{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/94 <br>KARAR NO: 2025/587<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2021<br>NUMARASI: 2018/597   E. - 2021/637  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak 194.834,35 TL ödenmesini talep ettiğini, 15.09.2014 tarihli 55.000 USD bedelli çekin müvekkilince bankaya ibraz edilmediği için çek vasfını yitirmiş olduğundan ilamsız adi takip yaptığını, takibe konu evrakın taraflar arasındaki 23.06.2014 tarihli sözleşme kapsamında borcuna karşılık davalı tarafından verilen çek olduğunu, takipte itirazda “yapılan ve daha sonra feshedilen sözleşme nedeniyle iade edilmesi gereken çek olduğunu, bankaya da ibraz edilmediğini, çekin ticari faaliyete de konu olunmadığından iadesi gereken çek olduğunun kanıtı olduğunu” bildirerek borca ve ferilerine itiraz edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müvekkili şirketin işletmekte olduğu ... Hotel adlı ticari işletmesinin davalı acentanın yerli yabancı konaklama ihtiyacını sağlamak için 2014 yaz ve 2014-2015 kış dönemi için 23.06.2014 tarihli iki tarafa borç yükleyen, sürekli edimli bir hizmet  sözleşmesi olduğunu ve çekin sözleşmenin 8. maddesi kapsamında verilen çeklerden biri olduğunu ve evvelce takibe konu ve şimdi kısmi alacak dava konusu olan 15.09.2014 tarihli 55.000 USD bedelli çek olduğunu, davalının müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini gerekçe gösterek 11.09.2014 tarihinde davacı şirket ortaklarından ...'nin faks mesajı ile sözleşmeyi feshettiğini açıkladığını ve  şirkette çalışmayan, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ...’ten gelen faks ile mutabakata varıldığını belirterek İst. 1 ATM 2014/1297 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, ancak sözleşmenin müvekkili iradesinde fesholunmadığını, davalının taahhüt etmiş olduğu konaklamayı yapmamış olsa dahi davalının ödeme yapmak mecburiyetinde olduğunu, yapılan yargılama ile davanın reddine karar verildiğini, çekin bankaya ibra edilmemiş olsa bile iş bu dava ile alacaklı olduğunun sabit olduğunu, borçlu ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olduğunu, dolayısıyla davalının iddiasının aksine çek bedelinin ödenmesi gerektiğinin açık olduğunu iddia ederek, ödenmeyen çek bedelinden şimdilik 50.000 TL’nin avans faizi ile birlikte tahsilini,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Taraflar arasında 23.06.2014 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme uyarınca 55.000 USD peşin ve 55.000 USD miktarlı 15.08.2014, 15.09.2014 ve 15.10.2014 tarihli çeklerin  ileride gerçekleşecek gecelemelere teminat olarak verildiğini, ilk çekin ödendiği 15.08.2014 tarihinde 138.573 TL alacaklı olduklarını, davacı ...’nin bazı tarihlere rezervasyonlarını kapatması, akitten kaynaklı bazı taahhütleri yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin haklarını koruyamaması ile görüşmeler neticesinde akdin 11.09.2014 tarihinde fesih edildiğini, bu nedenle teminat olarak verilen çeklerin konusuz kaldığını, ...’nin müvekkiline hizmet vermeyi durdurduğunu ve müvekkilinin de çekleri ödememiş olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin fesih olunduğu 11.09.2014 tarihinde alacaklı olduğunu ve 210.000 USD’sini henüz alamadıklarını, açılan menfi tespit davasının reddedildiğini, müvekkilinin de gelen müşteri talepleri doğrultusunda rezervasyonlara devam ettiğini , bugüne kadar ticari ilişkinin devam ettiğini, ancak bu süreçte yapılan gecelemeler karşılığında ...’nin gönderdiği faturaların daha önceden verilen 210.000 USD’den düşülmek suretiyle mutabakat sağlandığını, icra dosyasına da yukarıdaki sebeplerden itiraz edildiğini, ...’nin itirazın iptali davası açmadığını, 15.10.2014 tarihli çekin de ödendiğini, bu çek ödemesinden sonra  müvekkili alacağının 178.176, TL olduğunu, müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Huzurdaki davada davacı yanın 23/06/2014 tarihli sözleşme kapsamında otel konaklama hizmetine dayalı, celp edilen takip dosyasına dayanak  Teb cihangir şubesine ait 15/09/2014 tarihli, ... numaralı, 55.000 USD bedelli  çek bedelinden ödenmeyen şimdilik  50.000TL'nin avans faizi ile tahsili isteminin ileri sürüldüğü, takibin itiraz neticesinde durduğu ve işbu davanın  alacak davası olarak ikame edildiği anlaşılmıştır. Yanlar arasında 01/05/2014 - 01/04/2015 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde konaklama hizmet sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşmede davalı müşterilerinin konaklama ihtiyacının davacıya ait otelde gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı, fiyat ve detaylar ile ödeme şeklinin sözleşmede yazılı olduğu anlaşılmıştır. Celp ve tetkik edilen  İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 E., 2016/706 K sayılı dosyasının davalı tarafça davacı aleyhine açılan menfi tespit davası olup  taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirildiği gerekçesi ile 15.09.2014 tarihli ve 15.10.2014 tarihli iki adet çekten dolayı davacıya borçlu olmadığının tespitine ve ödenen 70.000-TL'nin iadesine dair ikame ettiği davanın reddine karar verildiği, mahkemenin gerekçesine göre 11.09.2014 tarihli belge tarafların yetkili temsilcilerinin imzasını taşımadığı için geçersiz olup  sözleşmenin feshedildiğine dair başkaca bir yazılı belge de sunulmadığı, bunun yanında taraflar arasındaki ilişki değerlendirildiğinde tarafların iradesinin sözleşmenin devamı yönünde olduğu, bu sebeplerle  davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Dolayısıyla taraflar arasındaki  sözleşmeden doğan borç ilişkisinin iddia edildiği şekilde sona erdirilmemiş olduğu kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiş olup kesinleşen hususlar aleyhinde ileri sürülen davalı savunması yönünden (sözleşmenin feshedildiği savunmasına ilişkin) yeniden inceleme yoluna gidilmesi mümkün olmamıştır. Ayrıca davalı yanın cevap dilekçesi kapsamında ticari ilişkinin bugüne kadar devam ettiğinin beyan edildiği ve ödeme savunmasının ileri sürüldüğü tespit edilmiştir. Bu tespitler ışığında yanlar arasındaki konaklama hizmetine yönelik ticari ilişkinin devam ettiği sabit olup tarafların ticari defterleri ve konaklama hizmetine ilişkin faturalar kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmış olup kök ve heyet marifeti ile düzenlenen ek rapor tespitlerinin mali hesaplama kriterleri yönünden dosya kapsamına uygun, kesinleşen dava dosyası ile uyumlu, ayrıntılı olması nedeni ile hükme esas alınmaya elverişli olduğu saptanmıştır. Mali tespitler ışığında cari hesap ilişkisine dönüşen konaklamaya ilişkin ticari ilişkinin defter ve fatura kayıtları ile dökümünün yapıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda  sözleşme gereğince “gecelik konaklama ücreti 140 USD'den 1500 gece şeklinde” kararlaştırılmış olduğu, 2016, 2017, 2018 yıllarındaki hesaplamaların  davacı kayıtlarındaki faturalar esas alınmak suretiyle yapıldığı, dolayısıyla 2016,2017,2018 yıllarında devam eden ilişkide ticari kayıtlarda da belirlenmiş olduğundan itiraz edilen yıllardaki kullanım bedellerinin davacının fatura ettiği miktar esas alınmak suretiyle düşüldüğü, defterlerde de davacı tarafça bu yönde kayıtlandığı,  alınan avanslar hesabındaki tutarın o yıla ait kullanım kadar yıl sonunda davalının borcunun  kapatılmasında virman yapılmak suretiyle uygulandığı, kesinleşen mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda davacı için hesaplanmış olan kullanılmayan oda/geceye tekabül eden — kar kaybı davacı için alacak olarak değerlendirildiği, bu rapora ilişkin kesinleşen hususlar dikkate alınarak devam eden kullanımlar için davacının fatura ettiği kısım ile 2016, 2017, 2018 faturalarındaki tutarların davacıda kalan davalı ödemesinden düşüldüğü,  sözleşme ile verilen çeklerin ve ödemelerin  dava tarihine kadar karşılıklı alacak borç ilişkisinde mahsup edildiği,  sözleşme içeriğinde 8. maddesi ile ''Oda sayısının anlaşma süresi sonunda tamamlanmamış olması halinde 1 ay ek mühlet tanınacak olup yine de bakiye kalması durumunda standart acenta fiyatları geçerli olacağını, lohotel kontenjanlarının gerçekleşmemesi durumunda para iadesi yapılmayacaktır.'' hükmü gereğince kullanılmayan oda hizmetlerinin davalıya iade edilmeyeceği ve kullanılmayan kısmın verilen ilave süreden sonra standart acenta fiyatlarının uygulanacağının taraflarca kabul edildiği, ifade edilen hususun davalının kullanamadığı kısma ilişkin 2016, 2017, 2018 dönemi kullanımlarının da baştaki sözleşme ile ödenen bedele mahsubu ile söz konusu hükmün taraflarca karşılıklı olarak davalının kalan ödemesinde yeni dönemdeki konaklamalar ile iade edilmeyeceği kısma ilişkin kullanım sağlandığı, davacının sözleşme dönemindeki eksik kısım için sonraki dönemlerdeki gecelikler de düşülmek suretiyle  464 kalan gece tutarı için davalıdan talepte bulunabileceği, kesinleşen 1.ATM dosyası kapsamındaki bilirkişi raporunda davacının bu konudaki kar kaybının somut verilerle 85.754,61 TL olarak belirlendiği,  borç alacak dökümü kapsamında dava tarihi itibari ile nihai hesabın 54.516,58 TL davalı borcu olarak hesaplandığı, tüm bu nedenlerle anılı bedel olan 54.516,58-TL alacak isteminde davacının haklı bulunduğu, davanın kısmi dava olarak ikame edilmekle dava konusu edilen 50.000-TL yönünden davanın kabulüne dair...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından dosyadaki delillerin, belgelerin rapor ve rapora yaptıkları itirazların doğru değerlendirilmediğini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas sayılı dosyasından ayrı ve bağımsız yargılama yapamadığını, sözleşmenin sona erdiğinin tespitini yapamadığını, sözleşmenin sona ermesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesinin farklı sonuçlar olduğunun değerlendirilemediğini, yanlış karar verildiğini, taraflar arasındaki 23.06.2014 tarihli sözleşmenin 11.09.2014 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin davalı şirket ile davacı şirket arasında  kurulduğunu, 11.09.2014 tarihli fesih belgesinde her ne kadar ... genel müdür yardımcısı adı yer almakta ise de dikkat edildiğinde fesih belgesinin çift imzalı olduğunu, soldaki imzanın genel müdür ...'e ait olduğunu, davacı şirketin genel müdürü ...'in sözleşmeyi de sözleşmenin feshi belgesini de imzaladığını, davacının sözleşme ile davalıya taahhüt ettiği kontenjan fiyat farkı avantajlarını sağlamayamaması sebebiyle sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, sözleşme feshinin davacı şirketin müvekkilinin oda talepleri karşısında sürekli olarak doluluk maili atması oda tahsis edememesi ve satışa kapatılmasını istemesinden kaynaklandığını, fesihte imzası bulunan ...'in isticvap talebinin reddedildiğini, davacının müvekkilinin müşterilerine oda satışı yapmasını defalarca engellediğini, müvekkili şirketin sözleşmeyi akdederken orta doğu piyasasındaki diğer acentelere göre 20 USD daha düşük fiyatla oda aldığını düşünürken sözleşmenin imzalanmasından bir müddet sonra davacının herkese bu fiyat indirimini uygulamakta olduğunu gördüğünü, müvekkilinin sözleşmenin kendisine kontenjan ve fiyat farkı avantajı sağlayacağını düşünürken aslında hepsinin bir kandırmaca olduğunu anladığını ve sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, feshin gerçek olduğunu, fesihten sonra ticari ilişkinin sözleşmeden bağımsız olarak devam ettiğini, raporda tespit edildiği üzere mahsuplaşmalar yapıldığını, müvekkilinin aldığı her odanın fatura bedelinin davacının uhtesindeki peşinattan düşürüldüğünü, 01.08.2018 tarihli dilekçede sundukları 11.07.2018 tarihli oda faturasının taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonu olduğunu, kök ve ek raporda davacının davalıdan alacaklı olmadığının net bir şekilde belirlendiğini, sözleşmenin her iki tarafa yükümlülük verdiğini, müvekkilinin sözleşme tarihleri arasında 1500 geceleme garantisi verirken davacı tarafında müvekkiline geceleme taleplerine olumlu yanıt vermesi oda tahsis etmesinin gerektiğini, kontenjan anlaşmasının bu gaye ile yapıldığını, müvekkilinin oda rezervasyon - geceleme taleplerine davacı tarafın ret - kapalı mailleri gönderdiğini, müvekkiline karşı sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmez iken haklarını da gasp ettiğini, TMK 2.maddenin dikkate alınmadığını, stop mail mesajlarının defalarca dosyaya sunulduğunu, sözleşmenin karşılıklı irade ile sona erdirildiğini, davacı şirketin 146.171,53 TL borçlu iken söz konusu hayali/naylon fatura ile birden bire alacaklı konumuna geçmeye çalıştığını, tarafların defter kayıtlarında davacının dava tarihinde alacaklı olmadığını açıkça gösterdiğini, davanın 27.06.2018 tarihinde açıldığını, aynı alacak iddiası ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine itiraz üzerine durduğunu, itirazın iptali davası açılmayarak borca itirazın kabul edildiğini ve kesinleştiğini bu sebeple hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddinin gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sözleşme kapsamında düzenlenen çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sözleşme ilişkisinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilip feshedilmediği, sözleşmeyi fesheden kişinin davacı şirketi temsil yetkisinin olup olmadığı, feshin geçerli bulunup bulunmadığı, fesihten sonra devam eden ticari ilişkinin sözleşme dahilinde mi yoksa haricinde mi olduğu, davacının dava konusu alacak hakkının bulunup bulunmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve ayrıca dava dışı ...'in isticvap talebinin reddedilmiş olmasının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 23.06.2014 tarihli, geçerlilik süresi, 01 Mayıs 2014/01 Nisan 2015 olan, davacı şirketin acenta, davalı şirketin ise Otel olarak yer aldığı, konusunun otelin acenta tarafından Ortadoğu pazarına pazarlanması olan, fiyat ve detayların belirlendiği, 5 maddede, kontenjan ve özel şartlara yer verildiği, söz konusu maddede, acentanın kontrat geçerlilik süresince 1500 gecelemeyi garanti edeceğinin ifade edildiği, aynı maddenin devamında, acentanın belirlenen tarih süresince kontenjanlarını tamamlamayı taahhüt ettiği, acentanın gerçekleştiremediği dönem kontenjanlarını otel ile anlaşmaya vararak diğer aylara aktarabileceğinin ifade edildiği, 7.maddede, rezervasyonların düzenlendiği, otelin acentanın göndereceği grup rezervasyonlarında garanti geceleme ve ön ödeme talep etme hakkına sahip olacağı, talep edilen ön ödemenin yerine getirilmediği takdirde, otelin rezervasyonu bildirimde bulunmaksızın iptal edeceğine yer verildiği, 8.maddede ise ödemelerin düzenlendiği, maddede, “ 1500 geceleme karşılığı Acenta LOHOTEL' e 210.000 USD ödemeyi aşağıda belirtilen ödeme planı ile yapmayı garanti eder...” ifadelerine yer verildiği devamında ise, kontenjan ile garanti edilen oda sayısının anlaşma dönemi sonunda tamamlanamamış olması halinde bir ay ek müddet tanınacağı yinede bakiye kalması halinde standart acenta fiyatlarının geçerli olacağı, otelin kontenjanların gerçekleşmemesi halinde para iadesini yapmayacağının belirtildiği ve ödeme planının dava dilekçesinde belirtilen nakit ve üç ayrı vadeli her biri 55.000 USD bedelli çek olarak belirlendiği, sözleşmenin dava dışı şirket yetkilileri tarafından imzalandığı, davacı tarafın sözleşmenin feshi iddiasına dayanak yaptığı, 11.09.2014 tarihli, faksın ise, davalı otel tarafından davalı acentaya hitaben, konu başlığında, sözleşmenin iptali yazılı olan ve sayın ..., hitabesi ile başlayan ve davalı otelin genel müdür yardımcısı yazısı üzerine, dava dışı ... imzalı, içeriğinde ”23.06.2014 tarihinde ... Hotel arasında imzalanmış olan 2014 yaz - 2014/2015 kış dönemini kapsayan fiyat ve kontenjan anlaşmamız karşılıklı mutabakatımız sonrasında 11.09.2014 tarihi itibarıyla fesh edilmiştir.” Yazısının yer aldığı, davacının iş bu faks çıktısına istinaden iş bu davayı açtığı, İTO ait şirket sicil bilgilerinden, davalı şirketin eski ortaklarının ..., ..., ortaklarının ve yetkililerinin ise, ... ve ... oldukları, görev sürelerinin 02.05.2021 yılına kadar olup ve münferiden yetkili oldukları, sözleşme tarihinde , 29.12.2008 tarihinde tescil edilen 25.12.2008 tarihli ortaklar kurulu kararında 10 yıl için şirket müdürlüğüne seçilen ...‘nın şirket ünvanı altında vaz edeceği münferit imzası ile her konuda temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 02.05.2011 tarihli ortaklar kurulu kararında da yine, hali hazırda şirket müdürü ...’nın hiçbir sınırlama olmaksızın şirket kaşesi altında münferiden vaz eyleyeceği münferit imzası ile temsil ve ilzam yetkisinin  10 yıl süre ile devam edeceği kararının alındığı, faks yazısını gönderen ...’in şirket ortağı veya temsilcisi olmadığı, davalı şirket tarafından 01.10.2014 tarihinde İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas sayılı  dosyasında iş bu dosyadaki davacı şirket hakkında otel sözleşmesinin karşılıklı feshedildiği iddiasına dayanarak menfi  tespit ve istirdat davası açtığı, açılan dava sonucunda, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas 2016/706 Karar ve 10.10.2016 tarihli kararı ile; davacı tarafın 11.09.2014 tarihi itibariyle sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirilmesine ilişkin faks mesajına dayandığı, anılan mesajın davacı şirket ortaklarından olan ...'ye hitaben yazıldığı, davalı şirket adına ... tarafından imzalandığı, sicil kaydına göre davalı adına bu faksı gönderen ...'in şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi olmadığı, davacı şirket ortaklarından ...'nin karşılıklı görüşmek suretiyle sözleşmeyi sonlandırdıklarını, daha sonra davalı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin yazı gönderildiğini ifade ettiği, belgenin tarafların yetkili temsilcilerinin imzasını taşımadığı bu sebeple geçerli olduğunun kabul edilemeyeceği, feshe ilişkin başkaca bir yazılı belgenin sunulmadığı, bir an için sözleşmenin sona erdirildiğine ilişkin 11.09.2014 tarihli belgenin geçerli olduğunun kabulünde dahi taraf defterlerinin incelenmesi sonucunda taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, dava tarihi olan 01.10.2014 sonra tarafların karşılıklı fatura düzenledikleri, davacının ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olduğu,  davacının sözleşmenin sona erdirildiği ve davalının sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayalı olarak sözleşme kapsamında ödediği nakit bedelin iadesi ve verdiği çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın yasal ve haklı dayanağının olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, verilen kararın söz konusu dosyada davacı olan şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/1121 Esas, 2017/1803 Karar ve 16.11.2017 tarihli kararı ile; \"...Taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme, Turizm Hukukuna özgü Otel sözleşmesidir. Turizm Hukukunu düzenleyen kodifiye edilmiş temel bir kanun bulunmadığı gibi, gerek TBK da, gerekse de TTK ve diğer kanunlarda “ Otel Sözleşmesi “ kavramı bulunmamaktadır, ancak uzun yıllardan bu tarafa Turizm sektörü uygulamasında oteller ile seyahat acenteleri arasında yapılan sözleşmelerde, Otel Sözleşmesi kavramı kullanıldığı, gerek uluslararası düzenlemelerde, gerekse Turizm İlişkiler Yönetmeliğinde de kavram bu şekilde yerleştiği için, Turizm Hukukuna özgü bir sözleşme tipi olarak “ Otel Sözleşmesi “ kavramının konaklama işletmeleri ( Otel ) ile seyahat işletmeleri (Seyahat Acentası) arasındaki sözleşmeler için kullanıldığının anlaşılması gerekmektedir.Otel Sözleşmesi niteliği itibarıyla, kanunlarda düzenlenmiş hiçbir sözleşme tipine dahil edilmeyeceği gibi kendine özgü yapısı olan sui jeneris bir sözleşmedir. Otel Sözleşmesi ile otelci, konaklama ve buna bağlı yan hizmetleri sunmayı, kar ya da komisyon ödemeyi yükümlenirken, seyahat acentası otele müşteri sağlamayı ve genellikle konaklama bedelini ödemeyi taahhüt ettiği için, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Otel Sözleşmesi, Turizm İlişkiler Yönetmeliğinin 6.maddesinde, acenta ve Otel arasında, bireysel olarak seyahat eden müşterilerle ilgili sözleşmeler, grup olarak seyahat eden müşteriler ile ilgili sözleşmeler ve belirli bir sürenin üzerindeki rezarvasyonlar için yapılacak ( kontenjan ) tahsis sözleşmeleri şeklinde üç çeşit Otel sözleşmesinin düzenleneceği belirtilmiştir. Somut olayda olduğu gibi, kontenjan Sözleşmesi , Otel ile acenta arasında belirli bir dönemi kapsayacak şekilde , otelcinin acenta müşterilerine belirli sayıda oda tahsis etmeyi kabul ettiği, acentanında Otel tarafından tahsis edilen yerlere müşteri sağlamayı kabul ettiği sözleşme olarak tanımlayabiliriz.Kontenjan sözleşmeleri, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme tiplerindendir. Garantili kontenjan sözleşmelerinde ise, Otel belirli sayıda oda ayırmayı taahhüt etmiş ise bu odalarda belirlenen konaklama yapılmasa dahi, seyahat acentası bu bedeli ödeme yükümlülüğü altında olduğu için, Otel tarafından düzenlenen no Show faturalarını ticari kayıtlarına alıp ödeme yükümlülüğündedir.Taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme ve sözleşme özelliğini açıkladıktan sonra uyuşmazlık konularını irdelemek gerekecektir.Her iki tarafta şirkettir.Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK nun 623. maddesinde, şirketin yönetim ve temsilinin şirket Sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşme ile yönetim ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, müdürlerin, kanunla veya şirket Sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve kararları yürütmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, dava konusu sözleşme iptali yazısını imzalayan dava dışı ...’in şirketi temsile yetkili olmadığı ticari sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.Yetkisi olmayan şahsın imzaladığı belgeye ,davalı tarafından icazet verildiğine  dair dosyada bir delil ve iddiada mevcut değildir. Aksine, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, her iki tarafa ait ticari defterlerden söz konusu yazı tarihinden sonra tarafların sözleşme konusu ticari ilişkiyi devam ettirdikleri, her iki tarafında yetkisiz kişice düzenlenen feshe dair yazıya fiilen itibar etmedikleri, benimsemedikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda , davalı şirket temsilcisi olmayan kişi tarafından düzenlenerek imzalanan belgenin davalı tarafı bağlayıcılığının kabulü yasal düzenlemeler ve uygulama anlamında mümkün değildir.Ayrıca , akdin feshine ilişkin irade tek taraflı bozucu  yenilik doğuran haklardan olup karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurur. 6102 sayılı TTK nun 18/3. fıkrasında “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe , sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla , telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır”, 18/2 .fıkrada ise, “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir” düzenlemelerine yer verilmiştir.Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasında düzenlenen Sözleşmenin özellikleri,  TTK daki şirketlerin temsili, Sözleşmenin fesih şekli ve diğer tüm düzenlemeler karşısında, davacının Sözleşmenin feshedildiği ve buna dair vermiş olduğu çekten dolayı borçlu olmadığı ve ödediği bedelin istirdadı talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile mahkemenin red gerekçesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddedildiği, kararın temyiz edilmeyerek 22.12.2017 tarihinde kesinleştiği, sözleşmenin 8.maddesi gereğince davalı acente tarafından 1500 geceleme karşılığı otele 210.000,00 USD ödemeyi belirtilen ödeme planı çerçevesinde yapmayı garanti ettiğinin belirtildiği, nakit tutar ile birlikte her biri 55.000,00 USD tutarındaki çekin gösterildiği, çeklerin vade tarihlerinin 15.08.2014, 15.09.2014 ve 15.10.2014 tarihli olduğu, davacı şirket tarafından sözleşmede yer verilen 15.09.2014 vade tarihli 55.000,00 USD bedelli davalı şirketin ... AŞ'nin Cihangir Branch şubesindeki hesabından davacı şirket adına keşide etmiş olduğu çekle ilgili olarak alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 55.000,00 USD asıl alacakla birlikte işlemiş faiz olmak üzere toplam 63.079,73 USD tutarındaki 190.834,35 TL karşılığı alacağın tahsili amacı ile 20.10.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, davalı şirketin takip sonrasında yukarıda yer verilen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas sayılı dosyadaki davasını açmış olduğu, davacı şirketin ise icra takibi neticesinde takip itiraza uğradıktan sonra itirazın iptali davasını açmayarak  İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde davalı tarafça açılan menfi tespit davasının neticelenmesinden sonra icra takibine konu etmiş olduğu çek bedelinden şimdilik 50.000,00 TL tahsili amacıyla 27.06.2018 tarihinde iş bu alacak davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların dosyaya delillerini ibrazı sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır.27.06.2019 bilirkişi heyet raporunda; davacının  alacak talebine göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşme kapsamında, davalı tarafından çek verilmek suretiyle davacı tarafından da sunulacağı bildirilen oda hizmetinin karşılıklı verildiği, ancak davalının 210.000 USD bedelli çek ve nakit verdiği çeklerden 1 adedini ödemediği, oda olarak da gecelik 1.500 adedi  kullanmadığı, taahhüt  ettiği kullanımın yarısına yakınını 2014 -2015 döneminde ve peyder pey, taraflar arasında sözleşmenin feshine ilişkin dava devam ederken ve temyiz aşamasında gecelik konaklama aldığı,  davacının 2016,2017,2018 yıllarında fatura tanzim ederek kayıtlarında yer aldığı, davalının sözleşme ile vermiş olduğu çeklerin bedelini alacağından mahsup ettiği, mahkemede dava açıldıktan sonra davacının faturayı tanzim ettiği ve davalının aldığı oda hizmetlerini nakit ödemeye başladığı hususları kayıtlar kapsamında görüldüğü, tüm bu sefahat içersinde, davacının talep ettiği alacağının olup olmadığı  sözleşme kapsamında başlayan karşılıklı dava sefahatinde devam eden ticari ilişki içeriğine göre ; davalının 474.687,73 TL kayıtlarda yapmış olduğu çek ve nakit ödemesi karşılığında 276,807,77 TL'lik gecelik hizmet aldığı, 197.,879,96 TL davacıya vermiş olduğu tutar karşılığı sözleşme sezonunda 1.500 geceyi tamamlayamadığı kısımdan kalan tutar olduğu ,bu tutarın içinden ödenmeyen 55.000 USD'ye karşılık kayıtlanan 114,933,50 TL tutar hariç tutulduğunda davalının davacıda kalan 82.946,46 TL ödediği bedel bakiyesi kullanılmayan kısma ilişkin hesaplanmış olduğu, tarafların sözleşmenin feshine ilişkin acenta iddiasının kabul görmemesi neticesinde devam eden ticari ilişkide dava tarihine kadar ilişkinin devam ettiği ve davadan sonra da ticari ilişkinin bir süre daha devam ettiği ve şözleşme ile verilen çeklerin ve ödemenin dava tarihine kadar karşılıklı alacak borç ilişkisinden mahsup edildiği üzere 31.238,03 TL nin bu mahsuplar neticesinde dava tarihinde bu kayıtlarda davalı bakiyesi alacaklı olduğunun  hesaplandığı, yine taraflar arsındaki sözleşme içeriğinde 8. madde “oda sayısının anlaşma süresi sonunda tamamlanmamış olması halinde 1 ay ek mühlet tanınacak olup yine de bakiye kalması durumunda standart acenta fiyatları geçerli olacaktır. Lohotel kontenlanlarının gerçekleşmemesi durumunda para iadesi yapılmayacaktır. “hükmüne havi olup, kullanılmayan oda hizmetlerinin davalıya iade edilmeyeceği ve kullanılmayan kısmın verilen ilave süreden sonra standart acenta fiyatlarının uygulanacağı taraflarca kabul edildiği, davalının kullanamadığı kısma ilişkin 2016,2017,2018 dönemi kullanımlarının da baştaki sözleşme ile ödenen bedele mahsubu ile söz konusu hükmün taraflarca karşılıklı olarak davalının kalan ödemesinde yeni dönemdeki konaklamalar ile iade edilmeyeceği kısma ilişkin kullanım sağlandığının anlaşıldığı, buna rağmen davalının 464 adet gecelemeyi tamamlayamadığı, verdiği ödemelerin de davacı tarafından davalının sonraki dönemlerdeki gecelemelerden mahsup edilmiş olduğu, davalıya verilen ilave sürelerde de bakiye kullanımı tamamlamadığından davacının sözleşme dönemindeki eksik kısım için sonraki dönemlerdeki gecelikler de düşülmek suretiyle dahi 464 kalan gece tutar için davalıdan talepte bulunabileceği, yine 1.ATM'deki bilirkişi raporunda davacının bu konudaki kar kaybı gece başına aynı şekilde somut verilerle hesaplanmış olduğu, bu tutarın 85.754,61 TL olarak belirlendiği, dava tarihinde 54.516,58 TL davalı borcu olarak hesaplanmasının söz konusu olduğu,  taraflar arasında görülen İstanbul 1. ATM 2014/1297 E. sayılı dosya ve içeriğinin   incelendiği ve tespit edilen hususlar kapsamında davacının davalıdan çek bedeli ve sözleşme ve devam eden ticari ilişki kapsamında 54.516,58 TL tutarı talep edebileceği belirtilmiştir.Taraf vekillerinin itirazı üzerine mahkemece ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetine ayrıca Turizm ve Otelcilik Uzmanı bilirkişide dahil edilerek rapor düzenlenmiştir. 06.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; sözleşmenin 8.maddesinde \"Ödeme ,1500 geceleme karşılığı ...“e 210.000 USD ödemeyi aşağıda belirtilen ödeme planı ile yapmayı garanti eder. Kontenjan ile garanti edilen oda sayısının anlaşma dönemi sonunda tamamlanamamış olması halinde 1 ay ek müddet tanınacak olup yine de bakiye kalması durumunda standart acenta fiyatları geçerli olacaktır. ... kontenjanların gerçekleşmemesi durumunda para iadesi yapmayacaktır.\" görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşmede acentanın  kontenjanını tamamlayamaması halinde “diğer aylara aktarabilir “,“fesih halinde hesap mutabakatı sonrasında karşılıklı iade ve ödemeler yapılacaktır.” , “Yine de bakiye kalması durumunda standart acenta fiyatları geçerli olacağı,  ... kontenjanların gerçekleşmemesi durumunda para iadesi yapmayacaktır. “ şeklinde olduğu, 3. maddede, kalan kullanılmayan kısma ilişkin davalının standart acente fiyatları kapsamında kontenjan kullanabileceği kalan tutarın bu şekilde iade edilmeyeceği hususlarının karşılıklı yapılan sözleşme maddelerinde belirlendiği, dolayısıyla 2016,2017,2018 yıllarında  ticari ilişkinin devam ettiğinin ticari kayıtlarda da belirlenmiş olduğundan söz konusu itiraz edilen yıllardaki kullanım bedellerinin davacının fatura ettiği miktar esas alınmak suretiyle düşüldüğü, kayıtlarda da bu şekilde davacının kaydettiği,  alınan avanslar hesabındaki tutarın o yıl ki kullanım kadar yıl sonunda davalının borcunun kapatılmasında virman yapılmak suretiyle uygulandığı, davacının itirazlarının incelenmesi sonucunda  kök rapordaki davacının alacağına ilişkin 54.516,58 TL olarak yapılan hesaplamaları yeniden revize edecek bir husus bulunmadığının görüldüğü, davacının para iadesi yapmayacağı kararlaştırılan hükümde kalan bakiyenin standart oda fiyatlarından davalı tarafça kullanım hakkının bulunduğunun sözleşmede yer aldığı, kesinleşen mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda davacı için hesaplanmış olan kullanılmayan oda/geceye tekabül eden  kar kaybı davacı için alacak olarak değerlendirildiği, taraflarınca  bu rapora ilişkin kesinleşen hususlar dikkate alınarak  devam eden kullanımlar için davacının fatura ettiği kısım (kar kaybı değil) 2016,2017,2018 faturalarındaki tutarın davacıda kalan davalı ödemesinden düşüldüğü,  bu nedenle de adı geçen rapordaki Lohotel alacağı olarak belirlenen 44.685,44 TL tutardan davacı lehine oluşan 9.831,14 TL farkın söz konusu olduğu ve 54.516,58 TL davacının alacaklı olduğunun belirlendiği, söz konusu mahkeme kararına esas raporda davalı tarafından gece/oda kullanılmayan kısma tekabül eden bedel için davacının brüt karının alacak olarak yer aldığı, taraflarınca tarızim edilen raporda ise diğer rapordan sonraki dönemde gerçekleşen kullanımlar ve dolayısıyla davacının fiyatlandırması ile tanzim edilen faturalar esas alınmak suretiyle adı geçen rapor ile çelişmeyecek şekilde  nihai hesap yapıldığı, davalının itirazlarının da tarafların karşılıklı yapmış oldukları sözleşme içeriğine ilişkin davacı itirazlarında yaptıkları değerlendirmeler kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekili yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı itiraz dilekçesinde; sözleşmesinin 11.09.2014 tarihi itibariyle sona erdiğini, önemli olan hususun bu olduğunu, davacı şirket genel müdürü ...'in sözleşmeyi ve sözleşmenin feshine ilişkin belgeyi imzaladığını, sözleşmenin kurulması aşamasında yetkili olduğunu, ... imzasının değerlendirilmediğini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas sayılı dosyasındaki verilen kararın yanlış olduğunu, genel müdür ...'in isticvabına karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, dava açıldıktan sonraki dönemin dikkate alınmaması gerektiğini belirterek eksik hususlar giderildikten sonra davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 10.02.2021 tarihli duruşmasında  davalı vekili beyanlarını tekrar ettiğini belirterek, ...'in isticvap edilmesini talep ettiklerini yinelemiştir. Davacı vekili aynı celsedeki beyanında; sözleşmenin fesih edildiğine yönelik davalı iddialarının önceki yargılamada değerlendirilerek reddedildiğini, aksi yöndeki iddiaların kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. 10.02.2021 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; \" ...davacı vekilinin farklı bir mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına yönelik talebinin dosya kapsamı,  mevcut delil durumu, davanın vasıf ve mahiyeti ile yargılamanın geldiği aşama nazara alındığında yargılamaya katkı sağlamayacağı anlaşılmakla yerinde görülmediğinden reddine,  davalı vekilinin isticvap deliline yönelik talebinin ise HMK'nın 175. maddesinin atfı ile tatbiki gereken  HMK'nın 250. maddesi gereğince isticvap edilmesi talep edilen vakıanın kişiyi ceza soruşturmasına uğratabilecek nitelikte olup çekinme hakkı mevcut iken isticvap olunanın gelmediği/yahut yanıt vermediği durumda vakıayı kabul etmiş sayılacağı sonucuna varılmasının hukuken mümkün olamayacağı gibi isticvap edilmek istenilen hususun  kesinleşen İstanbul 1 ATM dava dosyası ve huzurdaki dava dosyası kapsamında davanın temeline ilişkin bir vakıa niteliğinde görülemeyeceği anlaşılmakla yerinde görülmediğinden reddine..\"  karar verilmiştir. Mahkemece, bilirkişi ek raporuna göre taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, sözleşmenin varlığı, sözleşmede davacı şirketin otel sahibi, davalının ise acente olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık konusu, 23.06.2014 tarihinde imzalanan sözleşmenin 11.09.2014 tarihi itibariyle feshedilip feshedilmediğine ilişkindir. Uyuşmazlıkla ilgili olarak davalı şirket tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1297 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasında karar verilmiştir. Mahkemenin 10.10.2016 tarihli kararında; davacı tarafın 11.09.2014 tarihi itibariyle sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirilmesine ilişkin faks mesajına dayandığı, anılan mesajın davacı şirket ortaklarından olan ...'ye hitaben yazıldığı, davalı şirket adına ... tarafından imzalandığının görüldüğü, davalı şirketin sicil kaydına göre davalı adına bu faksı gönderen ...'in şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple geçerli olduğunun kabul edilemeyeceği, sözleşmenin feshine ilişkin başkaca yazılı bir belgenin sunulmadığı gerekçeleriyle ret kararı verilmiştir. Söz konusu kararın istinaf edilmesi neticesinde ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/1121 Esas, 2017/1803 Karar ve 16.11.2017 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmeyerek 22.12.2017 tarihinde kesinleşmiştir. HMK m.204/1'de ilamlar ve düzenleme şeklindeki noter senetlerinin sahteligi ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağına yer verilmiştir. Bu durumda, davalı tarafın sözleşmenin feshedildiğine yönelik savunması kesinleşen mahkeme ilamı nedeni ile  yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan davalı, dava dışı davacı şirketin genel müdürü ...'in isticvap edilmesine dair taleplerinin reddine yönelik istinaf talebinde bulunmuş ise de HMK 169. maddede isticvap düzenlenmiştir. 169/1.fıkrasında; mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebileceği belirtilmiştir. Somut davada, dava dışı ... davacı şirketin temsilcisi değildir. Madde kapsamında taraf sıfatı bulunmayan kişinin isticvap edilmesi mümkün olmayacağı gibi, kesinleşen mahkeme kararında belirlenen maddi vakıalar haricinde yeni bir hususun kabulü mümkün görülmediğinden istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Davalı tarafça her ne kadar sözleşmenin feshedildiği savunmasında bulunulmuş ise de usulüne uygun şekilde feshin gerçekleşmediği ve  taraflar arasındaki ticari ilişkininde devam ettiği kesinleşen mahkeme kararı ile sübuta ermiştir.  Sözleşmenin 8. maddesi gereğince, davacı adına düzenlenen çekten dolayı davalı acentenin ödeme yükümlülüğü bulunduğundan mahkeme tarafından bilirkişi ek raporuna göre verilen kabul kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.561,50 TL nispi istinaf karar harcının  davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.04.2025<br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bc9f21a0d4f7744","SID":"e6939dd0678507c2"}}