{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/471 <br>KARAR NO\t: 2025/754<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                           ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...               ...<br>KATİP\t\t: ...                        ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/126 E.  -  2022/151 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2022 Tarih ve 2020/126 Esas - 2022/151 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ...  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" asıl unsuru tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin \"...  ...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarını oluşturan \"...\" ibaresinin aynen yer aldığını, başvurunun tescil edilmek istendiği 43 sınıf hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında da yer aldığını, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,  2020-M-2680 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya  uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket temsilcisi  aleyhe ikame edilen dosyanın vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmemesi halinde davayı kabul ettiğini, yine bunların talep edilmemesi halinde istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmaktan feragat ettiğini beyan etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru kapsamında yer alan 43 sınıf hizmetlerin davacının markaları kapsamında yer aldığı, tarafların marka işaretlerinin de benzer olduğu, zira her ne kadar \"...\" ibaresi zayıf olsa da dava konusu markada davacı markasından uzaklaşmayı sağlayacak asgari değişikliğin sağlanmadığı, başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin \"... ...\" manasına gelecek şekilde markaya tesir ettiği ve ayırt ediciliği asgari düzeyde dahi sağlamadığı, şekil unsurunda yer alan hususların ise 43. Sınıf yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı markasından farklılaşmayı sağlayacak yeteri düzeyde ayırt edici nitelikte ilave sözcük, şekil ve sair unsurların bulunmadığı, tarafların markları arasında SMK''nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarını oluştuğu,  dosyadaki delillerden davacının tanınmışlığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekilli, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacının markalarından farklılaştığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, nitekim mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında da aynı sonuca varıldığını sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 18.12.2018 tarihinde \"... ...\" ibaresini 43. sınıfta yer alan \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" yönünden tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da YİDK'ın  2020-M-2680 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 03.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 28.04.2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu  markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacı markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı sadece davalı Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı bu bağlamda dava konusu YİDK kararının  iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.<br><br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"\"... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurları da \"... \"ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta buradan kaynaklanmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere \"... \" kelimesi \"Eğlenmek veya bir olayı <br>kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy\" anlamlarına gelmekte olup  dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 43. sınıf  \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" yönünden ayırt ediciliği oldukça düşüktür .Esasen mahkemece de tarafların markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilmekle birlikte dava konusu başvuruda yer alan diğer ibare ve şekil unsurunun dava konusu başvuruyu davacı markalarından yeterice farklılaştırmadığı gerekçesiyle marklar arasında iltibas bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak,  her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de  ayırt ediciliği zayıf ibareleri içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet  sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliği sağlandığı kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.  Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2024 tarih, 2023/4015 Esas, 2024/6497 Karar sayılı kararında; \"...davalının başvuru markası \"...\" ibaresinden oluşmakta olup,  davacının itirazına mesnet markaları \"...\" esas unsurludur.  Davacının itirazına mesnet markalarında bulunan ...  kelimesinin tanımlayıcı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede  benzerlik bulunmadığı\" kabul edildiği gibi, 25/11/2024 tarih, 2024/530 Esas, 2024/8248 Karar sayılı kararında da \"...+şekil\" ibareli başvuru davacı markaları ile benzer bulunmamıştır.<br>Taraf markaları benzer olmadığından, Dairemizce, ayrıca emtia benzerliğinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. <br>Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece YİDK iptali talebinin kabulüne, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2022 gün ve 2020/126 Esas - 2022/151 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,<br>3-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın KABULÜ ile davalı Şirket adına tescilli edilen 2018/115940 sayılı ve \"... ...+şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 561,00-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı Şirketten alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t5-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve hükümsüzlük davası yönünden Dairemizce bir istinaf incelemesi yapılmadığından ilk derece mahkemesinin kararında hükmedilen 7.375,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 276,00-TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 73.00-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.599,00-TL yargılama giderinin, takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana tekabül eden 1.229,50-TL'ye, 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.408,30-TL'nin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 100,00-TL posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 320,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, <br>\t9-Davalı  Şirket tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br> 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t12-Davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kuruma iadesine,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2025   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee2cf9f43aa3a610","SID":"b089388d5cf0a10c"}}