{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2333 <br>KARAR NO:2025/634<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/10/2021<br>NUMARASI:2020/392 E. -  2021/766 K. <br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davalı şirket tarafından inşaatı yürütülen ... projesi kapsamındaki Ataköy 7.8.9.10. Kısım, .../İstanbul adresindeki ... ada, ... pafta, podyum ... no'lu işyeri niteliği taşıyan bağımsız bölümün (tapu kaydına göre Bakırköy İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel ... Zemin Kat 20 no.lu bağımsız bölüm) mülkiyetini almak üzere anlaştığını, Beyoğlu ... Noterliğinin 07.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini,  teslim tarihinin 30.05.2017 olarak belirlendiğini, yapılan anlaşma ile taşınmazın bedelinin 550.000.USD+99.000USD KDV olmak üzere 649.000.USD olarak belirlendiğini,  sözleşmede bedel ve ödeme tarihlerinin sözleşmede belirtildiğini, bu arada ilk anlaşma tarihinde KDV oranı %18 iken, yasal olarak  %8’e düştüğü için  davalının da bildiği üzere davacının KDV farkı nedeniyle toplam 594.000USD ödediğini, böylelikle ödemelerin tamamlandığını,proje tesliminin beklenenden geç bir tarihe sarkması, bu sarkmanın getireceği gelir kaybı (taşınmaz işyeri olarak kullanılacağından), gayrı menkul piyasasının açmaza düşmesi, yine müvekkilinin davalıya yeni müşteriler sağlaması sebepleriyle taraflar arasında yeniden bir görüşme yapıldığını,  yapılan görüşme ile tarafların taşınmaz bedelinin 594.000.USD'den,  269.818 USD'ye (o tarihteki kur karşılığı Kur: 5.3465 üzerinden 1.442.583.TL)'ye   düşürülmesi konusunda uzlaşıldığını,  uzlaşma çerçevesinde  Beyoğlu ... Noterliğinin 21.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı  düzeltme ön ödemeli gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi ile Beyoğlu ... Noterliğinin 07.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı  gayrı menkul satış vaadi  sözleşmesinin diğer maddeleri aynı kalmak ve sözleşmedeki ödeme planında daha sonra herhangi bir artış olmamak kaydıyla  taşınmazın değerinin KDV dahil 269.818.USD (o tarihteki kur karşılığı Kur: 5.3465 üzerinden 1.442.583.TL) olarak  belirlendiğini, görüleceği üzere taşınmaz bedelinin 594.000.USD'den, 269.818 USD'ye düşürüldüğünü, böylelikle 324.182.USD  bir indirim yapıldığını,  tüm ödemelerin davacı tarafından  tamamlanmış olması sebebiyle  davacının davalıdan 324.182.USD alacağı doğduğunu, hatta davalının davacıya 269.818 USD (kur karşılığı 1.442.583.TL) üzerinden fatura da kestiğini, taşınmaz bedelindeki  324.182.USD  fazla ödemenin davacıya iadesi  konusunda anlaşma sağlandığını, davalının 324.182.USD alacağın 24.000.USD'sini (o tarihteki kur karşılığı  5.3429'Den 128.230TL olarak) 13.02.2019 tarihinde  davacıya iade  edildiğini, taşınmazın da 27.02.2019 tarihinde  davacıya teslim edildiğini, ancak bakiye 300.182.USD'nin iade edilmediğini,  davalıya Beşiktaş ... Noterliğinin 19.06.2020 tarih ve... yevmiye numaralı  ihtarnamesinin gönderildiğini, tebliğe rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek,  fazla ödenen 300.182.USD'nin, son uzlaşma tarihi olan 21.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek %43,50 faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında Beyoğlu ... Noterliğinin 07.01.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul  satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, davacının 300.000 USD'lik kısmı elden olmak üzere 594.000,00 USD satış bedeli ödediği yönünde beyanda bulunsa da davalının bu şekilde bir  ödeme almadığını,taraflar arasındaki 21.01.2019 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmede yer alan  taşınmazın satış fiyatının KDV dahil 1.442.583,00-TL olarak yeniden düzenlendiğini,  bunun üzerine davalının,davacının yaptığı ödemelerden bakiye kalan bedel 128.230-TL'yi 13.02.2019 tarihinde davacının hesabına EFT yoluyla gönderdiğini,  bu kapsamda davacının davalı nezdinde hiçbir alacağı kalmadığını,  satış vaadi sözleşmesinin 3.2.1 maddesinin ''İşbu sözleşme gereği belirlenen satış bedelinin ödeme şekli ve takvimi Ek 2'de gösterilmiştir. Bu ödeme tablosunda belirlenmiş olan para birimine uygun olan hesaba, Alıcı aşağıda belirtilen...Hesaplarına ödeme yapacaktır.\" şeklinde olduğunu, ilgili madde hükmü uyarınca ödemelerin banka hesabına yapılacağının sözleşme hükmünde düzenlendiğini, davacınıın vadesi gelen ödemelerini de sözleşmede belirtilen şekilde banka hesabına EFT yoluyla gönderdiğini, bu ödemelerin dışında davacı tarafından davalıya  yapılmış hiçbir ödeme bulunmadığını, sözleşme hükmüne ve davacı tarafından elden ödediği iddia edilen 300.000-USD dışında kalan taksitlerin tümünü bankadan yatırılmasına rağmen ödenen taksitlerden çok daha yüksek bedelli 300.000-USD'nin elden ödeme yoluyla yapıldığına dair dosyada herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi elden ödediğini gösterir hiçbir belge de sunulmadığını, davalının ödemelerini bankalar aracılığıyla aldığını,300.000-USD gibi yüklü bir miktar için elden ödeme kabul etmesinin mümkün  olmadığını,HMK'nın 200. maddesinde düzenlenen \"senetle ispat zorunluluğu\" kapsamı giren bu iddianın davacı yanca ispat edilemediğini, davacının faiz talebinin de  haksız ve hukuka aykırı olduğunu,sözleşmenin ilgili hükmünün bir bütün olarak değerlendirilmesinde maddede düzenlenen temerrüde ilişkin faiz oranının alıcının temerrüde düştüğü durumlarda uygulanacağının açıkça anlaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu ek raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasında Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'nin imzalandığı, KDV oranlarındaki düzenleme sonrasında taşınmazın satış bedelinin 594.000 USD olarak kararlaştırıldığı, bu kez taraflar arasında yapılmış Beyoğlu ... Noterliği'nin 21/01/2019 tarih ve ...yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Düzeltme Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Vaadi Beyannamesi ile taşınmazın satış bedelinin 1.442.583,00 TL olarak yeniden düzenlendiği, davacı tarafça davalı şirket banka hesabına 294.000 USD ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, taraflar arasındaki taşınmaz satışına ilişkin 07/01/2016 tarihli ödeme planı dahilindeki 11/04/2016 taksit olan 300.000 USD'lik taksit dışındaki diğer taksitlerin banka yoluyla ödendiği her iki tarafın kabulünde olup; uyuşmazlık, 300.000 USD'lik bu bedelin fazladan ödenip ödenmediği, ödemenin yapılıp yapılmadığı noktalarındadır.Yukarıda değinildiği gibi taraflarca, taşınmaz satış bedeli revize edilmiş ve ödeme planı dahilindeki 11/04/2016 tarihli 300.000 USD'lik taksit dışındaki diğer taksitler davacı tarafça davalı banka hesabına ödenmiş ve taşınmazın satış bedeline ilişkin ödenmeyen herhangi bir taksit kalmamıştır.Davacı taraf davasını, davalı tarafça düzenlenip davacıya verilen 27/05/2016 tarihli yazılı belgeye dayandırmış olup, sözkonusu yazılı belgede uyuşmazlık konusu 300.000 USD'nin de ödendiği yazılıdır. Dosyada onaylı örneği olan bu belge davalı tarafça inkar edilmemiştir. Sözkonusu belge, HMK'nın 219.md. vd. kapsamında kesin delil niteliğindedir. Dolayısı ile bu belgeye göre yapıldığı anlaşılan 300.000 USD'lik ödeme, taraflarca kararlaştırılan taşınmazın satış bedelinden fazla olarak yapılan bir ödemedir. Sözkonusu bu ödemenin banka aracılığı ile yapılmaması ödemenin yapılmadığı sonucunu da doğurmaz.Bu durumda davacı tarafça kanıtlanan toplam 594.000 USD ödemeye karşılık, yukarıda izah edildiği üzere taşınmazın kararlaştırılan satış bedeli olan 294.000 USD'nin düşümü sonrası fazladan yapıldığı anlaşılan 300.000 USD'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iade edilmesinin gerektiği anlaşıldığından, 300.000 USD'nin ihtarname ile verilen süre sonu olan 01/07/2020 (temerrüt) tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir. \"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 300.000 USD'nin, temerrüt tarihi olan 01/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; satış vaadi sözleşmesinin 3.2.1 maddesinin \"İşbu sözleşme gereği belirlenen satış bedelinin ödeme şekli ve takvimi Ek 2'de gösterilmiştir. Bu ödeme tablosunda belirlenmiş olan para birimine uygun olan hesaba, Alıcı aşağıda belirtilen ...Hesaplarına ödeme yapacaktır.\" şeklinde olduğunu, sözleşme hükmüne göre davacının banka kanalıyla ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, ödemeyi yaptığını da ancak bu şekilde bir ödeme yapıldığını gösterir belge ile ispat etmek durumunda olduğunu,  davacı tarafından bu şekilde bir ödeme yapıldığı yönünde beyanda bulunulmadığı gibi bu şekilde bir ödemeyi gösterir hiçbir belge de sunulmadığını, Beyoğlu ... Noterliğinin 21.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı beyannamesi ile \"sözleşme bedelinde herhangi bir artış olmadan\"  önceki ödeme planında değişikliğe gidildiğini,  dolayısıyla beyanname ile yalnızca ödeme planında bir değişiklik yapıldığını, ne taraflar arasında düzenlenen beyannamede ne de daha sonra hiçbir şekilde bedel iadesi yapılacağına ilişkin hiçbir hususa yer verilmediğini, söz konusu hususun sadece ödeme planının düzenlenmesine ilişkin olup hiçbir şekilde davacıya alacak talebinde bulunma hakkı tanımadığını, davacı dava dilekçesinde \"fazla ödenen bedelin iadesi konusunda anlaşılmıştır\" şeklinde beyanda bulunmuşsa da kesinlikle böyle bir anlaşma yapılmadığını, davacının  iddialarının beyandan öteye gidemediğini, davacı tarafından taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin temelinin dahi ispat edilemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, iş yeri niteliğindeki taşınmaz satımından doğan alacağın tahsili istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasında davalının inşa ettiği  Bakırköy İlçesi, ... Mah. .. ada, ... parsel, .. Zemin Kat, ... no'lu bağımsız bölümün davacı yanca satın alınmasına ilişkin Bakırköy ...Noterliğinin 07.01.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, 550.000.USD+99.000USD KDV olmak üzere 649.000.USD olarak belirlenen bedelin KDV oranının %18 'den %8'e düşmesi ile  594.000USD'nin sözleşme bedeli olarak belirlendiğini,  davacının 300.000 USD'yi elden,  294.000 USD'yi ise banka kanalıyla davalıya ödendiğini, daha  sonra teslimin gecikmesi ve iş yeri olarak kullanılacak bağımsız bölüm sebebiyle kira kaybı yaşanması sebebiyle  taraflar arasında Beyoğlu ... Noterliğinin 21.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı  düzeltme ön ödemeli gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi ile  07.01.2016 tarihli sözleşmedeki satış bedelinin KDV dahil 269.818.USD, yani  o tarihteki kur karşılığı 1.442.583 TL olarak  belirlendiğini, böylelikle davalı yanca 324.182.USD  bir indirim yapıldığını, davacının ödediği bu miktarın iadesi gerektiğini,  ancak  davalının 24.000 USD dışında kalan bakiye bedeli davacıya iade etmediğini ileri sürerek, bakiye 300.182 USD'nin faizi ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili ise; 21.01.2019 tarihli sözleşme ile önceki sözleşmedeki satış bedelinin KDV dahil 1.442.583,00 TL olarak  yeniden düzenlendiğini, davalının  davacıya 13.02.2019 tarihinde 128.230 TL ödeme yaptığını, davacının davalıdan başkaca bir alacağı kalmadığını, 300.000 USD'nin elden ödenmediğini, davalının ödemeleri banka kanalı ile aldığını, bu iddianın ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, tarafların sözleşme bedelini 1.442,583,00 TL olarak ikici sözleşme ile yeniden belirledikleri, davacının toplam 594.000 USD'den 294.000 USD'yi banka dekontları ile  3000.000 USD'lik ödemeyi ise  davalı yanca imzalı 27/05/2016 tarihli  yazılı belgeyle ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan, davalının inşa ettiği ve iş yeri niteliğindeki taşınmazın davacıya satışına ilişkin olan, noterde düzenlenen 07.01.2016 ve 21.01.2019 tarihli sözleşmelere tarafların bir itirazı bulunmamakta olup uyuşmazlık, tarafların 07.01.2016 tarihli sözleşme ile belirledikleri 594.000 USD'lik sözleşme bedelinin 21.01.2019 tarihli sözleşme ile  KDV dahil 1.442,583,00 TL olarak yenden belirleyip belirlemedikleri, davacının, ilk sözleşme ile  sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan  594.000 USD'nin banka kanalı ile ödediği 294.000 USD dışındaki 300.000 USD'sini davalıya elden ödeyip ödemediği, elden ödemiş ise bunun ispatlanıp ispatlanamadığı, bunun sonucuna göre de davalının davacıya iade etmesi gereken bir bedelin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.  Tarafların  07/01/2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile  taşınmazın bedelinin 550.000.USD+99.000USD KDV olmak üzere 649.000.USD olarak belirlendiği,  KDV oranının %18 'den %8'e düşmesi ile  594.000USD'nin  bedel olarak taraflarca kabul  edildiği, davalının 294.000 USD'yi banka yoluyla ödediği sabittir. Bu sözleşmede yer alan ödeme tablosunda 11.04.2016 tarihinde davacının ödemesi gereken taksitin 300.000 USD olduğu görülmektedir.Dosyaya aslı sunulan, davacıya hitaben düzenlenen ve davalı şirketin imzasını ve kaşesini taşıyan bir adet  belgede ise; 07/01/2016 tarihli satış vaadi sözleşmesinde belirlenen 11/04/2016 tarihli 300.000 USD'nin ödendiğinin belirtildiği, bu belgeye ve üzerindeki imzaya davalı tarafça itiraz edilmediği görülmektedir. Söz konusu belge, belge imzası ikrar edilmiş adi  yazılı belge  hükmündedir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 02.05.2016 tarih ve 2016/382 Esas, 2016/8096 Karar sayılı kararı). Bu belgeler,  resmî bir makam veya memurun katılması olmaksızın taraflarca düzenlenebilen belgelerdir. Somut olayda bu yazılı belge ile davacı davalıya 300.000 USD'yi ödediğini ispat etmiş olup davalı bu belgenin aksini ancak yazılı delille ispatlayabilir. Ancak somut olayda, davalı bu yönde bir delil sunamamıştır. Sözleşmede taksitlerin banka kanalı ile ödeneceğinin belirtilmiş olması, imzası davalı yanca inkar edilmemiş bu belgenin aksini ispat edici nitelikte değildir.  Bu sebeplerle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Ödemenin davacı yanca ispat edildiğinin anlaşılmasının ardından taraflar arasındaki 07/01/2016 tarihli sözleşme ile  belirlenen 594.000 USD'nin,  yine taraflar arasında imzalanan 21/01/2019 tarihli düzeltme ön ödemeli gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi ile   KDV dahil 269.818.USD, yani o tarihteki kur karşılığı 1.442.583 TL olarak yeniden belirlenip belirlenmediğinin ortaya konulması gerekir. 21.01.2019 tarihli sözleşmede ''Beyoğlu ... Noterliğinin 07.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaraları ile  tasdikli gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin diğer maddeleri aynı kalmak kayıt ve şartı ile sözleşmede yer alan Ek.1 ve Ek.2'de belirtilen ödeme planını,  sözleşme bedelinde herhangi bir artış olmadan buna göre ekteki şekilde değiştirdiğimizi kabul  ve beyan ederiz.'' ifadesi bulunmaktadır. Bu sözleşmenin ekinde yer alan 21/01/2019 tarihli ödeme planında;tarafların adlarına yer verilerek altında 30.05.2017 tarihinde ödenen KDV 106.858,00 TL ile 21.01.2019 tarihinde ödenen 1.346.410,80 TL  olmak üzere 1.442.853,00 TL bedel belirlenmiştir.Ayrıca davalı yanca davacıya 02.01.2019 tarihli  ve ''...  blok ...  Mağaza Satış Bedeli'' açıklamalı, toplam 1.442.583,00 TL bedelli fatura kesildiği anlaşılmaktadır. Gerek sözleşmedeki bu hüküm, gerek ekli ödeme planı ve gerekse davalının düzenlediği fatura bedeli dikkate alındığında tarafların 07/06/2016 tarihli sözleşmedeki  bedeli, 21/01/2019 tarihli sözleşme ile  yeniden düzenledikleri kanaatine varıldığından, davacının fazla  ödediği anlaşılan bedelin mahkemece iadesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu sebeple aksi yöndeki davalı istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 101.298,19‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31e9dd94ccda192d","SID":"85d2bd05d337ddcb"}}