{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2006 <br>KARAR NO: 2025/516<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/541<br>KARAR NO: 2024/699<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2024<br>DAVA: İstirdat (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin elektrik üretimi konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, üretimini Kırıkdağ, Hakkari’de 16.86 Mw kurulu güce sahip Hidro Elektrik Santralinde gerçekleştirdiğini, tesisin kurulduğu 2013 yılından beri 2021 yılına kadar olan dönemde santralin sigorta poliçeleri ... acentalığında davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kesildiğini, davacı şirketin HES tesisinin bu uzun ... Sigortalılık döneminde yalnızca 2018 yılında bölgede yaşanan sel nedeniyle hasar aldığını, yaşanan sel felaketi ile maddi zarara uğrayan tesisin çalışamaz hale geldiğini, HES tesisine bir süre ara verilmek durumunda kalındığını, zararın tazminine yönelik davalı sigorta şirketine yapılan başvurular neticesinde oluşan maddi hasarların muafiyet kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle hiçbir ödeme yapılmadığını, finansal anlamda da zor bir dönemde bulunulan o günlerde davalı sigorta şirketinin bu denli zarara uğratan davranışı neticesinde HES tesisinin yeniden faaliyete geçebilmesi ve zararın katlanmaması adına davacı şirketin tüm zararları kendisin karşıladığını, ... Bankasından kredi kullanmak suretiyle ilave finansman maliyetine katlanarak geri ödemede bulunduğunu, 2022-2023 Dönemine (30.09.2022-30.09.2023) ilişkin olarak davalı şirketin davacı şirkete sürenin bitiminden hemen önce iletmiş olduğu mail ile yeni dönem teklifi sunduğunu, davalı şirket tarafından bilgilendirme yükümlülüğü yerine getirilmeyerek yeni dönemden çok kısa bir süre önce gönderilen poliçe teklifi üzerine; hemen akabinde (30.09.2022) tarihinde davalı şirkete dönüş yapılarak kurumsal bir firma olarak  haklarının, özel olarak dikkat etmesi gereken hükümlerin ve bunlara dair gerekli iç görüşme ve iç yazışmaların, inceleme ve değerlendirmelerin yapılması için süre talep edildiğini, davalı şirket ile aralarında şifaen yapılan görüşmeler neticesinde kendilerine 20.10.2022 tarihinde yazılı bir dönüş yapıldığını,  müvekkili şirketin davalı ile çalıştığı bu dönemde; aynı mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması, poliçedeki muafiyetlerin genişletilmesiyle yeni dönem poliçesinin de gelecek için güvence oluşturmadığı ve her iki kurumun da menfaatini korumak adına  müvekkili şirketin  2022 - 2023 dönemi için davalı sigorta şirketi ile çalışmak istemediği, yeni poliçe üretilmesine dair talimatın kesinlikle verilmediği, yeni dönemde poliçenin yenilenmesini istemedikleri, hatta farklı bir sigorta şirketi arayışında oldukları hususlarının müvekkili şirket tarafından davalı şirkete yazılı olarak bildirildiğini ve dava dışı başka bir sigorta şirketinden (... Sigorta) sigorta yaptırıldığını, buna rağmen davalı şirketin poliçe üreterek prim bedellerinin tahsili için mutabık kalınmayan sigorta bedelinin tahsili için icra takibi başlattığını ve süresinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle takibin kesinleştiğini, bunun üzerine davalı tarafça davacı şirketin tüm hesaplarına haciz konulduğunu, davacı şirketin banka hesaplarında bulunan paradan peyder pey ödeme yapılarak dosya borcunun bir kısmının infaz olduğunu, icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçlu gösterilen ancak kesinlikle borçlu olmayan müvekkili şirketin iş hayatında da büyük sıkıntılar yaşadığını, arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili şirketin yeni dönem için poliçe kesilmesi talimatının olmadığı gibi poliçe kesilmemesine yönelik yazılı beyanlarının bulunması karşısında; borçlu olmadığının tespit edilmesi talepli dava ikame edilmiş olup davanın İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/98 E. Sayısı ile görülmekte olduğunu, hal böyle iken İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında takibe itiraz edilmemesinden dolayı kesinleşen dosyada, alacaklı tarafından bankalara gönderilen haciz ihbarnameleri neticesinde dosya borcunun bir kısmı bankalar tarafından cebri icra tehdidi altında dosyaya yatırıldığını, ödenen bedellerin ödendiği tarih itibariyle ticari faiziyle birlikte iadesi gerektiğini beyan ederek; davanın kabulüne, davacı şirketin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı  04.09.2023 tarihinde ödenen 4.455,86 TL, 26.09.2023 tarihinde ödenen 62.598,81 TL, 27.09.2023 tarihinde ödenen 25,48 TL, 24.10.2023 tarihinde ödenen 3.458,40 TL, 07.12.2023 tarihinde ödenen 35.110,47 TL, 08.12.2024 tarihinde ödenen 0.46 TL, 27.12.2023 tarihinde ödenen 24.886,12 TL, 23.01.2024 tarihinde ödenen 3.966,98 TL ve  26.02.2024 tarihinde ödenen 129.311,17 TL’nin ödeme tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan istirdadına, takibin haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın yüzde %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Dava, istirdat davasıdır. İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/98 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., davalının ... Sigorta A.Ş., davanın 15/02/2024 tarihinde açılan menfi tespit davası olduğu, davacı tarafça İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... icra takip dosyasına konu edilen poliçeden kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, dosyanın derdest olup duruşmasının 25/10/2024 tarihine atılı bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememize açılan iş bu dava ise İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... icra takip dosyasına konu edilen poliçeden kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, takibin iptaline ve borçlu olunmadığı halde ödenmek zorunda kalınan bedelin iadesine yönelik istirdat davasıdır. 6100 sayılı HMK' nun \"Dava Şartları\" başlıklı 114. Maddesi vd.\" dava şartları şunlardır:...ı) Aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu yani teknik bir ifadeyle derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı hâline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır.Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içerisinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı tek iş, davanın sonucunu beklemekten ibarettir. Öte yandan, dava açmaktaki yarar hukukî olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, hangi saikle olursa olsun ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmaktaki kararı hukukî değildir. O hâlde derdestlik itirazının korunmasının temelinde, aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukukî yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır. Hukukî yararın ise dava şartı olduğu konusunda, bu düzenlemeden önce dahi doktrin ve yargı uygulaması bağlamında bir görüş birliği mevcuttur. Derdestlik itirazı da hukukî yarar eksikliğinin, somut ve özel plânda bir düzenleniş biçimi olduğuna göre, onun da temelinde yatan bu düşünceye uygun bir işlev görmesinin sağlanabilmesi için ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesinde kaçınılmaz bir zorunluluk mevcuttur.\" hükümlerine amirdir. Bu anlamda aynı davadan bahsedebilmek için davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Davacı tarafından açılan İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/98 esas sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasının incelenmesinde, her iki dosyanın da konusunun, taraflarının ve dava sebeplerinin aynı olduğu, İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/98 esas sayılı davanın mahkememizdeki davadan daha önce açılmış olduğu ve sonradan aynı iddialarla mahkememizde açılan davanın derdestlik oluşturduğu, davacının varsa istirdata yönelik talebinin İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 Esas sayılı dosyasından talep edebileceği, derdestliğin HMK.114 maddesi uyarınca dava şartı olduğu anlaşıldığından, HMK'nun 114/ı mad uyarınca derdestlik ön şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar  verilmiştir.\"<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İstirdat davası ile menfi tespit davasının hukuki nitelikleri, amaçları ve sonuçları bakımından farklı davalar olduğundan derdestlik oluşturmayacağını ve ayrı ayrı görülmeleri gerektiğini, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/98 E. sayılı dosya ile devam eden menfi tespit davası ile mevcut istirdat davası arasında önemli farklar olduğunu, istirdat davasının amacı ödenen paranın geri alınması olup bir edim içerdiğini, menfi tespit davasının amacı borçlu olunmadığının tespiti olup tespit hükmünde olduğunu ve edim içermediğini, bu nedenle müvekkili tarafından açılan her iki davada talebin farklı olduğunu, derdestlik oluşturmayacağını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 7/2'de \"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.\" düzenlemesi gereği müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek kararın yalnızca bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, menfi tespit ve istirdat istemiyle açılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından, İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında 176.115,60 TL (... no.lu poliçeye ilişkin vadesi gelmiş prim borcunun ödenmemesinden kaynaklanan asıl alacak, 2.659,83 TŞ faiz olmak üzere toplam 178.775,43 TL alacağın tahsili istemiyle, davacı hakkında icra takibi başlatılmıştır. İşbu davaya konu dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin yeni dönem poliçe düzenlenmesi konusundaki teklifinin davacı şirket tarafından kabul edilmediği, buna rağmen davalı şirket tarafından poliçe üretilerek primlerin ödenmediğinden bahisle haklarında takip başlatıldığı, takibin kesinleşmesiyle bir kısım tahsilatlar yapıldığı ileri sürülerek, İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası nedeniyle davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bedellerin istirdadına karar verilmesi 18/09/2024 tarihinde açılan işbu dava ile talep edilmiştir. Ancak davacının İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 E. sayılı dosyası ile açmış olduğu bir dava daha mevcuttur. İşbu dava dilekçesinde ise aynı nedenler ileri sürülerek İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası nedeniyle davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. İşbu dava ise 15/02/2024 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlardır.Dava şartları gerçekleşmeden davanın esası incelenemez. Hakim dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda talepte bulunmasına gerek yoktur. 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; \"yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki\", taraflara ilişkin dava şartları; \"davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi\", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; \"davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması\" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir.  Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanlarıyla bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir) olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir. HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s.8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir. Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şekli anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tanrıver, s. 49). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05/04/2022 tarih 2022/4-40 E. 2022/443 K.) Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. İİK'nın 72.maddesi \"Menfi Tespit ve İstirdat Davaları\" başlığını taşımaktadır. 1.fıkrasında borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabileceği, 6.fıkrasında ise borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/09/2021 tarihli 2017/(19)11-1644 E. 2021/1017 K. sayılı kararında da açıklandığı gibi; \"...İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir (Çavdar, S.: İtirazın İptali, Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2007, s. 803). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-948 E., 2020/933 K.; 18.12.2018 tarihli ve 2017/3-1526 E., 2018/1948 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir...\" Davacı vekilinin istinaf istemi incelendiğinde; Davacı tarafça gerek eldeki davanın gerekse İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 E. sayılı dosyası ile açılan davanın, aynı nedenler ileri sürülerek İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası nedeniyle davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespiti istemiyle açıldığı, davacı vekili her ne kadar eldeki davada istirdat talep edildiğini ileri sürmekte ise de İİK'nın 72.maddesi de nazara alındığında, menfi tespit istemiyle açılan bir davada, dava aşamasında bir kısım ödemelerin yapılmış olması halinde davaya ödeme yapılan kısımlar itibariyle re'sen istirdat davası olarak devam edileceği yani davacının eldeki davaya konu istirdat isteminin daha önce açmış olduğu İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 E. sayılı dosyasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda daha önce açılmış olan İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 E. sayılı dosyası, eldeki dosya yönünden HMK'nın 114/1-ı maddesinde yer alan \"aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması\" dava şartına aykırı olduğundan, mahkemece kamu düzenine ilişkin olan derdestlik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf istemi incelendiğinde; HMK'nın 323. maddesinin 1. bendinde açıkça belirtildiği gibi vekalet ücreti bir yargılama gideridir. Bu nedenle, 29/5/1997 gün, 4/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır. Davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (HMK md. 330). Yargılama harç ve giderleri de HMK'nın 326. maddesi uyarınca kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Gider yapan taraf haklı ise yaptığı giderlerin yargılama sonunda karşı taraftan tahsiline karar verilir, haksız ise yapılan yargılama gideri üzerinde bırakılır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi; \"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.\" şeklinde düzenlenmiştir. Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiş ise de davalı vekili tarafından 25/09/2024 tarihinde vekaletname sunularak ayrıca aynı tarihte HMK'nın 317.maddesi gereği cevap süresinin 2 hafta süre ile uzatılması talep edilmiştir. Kararın ise bu tarihten sonra 04/10/2024 tarihinde dosya üzerinden verildiği, yani karar tarihinden önce davalının işbu dosya yönünden kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından, davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/541 E. 2024/699 K. sayılı 04/10/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,a-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 444,02 TL harcın  mahsubu ile bakiye 171,38 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,ç-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, taraflarca ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye (187,80 x 2) = 375,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-Davalı tarafından sarfedilen 1.835,00 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, e-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13852b7b1a2a5ca4","SID":"4ce406dfeb724b32"}}