{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1460 <br>KARAR NO: 2025/661<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2024<br>NUMARASI: 2024/218 Esas - 2024/471 Karar<br>DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin iki ortaklı bir şirket olduğunu, ortaklardan birinin davacı, diğerinin dava dışı Aşkın İdigü olduğunu, her ikisinin de şirkette %50 hissesi bulunduğunu, ...'nün aynı zamanda şirketin münferit yetkili müdürü olduğunu, ancak şirketi kötü yönettiğini, gerçekleşen ve halen devam eden eylemlerle şirketin portföyünü ..., ..., ..., ... şirketlerine aktardığını, oysa TTK'nın 626. maddesi gereğince şirket müdürlerinin rekabet oluşturacak faaliyetlerde bulunamayacağını, haksız rekabetin tarafı olan ... ve bu şirketler aleyhine haksız rekabetten kaynaklı tazminat davası açacaklarını, bu dava yönünden şirketle şirket müdürü arasında menfaat çatışması bulunduğunu belirterek şirket tarafından açılacak haksız rekabet davasında dava açmak ve şirketi temsil etmek için kayyım atanmasını, ayrıca Aşkın İdigü aleyhine açılmış ve derdest olan İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2023/308 Esas sayılı dosyasında şirketin asli ya da fer'i müdahil olarak katılmasında fayda bulunduğundan davaya şirketin müdahalesini sağlamak için şirkete temsil kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın ileriye sürdüğü hususların hiç birinin doğru olmadığını, davacı ile ...'nün kardeş olduğunu, davalı şirkette %50'şer hisseleri bulunduğunu,şirket ortağı davacı görünse de eşi  ...'ın Gebze Teknik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olması nedeniyle ortak olarak ...'nın gösterildiğini, davacının İstanbul Anadolu 4.ATM nin 2022/461 Esas sayılı dosyasında da buna benzer talepler bulunduğunu, dava dilekçesinde adı geçen ... isimli firmanın 1999 yılında kurulan bir şirket olduğunu, davalı şirketten çok daha önce kurulduğunu, ...'nün davalı şirkete ortak olmadan önce de makine alım satım işini yaptığını, herhangi bir haksız rekabetin söz konusu olmadığını, hatta ... şirketinden elde ettiği tecrübeleri davalı şirket lehine kullandığını, davalı şirketin kesinlikle zarar görmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;  davalı ortak tarafından dava dışı ...'ye, şirket yöneticisinin verdiği zarara dayalı olarak İstanbul Anadolu 9.ATMnde dava açtığı, bu davanın şirket tarafından açılabileceği gibi, şirket ortağı tarafından da açılabileceği, davalı şirketin 2 ortaklı olduğu, ortaklardan birinin İstanbul Anadolu 9.ATMndeki davada davacı konumunda, diğerinin davalı konumunda yer almasına göre; artık şirketin tüzel kişiliğinin bu davada fer'i müdahil ve asli müdahil olmasına gerek bulunmadığı, bu nedenle bu kalemden dolayı temsilci kayyımı atanmasında hukuki menfaat bulunmadığı, ancak, haksız rekabet yönünden açılacak dava şirket tarafından açılması gereken bir dava olduğundan ve ...'nün şirketin tek temsilcisi olması dolayısıyla davada şirket yöneticisiyle davacı alacaklı şirket arasında çıkar çatışması bulunacağından şirkete kayyım atanmasında zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, şirket tarafından açılacak haksız rekabetin engellenmesi ve buna bağlı istemler yönünden açılacak davalarda şirketin temsili yönünden mali müşavir ...'in kayyım atanmasına, İstanbul Anadolu 9. ATM'nin 2023/308 sayılı dosyasında şirketin asli ya da feri müdahil olarak davayı takip etmesinde temsilci kayyımı atanmasına ilişkin talebinin ise hukuki menfaat görülmediğinden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının daha önce açtığı davalarda kayyım talep etmesine rağmen bu talepleri kabul görmeyince eldeki davayı açtığını, Taraflar arasında İstanbul Anadolu 4 ATM ve 9 ATM'de davaların eldeki dava yönünden derdestlik teşkil ettiğine ilişkin itirazlar değerlendirilmediği gibi davaların birleştirilmesine karar verilmediğini, yönetici sorumluluk ve kayyım atanması talepli davanın devam ettiğini, sermaye şirketlerinde kayyım atanması şartlarının yasada sınırlı olarak düzenlendiğini, müvekkili şirkete kayyım atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını, şirket müdürü ...'nün halen görevinin başında olduğunu, ortaklar arasındaki fikir ayrılıklarının şirkete kayyım atanmasını gerektirmediğini, tam aksine davacının eşinin müvekkili şirketin makine alım satım yaptığı firmaların her birine e-posta göndererek şirket aleyhine faaliyetlerde bulunduğunu, davacının şirketi iş yapamaz hale getirmeye çalıştığını,  şirket müdürünün şirketle haksız rekabet oluşturan faaliyetleri bulunduğu iddiasının doğru olmadığını, bahsi geçen şirketlerin müvekkili şirketten çok önce kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; yönetim yetkisi olmayan limited şirket  ortağının ,davalı şirket müdürünün rekabet yasağını ihlal ettiği ileri sürülerek davalı şirket tüzel kişiliği adına dava açılmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına ilişkindir. Limited şirket müdürünün rekabet yasağı TTK'nın 626 (2) maddesinde düzenlenmiş olup: \"Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.\"Rekabet yasağına ilişkin 626 madde de rekabet yasağını ihlal eden müdüre ne yaptırım uygulanabileceği düzenlenmediği  gibi, anonim şirketlere ilişkin 396.maddeye bir atıf yapılmamıştır.Limited şirketlerde şirket müdürünün rekabet yasağının ihlali  haklı sebep teşkil ettiğinden 630'maddeye göre müdürün azli istenebileceği gibi  ek olarak TTK m. 636/3 kapsamında ortaklar,  şirketin haklı sebeble  feshini talep edebileceklerdir.  Müdürlerin rekabet yasağını ihlal etmeleri durumunda  TTK'nın 644 madde atfıyla 553 madde uyarınca  tazminat isteme hakları mevcuttur. Doktrinde; anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına ilişkin 396  maddenin kıyas yolu ile limited şirket müdürlerine uygulanması gerektiğini ileri süren görüşlerde mevcuttur. (Örneğin Prof Dr Oruç Hami Şener, Limited Ortaklıklar Hukuku, s 487-Ertaş, 2018, s.102). Ancak TTK'nın 644 atıf maddelerinde 231 veya 396 maddeye atıf yapılmadığından, TTK'nın  553 madde gereği  müdürlerin verdikleri zarar konusunda kusuru ile neden olduklarından sorumlu tutulmaları TTK nın 644.maddesinde ki atıf nedeniyle sorumluluklarına gidilebilecek ise de rekabet yasağını ihlal eden müdürün işlemini şirket adına ve hesabına yapılmış olarak değerlendirilmesi istenemeyecektir. Anonim Şirketler bakımından konu incelenecek olursa  rekabet yasağının ihlali halinde TTK'nın 396 madde de yazılı  seçeneklerin ne şekilde  uygulanacağı \"Tek üyeli yönetim kurulunda ise ,bu hükmün uygulanması özellik arz eder.Zira madde de sayılan müeyyideleri uygulayacak kimse ile bu müeyyideye tabi olacak kimse aynıdır. Öte yandan Kanun, genel kurula anılan seçimlik haklardan birisini kullanma yetkisi vermemiştir. Bu durumda genel kurul rekabet yasağını ihlal eden üyeyi azledip yerine yeni üye seçebilir. Yeni seçilen üye TTK'nın 396 maddedeki haklardan birisini üç aylık ve bir yıllık süreye tabi olarak kullanabilir. Üç aylık sürenin başlangıcı ise atanan üyenin göreve başlama tarihidir. Zira genel kurulun atadığı bu üyeyi bilgilendirdiği kabul edilir. Bir yıllık süre bakımından  ise fiilin tarihi esastır. Zamanaşımı sebebiyle yasağa aykırı işlemlerde bulunan üyelerin TTK'nın 396 maddeye istinaden sorumlu tutulamadıkları hallerde üyelerin 553.maddeye istinaden sorumluluğuna gidilebilir. Ancak, bu durumda şirketin talep hakkı 396. Madde deki gibi seçimlik olmayıp  şirketin uğradığı zarardır. (\"Prof Dr. Necla Güney Ağdağ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu :s.147, aynı yönde ...Yeni TTK da AŞ Yönetim Kurulu Üyelerine açılacak davalarda zamanaşımı; Yaklaşım Dergisi Mayıs 2012) İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık konusu; yönetim yetkisi  olmayan %50 oranda pay sahibi davacının TTK'nın 396 maddede ki seçimlik hakların kullanılması için temsil kayyımı atanması talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından davalı aleyhine sorumluluk davası açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda atıf yapılan eserden anlaşıldığı üzere, tek kişilik yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlali halinde şirket genel kurulunun ancak adı geçen üyeyi görevden alma hakkı olup şirket genel kurulunun  yönetim kurulu üyeleri adına seçimlik hak kullanma yetkisi bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Şirket genel kurulunun dahi yetkisi olmayan bir halde, şirket adına TTK'nın 396 maddedeki hakları kullanmak üzere; bu haklara dayalı talepte bulunma hakkı olmayan davacı ortağın talebiyle atanacak bir temsil kayyımına bu yetki verilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle; TTK'nın 396 madde hükmünün limited şirketlere uygulanamayacağı, limited şirket ortağının müdürün  rekabet yasağını ihlal etmesi halinde müdüre karşı, haklı sebeple azil, şirkete karşı haklı sebeple fesih davası açabileceği; ayrıca TTK'nın 553.maddesi uyarınca tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla tazminat talep edebilecekleri, dava açma hakkı şirket tüzel kişiliğine ait olup, TTK nın 396(2)madde uyarınca şirket genel kurulunun dahi seçimlik haklardan birini kullanma hakkı olmadığı,ancak rekabet yasağını ihlal eden yöneticinin  azli ve yeni seçilecek yönetici/yöneticiler tarafından kullanılabileceği ;davacı tarafın temsil kayyımı atanması talebi genel kurulun yetkisini dahi aşar nitelikte olduğu,temsil kayyımının dava açmak veya açmamak yolunda irade gösteremeyeceği dikkate alındığında temsil kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken temsil kayyımı atanması yerinde  bulunmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2024 Tarih 2024/218 Esas 2024/471 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın reddine\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 615,40-TL karar harcından 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 187,80‬-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine\" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 246‬-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ec120260f6532e2","SID":"bb0f5ec21752fcbf"}}