{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1368 Esas<br>KARAR NO: 2025/593<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2023<br>NUMARASI: 2022/166 Esas, 2023/33 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türkiye'de kurulmuş ve faaliyet gösteren müvekkili şirketin, ...'ye ait şirketlerden olduğunu, Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi Türkiye'de de tüketici nezdinde özellikle şekerleme deyince ilk akla gelen markanın \"...\" olduğunu ve her yaş grubundan oluşan yüksek tanınmışlığa ulaştığını, \"...\" markasının tamamen müvekkili tarafından yaratıldığını ve maruf hale getirildiğini, davalının da ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markayı kendi adına tescil ettirdiğini, davalının bu marka tesciliyle \"...\" markalarına benzemeye çalıştığını, davalı markasında kullanılan unsurların stilize ediliş şeklinin, davalının yalnızca müvekkili ürünlerine yakınlaşma ve bu ürünlerden/markalardan haksız bir şekilde faydalanma amacını gösterdiğini, davalı şirketin müvekkilinin marka haklarına haksız rekabet yaracak ticari faaliyetler gerçekleştirme çabasında olduğunu, davalı marka tescilinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına 2020/38524 sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1995 yılında sakız üretimiyle faaliyetlerine başlamış olduğunu, ilerleyen yıllarda \"...\" markası altında yumuşak şeker üretimine başladığını, müvekkili şirketin çeşitli ürünleri için kullandığı farklı marka ve ambalaj tasarım tescilleri olup, bununla birlikte \"...\" ibareli markası içinde pek çok marka tescili bulunduğunu, davacının hak iddia ettiği \"...\" ibareli marka kullanımının, müvekkilinin \"...\" ibareli markasından çok daha sonra olduğunu, davacı şirketin eskiye dayalı kullanımını ispatlayamadığını, davacının kullandığını hiçbir evrak ile kanıtlayamadığı \"...\" markasının müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markası ile hiçbir şekilde benzemediğini, davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli davacı markaları \"...\" ibareli olup, hükümsüzlüğü istenen davalı tarafa ait ... tescil nolu markası ise \"...\" ibarelidir. Davacı taraf SMK 6/3 maddesi kapsamında önceye dayalı tescilsiz kullanım ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli tescile dayalı olarak hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Önceye dayalı tescilsiz kullanım iddiaları ancak iddialara konu ibare ile hükümsüzlüğü istenilen markanın iltibas derecesinde benzer olması halinde dinlenebilecektir. Ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taraf markaları arasında görsel, işitsel veya anlamsal açıdan herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır. Bu itibarla SMK 6/3 maddesine dayalı olarak hükümsüzlük talebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ayrıca davalı tescilinin kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak tanınmış olsun yada olmasın markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve haksız tesciller birer kötü niyetli tescildir. Davacı taraf, davalı tarafın yapmış olduğu marka tescili ile gerçek hak sahibi olduğunu iddia ettiği markasının ününden ve pazar payının daha geniş olmasından faydalanmaya çalıştığını, bu nedenle kötü niyetli olduğunu iddia etmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere karşılaştırmaya tabi ibarelerin ve görsellerin ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyecekleri değerlendirilmekle, davalının davacının markasından herhangi bir şekilde haksız yararlanması da söz konusu olmayacaktır. Bu itibarla davalı tescilinin kötü niyetli olduğu hususu da ispatlanamamıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itirazlarında davalının ticari takdim şekline yönelik iddialarda bulunmuş ise de, bu iddialar ancak açılacak bir haksız rekabet davasında gündeme gelecek olup, hükümsüzlük davası yönünden fiilen tescilli marka karşısında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla davacının davasının REDDİNE,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Markaların genel görünüm itibarı ile benzerliği değerlendirilmeden ... ve ... kelime markaları üzerinden kıyaslama yapılmasının hatalı olduğunu, bütünsel değerlendirme yapılması gerektiğini, raporun yetersiz olduğunu, itirazların değerlendirilmediğini,  Davalının 1997'den beri 30 sınıfta markaları mevcutken, ... ibaresini yıllar içinde müvekkili markasına renk ve genel görünüm yönünden yaklaştırdığını, davaya konu markanın renk kompozisyonun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini,  aynı görsel benzerliğe sahip olunması durumunda iltibasın oluşacağının kabulü gerekiğini, markanın kırmızı harflerin çerçeve içine alındığı kırmızı beyaz yazım tarzına da itiraz ettiklerini, ortalama tüketici kitlesi çocuklar olan, hızlı tüketim ürünü şekerlemeler olduğunu,  Logolar arasında sadece renkler değil, harflerin yazım biçimlerinin de aynı olduğunu, harf fontlarının benzerliğinin ortak \"B\" harfinden de anlaşılmakta olduğunu, itirazların, ortalama tüketici kesiminin raporda ve kararda değerlendirilmediğini, İltibas olmadığı gerekçesi ile SMK 6/1, 6/3 md değerlendirilmediğini, kötüniyet iddiasının da değerlendirilmediğini, markanın ... markasına benzetilme çabasının dikkate alınmadığını, markanın öncü konumda olup  davalı tarafından bilinmiyor olmasının kabul edilemez olduğunu, haksız rekabet yaratacak marka seçiminin kötüniyetli marka başvurusu olduğunu, kötüniyet bölünemeyeceğinden tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini,  markanın 45 sınıfta yer alan tüm mal ve hizmetlerde kullanımının da mümkün olmadığını, detaylı inceleme yapılmadan itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; dosyada mevcut bilirkişi raporu yeterli ve denetime elverişli nitelikte olup mahkemece davacının ... esas unsurlu markaları ile davalının davaya konu ... markası arasında ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşmayacağı, markalar arasında benzerlik olmadığı, SMK 6/3, 6/9.maddelerinin koşullarının oluşmadığının yerinde olarak tespit edildiği, davacının ticari takdime yönelik iddiasının hükümsüzlük davasında değil haksız rekabet davasında değerlendirileceğine yer verilerek davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4fbc01188d9c7ded","SID":"bd6711bd6a4fee53"}}