{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1103 Esas<br>KARAR NO:2025/565<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/03/2022<br>NUMARASI:2014/1178 Esas, 2022/130 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının satın alma ve ihale komisyonu tarafından ihale edilen ..., ..., ..., ..., ..., .../... ile (...) endeks okuma ve düzenlenecek fatura bildiriminin aboneye bırakılması hizmet alım işinin davalı firma uhdesinde kaldığını, ... AŞ ile ... AŞ'nin %100 oranındaki hissesinin ... AŞ'ye Özelleştirme Yüksek Kurulunun 07/03/2013 tarih ve ... sayılı kararı çerçevesinde hisse satış sözleşmeleri 28/05/2013 tarihinde imzalandığını, devirden sonra davacı şirketin imzaladığı 06/12/2013 tarihli sözleşme kapsamında 31/07/2013 tarihine kadar faaliyetine devam ettiğini, davalı şirketin 01/07/2013 tarihli sözleşmenin feshi konulu yazısı ile 881, 882, 883, 884, 885, 887 sayılı yazısı ile hüküm ve sonuçlarını 31/07/2013 günü mesai saati itibari ile doğurması kaydıyla sözleşmeyi feshettiğini, 01/07/2013 tarihli fesih yazısında davalı şirketin sözleşmenin 30.maddesinin 3 bendi kapsamında herhangi bir tazminat yükümlülüğünde bulunmadığını belirtiğini, davalı şirket tarafından tesis edilen fesih kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin işletme hakkının 28/05/2013 tarihinde ... AŞ'ye devredildiğini, davalı şirketin davacı ile yaptığı 06/12/2012 tarihli sözleşmenin ise 01/07/2013 tarihinde fesih edildiğini, işletim hakkı değişen davalı şirketin fesih hakkını 62 gün sonra kullandığını, sadece bu süre dahi davalı şirketin kötü niyetini açık olarak gösterdiğini, 62 gün boyunca sözleşmenin devamı doğrultusunda iradesini ortaya koyan davalının 62 gün sonra sözleşme hükmüne dayanarak fesih kararı vermesinin açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğunu, işletme hakkının devrinden sonra makul sürede fesih kararı verilmediğini, sözleşme hükmü sonraki keyfi karara gerekçe yapıldığını, sözleşme hükümlerinden anlaşılacağı üzere davalı ...davacının işin yapımına dair kabul beyan ve taahhütlerinin herhangi bir tartışmaya mahal verilmeyecek şekilde açıkça düzenlendiğini, sözleşme imzalanmadan henüz ihale yapılmadan önce işe ilişkin maliyet analizlerinin davalı tarafından yapıldığını, davacının da bu verileri esas alarak teklifini sunduğunu beyanla, haksız fesih nedeni ile davacının uğradığı menfi müspet zararın tesbitine, haksız fesih nedeni ile tahkikat sonucunda davacının menfi müspet zararlarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 20.000,00TL menfi ve müspet zararın dava tarihi itibari ile merkez bankası reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili  28/092021 tarihli dilekçesi ile davalarını ıslah ederek, makine,cihaz, ekipman ve amortisman gideri olarak 97.046,15TL, ihale komisyon karar pul bedeli olarak 196.165,22 TL, KİK bedeli olarak 7.430,50TL, müteahhitlik karı olarak 1.486.100,14TL, gider gider ve masraflar olarak 176.837,84TL olmak üzere bu alacak kalemleri için toplam 1.963.579,85TL üzerinden taleplerinin kabulüne, bilirkişi raporunda yüklenicinin talep edemeyeceği alacak kalemleri olarak değerlendirilen ancak mahkeme tarafından bu kalemlerin de yükleniciye ödenmesi gerektiği değerlendirilerek malzeme gideri için 3.000TL, araç giderleri için 2.000TL, personel giderleri için 1.000TL, banka teminat ve komisyon giderleri için 1.000TL, genel giderler için 1.000TL olmak üzere bu alacak kalemleri için toplam 8.000TL üzerinden talebin kabulüne, bu tutarlar üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafın İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1130 esas sayılı dosyası ile hizmet bedeli ödenmeyen işler nedeni ile meydana gelen zararın şimdilik 20.000TLnin ödenmesini talep ettiğini, davacının dava dilekçesi ile bu davadan bahsetmediğini, o dava ile huzurdaki dava arasında derdestlik bulunduğunu, davalı tarafından davacı firmaya ihale edilen ... nolu dosya kapsamında ... nolu dosya kapsamında ..., 2012/66 nolu dosya kapsamında Gaziosmanpaşa, ... nolu dosya kapsamında ..., ... nolu dosya kapsamında ... ve 2012/55 sayılı dosya kapsamında ... bölgelerine ait sözleşmelerin 31/07/2013 tarihinde feshedilmeleri nedeniyle bu dosyalar kapsamında ... ile endeks okuma ve düzenlenecek fatura bildiriminin aboneye bırakılması hizmet alım işinin yapılmasına yönelik akdedilen sözleşmeler kapsamında bütün hak edişleri ödediğini, ayrıca hak edişlerden kesilen tutarlar toplamı olan 133.280,43TLnin davacı firmaya iadesine ilişkin taraflar arasında akdedilen mutabakat protokolü doğrultusunda bu bedellerin davacı firmaya iadesinin yapıldığını, davacı firmanın davalı şirketten başka alacağı kalmadığını, davacı şirketin bu protokolü imzalarken haklarını saklı tutmadığını, şimdi açtığı dava ile haksız taleplerde bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirketin fesih hakkını süresinde kullanmadığını, bu hakkını kötüye kullandığı iddiasını kabul etmediklerini, davalı şirketin satış işlemleri tamamlandıktan makul süre sonra sözleşmeyi fesh etmediğini, ticari bir iş ile ilgili uyuşmazlığa, ilk olarak emredici hükümlerin uygulanacağını, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin, tarafların hür iradeleriyle imzalanmış olup hukuka uygun olduğunu, taraflarca imzalanan sözleşmenin şartlarının bilinerek ve uygun olduğu kabul edilerek imzalandığını beyanla, haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Davalı ... AŞ ile ... AŞ'nin %100 oranındaki hissesi, ... AŞ'ye Özelleştirme Yüksek Kurulunun 07/03/2013 tarih ve 2013/20 sayılı kararı çerçevesinde hisse satış sözleşmelerinin 28/05/2013 tarihinde imzalanmakla, davalı ... AŞ nin özelleştirildiği, taraflar arasında imza edilen sözleşmenin 37.madde içeriğinde davalı şirketin özelleştirilmesi halinde, işletme hakkını devir alacak firmanın, işbu ihale konusu iş ile ilgili yüklenici firma ile yapılacak sözleşmeyi, süresinden önce feshetmesi halinde, yüklenici firmanın (davacı) davalı şirketten zarar ve ziyan kar mahrumiyeti gibi hiçbir hak talebinde bulunmayacağının kararlaştırıldığı, ayrıca sözleşmenin 30.3.maddesinde \"... şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde ... Şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı, söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz\" şeklinde düzenleme bulunduğu, sözleşme konusunun 6 ayrı işletme müdürlüğünde davacı tarafça sürdürülen işlerin 31/07/2013 sözleşmenin fesih edildiği tarih itibariyle bitirilme oranlarının bilirkişi heyetinde %70'in altında olduğu tespit edilmekle, davacının sözleşmenin madde 30.3 hükmü uyarınca davalıdan herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamayacağı, ayrıca davalı şirketin işletme hakkının 28/05/2013 tarihinde ... AŞ'ye devredildiği sözleşmenin ise 01/07/2013 tarihinde fesh edildiği davalı şirketin fesih hakkının devir tarihinden sonra 34 gün sonra kullanıldığı (davacının iddiası gibi 62 gün sonra değil), bu sürenin de makul bir süre olduğu, bu süre zarfında verilen önel süresi içerisinde davalının sözleşmeye devam etmiş olmasının sözleşmenin devamına onay verdiği anlamını da taşımadığı, davacının davasının subut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak;  davalı şirketin işletme hakkının devri nedeni ile fesih hakkını kullanmadığını, davalının işletme hakkının devrinden sonra bir müddet sözleşmelerin devamı noktasında irade gösterip herhangi bir akde aykırılık yok iken sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalı tarafından sözleşmenin özelleştirme nedeni ile feshedildiğinin kabul edilemeyeceğini, idarenin sözleşmeyi feshetmesinin 4735 sayılı kanunun 20. Maddesinde düzenlenen iki halin varlığı halinde mümkün olduğunu, kanunda sayılan haller dışında (mücbir sebepler haricinde) bir sebeple idarenin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesinin haksız fesih haline sebebiyet vereceğini, işletim hakkı değişen davalı şirketin fesih hakkını 62 gün sonra kullandığını, yerel mahkemece feshin 34 gün sonra yapıldığı ve bu sürenin makul bir süre olduğu değerlendirilmiş ise de 34 gün sürenin de işin mahiyeti ve işleyişi dikkate alındığında makul bir süre olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 37 maddesi içeriğinde özelleştirme nedeni ile sözleşmenin feshedilmesi halinde yüklenicinin şirketten zarar ve ziyan kar mahrumiyeti gibi hiç bir hak talebinde bulunmayacağı düzenlendiğini, davalının özelleştirme tarihinden sonra makul sayılamayacak bir süreden sonra sözleşmeyi feshetmesinin artık sözleşmenin özelleştirme nedeni le feshedilmediğini ve yapılan feshin haksız fesih olduğu gözetildiğinde sözleşmenin 37. Maddesinin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, davaya konu sözleşmelerin genel işlem şartları içeren sözleşmeler olduğunu, yine sözleşmelerin üzerinde \"tip sözleşme\" yazılı olduğu da gözetilerek sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nun ilgili maddeleri bütünü gereğince taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 37.maddelerinin yazılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının, müvekkili ile imzaladığı 730 gün süreli sözleşmeden 3 ay sonra özelleştirme kararı alındığını, özelleştirmeyi bildiği halde 730 gün süreli sözleşme imzalayan davalının kusurlu olduğunu, haksız fesih nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını ve müvekkilinin zararlarını davalının tazmin etmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, hizmet alımı sözleşmesine dayalı maddi zararların tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı ile davalı arasında 06/12/2012 tarihinde farklı bölgeler için 6 ayrı \"... A.Ş Genel Müdürlüğü ve bağlı dağıtım şirketlerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3. Maddesinin g bendi kapsamında yapacağı mal ve hizmet alımları hakkında yönetmeliğe göre uygulanacak birim fiyat hizmet alımı tip sözleşmesi\" imzalandığı, sözleşme süresinin işe başlama tarihinde itibaren 730 takvim günü olduğu, davalının 01.07.2013 tarihli yazıları ile, davalı şirketin 03.06.2013 tarihinde özelleştirilmesi nedeniyle hüküm ve sonuçlarını 31.07.2013 günü mesai saati itibariyle doğurması kaydı ile 06/12/2012 tarihli sözleşmeleri feshettiği anlaşılmıştır.Davacı, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle  dilekçesinde bildirdiği zararlarının tazminini istemiş, Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Bilirkişi ..., ..., Borçlar Hukuku ... tarafındandüzenlenen10/04/2017 1 tarihli bilirkişi raporunda; yanlar arasında bölgeler farkı dışında her biri birbirinin benzeri, Bölge ile ilgili farklılık haricinde salt fiyat ile buna bağlı unsurlar farklılık içeren 6 adet sözleşmenin imzalandığını, bunların imza tarihinin 06/12/2012 olduğunu, sürenin 730 takvim günü olarak belirlendiğini, anılan sözleşmelerin her birinin, akden mukarrer süresi dolmadan, davacı yana davalı yanca sözleşme ilişkisi sürerken yöneltilmiş bir temerrüt/kötü ifa ihbarı vs.da olmadan, salt 01/07/2013 gün ve ...-... nolu yazı ile ona mümasil her bir bölgeye müteallik yazılar ile sona erdirildiğinin görüldüğünü, feshin 31/07/2013 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğinin her bir sona erdirmede bildiriminde görüldüğünü, bu yönlerde taraflar arasında çekişme olmadığını, mahkemece sözleşmenin serbestisi ilkesi kapsamında, yanlar arasındaki sözleşmelerin her biri bakımından 37.maddelerinin her birinde yer bulan düzenlemeyi yanlar arasındaki ilişkiye uygulanabilir olarak mütalaa edecek olursa, davacı yanın davadaki islemlerinin kabul koşulları olmadığının mütalaa edileceğini, ancak mahkemece farklı bir değerlendirmede bulunarak ve sözleşmelerin üzerinde \"tip sözleşme\" yazılı olduğu da gözetilerek, sözü geçen 37.maddelerin her birinin sözleşmede yazılmamış sayılmasına da karar verebileceğini, bunun dayanağı olarak sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlük bulmuş olan 6098 sayılı TBKnun 20-25.maddeleri ve bilhassa TBK 20 ile 21.maddelerinin bütünün gösterilebileceğini, mahkemece bu seçenek benimsenirken, davacının mütemerrit olmakla ve/veya kötü ifa ile itham edilmediği durumda, davacı nezdinde davalı yanca uyandırılan güvene aykırı olarak sözleşmelerin davalı yanca sona erdirilmesinin haksız fesih olduğu mütalaa edilecek ve buna göre kaideten davacının zarar giderimi isteminde bulunabileceğinin ifade edilebileceğini,  yanlar arası sözleşmeye göre zararın ne miktarda hesaplanacağı, miktarının ne olarak belirleneceği noktasında sözleşmesel içerik başta gözetilmek üzere, mali inceleme için yetki verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.19/01/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı tarafından tazminat taleplerine ilişkin belgelerin, muavin defter dökümlerinin vs.belgelerinin sunulmaması, davacı tarafından sadece 2012-2013 yıllarına ait yevmiye defterlerinin ibraz edilmesi, defteri kebir defterlerinin ibraz edilmemesi sebebi ile davacı tarafından talep edilen tazminatlarla ilgili olarak bir değerlendirme ve hesaplama yapılamadığını, bilirkişi tarafına herhangi bir belgenin ve ticari defterlerin sunulmaması sebebi ile davacı talepleri ile ilgili olarak inceleme ve değerlendirme yapılamadığını, davacı tarafından tazminat talepleri ile ilgili olarak belgelerin, giderlerle ilgili muavin defter dökümlerinin vs.belgeler ile defteri kebir defterlerinin sunulması halinde inceleme yapılabileceğini belirtmişler, bilirkişiler tarafından tanzim olunan 16/07/2019 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda ise, davacının talep ettiği meblağlar ile teknik/sektörel bakımdan eğer davacı işi sürdürse idi elde edebileceği gelirlerin, her bir birimde/bölümde izah edildiğini, buna göre davacının istemlerinin kabul koşulları benimsendiği takdirde ortaya çıkan zararı da mezkur sektörel/teknik tablolarda yer alan verilerden çıkarımlar yapılabileceğini, sektörde makul karın %25 değil, %10 olarak hesaplanmasının yerinde olduğunu belirtmişlerdir.Bilirkişi rapor ve ek raporlarına itirazlar nazara alınarak dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişiler ..., ... ve... tarafından düzenlenen 22/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 06/12/2013 tarihinde 730 tavkim günü süreli 6 ayrı sözleşme imzalandığını, .... AŞ ile ... AŞ'nin %100 oranındaki hissesinin ... AŞ'ye özelleştirme yüksek kurulunun 07/03/2013 tarih ve ... sayılı kararı çerçevesinde hisse satış sözleşmelerinin 28/05/2013 tarihinde imzalanması akabinde 31/07/2013 tarihinde davalı kurumca sözleşmelerin fesh edildiğinin anlaşıldığını, davacı şirketin sözleşmenin erken feshi nedeniyle uğramış olduğu zarar bakımından; 1 nolu makine, cihaz ekipman giderleri bakımından 97.046,15TL, 3 nolu ihale kom.karar pul bedeli bakımından 196.165,22TL, 4 nolu KİK bedeli bakımından 7.430,50TL, 6 nolu müteahhitlik karı bakımından 1.486.100,14TL, 9 nolu diğer gider masraflar bakımından 176.837,84TL olmak üzere toplam 1.963.579,85TL (KDV dahil) tazminat bedeli hesap edildiğini, ancak taraflar arasında imza edilen sözleşmenin 37.maddesi içeriğinde davalı şirketin özelleştirilmesi halinde, işletme hakkını devir alacak firmanın, işbu ihale konusu iş ile ilgili yüklenici firma ile yapılacak sözleşmeyi, süresinden önce feshetmesi halinde, yüklenici firmanın (davacı) davalı şirketten zarar ve ziyan kar mahrumiyeti gibi hiçbir hak talebinde bulunmayacağının kararlaştırıldığını, ayrıca sözleşmenin 30.3.maddesinde \"...Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmının henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı, söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz.Yüklenici bu sebeple kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz\" şeklinde sözleşme hükümleri bulunmakta olup, sözleşme konusu 6 ayrı işletme müdürlüğünde davacı tarafça sürdürülen işlerin 31/07/2013 sözleşmenin fesih edildiği tarih itibariyle bitirilme oranlarının %70'in altında olduğunun tespit edildiğini, davalı vekilince bu hususta sunulmuş mahkeme kararı (İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1058 esas sayılı dosyası) bulunduğunu belirtmişlerdir.10/09/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; sözleşmenin özelleştirmeden 62 gün sonra feshedilmesinin taraflar arasında imza edilen işin niteliği, içeriği ve kapsamı bakımından hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı şirketin yıllık veya dönemsel iş programı bakımından zarara uğramasına sebebiyet verebileceğini, davacı şirketçe her ay düzenli olarak davalı şirket müşterilerinin el bilgisayarları/... ile (...) endeks okuma ve düzenlenecek fatura bildiriminin aboneye bırakılarak elektrik sayaçlarının okunmakta olduğunu, iş kapsamına göre çalışan tedarik edildiğini, işin kapsamı, iş programı, işletmelerin büyüklüğü ve süreç dikkate alındığında bu sürenin 62 gün normal sayılamayacağını, sözleşmenin aynı şartlar ile devam edilmesi halinde 3.kişi konumundaki yeni işverinin zarara uğramasının beklenmeyeceğini, davacı şirketin iş kapsamında herhangi bir yetersizliği veya sözleşme aykırı eylemine ilişkin dosya kapsamında belge bulunmadığını, sözleşmenin fesih edilmesi ile birlikte davacı şirketin sözleşmenin süresini gözeterek yapmış olduğu masraflara katlanmak zorunda bırakıldığını, davacının zararına ilişkin kök rapordaki tespitlerin aynen devam ettiğini, kök rapordaki sovtaj oranına ilişkin kanaatin aynen devam ettiğini, sözleşmelerin halı sebeplerle (davacı şirketin sözleşmeye aykırı fiili vb.) feshedilmediğini, ancak taraflar arasında imza edilen sözleşmenin 37.maddesi içeriğinde davalı şirketin özelleştirilmesi halinde, işletme hakkını devir alacak firmanın, işbu ihale konusu ile ilgili yüklenici firma (davacı) davalı şirketten zarar ve ziyan kar mahrumiyeti gibi hiçbir hak talebinde bulunmayacağının kararlaştırıldığını, ayrıca sözleşmenin 30.3.maddesinde \"Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde ... Şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı, söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz. Yüklenici bu sebeple Kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz\" şeklinde sözleşme hükümleri bulunmakta olup, sözleşme konusu 6 ayrı işletme müdürlüğünde davacı tarafça sürdürülen işlerin 31/07/2013 sözleşmenin fesih edildiği tarih itibariyle bitirilme oranlarının %70'in altında olduğunun tespit edildiğini belirtmişlerdir. Davalı şirketin özelleştirildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 30.3. Maddesi;\" ...Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde ... Şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı, söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz. Yüklenici bu sebeple Kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamaz\" hükmünü düzenlemiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 37. maddesi; \" Şirketimizin özelleştirilmesi halinde, işletme hakkını devir alacak firmanın, iş bu ihale konusu iş ile ilgili yüklenici firma ile yapılacak sözleşmeyi, süresinden önce feshetmesi halinde, yüklenici firma şirketimizden zarar ve ziyan kar mahrumiyeti gibi hiç bir hak talebinde bulunmayacağını şimdiden peşinen kabul ve taahhüt eder\" hükmünü düzenlemiştir. Sözleşmelerin yorumunu düzenleyen 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesine göre “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.'\" Sözleşmenin yorumunda amaç, sözleşme taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerini tespit edebilmektir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 37. maddesinde açıkça özelleştirilmenin gerçekleştirilmesi ve dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde yüklenicinin idareden yani davalıdan tazminat talep edemeyeceği kararlaştırılmıştır.Tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdığı sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı açıktır. Davalı şirket sözleşmeleri sözleşmelerde yer alan tek taraflı fesih hakkına dayalı olarak feshetmiştir. Sözleşme hükmünün her iki taraf için de bağlayıcı olduğu dikkate alındığında, davacı, sözleşme ile davalı şirketin özelleştirilmesi ve şirketin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamayacağını açıkça kabul ettiğinden davalı tarafça sözleşmelerin feshedilmesi haksız fesih olarak değerlendirilemeyecektir.Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin/teknik şartnamenin 30.3 maddesi ve 37. maddesi maddesinde, özelleştirme neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmeme hakkına sahip oldukları anlaşılmaktadır.Yukarıda belirtilen sözleşme ve şartnamedeki düzenlemeler gereğince, davalı şirketin sözleşmeyi devam ettirmeme yönünde iradesini kullandığı ve sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini 01/07/2013 tarihli yazıları ile davacı şirkete bildirdiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmedeki bahse konu düzenlemeler gereğince, bu halde yükleniciye bundan dolayı kâr mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmayacağı kararlaştırılmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 20-25. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarıyla ilgili yasal hükümlerin değerlendirilmesi neticesinde, sözleşmenin 30.3 ve 37. maddesindeki hükmün genel işlem şartı olarak değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle davacının dava konusu taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki yerel mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.Bununla birlikte, taraflar arasındaki sözleşmenin 37. Maddesinde özelleştirme nedeniyle sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi hali düzenlenmiş olup, buna göre sözleşme ile özelleştirme işlemi sonrasında dağıtım şirketine sözleşmeleri tek taraflı fesih yetkisi verildiği ve davalı tarafında da özelleştirme nedeniyle sözleşmenin süresinden önce feshedildiği anlaşılmıştır.Sözleşmede özelleştirmeden sonra fesih için belli bir süre öngörülmediğinden, davacının, makul süre içinde sözleşmenin feshedilmediği yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1178 Esas, 2022/130 Karar sayılı ve 02/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32f7812b0ee9c63d","SID":"308545c32e69891a"}}