{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/265 <br>KARAR NO\t: 2025/170<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/11/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/271 Esas,  2022/655 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/.../2020 tarihinde müvekkilinin sahibi olduğu ... isimli gelinlik mağazasında su hasarı meydana geldiğini ve mağazada bulunan gelinlikler ve ürünlerin hemen hemen tamamının zarara uğradığını, bahse konu zarara ilişkin müvekkilinin sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketine başvuru yaptığını ve olumsuz yanıt aldığını, gerek bilahare yapılan görüşmeler gerekse arabuluculuk görüşmelerinde davalı şirket zarar olduğunu kabul ettiğini ancak ödeme yapmadığını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 07/.../2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile  dava değerini toplam 537.850,22‬-TL  olarak artırdığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...numaralı Kobi Paket Sigorta Poliçesi ile davacı sigortalı ... adına gelinlikçi olarak faaliyet gösteren işyerinde, 16...2020 tarihinde kombi-petek ve tesisat borularında donma sonucu hasar meydana geldiğinin bildirildiğini, konu ile ilgili araştırmacı ve eksper tarafından yapılan incelemelerde; hadisenin beyan edildiği şekilde olmadığını, kombide donmanın bu şartlarda meydana gelemeyeceğini, gelinlikler üzerindeki lekeler, yırtıkların kullanımdan kaynaklı olduğu, sigortalının mali durumu, çevre araştırmaları vs incelendiğinde araştıma raporu “yüksek miktarda para almak gayesi ile dahili su hasarının kurgulanarak yapıldığı kanaatine varıldığını, bu nedenle başvurunun olumsuz olarak değerlendirildiğini, tüm bu açıklanan nedenler neticesinde davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... 6102 sayılı TTK'nun 1420. maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak 2 yıl ve 1482. Madde hükmü saklı kalmak üzere sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davacıya ait iş yerinde 16/.../2020 tarihinde hasar meydana geldiği, davacı tarafından aynı gün davalı sigorta şirketi aranarak hasarın ihbar edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından 17/.../2020 tarihinde eksper görevlendirildiği, davacının 21/.../2020 tarihinde kısmi dava açtığı ve 07/.../2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 537.850,22 TL'ye çıkardığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı itirazında bulunmuştur. Davalının dava dilekçesinde talep edilen miktara yönelik zaman aşımı savunmasında bulunmaması ıslah dilekçesindeki talepler yönünden zaman aşımı savunmasında bulunmasına engel oluşturmayacaktır. Bu durumda hasarın meydana geldiği 16/.../2020 tarihinden itibaren yasada ön görülen 2 yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolduğu sonucuna varılmaktadır. Davanın kısmi dava olarak açıldığı, dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihi itibariyle zaman aşımının kesildiği, ıslah tarihi itibariyle alacağın zaman aşımına uğradığı, davalı tarafından ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL'nin yangın sigortası genel şartlarının B.8.1   maddesinde belirtildiği üzere sigorta ekipleri ve araştırma görevlilerinin hasar tespit tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edildiğinden temerrüt tarihi olan .../03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş olup  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ İLE, 10.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihi olan .../03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davalı tarafın cevap dilekçesi ve eksper raporuyla uyumlu olayın vukufiyetinden uzak gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, mahkemece oluşan su baskını nedeniyle mağazada bulunan elbiselerin sadece etek kısımlarının hasara uğrayacağına ilişkin ön kabulünü kabul etseler dahi bu elbiselerin kullanılabilir tarafının sadece dantel kısımları olacağını defaatle vurguladıklarını, zira bu elbiselerin kumaşlarının olağan hayattan bildikleri tekstil ürünlerinin kumaşlarından farklı olduğunu, bu anlamda hasara sebebiyet veren suyun temiz veya kirli olup olmamasının bir önem arz etmediğini, kaldı ki suyun zeminle temas etmesi halinde kirlendiğini, ürünler kuru temizlemeye gitse dahi eski randımanı vermeyeceğini, kuru temizlemeye gidilebilmiş olsaydı zaten müvekkilinin ürünleri teminat altına aldırmayacağını, dolayısıyla en ufak hasarın dahi kullanılamaz hale getirdiği bu ürünlerin, elbiselerin kullanımından anlamayan eksper ve bilirkişi raporu ile göz ardı edildiğini, bu nedenle tekstil ve tekstil ürünleri hakkında bir uzman bilirkişi ihdas edilmesi ve onun bu ürünlerin öncesi ve sonrası hakkında bir kanaatini ortaya koyan bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, zararın sadece ürünlerin hasar görmesi olmadığını, müvekkil mağazanın aynı zamanda düğün öncesi gelinlik satış ve kiralama işi yaptığını, ürünlerin bir çocuğunun sıfır olduğunu, hasardan sonraki randımanın tartışılabileceğini, ikinci el hale gelmesi arasında da farklar ortaya çıkabileceğini, bu kapsamda bilirkişi raporu aldırılması taleplerinin mahkemece göz ardı edildiğini, mahkeme kararının müvekkilinin adalet duygusunu zedelediğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, raporun aksine hasar görmeyen ürünlerin mağazanın hasar görmeyen kısmına istiflendiğini, olaya ilk müdahil olan ... Ekspertiz firmasının tespitlerini içeren raporun dosyaya getirtilmesini talep ettiklerini, ancak bu raporların dosyaya celb edilmediğini, bilirkişi ...'un raporundaki tespitlerin istinaf mahkemesi takdirine bıraktıklarını, mahkemece davanın kısmi alacak davası olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinden oluşan zararın tam olarak bilmesinin beklenemeyeceğini, somut olayda alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkanlarının bulunmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, açıkça belirsiz alacak davası açmış olsalar bile fazlaya ilişkin haklarının saklı kaldığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karalarına göre de her bir olayın kendi içerisinde özel olabileceğini, hangi taleplerin belirsiz alacağa konu olabileceğin ilişkin içtihat birliğinin sağlanmasının her bir olayın özelinde değerlendirilmesi gerektiğine hükmedildiğini, mahkemece böyle bir değerlendirmeye gidilmediğini, lafızla bağlı kalınarak karar verildiğini, dosyaya sundukları bedel artırım dilekçesi ve UYAP kaydından da görüleceği üzere davayı belirsiz alacak davası olarak yargılamayı yürütmeye çalıştıklarını, 28/09/2022 tarihli duruşmada da yaptıkları bedel artırımı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, duruşma zaptına bu ifadelerinin geçtiğini, fakat 07/11/2022 tarihli duruşmada da aynı ifadeyi tekrar etmelerine rağmen mahkemece ifadelerinin \"ıslah dilekçesi\" olarak kayda geçtiğini, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, ancak AAÜT'nin 13/3. maddesine aykırı olarak müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinden daha fazla davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu zararın iddia edildiği gibi kombi-petek  ve tesisat borularında donma sonucu meydana gelen hasardan ve tuvaletin taharet musluğundaki su sızıntısından kaynaklanmadığını, buna ilişkin beyanların çelişkili olduğunu, eksper tarafından yapılan inceleme, beyanlar, olayın oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde hasarın iddia edildiği şekilde meydana gelmediğini, yırtılmaların da sudan değil, kullanımdan kaynaklandığının belirtildiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, 23/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda da hasarın teminat dışı olduğunun belirtildiğini, ekspertiz raporu ve araştırma raporundaki bulgularda da fatura kayıtlarının mali kriterlere uygun olmadığının açıklandığını, AC Teknik ... firmasından alınan mütalaa raporunda panellerdeki önleyici yağın donmayı önlediği, donması halinde bile kombi, panel ve tesisatın aniden eriyerek su boşaltamayacağı, tesisattan suyun boşalması halinde bile simsiyah bir su olacağı, sistemden en fazla 300 litre su boşalacağı, 360 metre kare alana sahip 2. ve zemin katta en fazla 0.5 cm yüksekliğe erişeceği, dış mekana daha yakın olan su saatinin de don nedeniyle hasar görmemiş olmasının iş yeri dahilinde donma olayının meydana gelemeyeceğini gösterdiğinin belirtildiğini, ...-03/03/2020 günleri yerinde yapılan tespitlerde hasarlı olarak gösterilen ve yeni olduğu açıklanan gelinliklerin çoğunluğunun eteklerinin su lekeli değil, kullanım lekeli odluğu, yırtık ve sökükleri olduğu, üzerinde tadilat yapılmış ürünler olduğunun belirlendiğini, ibraz edilen 2020 yılı Ocak ve Şubat ayında alınan ürünlerle alakası olamayacağı kanaatine varıldığı ve durumlarının çekilen fotoğraflarla belgelendiğinin belirtildiğini, muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde BA ve BS beyannamelerinin ibraz edilemediğini, bir kısım fatura, makbuz ve banka dekontlarının ibraz edilemediğini, bu durumun alım ve satımları resmi kılmadığını, davacı tarafından 2019 yılı envanter kayıtlarının ibraz edilemediğini, 2020 Ocak ve Şubat aylarından gelinlik alımı yapıldığını, gelinlik ve nişanlık sezonunun en durgun olduğu ve sigortalının da ...'a döndüğü bir dönemde ürün alınmasının ticaretin normal akışına uygun olmadığını, üstelik de tüm bu ürünlerin hasara maruz kalmasının sigortalı moralitesini açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca sigortalı vekili olduğu (hasardan sonra resmileştiğini) ifade edilen...'ın hasarlı ürünlerin kurtarma ve temizlik işlemlerine yanaşmadığını, ... merkezli tanınan ... Kuru Temizleme - ...firması ile yapılan görüşmelerde de eteklerinden ıslanarak hasara maruz kalan gelinlik ve nişanlıkların durumunun anlatıldığını, sürekli olarak gelinlik temizliğini benzer firmalara, belki de sigortalı firmaya yaptıklarını, ürünlerin yeni ve/veya teşhir ürünü olarak satıldığı bilgisinin alındığını, araştırma firmasınca dilekçelerinde açıklanan nedenlerle sigortalı ...'nun bilgisi dahilinde olmasa da yeğeni...'ın müvekkil şirketten haksız kazanç sağlama niyet ve davranışta olduğu kanaatine varıldığının bildirildiğini, bu hususta savcılığa suç duyurusunda da bulunulacağını, araştırma şirketi raporunda da gerçek bir hasarın olmadığının açıklandığını, davacı tanığı ...'ın sonradan ifadesini değiştirerek böyle bir hasar olmadığı yönünde müvekkil şirkete mail gönderdiğini, dilekçede belirttikleri mail içeriğine göre mahkemeden tanık ...'ın yeniden dinlenilmesini talep ettiklerini, ancak mahkemece tanığın dinlenilmediğini, adil bir yargılama yapılmadığından bu yönden kararın kaldırılması gerektiğini, ... tarafından verilen raporun hatalı çıkarımlar içerdiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin sahibi olduğu ... isimli gelinlik mağazasında su hasarı meydana geldiğini ve mağazada bulunan gelinlikler ve ürünlerin hemen hemen tamamının zarara uğradığını, iddia ederek zararın tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde hadisenin beyan edildiği şekilde olmadığını, kombide donmanın bu şartlarda meydana gelemeyeceğini, gelinlikler üzerindeki lekelerin, yırtıkların kullanımdan kaynaklı olduğunu, sigortalının mali durumu, çevre araştırmaları vs incelendiğinde araştıma raporu “yüksek miktarda para almak gayesi ile dahili su hasarının kurgulanarak yapıldığı kanaatine varıldığını, bu nedenle başvurunun olumsuz olarak değerlendirildiğini, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde meydana gelip gelmediği, ispat yükünün davacı tarafta mı yoksa davalı sigorta şirketinde mi olduğu, ispat yükü üzerinde olan tarafın iddiasını ispat edip  edemediği dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Diğer taraftan, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun  1421. maddesinde ise sigortacının, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir.<br>Aynı Yasa'nın 1409. maddesi hükmüne göre de; kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. <br>Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin, teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. <br>İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı TTK’nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.<br>Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  16.12.1998 gün 1998/11-872 E., 1998/905 K. ve 22.12.2010 gün ve 2010/17-655 E., 2010/688 K. sayılı kararlarında  da aynı ilkeler vurgulanmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/17-2041 E. 2017/1296 K.)<br>Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstinaf başvurusunun duruşmalı incelenmesine yönelik davacı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilerek dosya üzerinden yapılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının incelenmesi sonucunda; mahkemece, her ne kadar yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; Bir kasko poliçesi nevinde olan Kobi Paket Sigorta Poliçesi kapsamında sigorta şirketinin olayın beyan edilenden farklı olduğu yönünde savunması olması durumunda sigortalananın ilk görevi TTK’nın 1446. maddesi kapsamında olayın iddia ettiği şekilde olduğunu ispat etmektir. Bu kapsamda somut olayda yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketinin savunmasının olayın davacının beyan ettiği şeklinde olmadığı yönünde olduğu, eksper raporunda da yerinde inceleme sonucunda da hasarın oluş şekli ve hasarın tutarı konusunda olumlu kanaat oluşmadığının belirtildiği, mahallinde yapılan keşif  neticesinde konusunda uzman bilirkişilerce düzenlenen heyet raporunda da tespit edilen hasarlı emtianın mal edinimlerinin mali kriterlere uymamasından dolayı hasarın teminat dışı hasar olduğunun belirtildiği, mahkemece keşif mahallinde davacı tanığı olarak beyanı alınan ...'ın dosyaya ibraz ettiği 19...2022 tarihli dilekçesinde \" Vermiş olduğum ifadem ile ilgili olarak vicdanen rahatsız olduğumdan dolayı Şahitliğimin hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Benimle birlikte dosya kapsamında adı geçen Tanığın'da olayla ilgili hiçbir ilgi ve alakası bulunmamaktadır. Böyle bir duruma düşeceğimizden haberim ve bilgim yoktu. Olayların gerçekle hiç bir alakası yoktur. İşyerinin işlerinin bozuk olması nedeniyle böyle bir yönteme başvurulmuştur. Uzun süre kira ödeyemediğinden dolayı mağaza sahibi mağazadan mahkeme kararı ile tahliye ettirmişti. Bu neden dolayı usulsüz yollara başvurmuştur. Hakim Karşısında / Huzur'da olayları anlatabilirim. Böyle bir olay vuku bulmamıştır. Bu konu hakkında Sayın Mahkeme den vicdanen rahatsız olduğumdan dolayı , şahitliğimin düşürülmesi ve ifade beyanlarımın geçersiz sayılmasını arz ve talep ederim\" şeklinde beyanda bulunduğu ve mahkemece bu şahıs hakkında Başsavcılığa yalan tanıklıktan dolayı suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede  rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeyen veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar eden ve böylelikle ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalı davacıya geçtiğindan dolayı davacının olayın iddia ettiği şeklinde olduğunu ispat edemediği aksine davalı sigorta şirketi tarafından rizikonun, ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği ve teminat dışı olduğu somut delillerle kanıtlandığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. <br>O halde mahkemece, davacının tazminat talebinin tamamen reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE<br>II-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ  ile yerel mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  <br>III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davanın REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL başvuru harcının mahsubu ile fazlaca alınan 8.655,38 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, <br>3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>7-Arta kalan gider avansının bulunması halinde karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine,\" şeklinde HÜKÜM TESİSİNE;<br>IV-İstinaf aşamasında alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>V-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>VI-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>VII-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 492,00-TL Başvuru harcı ile 104,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 596,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>IX-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 03...2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01726c782d3de681","SID":"2557948670e45f7c"}}