{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/890 - 2025/1135<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t     \t T.C.<br>ADANA<br>\t BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>   3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/890<br>KARAR NO\t: 2025/1135<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: .... Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 24/11/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t:  ...  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: ... Sigorta Anonim Şirketi  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 08.05.2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08.05.2025<br><br><br>  .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.05.2017 tarihinde sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çocuk olan müvekkili ...'a çarpması sonucu müvekkilinin yaralanarak ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan almış olduğumuz raporda da görüldüğü üzere %30 oranında sürekli malul kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığından dolayı tazminat hesabında bu hususun göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkilinin, kaza nedeniyle ... Hastanesi, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve ... Hastanelerinde tedavi gördüğünü,  kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç, davalı Sigorta Şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ( Poliçe no: ...)  ile kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için davalı tarafa başvurulduğunu, ancak başvurnun e-posta yoluyla verilen cevapla reddedildiğini, müvekkilinin zararı tam olarak tespit edilemediğinden dolayı fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydı ile dava tarihi itibariyle 500,00 TL (300 TL kalıcı iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı giderine ilişkin olmak üzere) maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH : Davacı vekili 28.09.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 7.624,50 TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden ise 322.075,50 TL'ye ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış, başvuru neticesinde ... hasar dosyası açılmışsa da müvekkili şirket tarafından istenilen belgeler iletilmeden huzurda görülen davanın açıldığını, davacının maluliyeti ... tarafından hazırlanan raporda erişkinlere ilişkin yönetmeliğe göre maluliyetin %0 olduğu tespit edildiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkil şirkete ... nolu 28.12.2016/2017 tarihleri arasında zorunlu sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının tazminatına ilişkin talebin değerlendirilmesi amacıyla aktüer sıfatına sahip bir bilirkişinin görevlendirilmesini ve TRH yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz ile tazminat hesaplanmasını, davacının tazminatı belirlenirken; bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı poliçe kapsamı dışında olduğunu, davaya sebebiyet veren aracın müvekkili şirket tarafından akdedilen zorunlu trafik poliçesinin başlangıç tarihi 28.12.2016 olduğunu, ilgili poliçe 01.06.2015 tarihli genel şartlar değişikliğinden sonra akdedildiğinden geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddi gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödemenin ve yahut gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını talep ettiklerini, davacı için bakıcı giderinin hesaplanamayacağını, davada, davadan önce müvekkili şirkete usule uygun başvuru olmadığından müvekkili şirketin dava tarihi ile temerrüde düştüğünü, davaya konu uyuşmazlığın tamamen “haksız fiil”den kaynaklanmakta olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan taleplerde de uygulanacak ancak kanuni faiz olacağını bu nedenle talep edilen avans faiz talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu avans faize ilişkin talebin reddinin gerekmekte olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 7.624,50-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 322.075,50-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 16.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının bakıcı gideri talebinin reddine karar verildiği görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; huzurda görülen dava konusunda sigortalı araç sürücüsü ile mağdurun CMK 253 kapsamında uzlaştığını, uzlaşma ile mağdurun ilerde açılacağı davadan feragat ettiğini, CMK 253 kapsamında uzlaşma sağlandığından davanın reddinin gerektiğini ancak ilk derece mahkemesinin uzlaşmanın varlığını gözetmeden aleyhlerine hüküm kurmuş olmasının hatalı olduğunu, eksik evrakla başvuru nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğin, davacının maluliyetinin bulunmadığından haksız davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, aldırılan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, sigortalının kusursuz olduunu bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, çocukların çalışıp gelir elde etmesi mümkün olmadığından geçici iş göremezlik zararının bulunmadığının açık olduğunu ve bu nedenle geçici iş göremezlik tazminata hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru olmadığından müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini ve bu nedenle müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun doğmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.<br>Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ve faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davacının dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 07.04.2020 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. <br> Buna göre başvuran davacıların,  dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.<br>Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde; <br>Somut olayda, 12.05.2017 günü saat: 15.30 sıralarında, sürücü ..., idaresindeki ... plakalı araç ile ... Mahallesi, ... sokaktan Zümrüt Apartmanı bahçesine giriş yaparak, girişten yaklaşık 7-8 metre sağ iç tarafta bahçe duvarına yakın bölümde apartman bahçesinde oturmuş vaziyette oyun oynayan çocuk yayalar ... ve ...'a aracın sağ ön köşe ve ön tekerlek kısımlarıyla çarpması sonucu, yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.<br>Dosya içindeki tüm delillerin diğerlendirilmesinde bu kazanın oluşumunda, irdeleme bölümünde anlatılan sebeplerden dolayı, ... plakalı araç sürücüsü ...'un, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, bahçeye girdiğinde sağa doğru manevra yaparken aracın önünü yeterince kontrol etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğinden, Karayolları Trafik Kanunu'nun 67/a “Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır.” maddesini ihlal ettiğinden %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;<br>Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. <br>  Mahkemesinde hükme esas alınan 13.12.2021 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 12.05.2017 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\"  hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %30 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Davalı vekilinin CMK 253. md.si uyarınca uzlaşma hükümleri uyarınca davanın reddi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19. bendinde ise \"... uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" hükmü yer almakta olup buna göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılıyor idi. <br>Ancak;<br>18.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 E, 2023/141 K sayılı kararı ile \"...Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır. Bu itibarla kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.\" gerekçesi ile  5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.  <br><br> <br>Davacı vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsü ile sürücü olan davacının yaptıkları kaza  neticesinde davacının yaralanıp malul kaldığını ileri sürerek bedensel zarar nedeniyle oluşan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştıkları anlaşılmıştır.<br>CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: \"Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.\"<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;\" ibaresi eklenmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur.<br>Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir.<br>Bu itibarla dosya içindeki belgelerden uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenmediği gibi söz konusu uzlaşmanın edimli olduğu, ödenen 5.000,00 TL maddi tazminat kalemine ilişkin olduğu, iş bu 322.075.50 TL kalıcı işgörmezilkten kaynaklı zarar kaleminden, 5.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 16.02.2018 tarihinden itibaren güncellenerek 6.802,47 TL mahsup edilerek, neticeden 315.273,03 TL üzerinden bir karar verilmelidir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin  2023/7665 Esas, 2025/3144 Karar; 2023/3907 Esas, 2025/1895 Karar;  2023/515 Esas, 2025/845 Karar sayılı içtihadı ve benzer içtihatları)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın tümden reddi gerekmemekle birlikte, aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinini istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin davacının geçici iş görmezlik tazminatına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; <br>Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza geçiren kişinin tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışmaması ve bu nedenle iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmazı durumudur. Zarar belirlenirken, davacının elde ettiği gelir üzerinden, yani bilinen gerçek gelir üzerinden, bu belirlenemiyorsa, genel aktif çalışmaya 18 yaşında başlayacağı kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş görmezlik tazminatının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Davalı vekili tarafından geçici iş görmezlik tazminatı yönünden yapılan incelemede; davacının 24.08.2006 doğumlu olup, kaza tarihi olan 12.05.2017 tarihi itibari ile 9 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Davacının geçici iş görmezliği 13.12.2021 tarihli maluliyet raporuna göre 6 ay olarak belirlenmiş olup, bu sürenin sonunda halen davacının 18 yaşını doldurmamıştır. Buna göre Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ve Dairemizin bu içtihatlar ile uyumlu kararları gereğince yaşı küçük olan herhangi bir yerden geliri bulunmayan çocuklar lehine geçici iş göremezlik tazminatına karar verilemeyeceği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü gerekmiştir.<br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile; <br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca  düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında  karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; <br>2-Davanın kısmen KABULÜ İLE,<br>-315.273,03 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 16.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>-Davacının geçici iş görmezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinin REDDİNE,<br>Harç yönünden:<br>3-a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 21.536,30 TL karar harcından, peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplamda 5.694,4‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.841,9‬0 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>b-)İlk derece mahkemesince 24.11.2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harç miktarının 15.841,90 TL olduğu, ilk derece mahkemesince tahsil edilen harç miktarının ise 16.827,40 TL olduğu dikkate alınarak fazla tahsil edildiği anlaşılan 985,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, <br>4-a-)-7155 sayılı kanun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesinin 11. fıkrası gereğince suçüstü ödeneğinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil ile hazineye gelir kaydına, <br>b-)-İlk derece mahkemesince 24.11.2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen arabuluculuk ücretinin tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, arabuluculuk ücretinin tahsil edilmiş olması halinde ise miktarın değişmediği dikkate alınarak yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına, <br>Yargılama giderleri yönünden:<br>5-Davacılar tarafından yapılan toplamda 5.748,8‬0 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, <br>6-Davacıların gider avansından sarf edilen tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti toplamı 2.349,85‬ TL yargılama giderinden davanın kabul - red oranına göre hesaplanan 2.245,04 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye kısmının ise davacıların üzerinde bırakılmasına, <br>7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, <br>Vekalet ücreti yönünden:<br>8-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 50.443,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, <br>9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 14.726,97‬ TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>İstinaf giderleri açısından;<br>10-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>12-Davalı tarafından yapılan 166,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>13-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,<br><br>14-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 08.05.2025<br><br>      <br>      Başkan                 Üye                           Üye                            Katip  <br>¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır   <br>        ( Karşı Oy) <br><br><br>\t\t\tKarşı Oy Gerekçesi <br>                                                                                                 <br>Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı  fıkrasında yer alan \"...341 inci, 362 nci ve  369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmündeki \" 341 inci, 362 nci ve\" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki \"362.\" ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin \" karar tarihindeki\" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır. <br>Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir. <br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.<br>Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de <br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. <br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Öte yandan Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından  Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararının halen yürürlüğe girmediği, kararın resmi gazetede yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceği bu nedenle bu iptal kararının uygulanmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. <br>Heyetimizin sayın çoğunluğu tarafından eldeki dosyada temyiz yasa yolunun uygulanmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceği söz konusu iptal kararının henüz yürürlüğe girmediği kabul edilerek bu iptal kararı dikkate alınmadan Dairemizce verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de Dairemizin 2024/274 esas 2025/644 Karar sayılı kararında, 2023/350 Esas 2025/717 Karar sayılı kararında, 2023/360 Esas 2025/622 Karar sayılı kararında 2023/2534 Esas 2025/656 Karar sayılı kararında ve benzer mahiyetteki dosyalarda verilen kararlar da ise Anayasa Mahkemesinin 14/03/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2024/29 esas 2024/226 sayılı 25.12.2024 günlü kararı ile 6100 HMK'nın 326/2 maddesinin manevi tazminat davalarında uygulanmasına ilişkin hükmün iptaline dair kararı uygulanmak sureti ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine manevi tazminatın red olunan kısmı  için vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Anılan Dairemiz kararlarında gerekçe olarak Anayasa Mahkemesinin 14/03/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2024/29 esas 2024/226 sayılı 25.12.2024 iptal kararının derhal  uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. <br>Ne var ki Anayasa Mahkemesinin 14/03/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2024/29 esas 2024/226 sayılı 25.12.2024 günlü iptal kararında da  söz konusu iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmiştir. Şu halde Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz yasa yoluna yönelik miktara ilişkin sınırın uygulanmasına dair kanunun Hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu iptal kararının halen yürürlüğe girmediği gerekçesi ile uygulanmamış olması ancak benzer şekilde yine Anayasa Mahkemesince verilen 6100 Sayılı yasanın 326/2 maddesinin iptaline ilişkin kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmesine rağmen söz konusu 9 aylık süre beklenmeden ( doğru bir uygulama ile )  derhal uygulanarak,  eldeki mevcut derdest dosyalarda Anayasa Mahkemesi kararı gibi uygulama yapılması da çelişki oluşturmakta hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir. <br>            Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davalısı şirket tarafından ilk derece Mahkemesinin 24/11/2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup  bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım. <br>\t <br> BAŞKAN  <br>Karşı oy     <br>¸ <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14381fd258bc0a48","SID":"2c769d9d410b0731"}}