{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/855 <br>KARAR NO: 2025/476<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/03/2024<br>ESAS NO: 2023/991 <br>KARAR NO: 2024/275<br>DAVANIN KONUSU: İflas <br>DAVA TARİHİ: 16/10/2023<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... Ticaret Limited Şirketi'nin davalılar ... ve ... tarafından kurulduğunu, davacı müvekkillerinin davalılar ... ve ...'un ortakları olduğu davalı şirket olan ... Ticaret Limited Şirketi'nde belirli tarihlerde çalışmasına rağmen iş sözleşmelerinin davalı şirket ortakları tarafından haksız olarak feshedildiğinin, haksız fesihten doğan işçilik alacakları ve sair hak edişlerinin karşılanmadığını, igili davalar sonucunda davacıların davalı şirket aleyhine işçilik alacakları olduğuna hükmedildiğini, kararların kesinleştiğini, müvekkillerinin alacakları için ilamlı icra takibi başlatıldığını, davacı müvekkillerinin alacaklarının davalı şirket tarafından karşılanamadığını, davalı şirketin hacze kabil hiçbir malı bulunmaması nedeniyle aciz vesikası düzenlendiğini, haciz taleplerimiz sonuçsuz kalmasından dolayı davalı şirket ile şirket ortakları ve temsilcileri olan ... ve ...'un iflasını talep etme zorunluluğumuz doğduğunu,  şirket kurucu ortakları olan davalılar ... ve ... ile davalı şirket arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak şirket ortaklarının da sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, TTK 12/3 ve 238/2. maddeleri gereğince davalı şirketle birlikte üçüncü kişilere karşı tacir gibi davranan bahse konu ticari işletmeyi işleten şirket kurucu ortaklarıyla davalı şirket arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalılar ... ve ...'un doğrudan iflasını talep etme zorunluluğumuz doğduğunu belirterek davanın kabulünü, davalı şirket ve davalı şirket ortakları olan davalıların iflasını talep etmiştir.<br>CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; iflas avansının yatırılmasının dava şartı olduğunu eksik yatırılan iflas avansı hakkında ara karar kurulurak iflas avansının geri kalan kısmının davacılara tamamlattırılmasını aksi takdirde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin iş bu dosyadaki davalı borçlu şirketin yalnızca  ortakları olduğunu TTK'nın 573. maddesi gereğince ortakların şirket borçlarından sorumlu olmadığını, davalı müvekkilleri bakımından açılan bu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini gerektiğini, davacıların dayandığı TTK'nın 238/2. Maddesinin kollektif şirketler yönünden uygulandığını  dosyadaki limited şirket için dikkate alınmaması gerektiğini, davacıların diğer davalı şirketin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla malvarlığının tümünü müvekkillere devrettiği iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, aksine müvekkillerinin davalı şirketin borçlarından dolayı şahsi tüm malvarlıklarını da yitirdiğini, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin iş bu dosyada uygulanma imkanının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Ticaret Limited Şirketi cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK'nın 177/4 maddesi hükmüne göre açılan doğrudan doğruya iflas istemine ilişkin davada, davacılardan ... tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile işçilik alacakları nedeniyle haciz yolu ile takip başlatıldığı, ilama müstenit takip ve gönderilmiş icra emri bulunmadığı, yine davacı ... yönünden de iflas talep etme koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bu davacılar yönünden açılan davanın reddine karar verildiği, davacılar tarafından davalılar ... ve ...'un iflası talep edilmiş ise de, tacirlerin iflasının istenebileceği, davalıların davalı şirketin ortakları olduğu ve icra emirlerine dayanak ilamların borçlusunun davalı şirket olduğu, husumetin davalı şirkete yöneltilmesinin gerektiği anlaşılmakla davalı şahıslara karşı açılan davanın reddine karar verildiği, Bakırköy 8. İş Mahkemesi'nin 30/03/2023 tarih, 2018/678 Esas. 2023/149 karar sayılı ilamıyla davacı ...'in, Bakırköy 21. İş Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih, 2019/965 Esas, 2022/88 karar sayılı ilamıyla davacı ...'ın, Bakırköy 21. İş Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih, 2019/967 Esas, 2022/87 karar sayılı ilamıyla davacı ...'ın, Bakırköy 21. İş Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih, 2019/963 Esas, 2022/89 karar sayılı ilamıyla ...'in işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsiline karar verildiği, davacı ... tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas, davacı ... tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından, davacı ... tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından, davacı ... tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından gönderilen icra emirlerinin usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliğ edilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığı, iflas ilanları yapıldığı, İİK'nın 177/4. maddesi gereğince beyanları alınmak üzere şirket temsilcileri adına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildiği, davanın dayanağını teşkil eden İİK'nın 177/1-4 maddesi yönünden uygulanması gereken usulü belirleyen 181. maddesinde 158. maddeye atıf yapılmadığından depo kararı yönünde hüküm kurulmadığı ve koşulları oluşmakla davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından davalı şirkete karşı açılan davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, Davacılar ... ve ... tarafından açılan davanın reddine, Davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine, Davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından davalı şirkete karşı açılan davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil Numarasında kayıtlı ... HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin İFLASINA, İflasın 20/03/2024 günü saat 10:11  itibariyle açılmasına, İflasla ilgili olarak Bakırköy Nöbetçi İflas Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nü bildirimde bulunulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli bir kısım davacılar yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararı ile, davacılar vekili tarafından 17/04/2024 tarihinde davacılardan ... adına 1 adet maktu istinaf karar harcının ve 1 adet istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yatırıldığı, istinaf defterine kayıt edilen dilekçe ekinde istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmaması nedeniyle, kendisine yasal uyarıyı taşıyan 19/04/2024 tarihli Mahkememiz muhtırasının 27/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği halde süresi içerisinde davacılardan ... dışındaki davacılar yönünden harçların ikmal edilmediği gerekçesiyle HMK'nın 344 maddesi uyarınca, davacılardan ... dışındaki diğer tüm davacılar yönünden istinaf isteminin reddine, kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalılar ... ve ...'un tacir olduğunu, tarafların sadece şirketin kurucusu ve yöneticileri olmadığını, aynı zamanda yerel gazetede verdikleri ilanlarla tacir olduklarını ilan ettiklerini, davalıların ticari işletmelerinin borçlarından kaçmak için 2017 yılında fiilen ticareti terk ettiklerinin ancak ticaret sicil gazetesinde yayın ya da fesih işlemlerini gerçekleştirmediklerini şirket kurucularının tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak kanuna karşı hile yapacaklarını, işçilik alacaklarından işveren sorumluluğu davalı ... ve ...'un tacir olarak iflas'tan sorumlu olması ile şirketin tüzel kişiliğini kötüye kullanarak borçtan kaçtıkları değerlendirilmeden sadece davalı şirketin iflasına karar verildiğini, davalılar ... ve ...'un tacir olduğunun değerlendirilebilmesi için mahkemece re'sen araştırma dahi yapılmadığını, davalıların İstanbul Tacirler Odası'ndaki kayıtlarının sorgulanmadığını, yevmiye ve bordroları getirtilmediğini, ilamlara bakılmadığını, davalı şirket ile arasındaki bağı ispatlayacak şirket ana sözleşmesi incelenmediğini, ... ve ... yönünden hiçbir inceleme yapılmadan, hüküm kurulmasının HMK'ya ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, davalılar için ayrı ayrı 17.800'er TL vekalet ücretine hükmedilmesinin AAÜT 3/2. Maddesi uyarınca hatalı olduğunu, davalılar ... ve ... için red sebebi aynı olmasına rağmen ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, hükmün vekalet ücreti yönünden de hatalı olduğunu  belirterek, kararın davalılar ... ve ... yönünden reddedilen kısmının kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli davacılardan ... dışındaki diğer tüm davacılar yönünden istinaf isteminin reddine dair kararının 15.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen süresi içinde davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle istinaf incelemesinde sadece davacı ... yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davacı ... tarafından sadece davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddi ile bu karara bağlı olarak hükmedilen vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Yani davalı şirket hakkında verilen iflas kararına karşı yapılmış herhangi bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Davacı ...'ın  davalı ... Ticaret Limited Şirketi hakkındaki Bakırköy 21. İş Mahkemesinin 2019/965 E. 2022/88 K. sayılı 09.02.2022 tarihli ilamı uyarınca Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. sayılı ilama dayalı takip dosyasında borçlu ... Ticaret Limited Şirkei'ye icra emrinin 16.08.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, alacağın davalı tarafça ödenmediği, alacağın davalı tarafça ödenmemesi üzerinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İflas davasında yetkili mahkeme, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 ncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi Zeytinburnu ilçesi, davalı gerçek kişilerin yerleşim yeri adreslerinin ise Zeytinburnu ve Esenler ilçeleri olduğu, davanın görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, davacı tarafından iflas avansı yatırıldığı yasal ilanların yapıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 177. maddesinde; \"1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse\" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür.<br>İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi haciz yolu ile takibini İİK 43/2'ye göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir. Ancak eldeki dosyada ilama dayalı takibin borçlusu davalı ... Ticaret Limited Şirketi'dir. Davalı gerçek kişiler davalı şirketin temsille yetkili şirket müdürleridir. Davacının, İİK 177. maddesi uyarınca davalı gerçek şahısların iflasını talep edilebilmesi için öncelikle iflasa tabi olan davalı gerçek şahıslardan alacaklı olduğunu, sonrasında İİK 177. Maddesininde belirtilen iflas şartlarının gerçekleştiğini ispatlaması  gerekmektedir. Somut olayda iş sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki davacı ile davalı şirket arasında olup davacının, şirketin temsille yetkili müdürleri olan gerçek şahıslardan bir alacağı bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar TTK'nın 238/2 maddesi uyarınca müvekkil alacaklarının ödenmemesi nedeniyle şirket ortaklarının ve sorumlu müdürlerinin de şirketle birlikte sorumlu olduğunu ve iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de Türk Ticaret Kanunu'nun İkinci Kitabı'nda düzenlenen Ticaret Şirketleri, Birinci Kısım Genel Hükümlerde yer alan TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketleri, kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu, bu kanunda kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin sermaye şirketi sayıldığı kabul edilmiştir. Dördüncü Kısımda düzenlenen TTK'nın 329. maddesi uyarınca anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olup pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. Anonim şirket kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK'nın 553. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 238. maddesindeki \" (1)  yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez. (2) icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir.\" şeklindeki düzenlemenin Kanunun  İkinci Kısım'da yer alan Kollektif Şirkete ilişkindir. TTK'nın 211. maddesinde, kollektif şirket ticari işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirket olarak tanımlanmıştır. Somut olayda davalı gerçek şahısların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket, anonim şirket olması  anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK'nın 553. maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle  kollektif şirket ortaklarının sorumluğuna ilişkinin düzenlenen TTK'nın 238/2. maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması ( Disregard of the legal entity veya Lifting the Corparete Weil) teorisinin amacı tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyeti sağlamaktır. Perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. ( Coşkun Koçak, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması 1. Uluslararası Ticaret Sempozyumu 02 Şubat 2008 Marmara Üniversitesi Hukuk FakültesiYayını s.h.58) Davacı taraf TTK'nın 12/3. maddesi uyarınca tacir gibi sorumluluk nedeniyle davalı gerçek kişilerin tüzel kişilik perdesinin aralanarak iflasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de;  İİK'nın 177. maddesindeki doğrudan doğruya iflas halleri yukarıda belirtilmiştir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması iddiası yönünden dosya kapsamına alınan bilgi ve belgelerden davacıların iş bu davalılardan alacaklı olduğunu ispatlar somut bir belgenin ibraz edilemediği ve doğrudan iflas şartlarının oluştuğu iddiasını ispatlar delil sunulamadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından diğer davalılar ... ve ... hakkında tüzel kişilik perdesinin aralanması iddiasıyla açılan bir dava mevcut değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2023 tarihli 2022/2293 E. 2023/925 K., 13/03/2023 tarihli 2022/3663 E. 2023/1010 K. Ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2018 tarihli 2017/2061 E. 2018/299 K. Sayılı içtihatlarında yer aldığı üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması iddiası yönünden alacaklı tarafından açılacak bir dava ile tespit ettirilmesi gerekmektedir.  Bu nedenlerle davalı ... ve ... hakkında davanın reddi gerekmektedir. Davacı tarafça ayrıca davalı gerçek kişiler yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf sebebinin incelenmesinde;  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 maddesinde \"(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda davalılar ... ve ... hakkındaki ret gerekçesi ortak olduğundan ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bu yöndeki davacı istinaf sebebine itibar edilmiştir. Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 355.maddesi uyarınca KABULÜ ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/991 E. 2024/275 K. sayılı 20/03/2024 tarihli kararının davalılar ... ve ... hakkındaki dava yönünden KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK, a-Davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının, davacı tarafından alınarak hazineye irat kaydına, b-Davacının ... ve ... hakkında yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, c-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç-Davalılar ... ve ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 2/3 ve 3/2. maddelerine göre takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan  alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ae3cf404829f72c","SID":"9d63362bf1026b3e"}}