{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/190 <br>KARAR NO: 2025/463<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/589 <br>KARAR NO: 2024/661<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kiracı olarak faaliyet gösterdiği ve müvekkili şirket tarafından sigortalı olan işyerinde yangın çıktığını ve işyerinde bulunan tüm demirbaş, makine ve emtiaya yangın sonucu büyük hasar ve zarar gördüğünü, hasar dosyası açılarak bağımsız eksper ve bilirkişiden raporlar aldırıldığını, alınan raporda yangının elektrik tesisatı ve panosundan kaynaklandığının tespit edildiğini, olay nedeniyle bina maliki olan davalı şahısların TBK 69.maddesi uyarınca kusursuz sorumluluklarının olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına 04/05/2020 tarihinde 1200.212,07 TL hasar tazminatı ödendiğini böylelikle müvekkilinin yasal halefiyet gereği sigortalının yerine geçerek alacaklı davacı sıfatını elde ettiğini, davalı bina maliyetlerinin hasarın kendi sigortalarından karşılanmasını beyan ve bildirimleri üzerine sigortacıları olan davalı ... Sigorta'ya rücu talebi gönderilmiş ise de ... Sigortanın bu talebi reddettiğini, bunun üzerine ödenen sigorta bedelinin tazmini için başta ... Sigorta olmak üzere bina malikleri aleyhlerinde ve Beykoz İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi açıldığını borçluların itiraz ettikleri için takibin durduğunu beyan ederek icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Poliçede Yangın Sorumluluk (Kiracı/Malik) teminat limitinin 750.000,00 TL olarak belirlendiğini, yangın teminatının riziko adresinde 24 saat güvenlik görevlisi veya bekçi bulunması, profesyonel güvenlik firmasına bağlı alarm ve kamera sistemi önlemlerinden en az birinin bulunması şartıyla verildiğini, bu önlemlerin bulunmaması halinde her bir hasarda sigorta bedeli üzerinden %10, minimum 50.000,00 TL tenzi-i muafiyet uygulanmasının kararlaştırıldığını, davacı sigorta şirketinin ödemiş olduğu hasar tutarının fahiş olduğunu, yangının tamamen davacı şirket sigortalısı aynı zamanda kiracı olan şirketin kusurundan kaynaklandığını, bina maliklerinin kusurlarının olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin yangın nedeniyle sigortalısına 566.118,70 TL ödediğini ve ödenen tutarı zarardan kiracının sorumlu olması nedeniyle kiracı ...'ya ve sigortacısı işbu davanın davacısı ... Sigorta A.Ş.'ye rücu ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasında süresi içinde borca itirazla birlikte yetki yönünden de itiraz ettiklerinden ve yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından koşulları oluşmayan itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, işbu davanın dayanağı olan hasar /yangın olayı Kayseri'de meydana geldiğinden davada Kayseri Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, hasar dosyasında alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini, ekspertiz raporunda belirlenen tazminat bedelinin fahiş hesaplandığını, ana projeye uygun olarak yaptırılan ve hiçbir değişiklik yapılmayan binanın diğer bölümlerinde bugüne değin hiçbir sıkıntı yaşanmaması, binanın yapılış tarihinden itibaren yıllardır farklı kiracılar tarafından kullanılıyor olmasına rağmen yangın olayının ya da başka bir hasarın meydana gelmemesi dikkate alındığında davaya konu hasarın meydana gelmesinde davalı müvekkillerinin BK'nun 69. Maddesi gereğince bir sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, BK 321.madde gereğince kiracının kiralanan üzerinde yapacağı değişikliklerde kiraya verenden yazılı izin almak zorunda olmasına rağmen davacının sigortalısı kiracı tarafından müvekkilden alınmış herhangi bir yazılı izin bulunmadığını, fakat yangın olayıyla anlaşıldığı üzere kiracı tarafından müvekkillerinin  bilgisi ve izni olmadan iş yerinde kullanılacak makinelere ilişkin ek panolar yapıldığını, sanayi tipi dikiş makinalarının çalışması için gerekli elektrik ihtiyacının binanın orjinal elektrik projesinde olmayan tesisatla sağlanmaya çalışıldığını beyan ederek dosyasının yetkili Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, davanın kiracı ... adlı işyeri sahibi ...'a ihbarını ve davanın reddini, davacının asıl alacağın %40 ından aşağı olmamak kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 11.02.2020 Tarihinde davalıların maliki olduğu taşınmazda kiracı olarak bulunan davacı şirket sigortalısının iş yerinde meydana gelen yangın nedeni ile sigortalının uğradığı zarar nedeni ile davacı şirketin yapmış olduğu ödemenin rucuan tahsili istemi ile davalılar aleyhinde başlatılan icra takibine vaki davalıların itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı alacaklı ise miktarı,davacı yanca yapılan ödemenin gerçek zarar ile uyumlu olup olmadığı, temerrüt varsa işlemiş temerrüt faizinin ne olması gerektiği, olayda kusurun kimde olduğu, kusur oranlarının ne olduğuna ilişkindir. ...Yukarıda ifade edildiği üzere kusur konusunda alınmış farklı raporlar bulunmakta olup teknik raporlardan faydalanmak sureti ile kusur konusu mahkememizce takdir edilecektir. Yangının davacı sigortalısının iş yerinde kullandığı uzatma kablolarından kaynaklandığı alınan tüm raporlarda tespit edilmiştir. Bina maliklerinin her kira kontrat dönemi bittiğinde binasını ve tadilatları kontrol etmeden (ek panoyu görüp kiracıyı uyarması gerekirdi) yeniden kiraya vermesi, daha doğrusu kira akdini sürdürmesi, ayrıca yangın yönetmeliğinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeni ile tali de olsa kusuru olduğu kanaatine varılmıştır. 19.12.2007 tarihinde yayınlanmakla yürürlüğe giren binaların yangından korunması hakkında yönetmelik hükümleri gereği dava konusu olayın meydana geldiği taşınmazda yönetmeliğe uygun su deposu olmadığı (92. madde), binada yönetmeliklere uygun yangın tesisatı ve yangın dolaplarının olmadığı (94. Madde) , binada yönetmeliklere uygun yağmurlama sistemi bulunmadığı ( 96. Madde),  özellikle binanın birleşik yapıya girmesi ve kiracının faaliyet konusu nedeniyle tehlike sınıfı olarak da genellikle mobilya, yatak üretimi, kağıt, petrol türevi sünger-yapıştırıcı ve ahşap işleri, işyerleri nedeniyle, “Orta Tehlike 3. Yapı Sınıfına” girdiği ve “Binaların Yangından Korunma Yönetmeliği” genel şartları açısından, yönetmelik açısından otomatik algılama ve yağmurlama sistemi olmaması nedeniyle, söz konusu yangının çıkmasında her ne kadar kiraya veren davalıların bir kastı bulunmamasına rağmen, yangın güvenlik sistemlerinin yaptırılmasının gerekli olduğu yapılarda, bina standartlara uygun yaptırılmamış ise, yapı sahibinin sorumlu olması gerektiğinden ve yangının gelişerek büyümesinde binanın mimari özelliğinden kaynaklanan sebeplerle davalı bina maliklerinin de sorumlu olduğu, neticede davalıların kusur oranlarının %25 olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı sigortalısının ise  yangına sebep olarak elektrik tesisatı tadilat projesi hazırlanmadan ek pano yapılması, yeni makinelerin mevcut panolara bağlanması ya da dikiş makinelerinin küçük kesitli topraksız üçlü uzatma kabloları ile bağlanması sayılabileceği, tesisatta oluşan aşırı güç çekimi, elektrik kablolarının ısınması ve beraberinde kısa devrelere sebep olması sebebiyle davacı sigortalısı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %75 kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkememizce alınan 17.05.2022 tarihli rapor ve bu heyetin hazırlamış olduğu 20.12.2022 tarihli ek rapor denetime ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Sigortacının ödediği miktarın hak tutarında olup olmadığının tespiti hususunda mali müşavir, sigortacı, inşaat mühendisi ve makine mühendisi bilirkişilerden teşekkül ettirilen heyetten rapor alınmış alınan 31.08.2023 tarihli rapora göre olay nedeni ile toplam zarar miktarının 1.200.212,07 TL olduğu, davalıların kusur oranlarına göre (%25) oranlama yapıldığında davacının talep edebileceği asıl alacağın 300.053,00 TL olabileceği, işlemiş faiz miktarının da 13.677,07 TL olabileceği tespit edilmiştir. Tazminat hesabı hususunda alınan rapor denetime uygun bulunmuştur. Davalı sigorta vekilinin poliçedeki azami sorumluluk miktarlarının 750.000 TL olduğunu beyan etmesi üzerine davacı vekili cevaba cevabında HMK'nın 141. Maddesi gereği bu davalıdan esasen bu kadar miktar alacak talep ettiğini belirtmiş, davalı sigorta vekili bu hususa itiraz etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 141. Maddesi iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesine ilişkin olup davacının talebi esasen talebin azaltılmasına ilişkin olup bu husus kısmı feragat hükmündedir. Yargıtay 8. HD. 2014/11172 E, 2015/19425 K. Sayılı ilamında \"...Davacının talep sonucunu azaltması davayı değiştirme sayılmaz. Bu nedenle talep sonucunun azaltabilmesi için kural olarak davalının muvafakatine ihitiyaç olmadığı gibi, ıslah yoluna başvurulmasına da gerek yoktur. Davacının talep miktarını azaltması kısmi feragat anlamına gelir.\" belirtmiştir. Keza tazminat hesabı teknik bilirkişi raporlarından sonra ancak belirlendiğinden alacak likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı talebi de red edilmiştir...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bina maliki olan davalıların somut olayda kasta dayalı değil objektif kusursuz sorumluluğu olduğundan olayda kastın aranmayacağını, bina maliklerinin kusursuz sorumlulukları uyarınca yangının bina maliklerine ait elektrik tesisatından çıkmış olması nedeniyle dava konusu yangın olayında davalıların %100 sorumlu olduklarını, yangına neden olan elektrik tesisatının davalı mal sahibine ait olduğunu, sigortalı şirkete ve diğer kiracılara bu şekilde kiralandığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesine göre kiraya verenin kiralananı sözleşmenin amacına uygun surette kullanmaya ve işletmeye elverişli bir şekilde teslime ve kira süresince de kiralananı bu halde tutmaya mecbur olduğunu, hükme dayanak teşkil ettirilen raporlar yetersiz ve dosya içeriğine aykırı tanzim edildiği gibi uzman görüşü ve bağımsız sigorta ekspertiz raporlarıyla tamamen çelişkili olduğunu, buna rağmen mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili  yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, müvekkillerine atfedilen kusur oranının hakkaniyete aykırı olduğunu, her kira dönemi bitiminde kiracı ile kiraya verenin bir araya gelip kiralananı incelemesi, eksikleri tespit etmesi gibi bir zorunluluk bulunmadığını,  yoğun üretim yapılan işyerinin periyodik bakım ve kontrollerinin yapılmasının kiracının kendi yükümlülüğünde olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;  Hükme  esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, her kira döneminde kiraya verenin kiralananı kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını, kiraya verene bu nedenle kusur izafe edilemeyeceğini, yangının tamamen kiracı ...Ltd. Şti'nin kusurundan kaynaklandığını, bilirkişi raporunda hasar tutarının incelenmediğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkili şirket yönünden sorumlu olunan tutarın poliçe genel ve özel şartlarına göre belirlenmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı kararında; \"...Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır. O halde; mahkemece, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanması ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....\" Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarihli 2016/6483 E. 2019/7301 K. sayılı kararında; \"...Somut olayda, sigortalı işyerlerinde oluşan yangın hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalılara ödenmiş olup ödenen tazminatın dava dışı sigortalı işyerlerini kiraya veren davalı bina maliki ... A.Ş’den ve onun işyeri sigortacısı ... Sigorta A.Ş’den, yangının çıktığı ... A.Ş kiracısı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’den, sinamada tadilat yapan taşeron ...’ten tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı şirketler ve davalı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti., davalı bina maliki ... A.Ş kiracısıdır. Bu nedenle dava dışı sigortalılar ... Tic. A.Ş ve ... A.Ş ile davalı ... A.Ş arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Yine yangının çıktığı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı .. A.Ş arasındaki hukuki ilişki de kira sözleşmesine dayanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir...\" Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/05/2024 tarihli 2021/23562 E. 2024/5206 K. sayılı kararı ise; \"...6100 sayılı HMK'nın \"Sulh hukuk mahkemelerinin görevi\" başlığı altındaki 4 üncü maddesinde de \"(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları.... görürler\" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ...'ın, davalı ...'nin maliki olduğu binayı kiracı sıfatıyla kullandığı; davacı sigortalısı ile davalı malik arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; görev kurallarının, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardan olmasına göre mahkemece, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olmaması nedeniyle HMK 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasının incelenerek hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir...\" şeklinde açıklamalara yer verilerek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir. Dava dışı sigortalı ile davalı gerçek kişiler arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan eldeki davada, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle; mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar vermiş olması istinaf sebebi olarak gösterilmese de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen değerlendirilmiş ve taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılması karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul Anadolu  10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/589 E. 2024/661 K. sayılı 23/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca ayrı ayrı  yatırılan istinaf karar harçlarınn ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5566ed8bc1933073","SID":"f7971fde53dde5c0"}}