{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/323 - 2025/473<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/323 <br>KARAR NO\t: 2025/473<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28.12.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/544 Esas 2022/747 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 10.04.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 02.05.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 08.02.2014 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, yatağa bağımlı hale geldiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün hız kurallarını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya karşılık ödeme yapılmadığını belirterek, kısmi dava olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının iş göremezlik zararı için şimdilik 1.000,00-TL, bakıcı gideri zararı için şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.05.2018 tarihli dilekçesi ile talebinin 500,00TL sürekli, 500,00-TL geçici iş göremezliğe dayalı olduğunu açıklamış, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 268.000,00-TL, bakıcı gideri talebini 268.000,00-TL olarak arttırmıştır.<br>\tDavalı vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 17.05.2013- 17.05.2014 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 250.000TL ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet iddialarını kabul etmediklerini, davalının bakıcı giderine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, olay tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve  toplanan delillere göre, davanın, ZMSS poliçesine dayalı sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat ve bakıcı gideri isteğine ilişkin olduğu, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.07.2018 tarihli raporda davacının vücut genel çalışma gücünü % 100 oranında kaybettiği, sürekli iş göremezlik halinde kaldığının belirtildiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 20.03.2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda sürücü ...'ın %35, yaya ...'in %65 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kaldırma kararından sonra SGK'ya yazılan yazı cevabında 3.kişiye rücu edilebilecek ödemenin %60 kusur oranına göre 92.606,84 TL olduğunun bildirildiği, BAM kaldırma kararı gereği hükme esas kök rapor tarihindeki verilere göre kusur oranı ve rücuya tabi miktar 159.393,45 TL kabul edilerek yapılan hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 380.789,75 TL olduğu, SGK yazısında belirtilen rücuya tabi peşin sermaye değeri esas alınarak (92.606,84 TL) yapılan garame paylaşımında davacının 215.573,27 TL zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağını, istinafa konu olmayan ve bu nedenle usulü kazanılmış hak sayılan 159.393,45 TL peşin sermaye değeri kabul edilerek yapılan garame paylaşımında ise davacının 188.920,44 TL zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağının bildirildiği, ilk karara davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, kaldırma kararı öncesi rapor tarihi itibariyle veriler de esas alınarak kusur oranları gözetilerek ve kaldırma kararı öncesi bildirilen ilk peşin sermaye değerinin yarısı 159.393,45 TL'nin düşümü ile sürekli iş göremezlik zararı 380.789,75 TL olarak belirlendiği, poliçe limitinin üzerinde olduğu, Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi ek raporu alınmış ise de, davacıya SGK tarafından  yapılan ödemenin rücu niteliği gözetildiğinde SGK'nın davacıya bağladığı sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 01.08.2014 tarihinden geçerli olmak üzere zamanaşımının başladığı, rücuya esas peşin sermaye değerinin bu tarih itibariyle belirli hale geldiği, mahkemenin ilk hüküm tarihi, ve 2. hüküm tarihine kadar 2 yıllık zaman aşımı süresi geçtiği halde SGK tarafından davalı sigorta şirketine herhangi bir tazminat ödemesi talebinde bulunulmamış olması gözetildiğinde, sigorta limitinin bir kısmının garame hesabı neticesinde SGK 'ya ayrılması halinde ayrılan tutarın davalı sigorta şirketi hesabında kalacağı, sigorta şirketince mahkeme kararı doğrultusunda davacıya limitin altında ödeme yapılacağı, limitin kalan kısmının ise SGK'ya zamanaşımı süresi gözetilerek ödenmeyeceği ve poliçe limitinin altında bir ödeme yapmak suretiyle davalı sigorta şirketinin sorumluluktan kurtulmasına yol açılacağının değerlendirildiği, ek rapordaki hesaplamaya itibar edilmediği belirtilerek sürekli iş göremezlik zararına yönelik talebin kabulü ile 268.000,00 TL, bakıcı gideri zararına yönelik talebin kabulü ile 268.000,00 TL'nin 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik zararına yönelik davanın reddine karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, BAM kararına rağmen SGK tarafından ödenen bedelin poliçe limitinden mahsup edilmeyerek tüm teminat limiti üzerinden hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin temelinin davacının zararı ile doğrudan ilişkili olduğunu, Yerleşik Yargıtay uygulamalarının garame hesabı yapılması yönünde olduğunu, mahkemenin alacağın zamanaşımına uğraması sebebiyle hüküm kurulmasına yönelik kararının hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin zamanaşımı süresinin kurumun ödeme onayı verdiği tarihten itibaren 10 yıl olduğunu, mahkemece davacıya SGK'ya iş kazasını bildirmesi için süre verilmesi, işlemlerin takip edilerek gerekirse dava açılması için süre verilmesi, davanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın iş kazası olduğunu, peşin sermaye değerli gelir bağlanmış olması halinde hesaplanacak tazminattan mahsubunu, SGK ya ihbar da bulunulmasını, SGK tarafından yapılabilecek ödemelerin davalı şirketten de talep edilmesinin mükerrer ödemeye sebep olacağını, poliçe limitine indirilmesi gerektiğini, iş kazasına ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, maluliyet oranının afaki şekilde belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, ZMMS Genel Şartlar gereği davalının bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür. \t\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 08.02.2014 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 2017/624 E. 2019/863 K. sayılı kararı ile SGK tarafından davacıya bağlanan 318.786,90 TL'nin yarısı olan 159.393,45 TL'nin hesaplanan 540.183,20 TL tazminattan mahsubunda zararın teminat limitinin üstünde olduğu belirtilerek 268.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 268.000,00 TL bakıcı gideri zararına yönelik talebin kabulü ile davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İlk karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2020/2 E.,2022/1517K. sayılı kararı ile mahkemece SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye tutarı olarak bildirilmiş olan 318.786,90-TL'nin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise üçüncü kişilere rücu edilebilecek miktarın ne olduğu, rücu için dava açılıp açılmadığı hususlarının SGK'dan araştırılması; neticesine göre 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrası gereğince SGK'nın rücu edebileceği kısmın, üçüncü kişinin kusuruna isabet eden ilk peşin sermaye değerinin yarısı kadar olabileceği gözönüne alınmak suretiyle kurum tarafından davalı sigorta şirketine rücu edilebilecek miktarın tazminattan düşülmesi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi, belirlenecek olan rücuya tabi bu miktar ile davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik hesap edilen tazminat tutarının poliçe limitini aşması halinde azami sigorta limitinin anılan alacaklar toplamına olan oranına göre garameten paylaştırma yapılması  hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, davacının  istinafının bulunmaması karşısında usuli kazanılmış haklar gözetilmek ve hükme esas alınan rapor tarihindeki veriler esas alınmak suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğinden kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece SGK'ya müzekkere yazılmış, aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak davanın sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebi yönünden kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>1-Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 08.02.2014 tarihli kaza tespit tutanağında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın orta şeritte seyir halinde iken yolun sağındaki kaldırım kısmından orta refüj istikametine yoğun trafiğin arasından geçmeye çalışan yaya ...'e aracının ön kısmıyla çarptığı, yayanın ilk çarptığı noktadan 12 m ileride orta şeride düştüğü, aracın ise 32 m ileride en sağ şeritte sağ yan kısmı üzerine sürtünerek devrildiği, çarpma noktasının 53,00 m. gerisinde ışık kontrollü yaya geçidinin mevcut olduğu, motosiklet sürücüsü ...’ın KTK'nın 52/1-b kuralını ihlal ettiği, yaya ...’in ise yaya geçidini kullanmadığından KTK'nın 68/1-b-1 kuralını ihlal ettiği tespit edilmiştir.<br>Dava konusu kazaya ilişkin İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/452 E., 2018/58 K. sayılı dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 04.08.2017 tarihli raporda olayın meydana gelmesinde sanığın sağa yönelmeden önce giriş yapmak istediği şeridi kontrol etmesi, taşıt yoluna karşıdan karşıya geçmek için girmiş olan yaya nedeniyle etkili fren tedbiri alması gerekirken yeterli kontrolü yapmadan sağa yöneldiği sırada katılana çarpması nedeniyle tali derecede kusurlu olduğu kabulü ile sanık ...’ın 4.500-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 19. Ceza Dairesi'nin 2018/1595 E. 2018/2460 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar 10.09.2018  tarihinde kesinleşmiştir.<br>Mahkemece Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 20.03.2019 tarihli raporda olay anını gösteren video görüntüleri de incelenerek sürücü ...'ın yönetimindeki motosiklet ile seyri sırasında ön ilerisinde sol şerit üzerinde seyreden kamyoneti yakından takip ettiği, olay yerinde sağa yönelmeden önce giriş yapacağı şeridi kontrol etmesi gerekirken bu hususa özen göstermeyerek kontrolsüz biçimde sağa yöneldiği sırada gördüğü yayaya karşı zamanında etkin tedbirine başvurmayarak çarpmasıyla meydana gelen olayda %35 oranında, yaya ...'in ise, karşıya geçişini 53 m. mesafedeki yaya geçidinden yapmayıp, taşıt yolunun trafik yoğunluğunu ve yol üzerinde seyir halinde bulunan aracın hızını ve yakınlığını dikkate alıp karşıya geçiş için en uygun zamanı beklemesi gerektiği halde, seyir halinde olan araçlara rağmen yolun sağından kaplamaya girip, solundan gelen motosikletin çarpmasına maruz kaldığı olayda % 65 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla ceza yargılaması sırasında kesinleşen maddi vakıa ve bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa uygun olması sebebiyle benimsenmesinde bir  isabetsizlik görülmemiştir. <br>2-Davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.\t<br>Mahkemece Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.07.2018 tarihli raporda davacının yaralanması nedeniyle Çalışma  Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sağ frontoparietal kemikte kraniektomi, sol kol sol bacak paralizi ve nörolojik arazı nedeniyle %100 oranında vücut genel çalıma gücü kaybı oluştuğunun belirlendiği, davacının son durum raporunun alındığı ve fiziki muayenesinin yapıldığı, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygulanmakta olan yönetmelik hükümlerinin esas alındığı anlaşılmakla hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>3-Davalı sigorta şirketi vekilinin bakıcı giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, olay tarihinde yürürlükte ulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>\tBunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>\tYukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>\t4-6098 sayılı TBK'nın 55.maddesinde; “Bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez” düzenlemesi mevcuttur. Buna göre; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri yahut ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilememekte, ifa amacı taşıyan ödemeler bulunması halinde davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için, davadan önce yapılan bu neviden ödemelerin güncellenmiş karşılığının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekmekte, rücu edilebilir sosyal güvenlik ödemeleri bulunması halinde ise sadece ödemeler toplamının hesaplanan zarar tutarından mahsup edilmesi gerekmektedir. Zira, sigortalıya veya hak sahiplerine Kurum tarafından 5510 sayılı yasa gereği yapılmış veya ileride yapılacak olan sosyal güvenlik ödemeleri (geçici iş göremezlik ödeneği, cenaze masrafları ve kız çocuklarına verilen evlenme ödeneği) ilgililere rücu edilmekte, sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri, sigortalının ölümü sebebiyle hak sahiplerine iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan bağlanan ölüm geliri bulunması halinde de bu gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ilgililere rücu edilmektedir. Nitekim, davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında \"iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Dosyada mevcut İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 01.12.2022 tarihli yazısında, davacının yaralanması nedeniyle bağlanan aylık gelirin ilk peşin sermaye değerinin 308.689,48 TL olduğu, üçüncü kişiye rücu edilecek ödeme tutarı ise  %60 kusur karşılığı 92.606,84 TL olarak bildirilmiştir. Dairemiz kaldırma kararında, SGK'nın rücu edebileceği kısmın, üçüncü kişinin kusuruna isabet eden ilk peşin sermaye değerinin yarısı kadar olabileceği, kurum tarafından rücu edilebilecek miktarın tazminattan düşülmesi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi, belirlenecek olan rücuya tabi bu miktar ile davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik hesap edilen tazminat tutarının poliçe limitini aşması halinde azami sigorta limitinin anılan alacaklar toplamına olan oranına göre garameten paylaştırma yapılması gerektiği belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemelerinin kaldırma kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı dairemizin kaldırma kararından sonra SGK'na yazılan yazıya verilen cevapta rücu işlemelerin başlamadığı, rücu için dava açılmadığının belirtilmiş olmasına göre mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının zararının kusur oranına göre 540.183,20 TL belirlendiği, SGK tarafından ödenen tazminatın ilk peşin sermaye değerinin yarısının zarar sorumlusunun kusur oranına isabet eden miktarın davacının gerçek zararından mahsup edildiğinde zararın poliçe teminat limitinin üzerinde  olduğu, SGK'nın  rücuya tabi olarak yaptığı ödemeleri  5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında \"zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir\" düzenlemesi gereğince zarar sorumlusu kişilere rücu edebileceği, davalı sigorta şirketinin aracın sürücüsü ve işleteni ve varsa diğer sorumlular ile birlikte davacının zararından ve dolayısıyla davacıya ödenen rücuya tabi ödemelerden müteselsilen sorumlu oldukları,  SGK'nın ödediği tazminatın zarardan düşülmüş olması halinde dahi poliçe teminat limiti üzerinde zarar olması nedeniyle diğer zarar sorumluların sorumluluğunun devam ettiği, SGK'nın zarar sorumlusu  diğer müteselsil sorumlulara rücu hakkının bulunduğu da gözetildiğinde karar gerekçesi yerinde değil ise de sonuç itibariyle sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM    : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken  36.614.16TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 9.153,54TL'nın mahsubu ile kalan 27.460,62TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan  delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d18d69582cefa69","SID":"3e5a19c28e43ebf3"}}