{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1562 Esas<br>KARAR NO:2025/312 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/98 Esas - 2022/418 Karar <br>TARİH:01/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yanlar arasındaki süre gelen ticari mal satımı ilişkisi kapsamında davalıya teslim edilen malların bakiye bedellerinin ihtarname çekilmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki olmuş haksız itirazın iptali ile takibin devamını asgari % 20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkili defterler lehine münhasır delil sözleşmesi olduğunu, hesap mutabakatsızlığının sebebinin müvekkilinin düzenlediği 37 adet faturanın ve 250 TL ödemenin davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığını, 3 tanesi ciro/prim faturası olup sözleşme gereğince düzenlenerek davacı tarafa tebliğ edilerek itiraza uğramadığını, kalan 34 adet faturadan 7 tanesinin içeriğini oluşturan ürünlerin müvekkil şirkete hiç teslim edilmediğini, davacının siparişleri eksik yollaması üzerine faturaların önce müvekkil şirket tarafından kabul edildiğini ardından da iadelerinin yapıldığını, kalan 27 adet faturanın ise müvekkilinin düzenlediği iade faturaları olup sözleşme gereğince şartsız koşulsuz ürün iade hakkının bulunduğunu, iade ürünlerin davacıya teslim edildiğini, takip tarihi itibariyle muaccel borcun sadece 707,49 TL olduğunu, bu rakam esas alınarak yapılan kapak hesabına göre toplam 1.163,37 TL ödediklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/06/2022 tarih ve 2020/98 Esas - 2022/418 Karar sayılı kararında; \"Dava hukuksal niteliği itibariyle, ticari mal satımına dayalı ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Davalı borçlu vekili ödeme emrine itiraz dilekçesinde, borca kısmen itiraz ederek 707,49 TL ana para esas alınarak kapak hesabı yaptırmak suretiyle 1.163,37 TL ödeme yapacaklarını beyan etmiştir. Ancak herhangi bir ödeme yapıldığı icra dosyasından anlaşılamamaktadır.Taraf defterleri SMM bilirkişisi marifetiyle incelettirilmiş olup, davacı yanın sözleşmeye istinaden düzenlediği faturalardan kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 05/11/2019 tarihi itibariyle davalı yandan 32.329,58 TL alacaklı olduğu, davalı yanın sözleşmeye istinaden tarafına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 05/11/2019 tarihi itibariyle davacı yana 1.391,89 TL borçlu olduğu,  taraf defterleri arasındaki farkın 30.937,69 TL olduğu tespit edilmiştir.  Farklılığın sebebi ise davacı kayıtlarında yer almayan ciro prim faturası, iade faturası ve 250,00 TL ödeme kaydından ibarettir. Davacı taraf toplamı 19.379,37 TL olan ciro primi açıklamalı üç adet fatura, toplam 11.321,73 TL bedelli 34 adet iade faturası olmak üzere toplam 30.701,10 TL tutarlı faturaları kayıt altına almamıştır. Bu faturaların davacıya tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi defter kayıtlarında da görülmemiştir.Davalı vekilince sunulan yanıt dilekçesi ekinde iade faturalarına konu ticari emtiaları davacı yana dava dışı... Kargo ve ... Kargo firmaları aracılığıyla geri iade ettiğine dair fatura seri numaralarını tablo halinde bildirilmiştir.Davalı vekili malları iade ederek iade faturası düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre ispat külfetini üzerine almıştır.Davacı vekili de 0707/2021 tarihli beyan dilekçesinde ürünlerin kendilerine fiziken iade edilmediğini, sadece iade faturalarının müvekkiline kargolandığını, kargo fimalarına müzekkere yazılarak desi bilgilerinin ve gönderi  bedellerinin sorulmasını talep etmiştir.Bunun üzerine dava dışı her iki kargo firmasına (davalının verdiği bilgiler de eklenerek) teslimat bilgilerinin öğrenilmesi için mahkememizce müzekkere yazılmıştır. Gelen cevabi yazılarda gönderi numaralarının bildirilmesi halinde sorgulama yapılabileceği, verilen bilgilerin yeterli olmadığı belirtilerek müzekkeremiz bila ikmal iade edilmiştir.  Bunun üzerine davalı vekili Av. ...'a adı geçen ilgili ürünlerin  desi bilgi ve belgelerini sunması için 2 haftalık meşruhatlı kesin süre verilmiştir. İşbu muhtıra 23/02/2022 itibariyle davalı vekiline tebliğ edilmişse de kesin süre içerisinde muhtıranın gereği yerine getirilmemiştir. Davalı vekili kesin süre geçtikten sonra 30/05/2022 tarihli dilekçe ile fatura ve desi bilgilerini bildirmişse de kesin süre geçirilmiştir. 01/06/2022 tarihli celsede de davacı vekili kesin süre geçtiğinden bahisle yeniden inceleme yapılmasına ve yeni delil bildirimine muvafakat etmemiştir.Taraflara verilen kesin sürenin amacı yargılamanın uzamasını önlemektir. Öte yandan kesin süre ile amaçlanan hedefe bir başka yoldan ulaşılmışsa kesin sürenin yaptırımının uygulanması kanunun özü ve ruhuna aykırı düşecektir. Bir başka söyleyişle kesin sürenin geçirilmesi münhasıran davada celse atmasına sebebiyet vermiyorsa kesin süreye bağlanan yaptırımlar uygulanmaz. Bu açıklamalardan sonra somut olayımıza dönecek olursak, mahkememizin 16/02/2022 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince kargolardan gelen yazı cevapları ve davacı vekilinin beyanları doğrultusunda davalı vekiline iade edilen ürünlere dair desi bilgilerini bildirmesi için muhtıra çıkartılarak 2 haftalık kesin süre verilmiş olup aksi halde mevcut delil durumuna ve ispat külfetine göre karar verilebileceği belirtilmiştir. Adı geçen muhtırada verilen 2 haftalık kesin süre, ikmali istenilen işin mahiyetine uygun ve makuldür. Ayrıca kesin sürenin yaptırımları da muhtırada usulüne uygun olarak açıklanmıştır. Her ne kadar davalı vekilince yeni duruşma gününe 2 gün kala UYAP üzerinden sunulan dilekçede 2018-2019 yılı gönderilerine ulaşmanın zaman aldığı belirtilmişse de kesin süre içerisinde ek süre istenmediği gibi yapılacak yazışma ile kolayca temin edilebilecek belgeler için öne sürülen gecikme sebebi mahkememizce kabule şayan görülmemiştir. Mahkememizin 16/02/2022 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararında ise celse arası eksiklik ikmal edildiğinde ek inceleme ve ek rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Ancak davalı vekilince yeni duruşma gününe 2 gün kala 30/05/2022 tarihli dilekçesi ile gönderdiği talep ve kesin süre içinde gerekli külfetin yerine getirilmemesi yargılamanın münhasıran uzamasına sebebiyet vermiştir. Hal böyleyken, davalının bu yöndeki talebi yerinde görülmeyerek mevcut delil durumu ve ispat külfetine göre karar verilmesi gerekmiştir. Aksi yöndeki uygulamanın kabulü, usul kurallarını ve kesin süre kurumunu işlevsiz hale getirecektir.Davalı yan ürünleri iade ettiğini savunmasına rağmen bu yöndeki ispat faaliyetinin gereğini yerine getiremediğinden bu kapsamdaki davacı alacağının sabit olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin 2.9 maddesinde düzenlenen \"Net Alım Primi\" başlıklı hükmüne göre; \"... (davalı), her takvim yılı sonunda ilgili yılda satın aldığı ürünlerin iadeleri düşüldükten sonraki net alım tutarının %3'ünü net alım primi şirkete (davacıya) fatura edecektir. Hesaplanan net alım primi KDV eklenerek şirkete fatura edilecektir. Fatura edilen tutar, şirketin nakde dönmüş alacağından peşin olarak düşülecektir.\" düzenlemesi mevcuttur. Oysa ki, somut uyuşmazlıkta davalı ürünleri iade ettiğini ispat edemediği gibi bu madde kapsamındaki prim faturalarını davacıya gönderdiği anlaşılamamaktadır. Davacı defterlerinde de bu faturalara ilişkin kayıt mevcut değildir. Dolayısıyla davacının bakiye alacağından tenzil edilecek bir bedel bulunmamaktadır. Davalı kayıtlarındaki 250 TL tutarlı ödeme de davacı kayıtlarında bulunmamaktadır. Bu bedelin de davacıya ödendiğini davalı ispatlamalıdır. Hal böyleyken temerrüt ihtarname tebliğine nazaran işlemiş temerrüt avans faizi ile ihtarname gideri de dahil olmak üzere alacağın tahsili için aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.\"gerekçesi ile,'' Davanın  KABULÜ ile;1-... sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali ile; takibin devamına, 2-Alacak niteliği itibariyle likit ve belirlenebilir olduğundan %20 icra inkar tazminatı 7.070,35- TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı eksik inceleme ve tespitlere dayalı olup, aşağıda ayrıntılı olarak izah edeceklerl ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenler çerçevesinde kararın kaldırılması gerektiğini,Yerel Mahkemece dosyadaki deliller eksik incelenmek suretiyle verilen karar, davacının sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet vermekte olduğunu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında; \"...Davalı borçlu vekili ödeme emrine itiraz dilekçesinde, borca kısmen itiraz ederek 707,49 TL ana para esas alınara kapak hesabı yaptırılmak suretiyle 1.163,37 TL ödeme yapacaklarını beyanetmiştir. Ancak ödeme yapıldığı icra dosyasından anlaşılamamaktadır..\" şeklinde görüş bildirerek, icra dosyasının taraflarınca itiraz edilmeyen kısmına dahi müvekkili Şirket tarafından ödeme yapılmadığınının belirtildiğini; oysa ki, dilekçeleri ekinde yer alan 19.11.2019 tarihli tahsilat makbuzundan da anlaşılacağı üzere borçlu olduklarını kabul ettikleri 1.163,37 TL'nin  taraflarınca icra dairesinin hesabına yatırıldığını; akabinde 20.11.2019 tarihinde de davacı vekilinin hesabına gerekli harçlar kesilmek suretiyle aktarıldığını,  (Ek-1 Tahsilat/Reddiyat makbuzu) Yerel Mahkemece bu husus dahi incelenmemiş olup, sırf bu durumun dahi kararın ne kadar hatalı tesis edildiğinin en büyük göstergesi olduğunu,Gerekçeli kararda davacının defter incelemesi neticesinde alacaklı olduğu hesaplanan miktar ile faturalardan kaynaklanan alacak hesabının farklı olduğu; bu farklılığın da müvekkili şirket kayıtlarında yer alan fakat davacı kayıtlarında yer almayan ciro prim faturası, iade faturası ve 250,00 TL tutarındaki ödemeden kaynaklandığı, davacının toplam 30.701,10 TL tutarlı belgeleri kayıt altına almadığı, defter kayıtlarında bulunmadığı tespitine yer verildiğini ancak her nedense davacının söz konusu faturaları ve 250,00 TL bedelli ödemeyi kayda almadığı belirtilmesine rağmen,  bunların davacıya iletilip iletilmediğine ilişkin araştırma tamamlanmaksızın hüküm verme yolu tercih edildiğini,Gerek 05.06.2020 tarihli cevap dilekçelerinin 5. ve 6. sayfalarında, gerekse cevap dilekçesi ekinde söz konusu iade faturalarına konu ürünlerin teslim edildiğini gösterir excel tablosuna yer verildiğini;  tablo içeriğinde hangi kargoya verildiği, kargoya verildiği tarih, teslim tarihi, teslim alan, belge no gibi incelemeye esas nitelikteki tüm bilgilere yer verildiğini; delil olarak dayandıkları bu bilgilerin taraflarınca ibraz edildiği hususunun bilirkişi raporunda dahi tespit edildiğini;  davacı tarafça söz konusu tablo doğrultusunda ilgili kargo şirketlerine müzekkere yazılmasının talep edildiğini; ancak her nedense Yerel Mahkemece işbu talepler değerlendirilmeksizin karar verildiğini; söz konusu teslimat bilgileri doğrultusunda ilgili kargo şirketlerine yazılacak müzekkere neticesinde savunmalarının haklılığa ispatlanabilecekken, delilleri toplanmadan ve bu yönde bir bilirkişi ek raporu alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup, dairemizce özellikle dikkate alınmasını talep ettiklerini,Deliller süresinde sunulmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu deliller toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından davaya cevap dilekçeleri ile sundukları tüm kargo bilgilerinin göz ardı edildiğini; bunun yanı sıra delil listeleri ekinde de kargo faturalarının tamamına yer verildiğini; buna rağmen kargo firmalarına yazılan müzekkerelerde Yerel Mahkemenin eksik bilgi ile kargo firmalarından bilgi talep etmesi neticesinde kargo firmalara tarafından verilen cevapların da olumsuz olduğunu; buna karşılık gerek müvekkili şirkete gerekse de vekil olarak taraflarına müzekkere yazılarak desi bilgilerinin dosyaya sunulması talep edilmişse de, bu bilgilerin müvekkili şirkette de taraflarında da bulunan bilgiler olmadığını,  yerel mahkemenin kargo firmalarına yazdığı müzekkerelerin ekine dosyada mübrez kargo faturalarını eklemek yerine, müvekkili şirkete sorumluluk yükleyerek kargoların müvekkili şirket kayıtlarında bulunmayan desi bilgilerinin sunulmasını talep ettiğini; sonrasında da bu bilgilerin geç temin edilmesinden kaynaklı olarak, süresinde beyan verilmediği gerekçesiyle görülen davanın müvekkili şirket aleyhine kabulüne karar verdiğini, kesin sürenin sonuçları da yerel mahkemece hatalı değerlendirilmiş olup, sunulan bilgiler doğrultusunda inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu,celbi istenen fatura bilgilerinin taraflarınca sunulduğuna ilişkin açıklamaları baki kalmak kaydıyla, kargo firmalarına müzekkere yazılarak desi bilgilerinin ve gönderi bedellerinin istenilmesinin, taraflar arasındaki ihtilafı aydınlatmaya yönelik bir katkısı bulunmamakta olduğunu; ürünlerin ve iade faturalarının gönderimine aracı olan kargo firmalarının taraflarınca belirtildiğini, ilgili bilgilerin de eklenerek teslimatın yapılıp yapılmadığının sorulmasının talep edildiğini, cevap dilekçeleri ekinde, bilirkişi raporunda ve hatta davacının 21.11.2021 tarihli dilekçesinde dahi taraflarınca sunulan kargo bilgilerine atıf yapılmış olup, dosyada tüm deliller mübrez olmasına rağmen \"kesin sürenin sonuçlarına uyulmaması\" şeklindeki hatalı yorumun, müvekkilin haksız yere borçlu olarak addedilmesine ve davacı tarafın da sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermekte olduğunu; yerel mahkeme kararının uygulanması halinde müvekkili şirketin, davacıya iade ettiği ürünlerin bir de bedelini ödemek zorunda kalacağını,Gerekçeli kararda her ne kadar \"2 haftalık kesin süre verilmesine rağmen muhtıranın yerine getirilmediği, kesin süre geçtikten sonra 30.05.2022 tarihli dilekçe ile fatura ve desi bilgilerinin bildirildiği, ancak davacının yeniden inceleme yapılmasına ve yeni delil bildirimine muvafakat etmediği \" belirtilmiş ise de; dilekçe içeriğindeki fatura ve desi bilgilerinin yeni delil olarak değerlendirilemeyeceğini; taraflarınca ilgili faturaların ibraz edildiğini; cevap dilekçesi içerisinde de kargo bilgilerine yer verildiğini; süresinde verilen delil listesindeki, delillerle ilgili bir ayrıntının sonradan mahkemeye beyanı edilmesinin, yeni delil sunma olarak kabul edilemeyeceğini, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1988/4303E - 1989/38K. 18.01.1989 tarihli karar ) bu nedenle cevap dilekçesi içerisinde yer alan excel tablosuna esas bilgilerin sunulması yeni delil ibrazı olarak değerlendirilemeyeceğini,   yerel mahkemece,  iade edilen ürünlere ilişkin desi bilgilerinin iki haftalık kesin süre içerisinde bildirilmediği gerekçesi ile kesin süreye uyulmamasına ilişkin yaptırımın uygulandığı, bu nedenle bildirilen bilgilere istinaden inceleme yapılamayacağı bildirilmiş ise de, tam da bu noktada yerel mahkemenin yine kendi içerisinde çelişmekte olduğunu; gerekçeli kararda her ne kadar kesin sürenin geçirilmesi münhasıran davada celse atmasına sebebiyet vermiyorsa kesin süreye bağlanan yaptırımların uygulanmayacağı görüşüne yer verilmekle  birlikte, 2 haftalık kesin süre içerisinde delillerin sunulması ihtimalinde dahi bilirkişi raporunun duruşma tarihine yetişmemesi ve celsenin ertelenmesinin de muhtemel bir durum olduğunu; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesinde \"Islah\" kurumu düzenlenmiş olup, yerleşik Yargıtay kararlarında dahi ıslah yoluyla dayanılan vakıaların değiştirilebileceği ve davaya yeni vakılar dahil edilebileceği düzenlemesine yer verilmesine rağmen,  taraflarınca zaten süresinde sunulan belgelere itibar edilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca, dikkat edilirse faturalar 2017-2018-2019 yıllarına ait olup, işlem hacmi çok büyük olan Müvekkili Şirketin bu kadar eski tarihli belgeleri ve kargo bilgilerini 2 haftalık süre içerisinde ibrazının mümkün olmadığını; verilen sürenin, ikmali istenen işin mahiyetine uygun olmadığını, iddia edilenin aksine ilgili bilgilerin temini yapılacak bir yazışma ile kolaylıkla temin edilebilecek nitelikte olmadığını; bu nedenle verilen sürenin makul olarak da değerlendirilemeyeceğini,Yerel Mahkemece iade faturaları / prim faturları  konusundaki çıklamalarının incelenmeksizin karar verildiğini, cevap dilekçelerinde ve mübrez beyanlarında da belirttikleri üzere, taraflar arasındaki hesap mutabakatsızlığının sebebinin, müvekkilinin düzenlediği 37 adet faturanın ve 250 TL ödemenin davacı kayıtlarında yer almaması olduğunu ancak; yerel mahkemece söz konusu fatuların ve ödeme makbuzunun  içeriğine hiç değinilmediğini;  \"davacı defterlerinde kaydı bulunmadığı \" şeklinde kısa bir  açıklama  ile konunun geçiştirildiğini; 37 adet faturanın 3 tanesinin ciro / prim faturası olduğunu; ciro prim faturasının, taraflar arasında yapılan sözleşmede yer alan ve Müvekkili Şirketin yıllı kalım ve satım rakamlarına göre düzenlediği, davacının da sözlşeme ile kabul ederek herhangi bir itirazda bulunmadığı faturalar olduğunu; dosyaya ibraz edilen ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2.9 maddesinin net alım priminin faturalandırılmasını, 2.10 maddesi pazarlama destek priminin faturalandırılmasını, 2.11 maddesinin fire bedelinin faturalandırılmasını, 2.12 maddesinin mağaza ilk alım iskontosunun faturalandırılmasını, 2.12 maddesinin mağaza ilk alım iskontosunun faturalandırılmasını, 2.13 maddesinin ise iş geliştirme payının faturalandırılmasını düzenlemekte olduğunu; bu maddeler bir bütün olarak incelendiğinde, müvekkili şirketin her takvim yılı sonunda ciro prim faturalarını davacı tarafa, KDV de eklenmek suretiyle fatura edileceğinin ve fatura edilen tutarın davacının nakde dönmüş alacağından düşüleceğinin açıkça kararlaştırıldığını; söz konusu 3 adet faturanın da bu doğrultuda hazırlandığını ve karşı tarafça itiraz edilmeksizin kesinleşmiş faturalar olup, bu fatuların davacı kayıtlarında yer almamasının sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini göstermekte olduğunu; ancak bu durumun ne bilirkişi raporunda ne de yerel mahkemenin gerekçeli kararında değerlendirilmediğini, iade fatularına konu ürünlerin ise bir kısmının müvekkili şirket tarafından iade edilen ürünler,  bir kısmının da davacı tarafından eksik ürün gönderilmesi nedeniyle davacı tarafın bilgisi dahilinde düzenlenen  iade faturaları olduğunu; yani bu faturalara konu ürünlerin müvekkili şirketin uhdesine dahi geçmediğini; müvekkil şirketin, gönderilmeyen ürünlere ilişkin davacının düzenlediği faturaları önce kabul ettiğini, ardından iade kestiğini; bunun nedeninin de, farklı mağazalara dağılan ürünlerin kısmen veya tamamen eksik olduğunun fark edilmesinin aldığı süreç olduğunu,Yine dosyada mübrez 250,00TL bedelli 13.06.2019 tarihli fatura da, \"...\" açıklaması ile yapılan ödemeye ilişkin olup, davacı kayıtlarında yer almamakla birlikte,  her nedense Yerel Mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmadığını; taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden gerçekleşen bir ödemenin olduğu bu kadar açıkken bu hususun dahi incelenmemesi, kararın ne kadar hatalı olduğunu bir kez daha doğrulamakta olduğunu,İcra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olup yasal bir gerekçe de gösterilmediğini, İcra İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2.fıkrası itirazın iptaline ilişkin hükümleri düzenlemekle birlikte, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceğini emretmekte olduğunu; somut olayda taraflarınca ödenen veya elimize hiç ulaşmayan veya iade edilen ürünlerin meblağ / faturalarına ilişkin haklı bir itiraz gerçekleşmiş olup alacağın likit olarak kabul edilmesi durumda bilirkişi incelemesine de gerek kalmayacağını;  alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenler çerçevesinde; usul ve yasaya aykırı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/98 E., 2022/418 K. sayılı 01.06.2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki 16/10/2017 tarihli sözleşme kapsamında davalıya satılan ürünlerden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan ve takip tarihi itibariyle bakiye 32.579,58-TL açık hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatıldığını, takipten önce borcun ödenmesi için çekilen ihtarnameye olumsuz yanıt verildiğini, davalı tarafın itiraz dilekçesinde takip tarihi itibariyle 707,49-TL alacaklı olduklarını bildirip kalan kısma haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, takipte talep edilen asıl alacak ve fer'ilerine yönelik itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı yan; taraflar arasında 16/10/2017 tarihli sözleşme bulunduğu, bu sözleşmeye göre davalının davacıdan mal tedarik ettiğini, sözleşmenin üçüncü maddesi ile, davalıdan teslim tarihinden itibaren doksan gün sonra vadesi gelen fatura karşılığı alınan ürünlerin satılması halinde ilgili fatura bedelinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını; sözleşmenin dördüncü maddesinde davacıdan alınan ve satılmayan ürünlerin davalı tarafından dilediği zaman, kargo masrafı davacıya ait olmak üzere iade edileceğinin, davacının bu iade faturalarını açıklama talebi olmaksızın işleme alacağının kararlaştırıldığını; sözleşmenin 2.9 maddesinde her takvim yılı sonunda davacı alacağından mahsup edilmek üzere net alım primi faturası düzenleneceğinin, sözleşmenin 2.10 maddesinde her takvim yılı sonunda davacı alacağından mahsup edilmek üzere pazarlama destek primi faturası düzenleneceğinin,sözleşmenin 2.11 maddesinde her takvim yılı sonunda davacı alacağından mahsup edilmek üzere fire bedeli faturası düzenleneceğinin, sözleşmenin 2.12 maddesinde davalının sözleşmeye tabi satış noktalarına ekleyeceği beher yer için, davacı alacağından mahsup edilmek üzere mağaza ilk alım iskontosu faturası düzenleyeceğinin, sözleşmenin 2.13 maddesinde her takvim yılı sonunda davacı alacağından mahsup edilmek üzere iş geliştirme payı faturası düzenleneceğinin kararlaştırıldığını; sözleşmenin dokuzuncu maddesinde uyuşmazlık halinde davalı ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 193 maddesi uyarınca, geçerli, bağlayıcı ve kesin delil teşkil edeceğinin kararlaştırıldığını, davacının davalı aleyhine başlattığı takip neticesinde davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, davacıya takip tarihinde vadesi gelmiş ve gelmemiş 1.391,89-TL borç bulunduğunun tespit edildiğini, bu borçtan vadesi gelen 707,49-TL'nin kapak hesabı sonucu fer'ileri ile birlikte 1.163,37-TL olarak icra dosyasına ödendiğini, takibe konu edilen toplam tutardan ödeme sonrası kalan 34.664,30-TL'ye itiraz edildiğini, taraf defterleri arasındaki farkın davalının davacıya kestiği 34 adet iade faturası, üç adet ciro primi faturası ve davacıya 13/06/2019 tarihinde yapılan 250,00-TL ödemeden kaynaklandığını, toplam 30.701,10-TL tutarındaki iade ve ciro primi faturalarının davacı defterlerinde kayıt altına alınmadığının, yine 250,00-TL ödemenin de davacı tarafından kayıt altına alınmadığının anlaşıldığını, iade faturalarından 8 adedinin davacının düzenlediği satış faturalarına konu ürünlerin eksik teslim edilmesi nedeniyle, eksik ürünler için kesilen faturalar olduğunu, 26 adedinin satışı yapılamayan ve davacıya iade edilen ürünlere ilişkin faturalar olduğunu, ciro primi faturalarının ise sözleşmenin 2.9, 2.10, 2.11, 2.12, 2.13 maddelerine istinaden düzenlendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından delil dilekçesi ekinde, taraflar arasındaki sözleşmenin, 250,00-TL'ye ilişkin ödeme dekontunun, tüm iade faturalarının ve üç adet ciro primi faturasının dosyaya sunulduğu, ayrıca cevap dilekçesinin beş ve altıncı sayfalarında satılamadığı için iade edildiği belirtilen ürünleri için düzenlenmiş iade faturalarının  tebliğine ilişkin, fatura bilgilerinin, hangi kargo şirketi ile gönderildiklerinin, teslim tarihlerinin ve kargo belge numaralarının liste halinde belirtildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından davalının cevap dilekçesine karşı sunulan beyan dilekçesinde; taraflar arasındaki delil sözleşmesinin HMK'nun 193/2 fıkrasına göre geçersiz olduğu,taraflar arası ticari ilişkinin sözleşme tarihi olan 16/10/2017 tarihinde başladığı, davalının  cevap dilekçesinde belirttiği üç adet ciro primi faturasının hatalı olduğu, sözleşmenin 2.9 maddesinde, davalının her takvim yılı sonunda ilgili yılda satın aldığı ürünlerin iadeler düşüldükten sonraki net alım tutarının %3'ünü net alım primini davacıya fatura edeceğinin düzenlendiği,  taraflar arasındaki ticari ilişkinin 16/10/2017 tarihinde başlaması karşısında,  2 ay içerisinde bütün cironun nasıl hesaplandığının ve 29/12/2017 tarihli üç ayrı ciro primi faturasının neye dayanarak kesildiğinin belli olmadığı,  2018 yılında da taraflar arası ticari ilişkinin devam ettiği; ancak 2018 takvim yılı sonunda davalının ciro faturası kesmediği;  davalının iade edildiğini iddia ettiği ürünlerin davacıya iade edilmediği,kargo içeriğinin faturalardan ibaret olduğu, taraflarınca yapılan araştırma sonucu davalı şirketin dilekçesinde bahsetmiş olduğu  kargo belgelerinin tutarlarının  çok düşük olduğunun tespit edildiği, ödenen rakamların bunların sadece iade faturanlarının kargo bedelleri olduğunu ortaya koyduğu,  ürünler gönderilmiş olsaydı kargo bedellerinin desi sebebiyle daha yüksek maliyetli olması gerekeceği,  iade edilmeyen ürünlerün oyun kartları olduğu, ... ve ... olarak iki farklı kutudan oluştuğu, yaklaşık 12 adet ...'in 5 desi, 12 adet ...'in ise 2 desiye tekabül ettiği,  30'lu kart paketinin ise 4 desiye denk geldiği,  0-1 desi için çıkan asgari kargo ücretinin 9,66 TL olduğu, buna göre malların taraflarına  gönderilmediğinin açık olduğu, ayrıca bu iade faturalarına ait sevk irsaliyelerinin de bulunmadığı, iade gereği gibi gerçekleşse idi,  irsaliyelerin de davacıya ulaşmış olacağı,   ürünleri fiziken iade etmeyen davalının, yalnızca faturaları, davacıya kargoladığı, irsaliyelerin ve  fiilen ürün iadelerinin kime yapıldığı bilgisinin paylaşılmadığı, ilgili kargo şirketlerine  desi bilgileri ve kargo bedellerinin sorulmasının, bu hususu aydınlatacağı, ürünler iade edilmediğinden iade faturalarının da defterlere kaydedilmediği ve işleme alınmadığı belirtilmiştir.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının 05/11/2019 tarihinde davalı aleyhine 32.579,58-TL asıl alacak, 2.558,61-TL işlemiş faiz, 213,60-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 35.351,79-TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlattığı, davalıya ödeme emrinin 11/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 18/11/2019 tarihinde ve yasal süre içerisinde borca kısmi itiraz dilekçesi sunulduğu, davacıya takip tarihi itibariyle 707,49-TL borçları bulunduğunun bildirildiği ve bu kabule göre yapılan kapak hesabı sonucu fer'ileri ile birlikte toplam 1.163,37-TL borç kabul edilerek, kalan 34.644,30-TL yönünden takibe kısmen itiraz edildiği, 19/11/2019 tarihinde 1.163,37-TL'nin icra dosyasına yatırıldığı, davacı vekilinin 20/11/2019 tarihinde bu yatırılan tutardan icra harçları kesildikten sonra 1.087,17-TL tahsil ettiği, davacı tarafından 10/02/2020 tarihinde iş bu itirazın iptali davasının 35.351,79-TL üzerinden, tahsilat mahsup edilmeksizin ikame edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporundaki hesap dökümleri kapsamından  davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 32.329,58-TL alacaklı göründüğü, davalının ise kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 1.391,89-TL borçlu göründüğü, davalı savunması aksine 13/06/2019 tarihinde davacıya yapılan ödemenin davacı defterlerinde yer aldığı, davacı defterlerinde yer almayan kayıtların iade ve ciro prim faturalarından oluşan toplam 30.701,10-TL tutarlı 37 adet faturaya ilişkin kayıtlar olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, ... ve ...kargo firmalarına, yalnızca davalı tarafından sunulan iade faturaları eklenmek suretiyle müzekkere yazılarak, faturalarda adı geçen ürünlerin desi bilgilerinin ve bedellerinin bildirilmesi istenilmiş, ancak davalı yanın cevap dilekçesinin beşinci ve altıncı sayfalarında yer alan kargo belge numaraları müzekkerelere eklenmemiş, kargo firmalarından olumsuz cevap gelince, bu kez davalı şirkete iade faturalarında adı geçen ürünlerin desi bilgilerinin ve bedellerinin bildirilmesi için müzekkere yazılmış, aynı içerikle davalı vekiline iki hafta kesin süre içeren muhtıra çıkarılmış, davalının veya vekilinin müzekkere veya muhtıraya cevap vermesi halinde dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, davalı vekili tarafından süresinden sonra beyan dilekçesi sunulduğu, davacının da yeni delil sunulmasına muvafakat etmediği, davalının iade faturalarına konu ürünleri davacıya teslim ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; borca kısmi itiraz edilmesine ve icra dosyasına ödeme yapılmasına, bu husus tahsilat ve reddiyat makbuzları ile sabit olmasına rağmen mahkemece davanın takip tutarı üzerinden tam kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığın yalnızca iade faturalarından değil, aynı zamanda ciro prim faturalarından kaynaklanmasına rağmen, bu faturalar bakımından hiçbir değerlendirme yapılmadığı, cevap dilekçesinde kargo belge numaraları belirtilmesine rağmen kargo şirketlerine eksik müzekkere yazıldığı, iade faturalarının bir kısmı, davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına konu ürünlerin eksik teslim edilmesi nedeniyle eksik ürün tutarı kadar kesilen faturalar olduğuna ilişkin savunmaların değerlendirilmediği, kesin sürenin sonuçlarının hatalı yorumlandığı, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı yönündedir.Dava konusu takip dosyasına göre, davalının takibe kısmi itiraz edip icra dosyasına kısmi ödeme tutarını fer'ileri ile birlikte ödediği, ödenen tutarın davacı tarafından dava tarihinden önce tahsil edildiği, icra dosyasındaki tahsilat ve reddiyat makbuzları sabit olmasına, yine davalının itiraz etmediği kısım bakımında  takip kesinleşmiş bulunmasına, davacı tarafından kısmi itiraz göz önüne alınmayarak tüm takip tutarı üzerinden dava açılmış olmasına rağmen,  davalının itiraz etmediği ve ödeme yaptığı kısım bakımından davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi isabetsiz olmuş, aynı zamanda dava şartı olan bu hususa yönelik davalının istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.Davalı taraf, taraflar arasındaki mutabakatsızlığı oluşturan, davacı defterlerinde kayıtlı olmayıp davalı defterlerinde kayıtlı olan faturaların tebliğine ilişkin bir itiraz ileri sürmemiş, ciro prim faturalarının sözleşmeye aykırı olması, iade faturalarına konu ürünlerin ise kendilerine teslim edilmemesi nedeniyle defterlere kaydedilmediğini belirtmiştir.Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin koşulları 16/10/2017 tarihli sözleşme ile belirlenmiş olup, mahkemece bu sözleşmenin hiç değerlendirilmediği  görülmektedir. Taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığın bir kısmı her biri 29/12/2017 tarihli ve KDV dahil 6.459,79'ar-TL bedelli üç adet ciro prim faturasından kaynaklanmasına, davalı taraf bu faturaların sözleşmenin 2.9, 2.10, 2.11, 2.12, 2.13 maddelerine istinaden düzenlendiğini savunmasına, davacı yan ise bu faturaların sözleşmenin anılan maddelerine uygun olmadığını ileri sürmesine rağmen, mahkemece bu üç faturanın sözleşmesel dayanağının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise tutarlarının sözleşmeye uygun olup olmadığı hususlarında, defterlere kaydedilmeyen bu faturaların davacı tarafından vergi dairesine beyan edilip edilmedikleri de araştırılıp, gerekli görülmesi halinde ek mali bilirkişi incelemesi de yaptırılarak olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılması gerekirken, ciro prim faturalarına ilişkin herhangi bir tahkikat işlemi ve değerlendirme yapılmaksızın, gerekçeli kararda da bu faturaların dayanağı bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Davalı tarafından cevap dilekçesinin beş ve altıncı sayfalarında satılmamaları nedeniyle sözleşmeye göre davacıya iade edildiği savunulan ürünlere ilişkin iade faturalarının ve ürünlerin bir kısmının hangi kargo firmasına verildiklerinin ve hangi tarihte kim tarafından teslim alındıklarının liste halinde bildirildiği, kargo belge numaralarının da listenin sonunda yer aldığı, mahkemece kargo şirketlerine yazılan müzekkerelerin eksik olduğu, müzekkerelerde kargo belgesine ilişkin bilgilerin yer almadığı anlaşılmış olup,davacı tarafından iade faturalarının tebellüğ edildikleri, ancak içerikleri teslim edilmediğinden defterlere kaydedilmedikleri, kargoların yalnızca faturaları içerdiği iddia edilmiş olduğuna göre, mahkemece ilgili kargo belge numaraları da eklenerek kargo şirketlerine bu kargoların muhtevalarının ve kargo içeriğinin hacmine ilişkin bilgilerin sorulması, bu iade faturalarının davacı tarafından vergi dairesine beyan edilip edilmediklerinin araştırılması,  yine hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında iade faturalarının üst kısmında numarası belirtilmiş ancak dosyaya sunulmamış, her bir iade faturasına bağlı irsaliyeli faturaların dosyaya sunulması için davalı yana sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi  gerekirken, eksik bilgi içeren müzekkereye verilen olumsuz cevaba dayalı olarak, bu kez desi ve bedel bilgilerini bildirmesi için davalı yana kesin süre verilip, kesin süreden sonra beyanda bulunulduğu gerekçe gösterilerek, iade faturalarına konu ürünlerin davacıya teslim edildiklerinin ispat edilemediğinin kabul edilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi  haklı bulunmuştur.Davalı tarafından 34 adet iade faturasından; ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... numaralı sekiz adet faturanın,  davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına konu ürünlerin eksik teslim edilmesi nedeniyle eksik ürün tutarı kadar kesilen faturalar olduğuna ilişkin savunması bulunmasına rağmen, bu savunma bakımından olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi de haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebepler bakımından kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı yanın inkar tazminatına yönelik istinaf sebebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2022 tarih ve  2020/98 Esas - 2022/418 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için davalı tarafından yatırılan teminat var ise talep halinde teminatın davalıya  iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88f233739b1c799a","SID":"b9d8f9942ce6c0f5"}}