{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1359 <br>KARAR NO: 2025/634<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/04/2022<br>NUMARASI: 2021/694 Esas - 2022/253 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, davacı şirketin fabrikasına gece vakti kimliği belirsiz kişilerce girilerek şirket kasasında bulunan bir miktar para ile içinde keşidecisi ... olan, 20/03/2019 keşide tarihli ... seri numaralı 20.000-TL bedelli... na ait dava konusu çekin de olduğu, sayısı 300ü aşan ve yaklaşık değeri 20 Milyon TL'yi bulan  müşteri çeklerinin çalındığını, 17/12/2018 sabahı hırsızlığın farkına varılarak durumun derhal kolluk güçlerine bildirildiğini, Çorlu C Başsavcılığının 2018/16741 sor nolu dosyası ile şikayetçi olunduğunu ve Çorlu 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/76 esas sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, olayın şüphelisi olan ...'nin savcılıkta alınan savunmasında hırsızlık olayını diğer şüpheliler ile birlikte gerçekleştirdiklerini ikrar ettiğini,  soruşturma dosyasının yanı sıra meşru hamili davacı olan zayi çeklerin, üçüncü şahıslar tarafından tahsil edilmesi halinde davacının zarara uğrayacak olması nedeniyle İstanbul 19. ATM'nin 2018/352 esas sayılı dosyası ile çekler hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini ve yargılama sonucunda çeklerin iptaline karar verildiğini ve kararın 11/10/2019 tarihinde kesinleştiğini,  ilk olarak huzurdaki çek bakımından davalıya ulaşılmaya çalışıldığını, ancak herhangi bir sonuç alınamaması üzerine dava konusu çekin tahsili için İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu,davalının çekin keşidecisi konumunda olup, davacı müvekkilinin çeki ticari ilişki kapsamında ciro silsilesi neticesinde iktisap ettiğini, dolayısıyla çekin keşidecisi konumundaki davalı ile son yetkili hamil davacı arasında doğrudan bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davalının iptal kararı ve çekin son yetkili hamilinin davacı olduğu hususunun davalıya bildirilmesine rağmen çek bedelini davacıya ödemediğini beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin Gaziantep Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından alınan iptal kararının davalı açısından bağlayıcılığı olmadığını, davacının çek hakkında iptal kararı alındığı gerekçesiyle davalıdan olan çeke dayalı alacağını belgesiz de ileri sürebileceği iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, zira davacı ile davalı arasında herhangi bir hukuki, ticari ve borç ilişkisi bulunmadığını, davalının davacıya borcu bulunmadığını, davacı tarafın çalındığını iddia edip iptal kararı almış olduğu çekin davalı tarafından davacıya verilmediğini, davalının muhtemelen borcuna karşılık kullandığı çeklerden birinin ciro yoluyla davacı tarafa geçmiş olabileceğini, bu durumda davacının çeki aldığı  kendisinden önceki cirantaya rücu etmesi gerektiğini, davalının kendisinden sonraki cirantaya çek bedelini ödediğini beyanla davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı tarafça çek bedelinin dava dışı alacaklısına ödendiği iddia edilse de buna ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığını, TTK'nın 652/1. Maddesi uyarınca zayi edilen senet yerine yeni bir senet düzenlenmesinin istenebileceği gibi alacağın senetsiz olarak da talep edilebileceğini, bu itibarla davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne, alacağın belirlenebilir olması nedeniyle İİK 67/2. Maddesi uyarınca takibin devamına karar verilen alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacı tarafından alınan iptal kararının müvekkili açısından bağlayıcılığı olmadığını, davacı çek hakkında iptal kararı alındığı gerekçesiyle müvekkilinden olan çeke dayalı alacağını belgesiz de ileri sürebileceği iddiaları dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki, ticari ve borç ilişkisi bulunmamakla birlikte müvekkilinin davacıdan alacağı ya da borcu bulunmadığını, hasımsız olarak görülen çek iptali davası kararı neticesinde müvekkilinin mevcut olmayan bir borcu ödemeye mahkum edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın çalındığını iddia edip iptal kararı aldığı çekin müvekkili tarafından davalıya verilmediğini, müvekkili muhtemelen borcuna karşılık kullandığı çeklerden biri ciro yoluyla davacı tarafa geçmiş olabileceğini, bu durumda davacı çeki aldığı kendi borçlusuna yani kendisinden önceki cirantaya rücu etmesi gerektiğini, müvekkili bahse konu çek yönünden kendisinden sonraki cirantaya çekin bedelini ödediğini, herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı tarafından zayi olduğu iddia edilen çek görüntüsünün davacı tarafından dosyaya sunulmasının istenilmesini talep ettiklerini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, zayi nedeniyle kıymetli evrak  iptal kararı davacısı  tarafından davalı çek keşidecisi  aleyhine başlatılan ilamsız  icra takibine itirazın iptali talebine  ilişkindir. Davacı tarafından açılan İstanbul 19. ATM'nin 2019/372 esas 2019/373 karar sayılı kararı ile; davacı ... San. ve Tic. AŞ tarafından açılan çek iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda 03/10/2019 tarihli  karar ile aralarında dava konusu çekin de bulunduğu bir kısım çeklerin zayi nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Davacı vekili; çek iptali kararını ibraz ederek davalıdan zayi olan çek yerine yeni bir çek talep etmek üzere davalıya ulaşamadıklarını, çek bedelinin ödenmesi için icra takibi başlattıklarını, ancak davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı taraf ise çeki cirantaya verdiklerini davacı ile ticari ilişkisi bulunmadığını, çek bedelini de cirantaya ödediklerini savunmuştur. Zayi olan bir senette alacak hakkının da ortadan kalkması hakkaniyet kuralları ile bağdaşmaz. Bu minvalde kanun koyucu, menfaatler dengesini göz önünde bulundurarak, zayi olan senetlerde hakkın talep edilebilmesi için iptal müessesesini düzenlemiştir. Genel olarak TTK'nın 651 madde  hükmü kapsamında ele alınan iptal kararının en temel amacı, zayi olması sebebiyle fiziki varlığını yitiren senetlerde, belirli prosedürler neticesinde alınan iptal kararıyla, hakkın senetsiz bir şekilde talep edilmesine veya yeniden senedin düzenlenmesine olanak sağlamaktır. Bu bakımdan iptal kararının, kıymetli evrakın en önemli özelliği olan senet ile hak arasındaki sıkı ilişkiye bir istisna oluşturduğu söylenebilir. İptal kararı maddi hukuk bakımından iptal isteminde bulunan kişinin hak sahibi olduğunu göstermediği gibi hakkın kendisine ve defilere bir etkisi de bulunmamaktadır. Bundan dolayı iptal kararından  sonra hak sahibi olduğunu iddia eden kişiler de iptal kararının iptali için dava açma hakkına sahiptirler. İptal kararının senetteki hak üzerinde bir etkisi yoktur.  \"TTK nın 652/1 hükmü uyarınca iptal kararı, hak sahibinin bu hakkını senetsiz bir şekilde ileri sürmesine imkân tanımaktadır. Dolayısıyla iptal kararı, zayi olmuş olan bir kıymetli evrakta teşhis vazifesi görmektedir. İptal isteminde bulunan, iptal kararını ibraz etmek suretiyle  alacağını talep etme hakkı kazanırken, borçlu da iptal isteminde bulunana karşı iyi niyetli yapacağı ödeme ile borcundan kurtulmaktadır. Bu sonuç, iptal kararının olumlu etkisi olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan iptal kararının önemli etkilerinden bir tanesi senedin mevcut durumunda maddi hukuk bakımından herhangi bir değişiklik meydana getirmemesidir. Bu bakımdan borçlu da iptal isteminde bulunana karşı birtakım defiler ileri sürme hakkına sahip olacaktır. İlk olarak senedin borçlusu TTK nın 687 hükmü kapsamında karar hamiline karşı sahip olduğu kişisel defileri ileri sürebilir. Bu bakımdan senet zayi olmadan önce sahip olduğu tüm kişisel defileri, iptal kararı sonrası da ileri sürme hakkına sahip olacaktır.Bunlara ek olarak senet borçlusu iptal isteminde bulunanın alacaklılık sıfatına yönelik itirazlarda bulunabilir. Örneğin, iptal isteminde bulunanın senedi çaldığı, senette tahrifat yaptığı, senette malik sıfatını hiç kazanmadığı gibi iddialarda bulunabilir. İptal kararı aldıran kişi hak sahibi olduğu hususunda mahkemeyi ikna ettiğinden, bu itirazlarda bulunan senet borçlusunun iddialarını ispatlaması gerekmektedir.\"(Melih Sönmez, TBB Dergisi 2022,472 Kambiyo Senetlerinin Zıyaı Nedeniyle Alınan İptal Kararı ve Bu Kararın Senet ile İlgisi Olan Taraflar Arasındaki İlişkilere Etkisi ) Somut olayda davalı çek keşidecisi, soyut olarak çek bedelini borçlarına karşılık vermiş olabileceğini, davacı ile ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı çeki aldığı kişiye başvurması gerektiğini,çek bedelini çeki verdiği kişiye ödediğini ileri sürmüş ise de; çekin bedelini ödeyerek kendisine döndüğünü ispat edememiş,başkaca borçtan sorumlu tutulmaması gerektiğine ilişkin savunma ileri sürmemiştir. Çek iptali kararına dayalı bulunan alacak nedeniyle TBK'nın 89 maddesi uyarınca alacaklı hamil kendi  ikametgahı mahkemesinde icra takibi başlatıp dava açabilecektir. İcra takibi iptal kararına dayalı olup kambiyo senedine dayalı   değildir. Davalı vekilinin mahkemenin yetkisine itirazı yerinde görülemimiştir. Açıklanan nedenlerle; iptal kararı davacısı şirketin hamili olduğu çekin zayi olduğu,davalı keşidecinin çek  borçlusu sıfatıyla olan borcunun maddi anlamda sona ermediği, başlatılan ilamsız icra takibine haksız itiraz ettiğinden itirazın iptali ile likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına mahkum edilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.366,20-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 341,55‬-TL harcın mahsubu ile kalan 1.024,65‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20,25‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/04/2025\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f39a536b7bba6e7","SID":"cf313b7181527de4"}}