{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/527 - 2025/691<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/527 <br>KARAR NO\t: 2025/691<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/846Esas 2021/1163Karar<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2025<br>    <br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarihli 2020/846 Esas 2021/1163 Karar sayılı kararı aliyhine davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 15.12.2017 Tarih Ve ... Ticaret Sicil Gazetesi İlanına Göre Ticaret Ünvanını Değiştirerek ...  şekline dönüştüğü, söz konusu davada Adana 14. İcra Dairesi'nin 2019/4254 (2016/2203 E.eski esas ) Sayılı dosyada müvekkilinin ve borçlu ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ancak 17.04.2015 düzenlenme tarihli senette müvekkilinin hiçbir şekilde imzasının bulunmadığı, davaya konu senette iki adet imzanın olduğu,  ikisinin de ...'a ait olduğu, davalı tarafın müvekkili tarafından verilmiş çekin olduğu, bununla ilgili Adana 14. İcra Dairesi 2019/4253 E. Sayılı dosyada takibe bırakıldığı, bu çekte bulunan imza ile müvekkilinin imzasının kolayca kıyaslanabileceği, davalı tarafın açıkça kötü niyetli davrandığı, senette imzası olmayan kişiye karşı icra takibinin yapılmayacağını da pek ala makul, dürüst, orta zekalı bir kimsenin bileceği, ancak davalı tarafın buna rağmen senedi icraya bıraktığı, davalı tarafın eski şirket sahipleri ve çalışanları ile ilgili husumetlerinin olduğunu ve ceza mahkemesinde yargılamaların olduğunu,  davalının icra dosyasına 31.03.2017 tarihinde satış avansını yatırdığı ve hiçbir şekilde taşınmazların satışını da istemediği, resmen müvekkilinin elini kolunu bağladıkları, açıklanan bu durumların hepsinin göz önüne alındığında davalının açıkça kötü niyetli olduğu, mal varlığı olmasından dolayı senedin daha kolay yoldan tahsil edilmesi için hiç borçlu olmayan kişinin borçlu yapılmaya çalışıldığının aşikar olduğu,  bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile; davacı tarafın takibin başlangıç tarihinin üzerinden yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra huzurda ikame edilen davayı açtığı, bu hususun davacının açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiği davacı ...'nin, davalı müvekkili şirketin eski ortakları ve çalışanları ile danışıklı hareket ettiği, davalı müvekkili şirket tarafından söz konusu hususlar ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğu, söz konusu dosyadaki şüphelilerden ...'ın davalı müvekkili şirketin eski mali müşaviri, ...'ın şirketin eski ortağı ve ...'ın da davalı müvekkili şirketin eski çalışanı olduğu,  ...'in, ...'nın abisi olduğu, ...'in ise ...'nın kocası olduğu, söz konusu dosyadaki bir diğer şüpheli ise Av. ... olduğu, ...'in davaya konu icra dosyasında da davalı müvekkili şirketin azletmiş olduğu eski vekili olduğu, söz konusu icra ve dava dosyası nedeniyle Tarsus 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/48 E. Sayılı dava dosyası ile yargılandığı, Davalı müvekkili şirket tarafından söz konusu dosya için verilen satış avansları, önce icra dosyasına yatırıldığı, akabinde davalı müvekkili şirketten hiçbir talimat alınmadan söz konusu dosyalardaki satış avanslarının iade alındığı ve hacizlerin düşmesine sebebiyet verildiği, davacı ile ortak hareket edilerek davalı müvekkilinin zarara uğratıldığı, davacının takibin durdurulmasına ilişkin tedbir talebi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; \"... Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davanın, İİKnun 72. Maddesi gereğince, icra takibinden sonra açılmış Menfi Tespit davası olduğu, Adana 14. İcra Müdürlüğü'ne ait  2019/42054 sayılı dosya ile alacaklı (davalı) tarafından, borçlu (davacı)  aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 17/04/2015  vade tarihli, 100.000,00-TL bedelli bono olduğu,  takip devam ettiği sürece menfi tespit davasının açılabileceği, davanın zaman aşımına uğramadığı anlaşıldığından, davacı vekili tarafından, takibe esas teşkil eden bono üzerindeki  imzanın davacıya ait olmadığının, bu çek nedeniyle davalıya herhangi bir borcun bulunmadığının savunulduğu, mahkememizce,  Adli Tıp uzmanından alınan raporda, davaya konu olan bonoda, borçlu   adına atılı imzaların, davacı  ... 'in imza örnekleriyle karşılaştırılması sonucu, bonoda bulunan imzaların davacının eli ürünü olmadığının belirlendiği, senette asıl borçlunun ... olduğu, davacının ise kefil sıfatıyla yer aldığı, senette aynı kişiye ait imzadan iki tane yer aldığı bu imzaların asıl borçluya ait olabileceği konusunda kanaat edinildiği, senet üzerinde başkaca bir imza da bulunmadığı, davaya konu olan bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun ispat yükünün HMKnun 190.maddesi gereğince davalıya ait olup, davalı tarafından başkaca bir delilin ileri sürülmediği, bu nedenle bono üzerindeki imzaların davacıya ait olmaması nedeniyle, davacının Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/42054  sayılı icra takibi ve takibe dayanak teşkil eden bono nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığının tespitine davalı takipte haksız olsa da; kötü niyetli olduğu  ispatlanamadığından davacının davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine açılan davanın kısmen kabulü ile, Davalının Adana 14.İcra Müdürlüğünün 2019/42054 takip sayılı dosyasına konu 17/04/2015 tanzim tarihli, 15/12/2015 vade tarihli, 100.000,00 TL miktarlı bono nedeniyle borçlu olmadığının Tespitine,... \" şeklinde karar verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf takip tarihinden 5 yıl sonra dava açıldığını, bu kadar uzun süre sessiz kalması davacının senedi kabul ettiği anlamına geldiğini, davacı tarafın bu kadar uzun süre beklenmesinin sebebinin davalı şirketin eski ortakları ve çalışanlarıyla danışıklı hareket etmesi olduğunu, davacının imzanın ona ait olmasa da dolandırıcılık sebebiyle borçtan sorumlu olması gerektiğini, bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı olup, denetimi de elverişli olmadığını senetteki imza borçlunun el ürünü olduğunu, yargılama gideri ile bu kapsamında vekalet ücreti ile ara buluculuk giderinin tarafına yüklenmesi hukuka aykırı olduğunu kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, icra takibinden sonra açılmış  menfi tespit  talebine yöneliktir.<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, davalı şirket tarafından davacı ile davadışı ... aleyhine Adana 14. İcra Dairesinin 2019/4254 Esas sayılı (eski Esas No: 2016/2203) takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, ancak takibin dayanağını oluşturan senetteki her iki imza da davadışı ...'a ait olup senette davacıya ait imza bulunmadığı, ayrıca davalı şirketin sahipleri ve çalışanları hakkında ceza davası bulunduğu ileri sürülerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>Davalı vekili tarafından, davacının takip tarihinden 5 yıl geçtikten sonra dava açmakta kötüniyetli olduğu, davacının müvekkili şirketin eski ortakları ve çalışanlarıyla danışıklı hareket ettiği savunularak davanın reddi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Mahkemece, Adli Belge İnceleme (Grafoloji) Uzmanı bilirkişiden alınan 04.10.2021 tarihli raporda, inceleme konusu imzalar ile mukayese belgelerdeki imzalardaki harf ve gramaların tek tek özellikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri, kağıdın kullanımı, kişisel alışkanlıklar, hız, işleklik, baskı derecesi, istif, eğim, doğrultu ve tersim biçimi gibi yönlerden karşılaştırma yapıldığı, dikey ve yatay kuvvetli ışıklar altında çeşitli büyütme özelliklerinde mercekler ve Forensic Magnifer HS525 adlı cihaz kullanıldığı, ayrıca bilgisayarda çeşitli programlar kullanılarak üst üste çakıştırma ve yan yana getirme yöntemleriyle gramalar arasında benzerlik ve farklılıkların değerlendirildiği belirtilerek inceleme konusu belgede ... adına atfen atılan imza ile adıgeçene ait mukayese imzaları arasında tersim biçimi, hız, işleklik, baskı derecesi, istif, eğim, doğrultu ve kişisel alışkanlıklar bakımından ilgi ve irtibat bulunmadığı sonucuna varıldığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.<br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince,  teknik araç ve cihazlar kullanılmak suretiyle bilimsel yöntemine uygun inceleme yaptırılmak suretiyle Grafoloji konusunda uzman bilirkişiden alınan raporunda, davalının Adana 14. İcra Dairesinin 2019/4254 Esas sayılı (eski Esas No: 2016/2203) icra takibinin dayanağını oluşturan 17.04.2015 düzenleme ve 15.12.2015 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonoda atılı imzaların davacıya ait olmadığının belirtildiği, davacının takip dayanağı bonoda kendisine atfen atılan kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit davası açmakta gecikmesinin imzanın kendisine ait olduğuna kabul ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği, davalı tarafça, davacının davalı şirketin eski ortakları ve çalışanları ile danışıklı hareket ettiği iddia edilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 776/1-g maddesi uyarınca düzenleyenin imzasının bonoda bulunması zorunlu unsurlar arasında sayıldığı, dolayasıyla borçlunun imzasını içermeyen bir senedin bono vasfını haiz olmasının mümkün olmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalı aleyhine yargılama gideri ve bu kapsamda vekalet ücreti ile arabuluculuk giderine hükmedilmesinde de isabetsiz bulunmadığından, davalı vekilinin aksi yöndeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 6.936,50.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.708,70TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.227,8‬.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, <br> Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda oy birliğiyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 17/04/2025 tarihinde karar verildi.<br><br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba2fa53b11d22949","SID":"135b2843f58c80f2"}}