{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....... <br>KARAR NO\t: .......<br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: .......  (...)<br>ÜYE\t\t: .......  (...)<br>ÜYE\t\t: .......  (...)<br>KATİP\t\t: .......  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR\t: 1-..........  <br>\t\t2-..........  <br>VEKİLİ\t\t: Av........<br>DAVALILAR\t: 1-..........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.......<br>\t\t2-..........  <br>\t\t3-..........  <br>VEKİLİ\t\t: Av........<br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat  Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 30/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili Akşehir Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi kanalıyla mahkememize sunmuş olduğu 30.11.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle;   Müvekkili .......... yönetiminde olan ......... plakalı araç ile .......... yönetiminde olan .......... plakalı araç arasında 05.07.2022 tarihinde trafik kazasının meydana geldiğini,  bu kazadan sonra müvekkillerinin ağır yaralandıkları ve ameliyatlar geçirdiklerini, davacılarda maddi ve manevi zararlar oluştuğunu, kazada kusurun %100 ve tam kusurun karşı taraf ..........'de olduğunu, müvekkilinin  normal yolunda kurallara uygun ilerlerken, yan taraftan ani gelen davalının aşırı hızlı ve fren yapmayarak ve geçiş önceliğine uymadan müvekkiline vurduğunu, kazadan kaynaklı Akşehir C.Başsavcılığı'nın ... Sor.sayılı soruşturmanın halen devam ettiğini, dava açmazdan evvel kanunda yapılan son değişiklikler sebebi ile karşı taraf araca ait olan ve .......... A.Ş.'nince düzenlenen .......... poliçe numaralı olan ve .......... plakalı olan araca dair düzenlenmiş ZMMS  sigorta poliçesi kapsamında, KTK ve ilgili sigortacılık Kanunları gereği davalı .......... A.Ş.'ye 22.08.2022 tarihinde başvuru yapıldığını, 23.08.2022 tarihinde de tebliğ edildiğini, ancak davalı sigorta şirketinin taraflarına bir ödeme yapılmadığından bahisle;  Faiz ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve hesap raporları geldikten sonra ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile ve kaza tarihi olan 05.07.2022'den itibaren işleyecek faizi ile beraber, davacılar için ayrı ayrı şimdilik 1.000,00'er TL geçici iş göremezlik bedeli, 1.000,00'er TL sürekli iş göremezlik bedeli, 1.000,00'er TL bakıcı gideri bedeli ve 1.000,00'er TL fatura edilemeyen tedavi gideri bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kaza tarihi olan 05.07.2022'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber müvekkili  .......... için 250.000,00 TL ve müvekkili .......... için de 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar olan araç sahibi ve aracı kullanan şahıs olan .......... ve ..........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine, alacaklarına ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar .......... ve .......... vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine açılan davayı kabullerinin mümkün olmadığını, davacının taleplerinin tamamiyle kötüniyetli ve haksız olduğunu, müvekkilinin kendi kusuru ile kazaya sebebiyet vermediğini,  kaza  karşı tarafın da KTK'da belirtilen kurallara aykırı davranması sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin tamamen kusursuz olduğunu, kaza tarihi ile dava tarihi itibariyle Karayolları Trafik Kanununda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, yine yargılama esnasında Asliye Cumhuriyet Başsavcılığı'nca  yapılan soruşturmanın henüz kesinleşmediğini, işbu davanın bekletici mesele yapılmasının ilk talepleri olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin fahiş ve hukuka uygun olmadığını,  manevi tazminat miktarının tayininde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, somut olaydaki kesinlik kazanmış kusur ve maluliyet oranları gibi hususların dikkate alınmasının gerektiğini, davacıların kazadan sonra günlük yaşantılarına devam ettiklerini ve hayatın tüm gerekliliklerini yerine getirdiklerini ve kaza sebebi ile maluliyetlerinin söz konusu olmadığını, yine Yüksek Mahkemenin Yerleşmiş İçtihatlarına göre, manevi tazminatın, tarafların olaydan duydukları acı ve ızdırabın bir nebze de olsa hafifletilmesi için somut olayın ve tarafların özelliklerine ve hakkaniyete uygun, ancak talep edenler lehine sebepsiz zenginleşme oluşturmayacak ve özendirici nitelik taşımayacak bir nitelikte belirlenmesinin gerektiğini, ancak tazminat olarak istenen miktarların karşı taraf nezdinde zenginleşmeye yol açacak fahiş yüksek rakamlar olduğundan bahisle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönü ile reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalı .......... A.Ş.vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu .......... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 23.05.2022-23 vade tarihli Poliçe Nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, dava şartı yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, huzurdaki davanın, 6102 sayılı TTK.'nun m.4’de belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde olup,  01.01.2019 tarihinden sonra açıldığını, dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını ve bu halde yukarıda izahına çalışılan nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin  gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, Trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de  Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgulanmış olması karşısında, dosyada tazminat hesaplanması bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ettiklerini,  destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH2010 tablosu kullanılmasının, %1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılmasının gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere kaza ile davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın adli tıp 3. ihtisas kurumu’na sevk edilerek erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliğe göre rapor tanzim edilmesinin gerektiğini, söz konusu uyuşmazlıkta kaza tarihinin 05.07.2022 olup maluliyet raporunun Yargıtay Kararları gereği kaza tarihi dikkate alınarak düzenlenmesinin gerektiğini, dolayısıyla rapor tanzim edilirken erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmelik dikkate alınarak yapılan maluliyet tespitinin karara esas alınmasının gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunun gözetilerek kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, davacının talebine konu geçici iş göremezlik,  bakıcı, tedavi ve yol gideri tazminatı talepleri, yasa değişikliği ile sgk'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bunun yanında, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 23.05.2022 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olup müvekkili şirket'in bu talep hakkında da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafların talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan tedavi, geçici iş göremezlik ve geçici süreli bakıcı tazminatından SGK'nın sorumlu olduğunu, işbu nedenle bu taleplerin reddinin gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesinin gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda berlirlenen usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davacının zararın artmasında kusuru bulunması halinde hesaplanacak tazminattan müterafik kusurun tenzilinin gerektiğini, işbu nedenle bu hususun da araştırılmasının gerektiğini, ayrıca, söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığı ve davacı tarafa sgk tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı ve PSD'ye tabi gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca, ceza dosyasında uzlaşma olması durumunda, davanın, yerleşik yargı kararları gereği, hiçbir araştırmaya gerek kalmadan reddinin gerekeceğinin, kabul manasında olmamak üzere müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesinin gerektiğinden bahisle; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, usulden red sebepleri şu aşamada kabul görmeyecek ise yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Davacıların yaralanmaları nedeniyle uzun süre tedavi süreci geçirdikleri,  acı çektikleri ve sağlık bütünlüklerinin bozulduğu, yaralanmalarına bağlı olarak kişilik haklarının zarar gördüğü, bu nedenle davacıların manevi zarara uğradıkları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak davanın  kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup;<br>DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>Davacı .......... için 14.025,89 TL geçici iş göremezlik, 1.225.540,80 TL sürekli iş göremezlik, 5.500,35 TL Bakıcı gideri, 5.100,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 1.250.167,04 TL maddi tazminatın davalılardan .......... ve .......... yönünden olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden, davalı .......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Davacı .......... için 22.001,40 TL geçici iş göremezlik, 5.203.855,69 TL sürekli iş göremezlik, 12.942,00 TL Bakıcı gideri, 8.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 5.246.799,09 TL maddi tazminatın davalılardan .......... ve .......... yönünden olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden, davalı .......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Davacı .......... için 100.000,00 TL, davacı .......... için 200.000,00 TL  manevi tazminatın olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalılardan .......... ve ..........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı .......... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılardan ..........'nun araçta yolcu olarak bulunması sebebiyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ancak mahkemece değerlendirme konusu dahi yapılmadığını, aktüerya konusunda uzman bir bilirkişiden denetime açık rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, hukukçu bilirkişiden tanzim edilen raporun mahkemenin hükmüne dayanak gösterildiğini, davacı tarafa SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun irdelenmemiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, maluliyet hesaplamasının hatalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini dilemiştir.<br>Davalı .......... A.Ş vekili istinaf başvurusunda özetle; maluliyet oranları ve maluliyet raporlarının hatalı olduğunu, davacıların maluliyet oranı ve kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespiti bakımından mevzuat hükümleri uyarınca erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümleri doğrultusunda rapor alınması gerektiğini, alınan raporda ayrıntılı ve denetime elverişli tespitlere yer verilmediğini, söz konusu raporda davacının güncel durumuna göre yapılan değerlendirmenin ve tespit edilen oranın hatalı olduğunu, TRH hesaplama metodunun kullanılmasının son derece hatalı olduğunu, davacıların emniyet kemeri kullanmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması talep ettiklerini, talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi , bakıcı  giderlerine ilişkin maddi tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :<br>                   AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından ;<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>                 Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği  ve (PMF 1931) Tablosu dikkate alınması gerekmektedir . <br>2-Kusur itirazının incelenmesinde :   <br>Olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağı ve mahkemece alınan kusur raporunun birbiri ile ve olayla uyumlu olduğu davalı sürücünün  %85 davacı sürücü Mustafa'nın %15 kusurlu olduğunun netleştiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>Kaldı ki davacı Ali de araçta  yolcudur.  <br>   Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.<br>  Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir.<br>   Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile \"Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.    <br>    Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz.  Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir\" şeklinde kabul edilmiştir.<br>            Olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 50 .madde 1.fıkra hükmü \"Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler.\" şeklindedir.<br>             Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz.<br>Somut olayda kusur durumuna göre istenmemiş olup itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-Davalı vekilinin geçici iş göremezliğin, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin  teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici iş görmezlik, tedavi  ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>3-Müterafik kusur itirazının incelenmesinde:<br>Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlenmiştir. Müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı sigorta şirketinin üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir.<br>4-Hatır taşıması itirazının incelenmesinde :<br>Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı vekilince sunulan cevap dilekçesi içeriğinden hatır definde bulunmadığı görülmüş olup, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı)<br>Kaldı ki <br> Yapılacak hatır indiriminden de sadece hatır için taşıyan tarafın yararlanması gerekmektedir.Hatır taşıması ile ilgisi bulunmayan diğer araç sürücüsü, maliki ve sigortacısı olan davalılar hatır indiriminden yararlanamaz. Bu halde davalı   hatır için taşıyan tarafın sürücüsü ve İşleteni olmadığından bu indirimden yararlanması mümkün olmayıp,keza olayda hatır taşımasının da bulunmadığı gözetildiğinde  istinaflar yersizdir.<br>5-Sgk ödemesi itirazının incelenmesinde :<br>Mahkemece Sgk ya müzekkere yazıldığından itirazın reddi gerekmiştir.<br>6-Manevi tazminatın miktarına itirazın incelenmesinde :<br>        Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br> Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu  ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının Yerinde  OLDUĞU anlaşılmıştır.<br>Bu nedenle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) <br>DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>1-Davacı .......... için 14.025,89 TL geçici iş göremezlik, 443.451,73TL sürekli iş göremezlik, 5.500,35 TL Bakıcı gideri, 5.100,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 468.077,97 TL maddi tazminatın davalılardan .......... ve .......... yönünden olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden, davalı .......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>2-Davacı .......... için 22.001,40 TL geçici iş göremezlik, 3.144.300,33  TL sürekli iş göremezlik, 12.942,00 TL Bakıcı gideri, 8.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 3.187.243,73 TL maddi tazminatın davalılardan .......... ve .......... yönünden olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden, davalı .......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>3-Davacı .......... için 100.000,00 TL, davacı .......... için 200.000,00 TL  manevi tazminatın olay tarihi olan 05/07/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalılardan .......... ve ..........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>4-Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>5-a)Maddi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 249.695,02 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL (peşin alınan 525,99 TL'den manevi tazminat talebi için alınan peşin harcın mahsubundan sonra kalan) harç ile (21.664,41 TL, 867,53 TL ve 498,65 TL) toplam 23.030,59‬ TL tamamlama harçları olmak üzere toplamda 23.111,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 226.583,73 TL harcın (Davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve harcın 61.857,35 TL'sinden sorumlu tutulmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad KAYDINA,<br>b)Manevi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.493‬,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 445,29 TL'nin (peşin alınan 525,99 TL'den maddi tazminat talebi için alınan peşin harcın mahsubundan sonra kalan) mahsubu ile bakiye 20.047,71‬ TL harcın davalılardan .......... ve ..........'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile  hazineye irad KAYDINA,<br>6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 3.200,00 TL arabulucu ücretinden kabul red oranına göre hesaplanan 1.833,60 TL'sinin (Davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve arabulucu ücretinin 500,57 TL'sinden sorumlu tutulmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, geri kalan 1.366,40 TL'sinin ise davacılardan müştereken ve müteselsilen 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince tahsili ile hazineye irad KAYDINA,<br>7-Davacı tarafça sarfına mecbur kalınan toplam 618,19 TL ilk yargılama harcı,  (21.664,41 TL, 867,53 TL ve 498,65 TL) toplam 23.030,59‬ TL tamamlama harçları olmak üzere toplamda 23.648,78‬ TL harcın (Davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve harcın 6.456,11 TL'sinden sorumlu tutulmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,<br>8-Davacı tarafça sarfına mecbur kalınan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.578,00 TL ATK ücreti, 1.117,60 TL tebligat ile müzekkere gideri ile  davacılar tarafından N.E.Ü.Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaptıkları tedavi giderlerine ilişkin düzenlenen 11.04.2023 tarih ve .......... sıra numaralı Muhasebe Yetkilisi Mutemedi Alındısı Makbuzu bedeli 302,00 TL, 11.04.2023 tarih ve ....... sıra numaralı Muhasebe Yetkilisi Mutemedi Alındısı Makbuzu bedeli 133,92 TL, 11.04.2023 tarih ve .......... sıra numaralı Muhasebe Yetkilisi Mutemedi Alındısı Makbuzu bedeli 220,00 TL, .......... . 11.04.2023 tarih ....... işlem no'lu 400,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih....... işlem no'lu 400,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih ....... işlem no'lu 1.000,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih....... işlem no'lu 400,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih ....... işlem no'lu 400,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih....... işlem no'lu 400,00 TL bedelli banka dekontu, .......... . 11.04.2023 tarih .......işlem no'lu 1.000.000,00 TL bedelli banka dekontu bedeli olmak üzere toplam 9.851,52‬‬ TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 5.644,92 TL yargılama giderinin (Davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve yargılama giderinin 1.541,06 TL'sinden sorumlu tutulmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,<br>9-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden maddi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan davacı .......... için 74.211,70  TL ve davacı .......... için 398.979,50 TL vekalet ücretinin (Davalı .......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik ve sağlık gideri güvence miktarı 1.000.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere ve vekalet ücretinin davacı .......... için 20.259,79 TL'sinden,  davacı .......... için  108.921,40 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,<br>10-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 286.551,09 TL vekalet ücretinin davacı ..........'ndan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>11-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 74.211,70 TL vekalet ücretinin davacı ..........'ndan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>12-A-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan davacı .......... için 30.000,00 TL ve davacı .......... için 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan .......... ve ..........'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,<br>B-Davalılardan .......... ve .......... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden manevi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'nin 10. ve 13.maddelerine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ..........'ndan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ..........'dan alınarak davalılar  .......... ve ..........'e VERİLMESİNE,<br>13-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE, <br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>14-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı taraflara ayrı ayrı iadesine,<br>15-Davalı .......... tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf başvuru giderinin davacı taraftan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>16-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf başvuru gideri ile 35,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 3.401,20 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>17-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın tüm taraflar yönünden  taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.30/04/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.......<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>.......<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.......<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.......<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16319ccfe6df7106","SID":"293cdf0e4007a6b0"}}