{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1778 <br>KARAR NO: 2025/500<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/04/2022<br>NUMARASI: 2019/644 Esas - 2022/335 KArar<br>DAVA: Menfi Tespit ve Tapu İptali ve Tescil <br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin oğlu ... ve ortağı adına kayıtlı olan \"... döküm- ... \" işletmesinin, davalı şirket ile organik bağı bulunan ... A.Ş. ile cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişkisi bulunduğunu,işletmenin zaman zaman davalıdan altın borcu aldığını,borcu bazen altın bazen  nakit ödediğini,davalı şirketin alacaklarına teminat talebinde bulunduğunu,müvekkilinin iyiniyetli olarak 26/02/2016 keşide, 30/03/2016 vade tarihli 1.000.000-TL bedelli senedi tanzim ederek davalı şirkete teminat gayesi ile verdiğini, ancak ilerleyen süreçte davalı şirket yetkililerinin talepte bulunmaları üzerine müvekkilinin bu defa kendi adına kayıtlı İstanbul GOP ilçesi ... Mahallesinde Kain ... nolu parselde kayıtlı taşınmazını o dönem davalı şirketin mali işlerine bakan ve yine davalı şirket ile organik bağ içerisindeki ... A.Ş'nin yetkilisi dava dışı ... isimli kişiye devir ettiğini, müvekkilinin taşınmazı senette olduğu gibi oğlunun ve davalının devam eden ticari ilişkilerinde teminat amacıyla devir ve temlik ettiğini, ...'tan herhangi bir bedel almadığını, müvekkilinin senedin iade edilmesi karşılığında taşınmazı devrettiğinden senedin iadesini istediğini, ancak firma yetkililerinin müvekkilini oyalayarak senedi iade etmediklerini, taşınmazın devir tarihinde değerinin takriben 1.000.000-TL olduğunu, tapuda gösterilen değerin ise 235.000-TL olduğunu, devri yapılan taşınmazın borcu fazlasıyla karşıladığını, yine aynı borcun tasfiyesi için ...-...'ın ortağı olan ...'ün kardeşi ... tarafından davacının senediyle aynı vade ve aynı tanzim tarihleri bulunan sadece bedeli farklı olan 26/02/2016 keşide tarihli 30/03/2016 ödeme tarihli ve 900.000-TL bedelli senet verildiğini, bu senedin de aynı borcun teminatı olarak verildiğini, ... tarafından verilen senedin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu, bu senette alacaklı görünen ...'ın ... A.Ş'nin müdürü/çalışanı olduğunu, müvekkiline iade edilmesi gereken senedin ...AŞ tarafından İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas (Eski numarası ...) nolu dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkilinin teminat gayesiyle emaneten devir ettiği taşınmazdaki kiracıları ile hukuki ilişkilerinin devam ettiğini, 2019 yılı Temmuz ayı içerisinde kiracılara ... isimli kişi tarafından ihtarname gönderildiğini ve taşınmazın 21/04/2017 tarihinde satın aldığını belirterek kira bedellerini kendisine ödenmesini talep ettiğini, taşınmazın ...'a devrinden sonra kira bedellerinin müvekkili tarafından tahsil edildiğini, bu durumun gerçek bir devir olmadığını ortaya koyduğunu, hiçbir malikin 27 ay suskun kalmayacağını, ...'ın da davalı şirkette faaliyet gösteren şirketlerde ortak ya da yönetici olduğunu, ...'ın yetkilisi...  ile ...'ın ...  ve ... şirketlerinde aynı dönemde yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, yine ...ın eşi ... ile ...'ın ... Şirketinde yönetim kurulu üyeliği yaptığını, dolayısıyla taşınmazdaki devirlerin iyiniyetli olmadığı gibi muvazaalı olduğunu belirterek müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve bedelsiz devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ...AŞ vekili; dava konusu taşınmazın önce ...'a, daha sonra ...'a satıldığını, ... hasım gösterilmeden açılan davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın takibin başlatılmasından 3 yıl sonra açıldığını, ayrıca asıl borç ilişkisinde alacaklının ... A.Ş olduğu iddia edilmesine rağmen senedin müvekkili şirket lehine düzenlenmesinin tutarsız olduğunu,asıl ilişkinin kötüniyetli olarak gizlendiğini, işin aslının davacı ... ile müvekkili ...A.Ş. arasında meydana gelen ticari ilişkiden kaynaklandığını, davacı ile müvekkili arasında alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu çerçevede davacının müvekkili şirketten 9 kg has altınsatın aldığı ve karşılığında da dava konusu senedi verdiğini, faturanın dosyaya sunulduğunu, davacı tarafça aldatılma olgusu ileri sürülmüş ise de 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava dilekçesinde belirtilen araç devri ve ... ile ... arasındaki ilişkinin dava konusu ile ilgisinin anlaşılamadığını, davacı tarafın kendi borcunu gizlemek amacıyla asıl olaydan bağımsız bambaşka konular ileri sürdüğünü, resmi tapu kayıtlarında davacı tarafın devir bedelini tahsil ettiğinin yazılı olduğunu, davacının teminat amacıyla hareket etmesi halinde müvekkiline ipotek verebileceğini, bunun aksini iddia eden  davacı tarafın bu durumu senet metninden daha güçlü bir delil ile ispatlaması gerektiğini, senedin teminat olarak verildiği iddiasını destekleyecek ve yine aynı doğrultuda iddia ettiği gibi teminat olarak taşınmazın devredildiğini destekleyecek şekilde yazılı bir belge sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin taşınmazın son maliki olmakla birlikte iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, kendisinden önceki ilişkilerin müvekkilini ilgilendirmediğini, bedelini ödeyerek taşınmazı ...'tan satın aldığını, davacının taşınmazı 2015 yılında ...'a sattığını, 2017 yılında da müvekkiline geçtiğini, 5 yıl içinde davacının hiç bir girişimde bulunmamasının dava dilekçesindeki ifadelerle çelişki yarattığını, TMK'nın 1023. maddesine göre iyiniyetli kazanımların korunduğunu, taşınmazın tapusunun alınmasının ardından GOP 2. AHMnin 2017/723 Esas sayılı dosyası ile taşınmazı kullandığı tespit edilen ... isimli kişiye tahliye davası açıldığını, doğru tarafa dava açılmadığı için davanın reddedildiğini, bu aşamadan sonra kimlerin  kiracı olduğunun tespitine çalışılarak kiracılara ihtarname gönderildiğini,haksız yere kira toplayan davacıya yönelik eski kiraların ödenmesi için takip başlattıklarını belirterek davanın reddine, davacının kötüniyetli olması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili; hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının teminat amacıyla bedelsiz olarak taşınmazı müvekkiline devrettiği iddiasının asılsız olduğunu, bu iddiasını destekleyen bir sözleşme ve protokol yapmaksızın taşınmazın devredildiği iddiasını basiretli tacir davranışına uygun düşmediğini, satışın tapu sicil müdürlüğünde tapu memuru huzurunda yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ispat yükü kendisine düşen davacının, senedi teminat amacıyla keşide ettiğini ve aynı borcun teminatı amacıyla taşınmazını bedelsiz olarak devrettiğini kesin delillerle ispat edemediğinden davanın reddine, şartları oluşmadığından kötüniyet  tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; mahkemece ispat yükünün hatalı değerlendirildiğini, davanın menfi tespit davası olması nedeniyle ispat yükünün alacaklıda olduğunu,senedin verilme nedeninin senet metninde gösterilmediğini, ispat yükü davalının üzerinde olduğu halde davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddinin doğru olmadığını,davalı tarafından senedin ihdas nedeni talil edilmesine, müvekkiline mal satıldığının ileri sürülmesine, senedin bu nedenle alındığı belirtilmesine rağmen mal teslim olgusunun usulünce kanıtlanamadığını, davalı tarafça senedin müvekkiline 9 kg altın satışı yapılması nedeniyle alındığı, buna ilişkin fatura bulunduğu ileri sürülmüş ise de müvekkili tarafından bu faturanın tebliğ alınmadığı gibi sevk irsaliyesindeki imzaya karşı itiraz ileri sürülmesine rağmen mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığını, belge aslı bulunmadığı için imza incelemesi yapılamayacağının bildirildiğini, davalının sunduğu faturanın müvekkili kayıtlarında bulunmadığını, müvekkilinin e-fatura mükellefi de olmadığını, bu hususun bir kişi raporunda da açıklandığını, kaldı ki taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını,\ttapu iptal ve tescil taleplerine dair kararın delillerin eksik değerlendirilmesi nedeniyle hatalı olduğunu, davalı şirketin yetkilisi ...‘ın ... ve ... ile menfaat birliği içerisinde bulunduklarını, ...'un taşınmaza malik olduğu 20 aylık sürede kiracılardan kira talep etmediğini,davalının yemini beyanında taşınmaz bedelini müvekkiline ödediğini beyan etmesine rağmen tapu işleminde müvekkilin oğlu ...’ın hazır bulunduğunu, ...‘un beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının işlem tarihinde İstanbul’da bulunmadığını, Nisan 2022 itibari ile dahi taşınmazın su ve elektrik faturalarının müvekkili adına olduğunu, her ne kadar mahkemece kesin delil sunulmadığı belirtilmiş ise de tarafların yakınlıkları, işlemlerin olağan hayatta görünenden farklı şekilde yapılmış olması, alıcıların sözde alıcı olmaları karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,soruşturma dosyasının incelenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir<br>GEREKÇE: Dava, üçüncü kişinin borcunun teminatını teşkil etmek üzere davalı şirket lehine keşide edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile yine teminat amacıyla davalı ...'a devri yapılan taşınmazın tapusunun iptal edilerek davacı adına tescili istemine ilişkindir.  Davacı vekili, müvekkilinin oğluna ait işletmenin ... A.Ş.'den aldığı borç nedeniyle müvekkilinin 26/02/2016 tanzim, 30/03/2016 vade tarihli, 1.000.000-TL bedelli bonoyu davalı şirket lehine teminat amacıyla keşide ettiğini, aynı borç nedeniyle kendine ait taşınmazı dava dışı ... AŞ yetkilisi dava dışı ...'a teminat amacıyla bedelsiz devrettiğini, ...'ın durumu bilerek kötüniyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini ileri sürerek menfi tespit ve tapu iptal tescil talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise müvekkili ... A.Ş ile ... arasında ticari ilişki bulunduğunu, ... tarafından ...'a 9 kg altın verildiğini, söz konusu altının bedeli olarak davaya konu senedin keşide edildiğini, yine taşınmazın teminat amacıyla verilmediği, ...'un taşınmazı parasını ödeyerek satın aldığını, davalı ... ise taşınmazı parasını ödeyerek ...'tan aldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Uyuşmazlık, dava konusu senet ve taşınmazın davalılara borç teminatı olarak verilip verilmediği hususunda toplanmaktadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla ispat yükü kendisinde olan borçlu, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır. Yine, yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. Bu belgelerin aksini iddia edenlerin iddialarını aynı nitelikte belge ile ispatlamaları gerekmektedir. HMK'nın 191. maddesine göre; ispat yükü üzerine düşmeyen tarafın, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunması mümkündür. Bu çerçevede karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. Somut olayda davacı tarafça söz konusu kambiyo senedinin, borcun teminatı olarak verildiğine dair yazılı bir belge sunulmadığı gibi dava konusu senedin metninden de senedin teminat amacıyla verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Bunun dışında davalı tarafça ispat yükü ters çevrilmesine neden olabilecek bir savunma ileri sürülmemiştir. Taşınmazın devrine ilişkin resmi senet de davacının satış karşılığında parasını aldığı hususu yazılı olup, davacının taşınmazını davalı ...'a bedelsiz olarak teminat amacıyla devrettiğini yazılı delille ispatlayamamıştır. Ayrıca davalı şirket tarafından davacıya altın satışına ilişkin sevk irsaliyeleri üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmekte ise de dava konusu senedin metninde ihdas nedenine ilişkin bir açıklama yer almadığı gibi davalı şirketin senetle çelişen bir savunması da bulunmamaktadır. Bu nedenle ispat yükü üzerinde olmayan davalı şirket tarafından sunulan fatura ve sevk irsaliyesiyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacağından davacının sevk irsaliyesi ile ilgili istinaf nedeni yerinde değildir. Taşınmazı devralan davalının uzun bir süre kiralarını almadığı, bu durumun taşınmazın teminat amacıyla devredildiğine delil teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de resmi satış senedi karşısında bu durumun sonuca etkisi olmayacağı açıktır. Bu durumda davacı iddiasını ispatlayamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı ...'ın dava konusu taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması talebi davanın sonucuna göre haklı olduğu anlaşıldığından 07/01/2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, ancak taşınmazın aynına ilişkin olan eldeki dava henüz kesinleşmediğinden, taşınmaz üzerine \"davalıdır\" şerhi konulmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı ... vekilinin talebinin kabulüne; İstanbul İli Gaziosmanpaşa İlçesi ... Mahallesi ... Mevkinde kain ... Parsel üzerine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2020 tarihli 2019/644 sayılı ara kararı ile konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, dava konusu İstanbul İli Gaziosmanpaşa İlçesi ... Mahallesi ... Mevkinde kain ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine \"davalıdır\" şerhi konulmasına, 20/12/2019 tarihinde davacı tarafça 150.000-TL tutarında teminat yatırıldığından başkaca teminat alınmasına yer olmadığına, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"750a1dfdbb417873","SID":"1e121ba83f8908fd"}}