{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/297 - 2025/720<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2025/297 <br>KARAR NO\t: 2025/720<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/...Esas 2024/...Karar<br>DAVACI\t: ...  -<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari İşletmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2025<br>    <br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarihli 2024/... Esas 2024/... karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Adana'da satış için 09/07/2024 tarihinde bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeden önce de ön anlaşma yapıldığını, yapılan ön anlaşma sonrasında davacının Adana'da işyeri kiraladığını, Ağustos 2024 ayı kira bedeli ile 70.000,00 TL 'yi kira verene ödediğini, davalı şirketin verdiği projeye göre kiraladığı iş yerinde istenilen tadilatları yaptırdığını, davalı şirketin talebi üzerine ileride teslim edilecek börek parası olarak 250.000 TL'yi davalının banka hesabına havale ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkilinden 393.000,00 TL ısıtıcı cihaz parasının da ... isimli şahsın banka hesabına gönderilmesinin istendiğini, müvekkilinin bu parayı da havale ettiğini, müvekkilinin faaliyete geçirmeye çalıştığı iş yerinin açılmadan taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin karşılıklı anlaşarak feshedildiğini, bu fesihten sonra aynı işyerini davalı şirketin 01/08/2024 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını ve davacının yaptırdığı tadilatları davacıdan devraldığını, müvekkilinin davalıya 27/08/2024 tarihli 750.000,00 TL 'lik faturayı düzenlediğini, davalının bu faturaya herhangi bir itirazının olmadığını, müvekkilinin 210.000,00 TL'yi tahsil ettiğini ancak kalan 719.000,00TL'yi tahsil edemediğini, bunun üzerine Adana 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıların mal kaçırma ihtimali olduğundan teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazında bulunarak görevli ve yetkili mahkemenin ise Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının müvekkilinin eski bayisi olduğunu, iş yerini dava dışı ... A.Ş.'ne devrettiğini, uyuşmazlığın taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanmadığını, müvekkili ile davacı arasında devredilen iş yeri ile ilgili herhangi bir sözleşme yapılmadığını, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, söz konusu fatura incelendiğinde bir kısım malzemeler ile tadilat ve dekorasyon bedelinin faturalandırıldığının anlaşılacağını, müvekkilinin bayilerin 3. kişilerle yaptığı kiralama veya satın almalara ilişkin sözleşmelerin tarafı olmadığını, davacının işyerine almış olduğu demirbaşların bedelini müvekkilinden talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; \"... taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafa davalı tarafından verilmesi anlaşılan ödemenin yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, mahkememizce yargılamaya devam edilebilmesi için davanın ticari dava niteliğinde olması gerektiği,  bu haliyle davanın TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, TTK'nın 4/1. maddesine göre nispi ticari dava kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın tacir olmasının ve  ticari işletmelerinden doğan bir uyuşmazlığın mevcut olmasının gerektiği, davacının tacir olmadığının sabit olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanmadığı,  6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemelere göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin Adana Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine...\" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlık yine taraflar arasında düzenlenmiş olan bayilik sözleşmesinden kaynaklandığını, davalı şirketin tacir olduğunu yurt içinde ve yurt dışında ticari işletmesi genişleme ve satış ağını arttırmak için bayilik sözleşmeleri yatığını bu bağlamda davacı ... ile de bayilik sözleşmesi yaptığını bu davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili olduğunu davalı şirket yönünden ticari iş niteliğinde olan bayilik sözleşmesi kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer için de ticari iş sayılacağını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava,  itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine , karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Somut olayda ihtilaf, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).    <br> Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.  Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.<br>Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.<br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.\t<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. <br>6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. <br>Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. (HGK'nın 16/09/2015 tarih ve 2015/15-440 Esas, 2015/1769 Karar)<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. TTK'nın 5/2. maddesine göre ticari davalara ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılır. <br><br>6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde \"(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. <br>(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.<br>(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü yer almaktadır.<br>6102 sayılı TTK'nın 15. maddesinde \"(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11.inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır.<br>\" hükmü yer almaktadır.<br>Buna göre 6102 Sayılı TTK’nın 12. maddesinde gerçek kişi tacir, 15. maddesinde ise esnaf tanımlanmıştır. Buna göre esnaf, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri TTK’nın 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. <br>21 Temmuz 2007 Cumartesi günü ve 26589 nolu Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarih ve 2007/12362 sayılı kararnamenin 1/a maddesinde yer alan \" a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, \" hükmünde de esnaf tanımı yapılırken \"ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandırma ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olma\" şeklinde iki koşul bir arada öngörülmüştür.<br>Dolayısıyla bir kişinin esnaf sayılabilmesi için  6102 Sayılı TTK’nın 15. maddesi kapsamında iki koşul aranmaktadır.<br>1-Ekonomik faaliyetin sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanma,<br>2-Gelirin 6102 sayılı TTK’nın 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırın  aşılmaması\"dır.<br> Bu iki koşulun birinin bulunması yeterli olmayıp her iki koşulun da bir arada bulunması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin 15/02/2018 tarih ve 2016/15705 Esas, 2018/675 Karar)<br>Somut olayda, taraflar arasında davalıya ait ... marka böreklerin davacı tarafından Adana'da satılması konusunda bayilik sözleşmesi yapıldığı, davacının bu amaçla kiraladığı iş yerinde davalının isteği doğrultusunda  tadilat ve diğer hazırlıkları yaptığı, ancak iş yeri faaliyete geçmeden tarafların anlaşarak karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiği, fesih sonrası aynı iş yerinin davalı tarafından kiralanması üzerine tarafların iş yerinin davalıya devri konusunda anlaştığı, devir sebebiyle davacının davalıya düzenlediği 750.000,00 TL fatura bedeli ile 210.000,00 TL fırın bedelinin davalı tarafından davacıya ödendiği, ancak davacının ödemiş olduğu 70.000,00 TL kira bedeli ve 393.000,00 TL ısıtıcı bedeli ile feshedilen sözleşme kapsamında davalıya ödenen 250.000,00 TL börek bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmediği, bu alacakların tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı nedeniyle durdurulduğu ileri sürülerek itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş olup, taraflardan davalı şirketin tacir olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu alacağın nitelik ve miktarı ile 6102 Sayılı TTK’nın 15. maddesi kapsamında yukarıda zikredilen koşullardan \"ekonomik faaliyetin sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanma\" koşulu dikkate alındığında davacının da tacir kabul edilmesi gerektiği, buna göre taraflar arasındaki  uyuşmazlığın, tacir olan tarafların ticari işletmesiyle ilgili ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 4. maddesi uyarınca nispi ticari dava niteliğinde olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf sebepleri bu sebeple yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi'nce davanın usulden reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-Davacı vekili tarafından Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarihli 2024/... Esas 2024/... karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... Esas 2024/... karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 2. Asliye Ticaret  Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 427,60TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,<br>5-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, <br>6-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,<br>7-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince oy birliğiyle  kesin olmak üzere 17/04/2025tarihinde karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸<br> <br>...<br>Üye<br>...<br>¸<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸<br><br>...<br>Katip<br>...<br>¸<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9d25dd3e3deab56","SID":"8388db83f3787d13"}}