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır. Şüphesiz ki bu imkân, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile söz konusudur. Bu iki dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ayrıca HMK'nın 141/2 maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.<br>19. Bununla birlikte süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının mevcut vakıanın içeriğine dâhil olan bir husus ileri sürmesi veya açıklaması yeni vakıa ileri sürüldüğü anlamına gelmez. Bu itibarla süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkârı) ispat için karşı delil göstermesi mümkündür. Ancak davalı, davayı inkârının karşı delilini göstermek bahanesi ile yeni vakıalar ileri sürerse, bununla savunmasını genişletmiş olur. Bu hâlde mahkeme, davacının iddiasının doğru olmadığını ispat için davalının göstereceği delilleri inceleyip, davacının delilleri ile birlikte değerlendirerek varacağı sonuca göre hüküm vermelidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C. II, İstanbul, 2001, s. 1848).<br>20. Hemen belirtilmesi gerekir ki, savunmayı genişletme ve değiştirme yasağına öncelikle def’iler ve ona ilişkin vakıalar dâhildir. Zira def’i taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamaz. Buna karşılık itirazlar bakımından bir ayrım yapmak gerekir. Çünkü hâkim itirazları dosya kapsamına dâhil olduğu, dosyadan anlaşıldığı kadarıyla dikkate almak zorundadır. Dava dosyasına girmiş ve dava malzemeleri arasında bulunan itirazların daha sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi değildir. Dava dosyasından anlaşılamayan itiraz sebeplerinin ve bunlara ilişkin vakıaların ileri sürülmesi ise savunmanın genişletilmesi olarak kabul edilecektir...\"  hususları belirtilmiştir.<br>\tFatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir.  Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmamakla birlikte faturanın kabul edilerek ticari deftere kaydedilmiş olması ve faturayla ilgili olarak Vergi Dairesi'ne BA-BS bildirimi verilmesi faturaya konu malın teslim edildiğine veya hizmetin gerçekleştirildiğine karine teşkil etmektedir.    <br>6100 sayılı TTK'nın 21/2 maddesi gereğince bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere  faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hâli, o faturanın miktar ve fiyat yönünden mündericatını kabul anlamını taşır,       <br>   Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).<br>İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları alındığı, alınan raporlara göre takibe konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 1.389.120,00 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 676.105,00 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır.   <br> <br>Davacı yargılama esnasında sunduğu beyan dilekçeleriyle faturalardan kalan bakiye alacağının  556.105,00 TL olduğunu beyan etmiştir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bu sebeple faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğinin karine olarak davacı tarafından ispat edildiği, davalı sekiz gün içinde faturaların içeriğine itiraz etmediği için faturaların miktar ve fiyat yönünden münderecatını da kabul etmiş sayılacağı, davalının kendi ticari defterlerine göre de davacıya 676.105,00 TL borçlu olduğu, davalının ticari defterlerinin kendisini bağladığı, davacının davalının kalan borcunun 556.105,00 TL olduğunu beyan ettiği, süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, davayı inkar kapsamında sunduğu karşı delillerin ispat için yeterli olmadığı, ödeme savunması itiraz mahiyetinde olduğu için her zaman ileri sürülebileceği, ancak davalının davacının bakiye alacak olarak talep ettiği 556.105,00 TL'yi davacıya ödediğine dair bir delil ibraz edemediği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 37.987,53 TL harçtan, peşin alınan toplam 9.496,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.490,65 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  20/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>   \t   Başkan ...                    Üye ...            \t\t         Üye ...       \t           Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                       e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16ed7323dc8054e0","SID":"9cc517d1c16c5f69"}}