{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/829 <br>KARAR NO:2025/492<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/03/2022<br>NUMARASI:2021/1082 Esas - 2022/289 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücu)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2025<br>Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirketin sigortalısı dava dışı... A.Ş.'ye ait emtiaların, 27/10/2018 tarihinde davalı nakliyeci sorumluluğunda yapılan nakliyesi sırasında çıkan yangın nedeniyle kullanılmaz hale geldiğini, zarardan davalının sorumlu olduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından sigortalısına 26/12/2018 tarihinde 3.856,75-Euro hasar tazminatı ödendiğini, bu tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını; takibin ve davanın yetkisiz yerde açıldığını; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini; yangının meydana geldiği tırın ... firmasına ait olduğunu, müvekkilinin hasarda kusurunun olmadığını, zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin fiili taşıyıcı ve aracın maliki olmadığını, sadece akdi taşıyıcı olduğunu, mücbir sebep olan yangından dolayı sorumlu olmayacağını, tazminatın sınırlı sorumluluk hükümlerine göre tespit edilebileceğini ve faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ:Mahkemece, ilk olarak 2021/69 esas, 2021/603 karar sayılı ve 06/07/2021 tarihli kararla, davada zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi olduğu, TTK 855/3. maddesinin taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücu etmesi ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanamayacağı, 1472. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacının, selefi bulunduğu kişinin davayı hangi zamanaşımı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açabileceği, bu durumda 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden, eşya tamamen zayi olmuş ise eşyanın teslimi gereken tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu, hasar ve takip tarihleri itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2021/1513 E., 2021/1731 K. sayılı ve 25/11/2021 tarihli ilamıyla, somut olayda davalının özen yükümlüğünü ihlalden doğan hareketinin bilerek kötü hareket olarak kabulü mümkün olmadığından 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, tam hasar nedeniyle teslim gerçekleşmediğinden ve dava dışı sigortalı gönderen ile davalı arasında teslim tarihi kararlaştırılmadığından zamanaşımının CMR 32/1-b maddesi uyarınca yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından 60 gün sonra başlayacağının kabulünün gerektiği, bu durumda hasarın meydana geldiği 27/10/2018 tarihine 60 günlük sürenin eklenmesi ile 1 yıllık zamanaşımı süresinin 27/12/2019 tarihinde dolacağı, icra takibinin19/12/2020 tarihinde başlatıldığı,davacının sigortalısı dava dışı ... A.Ş. tarafından zararın tazmini için davalıya noterden 09/11/2018'tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğu, CMR 32/2 uyarınca yazılı istemin, yazılı bir cevap verilinceye kadar zamanaşımını durduracağı dikkate alındığında icra takibinin başlatıldığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresi henüz dolmadığından mahkemece davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmadığından,kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı üzerine Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre CMR 25 ve 23 hükümlerine uygun olarak hesaplanan ve davacı sigortacı tarafından 26/12/2018 tarihinde ödenen 3.856,75-Euro zarara ve 221,37-Euro faizin hesaplandığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının icra takibine itirazının 3.856,75-Euro asıl alacak ve 221,37-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.078,12-‬Euro üzerinden iptaline, asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren 3095 sk 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli  Euro cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak devamına, fazla istemin reddine;alacağın %20'si oranda hesaplanan 5.373,98-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, işlemiş faiz talepleri 737,64-Euro olmasına rağmen 221,31-Euro'ya hükmedilmesinin doğru olmadığını, buna ilişkin davanın kısmen reddi neticesinde davalı şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu; takibin devamına karar verilen 4.078,12-Euro'nun karar tarihindeki efektif satış bedeli üzerinden hesaplanan 60.258,30-TL üzerinden 8.633,57-TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 3.533,57-TL eksik hesaplama yapıldığını, kararın sadece vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili, somut olayda taşıma için spesifik poliçe düzenlenmediğinden taşımanın sigorta teminatı altında olmadığını; yangın mücbir sebep olmasına rağmen bu hususun irdelenmediğini ve 3095 sk 4/a'ya göre faize hükmedilmesinin CMR'ye aykırı olduğunu, zira CMR'de faizin %5 olarak düzenlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen bedelin davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Taşımanın Türkiye'den Fransa'ya olan güzergahı itibariyle uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümü gerekmektedir.Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu hususlarında ise TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemesi ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir.Sigortacı ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Dosyaya sunulan poliçe Blok Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesidir. Blok nakliyat abonman sigorta poliçesi, uygulamada \"sigortalının bildireceği ve sigorta dönemi içinde gerçekleştireceği poliçeye konu sevkiyatların toplam tahmini tutarı üzerine poliçe fiyatının uygulanması sonucu tespit edilen prim, minimum ve depo prim olarak hesap edilerek taksitler halinde ödenir.Böylece, sigortacı ile sigortalının önceden anlaştığı teminat limiti, şart ve süre çerçevesindeki tüm sevkiyatları herhangi bir ihbar ve bildirim yükümlülüğü olmaksızın teminat altındadır. Poliçe dönemi sonunda, gerçekleşen sevkiyat tutarı üzerine ayarlama fiyatı uygulanarak, minimum ve depo primi aşan kısım olursa ek prim tahakkuk ettirilir\" olarak tarif edilmektedir. Poliçe de bu hususlar aynen kayıt altına alınmış ve taşımanın 700.000-Euroyu aşmaması halinde sigortalının poliçedeki haklarına zarar vermeyeceği düzenlenmiştir. Davaya konu taşıma konusu cam emtiasının değeri 4.382,66-Euro'dur. Buna göre poliçenin türü itibariyle spesifik poliçe düzenlenmesi gerekmemekte olup, poliçede sigortalı davaya konu taşımada emtiası zıyaa uğrayan... A.Ş.'dir.CMR'nin 17. maddesi; \"1.Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz. 3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur.\" şeklindedir.İlliyet bağını kesen nedenler arasında gösterilen mücbir sebep sorumlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, borcun ihlâline mutlak olarak kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Mücbir sebep çoğunlukla yıldırım düşmesi, kasırga, deprem, gibi bir doğa olayı olabileceği gibi bazen savaş, ihtilal, isyan gibi beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da olabilir (Eren, F.: Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Ankara 1975, s.177; Tandoğan, s.464; Kurt, L. M.: Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, Ankara 2016, s.195). Beklenmeyen hâl ise sorumlu şahsın irade veya davranışından bağımsız olarak, herkese ödev yükleyen genel bir davranış kuralının veya sözleşmeden doğan bir borcun kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle kaçınılmaz surette ihlal edilmesine neden olan olaylardır (Eren, s.139; Tandoğan,  s.461; Kurt, s.191). Öğretide beklenmeyen hâl kavramı tesadüfe bağlı hâl, umulmayan hâl, kaza, kazara, fevkalade hâl olarak da adlandırılmaktadır (Gözübüyük, A. P.: Mücbir Sebepler ve Beklenmeyen Hâller, Ankara 1957, s.13). Fırtına, kar, dolu, genel grev, makinedeki teknik arızalar vb. nedenlerle borcun yerine getirilememesi hâlinde beklenmeyen hâlin varlığı ortaya çıkabilecektir.\" Ancak somut olayda, zarar araç seyir halinde iken çıkan ve sebebi belli olmayan bir yangın neticesinde meydana gelmiştir. Davalı tarafça olayda mücbir sebep bulunduğu iddia edilmiş ve illiyet bağının kesildiği beyan edilmiş ise de, yangına neden olan olay hakkında somut bir açıklamada bulunulmamış, yangına neden olan bir mücbir sebep iddiasında bulunulmamış taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıttan da sorumlu olduğundan hasardan sorumlu olmadığına  yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.CMR Konvansiyonunun 27. maddesi uyarınca, bu konvansiyona tabi taşımalarla ilgili tazminat taleplerine uygulanacak faiz oranı yıllık %5 olarak kabul edilmiştir. İcra takip dosyasında davacı, 3.856,75-Euro asıl alacak, 737,64-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.594,39-Euro'nun  yıllık %19,50 ticari değişen oranlarda faiziyle tahsilini istemiştir. Mahkemece CMR'nin 27. madde hükmü dikkate alınmadan, asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren  3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsi mevduatlara uygulanan  en yüksek mevduat faizinden hesaplama yapılması doğru  bulunmamıştır.Yabancı para alacağına ilişkin davalarda, dava değeri dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Aksinin kabulü, dava değerinin yargılama sırasında değişmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle yabancı para alacağına ilişkin davalarda vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınır. İlk derece mahkemesince dava tarihindeki kura göre vekalet ücreti takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacının davaya konu ettiği hasara ilişin 3.856,75-Euro'yu ödeme tarihi olan 27/10/2018'den 20/12/2019 olan takip tarihine kadar  %5 oranında 419 gün için 221,37-Euro işlemiş faiz hesaplanmıştır.AAÜT'nin 13/2. maddesine göre hükmedilen vekalet ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı lehine reddedilen 516,27-Euro'nun dava tarihindeki karşılığı 3.407,12-TL vekalet ücreti verilmesi gerekirken, maktu 5.100-TL vekalet ücretine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. İcra inkar tazminatına ilişkin kısım istinafa konu edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle ve ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, taraf vekillerinin belirtilen istinaf nedenleri yerinde olduğundan  istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına,yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından usulü  kazanılmış haklar dikkate alınarak  yeniden karar verilerek itirazın kısmen iptaline,fazla istemin reddine  karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı  ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2022 Tarih 2021/1082 Esas 2022/289 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın kısmen kabulüne, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında davalının itirazının 3.856,75-Euro asıl alacak ve 221,37-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.078,12-Euro alacak bakımından iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranı geçmemek üzere bankaların Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda döviz faizi işletilmesine, fazla istemin reddine, Alacağın %20'i olan 5.373,98-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 1.835,48-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine  yatırılan 516,97‬-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.318,51‬‬-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 571,37-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.600-TL bilirkişi ücreti ve 98-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.698-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.507,19-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine taktir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 3.407,12-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan  148,32‬-TL'sinin davacıdan, 1.171,67-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan (davacı 80,70-TL, davalı 1.100-TL) peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan 111,1‬0-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 100-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"843622aa8fc341ab","SID":"947bd4cc9d391d4b"}}