{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/219 <br>KARAR NO\t: 2025/166<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/.../2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/500 Esas,  2022/621 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/.../2015 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazanın meydana geldiğini, meydana gelen kazada yolcu konumunda olan müvekkili ...'ın ağır yaralandığını, kazada ...'in asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenlerle şimdilik 100,00-TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak ZKFKS'den kaynaklı maddi tazminatın, sigorta şirketinden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 02/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 57.565,05‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilinin 11/.../2022 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 72.598,79‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya müvekkil şirket tarafından .../11/2018 tarihinde 3.500,00-TL maluliyet tazminatı ödendiğini, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, müvekkil şirketin başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil şirketin teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, bu nedenlerle davanın usul ve esasa ilişkin olarak sunulan gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Adana Asliye Ticaret Mahkemesince dava konusu kazaya ilişkin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında 2018/... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından, davacı ... için Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen maluliyet raporunda, davacının tüm vücut engelinin %4 olduğu, iyileşme süresinin (iş göremezlik) olay tarihinden itibaren dört aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, yine bu dosyada alınan kusur raporunda davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş, mahkememizce iş bu raporun da kazanın oluş şekline uygun düştüğü kabul edilerek bu rapora itibar edilmiştir. <br>Aktüer bilirkişisi tarafından TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlenen hesap raporunda, davalı sigorta şirketince yapılan kısmi ödemenin de güncellenerek düşülmesi sonucu davacıya 72.598,79TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ödenmesi gerektiği, ....11.2018 tarihli ibraname ile alınan ödemede davacının zararının karşılanmadığı, iş bu davanın ibranameden sonra iki yıl içerisinde açıldığı da gözetildiğinde, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, 72.598,79TL maddi tazminatın davalı tarafından yapılan kısmi ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi alınarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.\"  gerekçesiyle \"Davanın kabulü ile, 72.598,79-TL maddi tazminatın .../11/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi alınarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu poliçenin zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası poliçesi olduğunu, bunun bir meblağ sigortası olduğunu, zarar sigortası olmadığını, buna rağmen yargılamada davacının maluliyetine ilişkin oran ve süreler nazara alınarak zarar hesabı yapıldığını ve hüküm kurulduğunu, maluliyet nedeniyle ortaya çıkan kalıcı, geçici iş göremezlik zararlarının meblağ sigortası (koltuk) teminatı kapsamında olmadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere başvuru konusu trafik kazasında davacıda meydana gelen arazların genel şartlar ilgili bölümünde belirtilen arazların koltuk sigortası kapsamında hangisine tekabül ettiği ve dolayısıyla sakatlık oranının uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerekirken bu değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunu, kararın eksik incelemeye dayandığını, yeniden inceleme yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından aynı konuya ilişkin tazminat tutarını Adana ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyası ile trafik/ taşımacılık sigortasına açtıkları davadan da anlaşıldığını, mükerrer olarak iş bu dosyada da aynı taleplerin ileri sürüldüğünü, davaya konu talebin daha önce bir yargılama konusu edildiğini ve dosya kapsamında ödeme yapıldığını, esasa ilişkin incelemeye girilmeden kesin hüküm nedeniyle davanın reddedilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının davasını 57.565,00-TL olarak ıslah etmiş olmasına rağmen 2. kez ıslah dilekçesi de verilemeyeceğinin gözden kaçırılarak kararın 72.598,79-TL üzerinden talebi aşacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle de yeniden incelenmesi gerektiğini,  tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava;  trafik kazası nedeniyle meydana gelen zararın zorunlu ferdi kaza sigortası kapsamında tahsili istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araç ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazanın meydana geldiğini, meydana gelen kazada yolcu konumunda olan müvekkili ...'ın ağır yaralandığını, kazada ...'in asli ve tam kusurlu olduğunu, iddia ederek maddi tazminatın tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacıya müvekkil şirket tarafından .../11/2018 tarihinde 3.500,00-TL maluliyet tazminatı ödendiğini, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;<br>-Davacının Adana .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada davalının aracın ZMMS poliçesini düzenleyen...Sigorta A.Ş. olması, somut davada ise davalının aracın Zorunlu Ferdi Koltuk Sigortasını düzenleyen ...Sigorta A.Ş.'nin olması ve taleplerin farklı olması sebebiyle olayda kesin hüküm bulunmamasına, <br>-Belirsiz alacak davasında davacının, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilmesine, ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilmesine, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/19844 E. 2019/8286 K.), somut davanın da belirsiz alacak davası olarak açılmasına göre; davalı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>a-Ferdi kaza sigortaları, can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortası olması itibariyle de, ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma halinde ise, yapılan tedavi giderleri bakımından buna ilişkin limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belli oranı olmak üzere, sigorta bedelinin ödenmesini gerektirir. Uyuşmazlık halinde bu yönlerin ispatlanması yeterli olup, gerçek zararın hesaplatılmasına girişilmeksizin, tespit edilecek bu miktarların aynen ödenmesi gerekmektedir.<br>25/03/2004 tarihli Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlar B.1.1 maddesi 1.fıkrasında: “İşbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal veya kaza tarihinden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve  daimi  maluliyetin kat'i surette tesbitini müteakip, daimi maluliyet sigorta bedeli aşağıda münderiç nisbetler dahilinde kendisine ödenir.\" denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiş, daha sonrasında yer alan fıkrada ise \"Yukarıdaki cetvelde zikredilmemiş bulunan maluliyetlerin nisbeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nisbetlere kıyasen tayin olunur.\" denilmiştir.<br>Davacının  Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesi kapsamında maluliyetinin dosya kapsamında bulunan ve eksik var ise temin edilmek suretiyle davacının tedavi ve hastane evraklarına göre; poliçe şartlarında ve klozlarında düzenlenmiş olan maluliyet cetvelinden hangisi kapsamında kaldığı belirlenmelidir. Şayet maluliyetinin cetvelde belirtilen maluliyetlerden herhangi biri kapsamında değilse bunun organın işlev ve önem derecelerine göre cetvelde yazılı oranlara göre kıyasen belirlenmesi gerekmektedir. <br>Açıklanan bu hususlar çerçevesinde; Bir meblağ sigortası olan ferdi kaza sigortacısı olan davalının sorumluluğunun, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre  konusunda uzman bir Doktor Bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra  karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi kapsamındaki geçici ve sürekli işg öremezlik tazminatına karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9253 E. 2022/3264 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/6134 E. 2021/10325 K.)<br>b-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olarak belirtildiği, ATK raporunda \" ... Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı’nın 28/.../2015 geliş tarihli ... protokol numaralı adli raporunda; Sağ omuzda ağrı, sağ dizde ağrı şikayeti olduğu, genel durumu orta, şuur açık, oryante, koopere, sağ patellada yaklaşık 1x0,5 cmlik yüzeyel dermabrazyon, sol el başparmak ekstensör yüzde yaklaşık 0,5x1 cmlik yüzeyel dermabrazyon mevcut olduğu, sağ humerus başında avülsiyon fraktürü mevcut olduğu, hasta kol gövde bandajına alındığı, ...Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin 28/.../2015 istem, 14/.../2015 rapor tarihli sağ omuz MRG raporunda; Glenohumeral eklem düzeyinde eklem aralığı,artiküler kartilaj ve glenoid rim normal, humerus başı kesiminde proksimal epifizometafizer bölgede fokal ödematöz kemik iliği değişikliği alanı, hasta eğer travma geçirdiyse bu alan içerisinde özellikle supraspinatus tendonun yapışma yerinde intratrabeküler fraktürü de düşündüren heteojenite mevcut olduğu, glenohumeral ligamanlar, labrum-bisipital bileşke normal, glenoid labrum anterior ve posterior bölümleri normal form ve sinyal intensitesinde izlendiği, akromioklavikular eklemde hafif hipertrofi izlendiği, subakromial-subdeltoid bursada ve subskapuler bursada mayi izlenmediği, rotator kafi oluşturan supraspinatus, infraspinatus, teres minör ve subskapularis tendonları normal kalınlık ve sinyal intensitesinde, biceps tendonu etrafında mayi artışı hafif derecede tenosinovitis olarak değerlendirildiği, omuz ekleminde minimal eklem mayi artışı mevcut olduğunun\" belirtildiği anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan vakıalar karşısında ilk derece mahkemesince KTK'nın 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanın takılmadığı ve bu durumun maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle  karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)<br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Ve 355. Maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57615358691ab288","SID":"c4c7ddb88905c38f"}}