{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2324 <br>KARAR NO:2025/565<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/09/2021<br>NUMARASI:2016/872 E. -  2021/566 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, davalı ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, davalılar ...ve ... AŞ hakkındaki davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerden ... AŞ ile  davacı arasında  26/04/2013 tarihinde 60 aylık süre ile geçerli olmak üzere  ''...'' imzalandığını,  bu sözleşmeye davalı ...'nın şahsi kefil olduğunu, bu sözleşmeye binaen satışlar devam ederken diyaliz merkezi işletme ruhsatı, sözleşmeye konu cihaz vb demirbaşların  davalılardan ...'ya ait olan ...ye devredildiğini,  bunun üzerine  davacının, organik bağı bulunan ...ile hak, alacak, yeni çalışma şartları ve şeklinin belirlenmesi amacıyla ilk sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak 01/03/2016 tarihli yeni bir sözleşme imzalandığını,bu sözleşmeyi de alıcı sıfatıyla davalı  ...adına yönetim kurulu başkanı ..., kefil sıfatıyla ... AŞ adına yönetim kurulu başkanının değişmesi sonucu yönetim kurulu başkanı olarak seçilen...'nın  imzaladığını,  sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra yapılan satışların davalı ...ile devam ettiğini, ancak diyaliz işletme ruhsatının, sözleşmeye konu cihaz vb. demirbaşların tekrardan  davacının  haberi olmaksızın davalı şirketler ile organik bağı bulunan üçüncü bir şirket olan ... Şti.'ne  herhangi bir bildirim yapılmadan devredildiğini,  ikinci sözleşmeye istinaden yapılan satışlarına karşılık olarak verilmiş olan senetlerin ve çeklerin vadesi gelince karşılıksız  çıktığını, bunun üzerine davacının, Antalya ... Noterliğinin  ... yevmiye numaralı ve  10/06/2016 tarihli ihtar gönderdiğini, buna davalıların  cevap vermediğini,  davacının da iş bu sözleşmeyi haklı olarak fesih ederek alacağının tahsili amacıyla hukuksal prosedürlerini başlattığını, ikinci sözleşmenin 9. ve 10.maddeleri dikkatli incelenirse alıcının davacıdan habersiz-izinsiz yapacağı sözleşme, cihaz, demirbaş vs. veya işletme devri gibi hususları olduğu takdirde sözleşmenin alıcı tarafından haksız olarak fesih edildiği ve davacı lehine bu iki madde gereğince peşin olarak cezai şart ödeme yükümlülüğü öngörüldüğünü ve bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için hiçbir ihtar veya ihbara gerek olmadığının taraflarca düzenlendiğini, bu maddeler gereğince takibe yapılan itirazın dayanaktan yoksun  kaldığını, davalıya  gönderilen ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç gün içinde ödeme süresi verildiğini,  borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, davacının sözleşmeden doğan, alacakları hakkında hukuki süreç  başlatılmış olsa da henüz alacaklarının tahsil edilemediğini,  davacıya  keşide edilen iki adet çekin vadesi gelince karşılıksız çıktığını (İstanbul ... İcra Dairesi ... ve ...), ayrıca davalılar tarafından sözleşme konusu diyaliz makinalarının kalan bakiye borcu için verilen 25 adet kambiyo senedinin de vadesi gelince müvekkiline  ödenmediğini, İstanbul ... İcra Dairesi ..., fatura kaynaklı aynı sözleşme kaynaklı bir başka alacağını da tahsil edemeyen  (İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas) davacının zararı olduğunu,  bu alacaklar için icra takip yoluna başvurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacının bu davaya konu icra takibi ile birlikte kötü niyetli olarak ... sayılı dosyası ile davacıya verilen teminat senetlerini icraya koyduğunu, bununla ilgili İstanbul 6.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/719 Esas  sayılı dosyasıyla dava açıldığını, davacının sözleşmeye konu kendi edimlerini yerine getirmediğini, bu konuya ilişkin olarak davacıya Bakırköy ...Noterliğinin ... ve ... yevmiye numaralı 2 adet ihtarname keşide edildiğini ve eksik yapılan malların tesliminden ötürü sözleşmelerin tek taraflı olarak fesh edildiğini, sözleşme konusu çek ve senetlerin iadesinin talep edildiğini ancak iade edilmediği gibi bunların davacı tarafından icra takibine konu edildiğini, dava konusu malların mülkiyetinin davalı müvekkillere ait olmadığını, müvekkili şirkete gelen hacizlerden dolayı dava konusu malların haczedilmiş olduğunu, davacı tarafın ise malların kendisine ait olduğunu ileri sürerek birçok istihkak davası ikame ettiğini, yani davacının hem malların kendisine ait olduğunu iddia etmekte hem de bunların ücretlerini müvekkili şirketlerden talep etmekte olduğunu, davacının icra takibi konusu olan alacak miktarını nasıl belirlendiğinin anlaşılamadığını, davacı teslim etmesi gereken malzemeleri eksik teslim ederek kendi edimini yerine getirmemiş olduğunu, davalı ... yönünden ise şirket yetkilisi sıfatıyla sözleşmeye imza attığını ve sözleşmede şahsi imzasının bulunmadığını, sözleşmeye taraf olmadığını, başka bir takipte alacak konusu edilen teminat senetlerinde şahsi imzası bulunmakla bununla ilgili davacının ayrı olarak takip yaptığını, dolayısıyla ...'nın bu davanın tarafı olmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalılar ile davacı arasında akdedilmiş olan sözleşmelere istinaden taraflar arasında kurulmuş olan akdi ilişkinin, davalıların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ihlal ettiği iddiası ile davacının sözleşmeleri haklı olarak feshetmeye ve davalılardan, 01.03.2016 tarihli ikinci sözleşmenin 9. ve 10. maddeleri hükümlerine istinaden cezai şart alacağı talep etmeye hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davacı ile davalı ... A.Ş. arasında, 26.04.2013 tarihli “...”akdedildiği, sözleşmenin 2. Maddesine göre; sözleşmenin 21.04.2013-25.04.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 5 yıl süreli olduğu, sözleşmenin 5. maddesine göre; bu sözleşme ile alıcı davalı ... A.Ş.nin, sözleşme süresi içinde, sözleşmenin 6.  maddesinde belirtilmiş olan malları, burada belirtilen fiyatlarla satın almayı ve satım bedellerini davacıya ödemeyi üstlendiği,  sözleşmenin 9. Maddesine göre; alıcının, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde, satıcı sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı gibi, ayrıca sözleşmenin 9/c ve 9/d maddesinde belirtilen şekilde hesaplanacak olan cezai şart tutarlarını talebe hak kazanacağının düzenlendiği, Birinci sözleşmenin akdedilmesinden sonra, davacı (satıcı) ile davalı/.... A.Ş. arasında akdedilen 01.03.2016 tarihli  “...”ne göre 26/04/2013 tarihinde davacı şirket ile davalı ... A.Ş. arasında yapılan sözleşmenin ... Alım Satım Sözlemesine konu ... İşletme ruhsatının davalı ... A.Ş.'ye devrinden dolayı sözleşmeye konu cihaz vb. demirbaşların davalı ... A.Ş.'ye satışını nedeniyle hak ve alacakların yeni çalışma şart ve şeklinin belirlenmesi amacıyla bu sözleşmenin düzenlendiği ve bu sözleşmenin 26/04/2013 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun düzenlendiği,  sözleşmenin 2.maddesine göre; işbu sözleşmenin, satıcı ve alıcı arasında 26.04.2013 - 25.04.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 5 yıl süreli olarak akdedilmiş olan 26.04.2013 tarihli sözleşmenin (önceki sözleşmenin) kalan taahhütlerinin yerine getirilmesi ve alıcıya devri konusunda ana hatları belirlemek için akdedildiği, sözleşmenin 5.maddesine göre; alıcı satıcıdan, sözleşme başlangıç tarihinden itibaren toplam 60 ay süreli sözleşmeden geri kalan  28 aylık süre içerisinde, işbu sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen fiyatlarla ve yine aynı madde de belirtilen miktarlarda sarf malzemeleri satın alacak ve cihazın ödenmeyen kalan bakiyesini de, sarf malzeme takım ücreti ile birlikte ödeyeceğini,Sözleşmenin 6. maddesinde; diyaliz sarf malzemeleri için uygulanacak birim ve toplam fiyatları içeren tabloya yer verildiği,  Sözleşmenin 9. maddesi göre; alıcı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde, satıcı sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı gibi, ayrıca sözleşmenin 9/b ve 9/c maddesi hükümlerinde belirtilen şekilde hesaplanacak olan cezai şart tutarlarını talebe hak kazanacağının düzenlendiği ve  bu sözleşmeyi satıcı olarak davacı şirketin, alıcı olarak davalı... A.Ş. ve kefil olarak  davalı...A.Ş.'nin imzaladığı, her iki sözleşme göz önüne alındığında TTK.'nin 7.maddesi gereğince davalı şirketlerin borçtan müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ...'nın sözleşmede şahsi imzası bulunmadığından sözleşmelerden dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı, davalı ... A.Ş.'ne göndermiş olduğu 10.06.2016 tarihli noter ihtarnamesiyle, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeye istinaden gerçekleştirilmiş olan mal alımlarından dolayı, davacının 3 adet faturadan kaynaklanan toplam 72.426,80 TL alacağı bulunduğunu, ayrıca davalı tarafından verilmiş olan 5 adet çekten kaynaklanan toplam 298.636,43 TL alacağı bulunduğunu, davacının sözleşmenin 9 ve 10.maddelerine istinaden sözleşmeyi feshetmeyi ve bu maddelerde düzenlenmiş olan tazminatı alacağını hak kazandığını, iş bu  tazminat alacağının tutarının 322.574,68 TL olduğunu ve bu alacaklarının 3 gün içinde ödenmesini talep etmiştir. Bu ihtarnamenin davalıya, 17.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Dosyada bulunan İcra takip dosyası örnekleri incelendiğinde; davacının ihtarnamesinde sözünü ettiği çeklerden iki tanesinin davalılar tarafından vadesinde ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından davalılar aleyhine, 27.07.2016 tarihinde çek tutarların tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla da, davalıların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ihlal etmeleri nedeniyle, davacının 01.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesine istinaden sözleşmeyi haklı olarak feshetmeye ve 9/b ve 9/c maddelerinde öngörülmüş ve nasıl hesaplanacakları da belirtilmiş olan cezai şartların tahsilini davalı şirketlerden talep etmeye hak kazandığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Bilirkişi raporuna göre; davacının talebe hak kazanmış olduğu cezai şart tutarının, sözleşmenin 9/b ve 9/c maddelerinde belirtilmiş olan hesaplama yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan hesaba göre 321.497,32 TL ve temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizi tutarının da 9.215,58 TL olduğu anlaşılmıştır.Talimat ile alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirketlerin faal olmadığı, davalı şirketlerin fesih tarihinden önce faaliyetlerine ara verdikleri, 2016 yılı ilk 6 aylık döneminden sonra faaliyette olmadıkları, 2017 yılından bu yana faaliyet geliri elde etmedikleri, davalı ... A.Ş.'nin sermayesinin %50'lik kısmını kaybettiği, diğer davalı ...A.Ş.'nin borca batık olduğu, bu nedenlerle bilirkişiler tarafından tespit edilen cezai şart ödemesinin şirketlerin mahvına sebebiyet vermeyeceği Mahkememizce kabul edildiğinden cezai şart alacağından indirim yapılmamıştır.Sonuç olarak; taraflar arasındaki sözleşmeler, icra dosyaları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının takip tarihi itibari ile davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den 321.473,72 TL cezai şart alacağı ve 9.215,58 TL işlemiş faiz olmak üzere 330.689,30 TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından bu davalıların icra takibine yaptığı itirazın iptaline, bu davalılar yönünden  takibin devamına, takibe konu alacağın cezai şart alacağına ilişkin olup likit, belirlenebilir olmadığı, davacının cezai şart alacağı olup olmadığı ve takdiri indirim yapılıp yapılmayacağı hususunun yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ...'nın sözleşmelerde şahsi imzasının bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, davalılar ...ve ... AŞ hakkındaki davanın kabulü ile; bu davalıların ... sayılı dosyasında 321.473,72 TL asıl alacak ve 9.215,58 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 330.689,30 TL alacak için yaptıkları itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa aylık % 2 oranında faiz işletilerek takibin devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 26/04/2013 tarihli sözleşmenin 13.maddesi hükmünde davalı ...'nın kefilliği belirtilmek suretiyle iş bu sözleşmenin son sayfasındaki şirket yetkilisi olarak attığı imza dışında, ayrıca atmış olduğu imzanın açık bir şekilde şahsi kefaletini gösterdiğini,   bu hususun ilk  sözleşme metninde mevcut olduğunu,  sözleşme son sayfasında alıcı-satıcı hanelerinin bulunduğu bölümde davalı ...'nın ... AŞ kaşe imzası haricinde ikinci kez bu hususta kefil olarak atmış olduğu imzanın açıkça görüldüğünü, ...'nın taraf sıfatının bulunduğu ve 26/04/2013 tarihli sözleşmeyi madde 13 hükmü gereği bizzat müvekkili şirket yetkilisi huzurunda ayrıca bu niyetle imzaladığının 5.sayfada aşikar olduğunu, bu hususla ilgili olarak Yargıtay uygulaması ve öğretide, tacirler arasında düzenlenmiş olsa bile birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya paraf edilmesi zorunluluğu bulunmadığını, Borçlar Kanunu'nda da bu yolda bir hüküm bulunmadığını, o  halde şirketi borçlandırır imza haricinde ayrıca atılan ikinci imzanın davalı ...'yı şahsi olarak borçlandırır imza olduğunun ortada olduğunu, keza ayrıca atılan imza ile sözleşme maddesine eklenen şahsi kefalet hükmnün birbirini desteklediğini, mahkemece alınan  bilirkişi  raporuna itirazlarında da iş bu hususa yönelik beyanda bulunduklarını,  ancak  mahkemece ek rapor alınmadığını,yani şahsi kefalet için ayrıca atılan bu ikinci imzanın tartışılmadığını, bu nedenlerle gerekçeli kararda belirtilen \"davalı ...'nın sözlesmelerde sahsi imzasının bulunmadıgı anlaşıldığından bu davalı hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine\"  ve bu karara bağlı olarak \"davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine\" şeklinde verilen yerel mahkeme kararının  bu yönüyle hatalı ve hukuka aykırı olduğunu,  itirazın iptali istenen icra takip dosyasına, davalılarca mal kaçırmak ve  alacağa ulaşmayı imkansız hale getirmek maksatlı tamamen kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, iş bu davadaki alacağın likit ve belirlenebilir olduğunu,  cezai şartın sözleşme kapsamında serbest iradeleriyle belirlemiş olup bu miktarın açıkça sözleşme ve sözleşme hükümlerinden anlaşıldığını, taraflarca birlikte belirlenen söz konusu alacağın likit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, sıfat yokluğundan davalı ... aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmese dahi davalı şirketler aleyhinde icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yeniden karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ''...''nin haklı  nedenle feshi sebebiyle cezai şart alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı şirketler yönünden   kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı şirketler ile  imzalanan 26.04.2013 ve bu sözlemenin eki ve ayrılmaz parçası olan 01.03.2016 tarihli sözleşmeler uyarınca davalı alıcıların yaptıkları alımlara rağmen borçlarını ödemediklerini,  davalı gerçek kişinin de sözleşmeye şahsi kefil olduğunu,  davalıların  sözleşme konusu diyaliz makinesini ve diyaliz ruhsatını haber vermeden  üçüncü bir şirkete devrettiklerini,  bu sebeplerin  davacı için sözleşmede yer aldığı üzere haklı nedenle  sözleşmeyi fesih sebebi olduğu,  sözleşmenin haklı sebeple feshi için ihtar gönderildiğini ve cezai şart alacağının talep edildiğini, takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürmüştür.Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 321.473,72 TL asıl alacak, 9.215,58 TL sabit oranlı faiz olmak üzere toplam 330.689,30 TL alacak yönünden 03.08.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı,takip dayanağı olarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshine dair ihtarname ve dayanak sözleşmenin gösterildiği, davalıların itirazı ile takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile davalı .... AŞ arasında, 26.04.2013 tarihli ''...'' akdedildiği, sözleşmenin 21.04.2013-25.04.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 5 yıl süreli olduğu,bu sözleşme ile alıcı davalı .... AŞ'nin, sözleşme süresi içinde, sözleşmenin 6.  maddesinde belirtilmiş olan malları, burada belirtilen fiyatlarla satın almayı ve satım bedellerini davacıya ödemeyi üstlendiği,  9.maddesine göre; alıcının, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde, satıcı sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı gibi, ayrıca sözleşmenin 9/c ve 9/d maddesinde belirtilen şekilde hesaplanacak olan cezai şart tutarlarını talebe hak kazanacağının düzenlendiği bu sözleşmeyi davalı ...'nın  davalı... AŞ'nin yetkilisi olarak imzaladığı anlaşılmıştır.Bu ilk  sözleşmenin akdedilmesinden sonra, bu sözleşmeye konu   diyaliz  merkezi işletme ruhsatının davalı .... AŞ'ye devrinden dolayı sözleşmeye konu cihaz vb. demirbaşların davalı .... AŞ'ye satışı  nedeniyle hak ve alacakların yeni çalışma şart ve şeklinin belirlenmesi amacıyla satıcı konumundaki  davacı ile  diğer davalı .... AŞ arasında  01.03.2016 tarihli  ''...''  imzalandığı, bu sözleşmenin 26/04/2013 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun  belirtildiği,  sözleşmenin,  satıcı ve alıcı arasında 26.04.2013 - 25.04.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 5 yıl süreli olarak akdedilmiş olan 26.04.2013 tarihli sözleşmenin  kalan taahhütlerinin yerine getirilmesi ve alıcıya devri konusunda ana hatları belirlemek için akdedildiği,  alıcının satıcıdan, sözleşme başlangıç tarihinden itibaren toplam 60 ay süreli sözleşmeden geri kalan  28 aylık süre içerisinde, işbu sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen fiyatlarla ve yine aynı madde de belirtilen miktarlarda sarf malzemeleri satın alacak ve cihazın ödenmeyen kalan bakiyesini de, sarf malzeme takım ücreti ile birlikte ödeyeceğinin belirtildiğini,  yine bu ikinci sözleşmenin 9. maddesi göre,  alıcının, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde satıcının sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı, ayrıca sözleşmenin 9/b ve 9/c maddesi hükümlerinde belirtilen şekilde hesaplanacak olan cezai şart tutarlarını talebe hak kazanacağının düzenlendiği, bu ikinci sözleşmenin davacı  satıcı ile davalı alıcı .... AŞ tarafından imzalandığı,  diğer davalı ...AŞ'nin  ise kefil olarak imzaladığı görülmektedir.Davacı tarafından sözleşmeye konu borçların alıcı davalılarca ödenmediği belirtilerek 10.06.2016 tarihli ihtarname keşide edilmiş ve   sözleşmenin feshedildiği belirtilmiştir.Mahkemece, alınan bilirkişi raporları uyarınca,  davalıların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ihlal etmeleri nedeniyle, davacının 01.03.2016 tarihli sözleşmenin 9. maddesine istinaden sözleşmeyi haklı olarak feshetmeye ve 9/b ve 9/c maddelerinde öngörülen  cezai şart bedelinin tahsilini davalı şirketlerden talep etme hakkı olduğu, davalı ...'nın ise sözleşmelerde şahsi imzasının bulunmaması sebebiyle pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne,  davanın davalı ... yönünden  ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararı usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalılarca istinaf edilmemiş,sadece davacı vekilince, davalı gerçek kişinin de kefil olarak sorumlu olduğu ve alacağın likit olduğu ileri sürülerek istinaf edilmiş olduğundan istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.İstinaf incelemesi yönünden uyuşmazlık, davalı gerçek kişinin pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı, sözleşmeyi kefil olarak imzalayıp imzalamadığı, dava konusu alacağın likit olup olmadığı noktalarındadır. Her ne kadar davacı vekili 26.04.2013 tarihli sözleşmeyi davalı ...'nın da  kefil olarak imzaladığını ileri sürmüş ise de;  TBK'nın 583.maddesi uyarınca, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.Somut olayda,  davalı ...'nın 26.04.2013 tarihli sözleşmede alıcı kısmında davalı... AŞ yetkilisi olarak imzası bulunduğu, şahsen kefalete ilişkin bir beyanı  ve imzası bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi ve yargılama sırasında vekille temsil edilmesi sebebiyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili alacağın likit olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, somut olayda sözleşmenin 9 .maddesinde yer alan hesaplama yöntemi nazara alındığında alacağın likit ve belirlenebilir olduğundan söz edilemeyeceği, nitekim dosya kapsamında da bilirkişi raporunda mali müşavir tarafından hesaplama yapılabildiği anlaşıldığından, mahkemece icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle bu talebin reddi yerinde olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4762a2a3a890048f","SID":"82e1aaacb7080bfe"}}