{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/542 - 2025/756<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/542 <br>KARAR NO\t: 2025/756<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/312 E.  -  2022/226 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/09/2022 tarih ve 2021/312 Esas - 2022/226 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin   2019/104720 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun davalı şirketin \"...\" esas unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...” markaları üzerinde uzun yıllardır hak sahibi olduğunu, nitekim bu markaların ilk sahibi olan dava dışı ... Holding A.Ş.’nin “... ...” markasına ilişkin bütün marka haklarını davacıya devrettiğini, ... Holding A.Ş.’nin marka feragatinden sonra markanın kullanımından hiçbir şekilde feragat edilmediğinden ve markalara ilişkin tüm haklar davacı tarafından devralındığından davacının bu markalar üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, davacının “...”lu markalarının başta dondurma ürününde olmak üzere tüketici nezdinde tanıtımı için büyük yatırımlar ve harcamalar yaptığını, bu şekilde “...” markasını tanınmış marka haline getirdiğini, davacının “... ...” markaları üzerinde kazanılmış hakkının olduğu yönünde Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiş emsal mahkeme kararlarının bulunduğunu, ayrıca redde mesnet alınan 2014/90845 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini ileri sürerek, 2019-M-7133 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya  uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili,  davalının “...” ibaresini davacıdan çok daha önce tescilli marka olarak kullanmaya başladığını, zira davalının bu markayı 1998 yılından beri İzmir’in nezih semtlerinde şubeler açarak aralıksız kullandığını ve tüm Türkiye’de bu markaya bilinirlik ve itibar kazandırdığını davacının 30. Sınıf kapsamında tescilli ve tanınmış bir “...” markasının bulunmadığını, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2010/17562 ve 2010/09091 sayılı markaların asli unsurlarının davacının dava konusu markası ile aynı olmadığını, bu yüzden davacının müktesep hak iddialarının somut olayda dinlenemeyeceğini, ayrıca da bu markalardan 2010 /17562 sayılı markanın tescil tarihinin 14.01.2019 olduğunu ve bu derece yeni tarihli bir markanın müktesep hak iddialarına mesnet alınamayacağını, davacının 2010/09091 sayılı markasının kapsamına giren emtialarla davacının dava konusu edilen markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların aynı/aynı tür olmadığını, dolayısıyla davacının bu markalarının müktesep hak kriterlerini sağlamadığını, bu yönde emsal mahkeme kararlarının bulunduğunu, ayrıca da somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, zira taraf markalarının esas unsurunun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, davacının bu markasının davalının tescilli ve tanınmış “...”lu seri markalarının içerisine sızma ihtimalinin yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtialar ile aynı emtiaları tamamen veya kısmen içeren redde mesnet 2010/54686 sayılı \"...\", 2014/90845 sayılı \"... ...\" ve 2014/32579 sayılı \"... ...\" ibareli markaları ile dava konusu \"...\" marka başvurusu arasında gerek emtiaların ayniyete varan derecede benzerliği, gerekse markaları oluşturan esas unsurlarının müşterek olarak \"...\" ibaresi üzerinde toplanması nedeniyle davaya konu emtiaların hitap ettiği içinde çocukların da bulunduğu nispeten düşük bilinç seviyesine sahip ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunduğu, diğer redde mesnet markalar ile dava konusu marka başvurusu arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 2007/01988 sayılı markasının asli unsurunun farklı olması, 2010/09091 sayılı markanın uyuşmazlık konusu malları kapsamaması, 2010/17562 sayılı markanın da  sarı ve kırmızı tonlarda, stilize bir yazım şekli ve arka planda geçişkenli renk tonları ile oluşturulmuşken, dava konusu marka başvurusunun şekil ve renk unsurlarından yoksun olarak standart yazım karakteri ile oluşturulması, dava konusu marka başvurusunun bu standart mizanpajının umumi intiba olarak davacıya ait önceki tarihli 2010/17562 sayılı markaya yakınlaşmasından ziyade özellikle redde mesnet olup standart yazım karakteri ile oluşturulmuş 2014/32579 sayılı markaya yakınlaşması karşısında davacının önceki tarihli anılan markalarının  iş bu dava bakımından müktesep hak iddiasına mesnet olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dosyaya ibraz ettikleri müvekkilinin müktesep hakkı yönünden ve davalı Şirketin markalarının hükümsüzlüğü yönünden müvekkili lehine verilen kararların hiç dikkate alınmadığını, kesinleşen mahkeme kararına göre müvekkilinin 2010/17562 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak oluşturduğunu, dava konusu başvurunun 2007/01988, 2010/11366, 2010/09091, 2010/17562, 2011/104424, 2011/109000, 2018/75878 sayılı markaların serisi niteliğinde olduğunu,  2018/75878  marka için de davalı Şirkete karşı Ankara 5. FSHHM'nin 2019/270 E. sayılı dosyası ile açtıkları dava da kazanılmış hak iddiaları dikkate alınarak  YİDK kararının iptaline karar verildiğini, tarafların markalarının 2003 yılından beri birlikte piyasada var olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu  \"...\" ibareli başvuru ile davalı şirkete ait 2010/54686, 2014/90845, 2014/3257 sayılı ve \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaları asli unsuru olan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamında yer alan 30. Sınıf mallar yönünden, dava konusu başvuru ile bahsi geçen redde mesnet markalar arasında emtia benzerliğine ilişkin şartın da gerçekleştiği, ayrıca davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı, zira davacının 2010/09091 sayılı marka kapsamında, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 30. sınıf malların yer almadığı, 2010/17562 sayılı markanın ise 14.09.2019 tarihinde tescil edildiği, dava konusu başvuru tarihinin 25.10.2019 olduğu  gözetildiğinde anılan markanın uzun süreli kullanım şartını sağlamadığı, davacının istinaf itirazında ileri sürdüğü Ankara 5. FSHHM'nin  2019/270 esas sayılı dava dosyasında verilen kararın Dairemizin 2021/955-2023/961 E/K sayılı ilamıyla, 2010/17562 sayılı davacı markasının uzun süreli kullanım koşulunu sağlamadığından, davacı yararına müktesep hak oluşturmayacağı gerekçesiyle kaldırılarak, davanın reddine karar verildiği, Dairemiz kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu itibarla Ankara 5 FSHHM'nin 2019/270 esas sayılı dosyasında verilen kararın işbu dava dosyası bakımından emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığı,  her ne kadar davacı taraf dava ve cevaba cevap dilekçesinde, 2010/09091 ve 2010/17562 sayılı markaları dışında istinaf itirazlarında da belirttiği 2007/01988, 2010/11366, 2011/104424, 2011/109000 ve 2018/75878 sayılı markaları nedeniyle de müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürmüşse de, davacının Markalar Dairesi'nin kararına karşı itirazında müktesep hak iddiasıyla ilgili olarak sadece 2010/09091 ve 2010/17562 sayılı markalarına dayandığı, dava konusu YİDK kararında da sadece bu markalar yönünden müktesep hak iddiasının değerlendirildiği, YİDK kararında tartışılmayan hususların, YİDK kararının iptali istemli davalarda tartışılmasının mümkün bulunmadığından davacının 2007/01988, 2010/11366, 2011/104424, 2011/109000 ve 2018/75878 sayılı markalarının müktesep hak iddiası bakımından nazara alınması mümkün olmadığı gibi esasen bu markaların da müktesep hak koşullarını sağlamadığı, öte yandan redde mesnet alınan 2014/90845 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin anılan marka kapsamında yer alan uyuşmazlık konusu mallar, redde mesnet 2014/32579 sayılı marka kapsamında da yer aldığından, yine hakkında hükümsüzlük kararı verilen 2014/04625 sayılı davalı Şirket markasının da redde mesnet markalar arasında yer almadığından bu marka hakkında verilen hükümsüzlük kararının, varılan sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2025         <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a89908c38eeda5d","SID":"655e48ef3216e29f"}}