{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/264 <br>KARAR NO: 2025/465<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/277 <br>KARAR NO: 2024/927<br>KARAR TARİHİ: 03/12/2024<br>DAVA: Alacak (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili banka ile müteveffa ... arasında Bireysel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, kullandırılan bu kredinin teminatı olarak ... Sigortası Poliçesi düzenlendiğini, banka alacağının tamamı tahsil edemeden ...'ın vefat ettiğini, vefatın ardından borcun ... Sigortası Poliçesi hükümleri gereğince ödenmesi için davalıya başvuruda bulunulduğunu, davalı tarafça tazminat talebi reddedildiğini, davalının müteveffanın sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ödeme yapmaktan imtina etme hakkı bulunmadığını, müteveffanın sağlık beyan formunda davalıya beyan ettiği tüm hususların gerçeğe uygun olduğunu, ölüm sebebinin mevcut sağlık sorunları ile illiyet bağının bulunmadığını beyanla; 74.775,75 TL sigorta tazminatının 08/08/2020 temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin poliçe bedeli olan 70.000,00 TL ile sınırlı şekilde sorumluluğu bulunduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte poliçe bedelini aşan talebin kabul olanağı olmadığını, sigortalının sigorta öncesinden gelen böbrek yetmezliği hastalığını müvekkili şirkete bildirmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 26/10/2023 tarihli kararı; ''...dava konusu uyuşmazlık, kredi kullanan sigortalı murisin tüketici işlemi olan tüketici kredisi ile birlikte imzalanan ... Sigortası Sözleşmesinden kaynaklandığı, murisinin  kullanmış olduğu bireysel tüketici kredisi nedeniyle yapılan Hayat sigortası poliçesine dayandığı, açıklanan yasal düzenlemeler ışığında davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu...\" gerekçesiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin 24/04/2024 tarihli kararı; \"...Uzun Süreli Tüketici Kredisi Grup ... Sigortası incelendiğinde; davacı bankanın poliçede dain-i mürtehin ve lehtar olarak yer aldığı, rizikonun gerçekleşmesi halinde dain-i mürtehin ve lehtar olan bankaya ödeme yapılarak, kalan miktar olması halinde sigortalının kanuni varislerine ödeneceği düzenlenmiştir. Bu sebeple dava, halefiyet davası olmayıp, doğrudan dain-i mürtehin lehtar (sözleşmenin alacaklısı banka) tarafından, sigortacıya karşı açılan bir davadır. Davacı banka ve davalı sigortacı şirketinin tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili eldeki davada, davacı bankanın 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici olduğundan bahsedilemeyeceği gibi taraflar arasındaki ilişki tüketici ilişkisi değildir. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekirken, görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.\" gerekçesiyle karar kaldırılmıştır. 3-Mahkemenin 03/12/2024 tarihli kararı; \"...Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce dosyanın 30/05/2024 tarihli duruşma zaptı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 02/10/2024 tarihli raporda özetle; \"Davacı bankanın Davalı sigorta şirketinden kredi kullanıcısına ait vefat teminat bedelini talep etmesinin uygun olduğu,  Vefat tarihi itibari ile sigorta teminat bedelinin 70.000,00 TL olduğu,  Davalı sigorta şirketinin teminat dışı olarak değerlendirilecek hususları Davacı bankaya değil sigortalısına/mirasçılarına karşı savunmasının yerinde olacağı,\" şeklinde görüş bildirilmiştir. Dava ve cevap dilekçesi, bireysel kredi sözleşmesi, yazı cevapları, sigorta poliçesi, belge ve bilgiler, hastane kayıtları, raporlar, ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde davanın, davacı şirketin dava dışı müteveffa ... arasında akdedilen bireysel kredi sözleşmesi gereği kullandırılan kredinin kredi lehtarının ölmesi nedeniyle yapılan hayat sigortası gereği, hayat sigortası bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasında tarihli, bireysel kredi sözleşmesi imzalandığı ve 70.000,00 TL'nin tüketici kredisi olarak kullandırıldığı, ayrıca bu kredinin güvencesi olarak uzun süreli tüketici kredisi grup hayat sigortası düzenletildiği, hayat sigortası poliçesinin başlangıç tarihinin 27/01/2020 bitiş tarihinin 20/01/2025 olduğu ve prim tutarının belirlendiği ve tahsil edildiği, kredi lehtarının poliçe süresi içerisinde (20/08/2020 tarihinde) vefat ettiği, somut uyuşmazlıkta davacının ölüm nedeniyle tazminat talebinde bulunma koşulları oluşup oluşmadığı ile taksitleri ödenen kredi tutarlarından da davalının sorumlu olup olmadığı, tespitlerin yapılması gerektiği, dava dışı müteveffaya kullandırılan kredinin davalı tarafça hayat sigortası ile güvence altına alındığı hususu da taraflar arasında herhangi bir itilafın bulunmadığı, davacı şirkete yazılan müzekkereye verilen cevapta ödenmeyen taksit tutarının 62.951,59 TL olduğunun bildirildiği dolayısıyla, 70.000,00 TL poliçe ile teminat altına alınmış ise de ödenen miktar kadarıyla da sigorta şirketinin sorumluluğunun ortadan kalktığı ve sigorta şirketinin poliçe ile ödeme yükümlülüğünün ödenmeyen taksit tutarları yani ödenmeyen kredi kısmına ilişkin devam ettiği...\" gerekçesiyle; \"1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 62.951,59TL hayat sigortası bedelinin 09/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yıllık 16,38 faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalının poliçe tanziminden önceye dayanan böbrek yetmezliği hastalığı olduğunu, bu hastalığına rağmen beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini,  gizlediği hastalığı ile vefatı arasında illiyet bağının tespiti için üroloji alanında uzman hekim bilirkişiden rapor alınması gerektiğini,  bir an için beyan edilmeyen hastalık ile vefat arasında illiyet bağı olmadığının kabulü halinde ise proporsiyon hesabı yapılmasının zorunlu olduğunu, mahkemece anılan hususlarda bir rapor alınmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, bakiye kredi borcunun hayat sigortası poliçesi kapsamında ödenmesi istemine ilişkindir. Sigortalı ...'ın, davacı ... Bankası A.Ş.'den 27/01/2020 tarihinde 70.000,00 TL bedelli kredi kullandığı, kullandığı kredi nedeniyle 27/01/2020-20-01/2025 tarihleri arasında geçerli ... Sigortası Katılım Sertifikası düzenlendiği, poliçede ... Bankası A.Ş.'nin dain mürtehin olarak yer aldığı poliçede vefat teminatının 1.yıl 27/01/2020-26/01/2021 tarihleri arasında 70.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Sigortalının 20/08/2020 tarihinde vefatı nedeniyle ödenmeyen bakiye borcun hayat sigortası poliçesi kapsamında karşılanması için davacı banka tarafından, davalı sigorta şirketinden talepte bulunulduğu, sigortalının böbrek yetmezliği hastalığını gizlediği iddiası ile davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1490. maddesine göre sigorta ettiren kişi, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir ve TTK'nın 1493/7 bendine göre ise sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça lehtara aittir. Sigorta poliçesinden doğan teminatı talep hakkına sahip olan kişi poliçe lehtarı olduğundan, tazminat talebine ilişkin davada da aktif husumet ehliyetine sahip olan kişi lehtardır. Somut olayda da işbu dava lehtar tarafından açılmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2023 tarihli 2023/856 E. 2023/1011 K. sayılı kararı; \"...1.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda (SK) \"Sigorta Sözleşmeleri\" başlığı altında sigorta sözleşmelerinin kapsamı ve kurulması hakkındaki hükümlere yer verilmiş, ancak sigorta sözleşmesi tanımlanmamıştır. Sigorta sözleşmesi yukarıda açıklanan 6102 sayılı TTK’nın 1401. maddesinde tanımlanmıştır.2.Sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen, karşılıklılık güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir.3.Krediye bağlı hayat sigortalarına ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu’nda veya 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda (SK) herhangi bir düzenleme mevcut olmadığı gibi, SK.nın 11. meddesi uyarınca hazırlanmış ayrı bir krediye bağlı hayat sigortası genel şartı da bulunmamaktadır. Bu nedenle uygulamada, krediye bağlı hayat sigortası sözleşmeleri, hayat sigortalarının özel bir türü olduğu gözetilerek, hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler ve hayat sigortası sözleşmesi genel şartları çerçevesinde akdedilmektedir. Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu’nun hem tüm sigorta türleri bakımından ortak olan TTK m.1401 vd.deki genel hükümleri, hem de 1487 vd.da yer alan hayat sigortalarına ilişkin özel hükümleri krediye bağlı hayat sigortaları bakımından da uygulanacaktır.4. Doğrudan ve özel olarak krediye bağlı hayat sigortalarına ilişkin hükümlerin yer aldığı tek düzenleme, 2015 tarihli \"Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği\"dir. Yönetmelikte, kredi kuruluşunun sözleşmenin yapılmasından önceki safhada kredi kullananı bilgilendirme yükümlülüğüne, sigorta teminat tutarı ve süresine, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine dair ayrıntılı sayılabilecek bazı düzenlemeler bulunmaktadır. 5.Somut uyuşmazlıkta, sigorta poliçelerinin davacı banka tarafından açılan kredilere  teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Esasen kredi veren bankanın talebi ile tüketici tarafından yaptırılan hayat sigortası, tüketicinin kendi isteğiyle yaptığı bir sigorta olmayıp, bankanın talebi üzerine kredi alacağına teminat oluşturmak üzere yapılan bir sigortadır. Ve asıl amaç sigorta ettirenin bir ihtiyacının karşılanması olmayıp, bankanın kredi verdiği kişinin ölüm nedeniyle krediyi geri ödeyememesi nedeniyle maruz kalacağı riskin teminat altına alınmasıdır. Sigorta poliçesinde, tüketici sigortalı, banka lehtar ve sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketidir. Tüketici kredisi sözleşmesinde ve tüm sigorta poliçelerinin üzerinde kredi veren bankanın adına dain ve mürtehin kaydı bulunacağının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. 6.Krediye bağlı hayat sigortası sözleşmelerinde, sözleşmenin kredi kuruluşu veya kredi borçlusu tarafından akdedildiği önem taşımaksızın, genel şartlarda alacaklı kredi kuruluşunun \"dain-i mürtehin\" olarak atandığına ilişkin kayıtlara yer verildiğinden kredi borçlusunun ölümü hâlinde hak kazanılacak olan sigorta bedeli üzerinde \"rehin hakkı sahibi alacaklı\"yı ifade etmek üzere kullanılan bu kavram, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği m. 4/1,a’da \"Kredinin geri ödenmeme riskini ortadan kaldırmak amacıyla yaptırılan sigortalarda, riskin gerçekleşmesi üzerine ödenecek olan tazminat tutarından birinci derecede alacaklı olan gerçek veya tüzel kişi\" olarak tanımlanmıştır. 7.Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni  Kanunu’nun (TBK) 954/1. maddesi uyarınca, \"başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar üzerinde rehin tesis edilmesi\" mümkündür... Alacak rehninin ne şekilde kurulacağı TMK’nın 955. maddesinde  hüküm altına alınmıştır. Buna göre, \"senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması\" gereklidir. Kredi kuruluşunun, krediye bağlı hayat sigortası sözleşmesinden doğan sigorta bedeli üzerindeki rehin hakkı ise uygulamada, poliçeye ve sözleşme genel şartlarına eklenen kayıtlar ile sağlanmaktadır. 8.Krediye bağlı hayat sigortası sözleşmelerinde, kredi kuruluşu banka \"öncelikli (aslî) ve değiştirilemez lehtar\" olarak belirlenmektedir. Buna göre, sigorta sözleşmesinin kredi borçlusu tarafından akdedildiği hâllerde, TBK’nın 129 maddesi anlamında olayda aynı zamanda \"üçüncü kişi yararına sözleşme\" bulunmaktadır. Öyle ki hayat sigortalarında lehdar tayini ilke olarak tam üçüncü şahıs lehine sözleşme şeklinde gerçekleştiğinden, riziko gerçekleştiğinde sigortacı tazminat ödemesini doğrudan doğruya lehdara (bankaya) yapacaktır. Ayrıca, krediye bağlı hayat sigortası sözleşmesinde ise, sigorta ettiren kredi borçlusunun sigorta bedeli üzerindeki \"tasarruf yetkisi\" kredi kuruluşunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1493 maddesi çerçevesinde değiştirilemez lehtar olarak atanması ile birlikte sona ermektedir. 9.Sigorta şirketi, lehtar konumunda olduğundan bankaya karşı tüketicinin sağlık sorunları olduğunu, örneğin, kalp hastası veya kanser hastalığını gizlediğini ileri süremez. Ülkemiz uygulamasında krediye bağlı hayat sigorta sözleşmelerinin neredeyse tamamına yakınında sözleşmenin tarafı olan sigorta şirketi ile kredi kuruluşu arasında TTK’nın 195.maddesi  uyarınca \"hâkim ve bağlı şirket ilişkisi\"nin mevcut olduğu, sigorta poliçesini düzenleyenin, sigorta şirketinin kendisi veya yetkili acentesi olduğu gözetilmelidir. Yine tüketici işlemlerinde, tüketicinin çok defa işlemin karşı tarafına göre daha zayıf konumda olması, tüketicinin korunmasına yönelik özel düzenlemelerin yapılmasını gerektirmektedir. Ülkemizde de bu ihtiyaç \"tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalar\" bakımından sigorta sözleşmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile karşılanmaktadır. Öyle ki krediye bağlı hayat sigortası sözleşmesinde, hem tüketici hem de sigortalı / sigorta ettiren sıfatını haiz olan kredi alanın, sigorta hukuku mevzuatının yanısıra tüketici hukuku mevzuatının özel düzenlemeleri ile çifte koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bankanın elinde hayat sigortası poliçesi gibi kolayca alacağını tahsil etme imkanı varken, sigortacının ödeme talebini geri çevirdiği şeklindeki bir gerekçeyle, poliçe limiti kapsamında kalan alacağı için icra takibi başlatması veya dava açması TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bu nedenle krediye bağlı hayat sigortalarında, sigorta bedelinin asli alacaklısı olan kredi kuruluşunun, sigorta bedelinin ödenmesi yönündeki talebinin tamamen veya kısmen reddedilmesi hâlinde, sigorta şirketine karşı dava açarak ve gerekirse (sigorta bedelinin ödenmeme gerekçesinin çok defa riziko şahsı ile ilgili bir sebebe dayandırılması karşısında) sigorta bedelinin ödenmesi için tüketilmesi gerekli yolları tüketerek, olumlu bir netice alınamaması hâlinde mirasçılara başvurması gerekir. 10. Tüm  bu  açıklamalar  ışığında  somut  olay  değerlendirildiğinde; tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka,  alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir. Medeni Kanun'un 2. maddesinde, \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, tüm hukuki yollar kredi kuruluşu banka tarafından tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılmış olması, dürüstlük kuralına uygun düşmemektedir...\" şeklindedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2022 tarihli 2022/3223 E. 2022/4460 K., 20/12/2021 tarihli 2021/7759 E. 2021/13278 K., 26/05/2021 tarihli 2021/2613 E. 2021/5519 K. sayılı kararlarında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Somut olayda; sigortalı tarafından tüketici kredisi kullanılmış ve dava konusu hayat sigortası poliçesi ise kredinin teminatını sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. İşbu dosyanın davacısı olan kredi kuruluşu ... Bankası A.Ş., davalısı olan sigortacı ise ... A.Ş. şimdiki unvanı ile ... A.Ş.'dir. Davacı ile davalı arasında emsal kararlarda da ifade edildiği gibi TTK'nın 195.maddesi uyarınca \"hakim ve bağlı şirket ilişkisi\" mevcuttur. Sigorta poliçesini düzenleyen aynı zamanda sigorta şirketinin yetkili acentesi konumunda olan lehtar bankaya karşı, sigorta şirketi tarafından tüketicinin sağlık sorunları olduğu ileri sürülemeyeceğinden, davalı vekilinin, sigortalının vefatı ile beyan etmediği hastalığı arasında illiyet bağı olduğu, illiyet bağı tespit edilemese dahi proporsiyon hesabı yapılması gerektiği yönündeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.076,00 TL'den mahsubu ile arta kalan 460,60 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d608584b36695d24","SID":"8bc08e9e0ee424d4"}}