{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/96 <br>KARAR NO: 2025/588<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2021<br>NUMARASI: 2019/701  E. -  2021/621 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (İşletmenin devrinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğunu, müvekkilinin Türkiye de yerleşmek niyetinde olduğunu ve burada iş kurmak istediğini, müvekkilinin  bir otel satın almak niyetiyle davalı ... ile tanıştıdığını,  davalı ...'nin Fatih/İstanbul da bulunan ... isimli otel binasının mülkiyetinin sahibi ve işletmecisi olduğunu söyleyerek  mülkiyeti  ile birlikte işletmesinin devri için 1.750.000 Dolar değer üzerinden anlaşmaya varıldığını ve sözleşme imzalayarak buna istinaden 110.000 Usd kaparo  aldığını, daha sonra müvekkilinin bu otelin sözleşmeyi imzalayan davalılara ait olmadığını öğrendiğini, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan sözleşmenin en başından beri geçersiz olduğunu, müvekkili tarafından davalı ... aleyhine İstanbul C.Başsavcılığının 2019/174372 soruşturma numarası ile şikayette bulunduğunu, müvekkilinin alacağının temini için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibinde bulunduğunu, davalıların icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatın tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  taraflar arasında sözleşmenin karma nitelikle bir sözleşme olduğunu, davacının iddiasının aksine satış vadi sözleşmesi olmadığını, müvekkilinin sözleşme ile kendisine düşen edimleri yerine getirdiğini, sözleşmede kararlaştırılan tarih olan 01/03/2019 -30/08/2019 tarihleri arasında otelin davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından ödenen kaparonun iadesinin şarta bağlandığını, sözleşmeye konu otelin satışının bugüne kadar gerçekleşmediğini, otelin satışının gerçekleşmemesi sebebiyle  sözleşmenin 6.maddesi uyarınca taraflar arasındaki ilişkinin kiracı-kiralayan ilişkisine dönüştüğünü, davacının bu süre zarfında 6 ay boyunda müvekkiline 5.000 Usd kira bedeli ve otelin işletmesinden kaynaklanan masrafları ödemesi gerektiğini, kaparonun iadesinin şarta bağlandığını, sözleşmenin 5.maddesinde taraflar arasında alım satım gerçekleşmemesi ve otelin 3.kişilere satılması halinde tahsil edilen kaparo bedelinin iade edileceğinin öngörüldüğünü savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacının davalıya 110.000 Usd kapora verdiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı ...'nin İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/114 E.sayılı , 2020/125 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada alınan savunmasında; \"...davacının kapora olarak ödediği parayı peyderpey katılana ve ortağına ödemeye başladığını ancak pandemi sürecinde işleri olumsuz etkilendiği için tamamını ödeyemediğini, kaporayı aldığı gün eşinin hesabına yatırdığını..\" beyan etmiştir. Davalılar tarafından davacıdan 110.000 Usd kapora alındığı, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca  01/03/2019-30/08/2019 tarihleri arasında taşınmazın davacıya satılamadığı,  taşınmazın devredilmemesi durumunda alınan kaporanın iade edilmesi gerektiği, davalı ...'nin ağır ceza mahkemesindeki beyanı ile de bu durumu kabul ettiği anlaşıldığından;  davalıların  tahsil ettikleri 110.000 Usd kaporanın davacıya iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen  05/02/2019 tarihli sözleşmenin 5.maddesi gereğince davalıların almış oldukları 110.000 Usd'lik kaporayı davacıya iade etmeleri gerektiği, davacı tarafından davalıların takipten önce temerrüde düşürülmedikleri, bu nedenle takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyecekleri  anlaşıldığından; itirazın kısmen iptaline, takibin 110.000.usd üzerinden devamına asıl alacak 110.000-usd 'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, taraflarca belirlenebilir likit alacak miktarına davalılar tarafından itiraz edildiğinden  %20 icra inkar  tazminatın davalılardan tahsili ile... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline takibin 110.000 USD üzerinden devamına asıl alacak 110.000 USD'ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden takip tarihindeki kur üzerinden hesap edilen 129.800,00  TL %20 tazminatın davalılardan tahsiline karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  İtirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın çelişkili olduğunu, mahkeme tarafından davacının müvekkilinden 110.000,00 USD alacağı olduğu, sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirdiği, alacağın likit olduğu kabul edilerek müvekkilleri aleyhine karar oluşturulduğunu, bu tespitleri kabul etmenin mümkün olmadığını, taraflar arasında 05.02.2019 tarihli sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin her iki tarafa edimler yüklediğini, davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmesi halinde müvekkilinden ödediği kaporayı iade almasının öngörüldüğünü, sözleşmenin 3.maddesi gereği davacının davaya konu oteli 6 ay işletmesi ve müvekkiline aylık 5.000,00 USD kira ödemesi yapmasını öngördüğünü, kaporanın iade edilmesi içinde 01.03.2019 - 30.08.2019 tarihleri arasında alış satışın gerçekleşmemesi ya da otelin 3.kişilere satılmasının şart olarak kabul edildiğini bu iki şartın halen gerçekleşmediğini, müvekkillerin sözleşme gereği otel işletmesini davacıya teslim ettiğini, davacının 6 ay boyunca oteli işlettiğini, müvekkiline kira ödemediğini, gelen paraları uhtelerine geçirdiğini, masraf faturalarını ise müvekkillerine bıraktığını bu beyanlarının doğruluğunun hem ceza dosyası hem de hukuk dosyasında belirttiklerini iddia ederek, davanın kısmen kabulüne yönelik kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, işletmenin devri sözleşmesi kapsamında ödenen kaparo bedelinin tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, işletmenin devri sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, sözleşme kapsamında davacı tarafça ödenen kaparo bedelinin tahsil şartlarının oluşup oluşmadığı, davanın kabulü ile icra inkâr tazminatının tahsili kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve davalıların  mahsup taleplerinin incelenmeden oluşturulan kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 05.02.2019 tarihinde, satış sözleşmesi başlıklı adi yazılı sözleşmenin düzenlendiği, sözleşmenin konusunun, İstanbul ili Fatih ilçesinde ... parselde bulunan ...'un satın alma opsiyonlu işletmeciliği konusunda anlaşma olduğu, sözleşmenin 1.maddesinde, gayrimenkulün satış bedeli ve işleten şirketin tamamanın devredilmesi dahil 1.750.000,00 USD olarak anlaşmaya varıldığı, 2.maddede, 05.02.2019 tarihinde kaparo olarak 110.000,00 USD'nin davacı ...'den tahsil edildiğinin belirtildiği, 3.maddede, kaparo ödemesini yapanın 01.03.2019 - 30.08.2019 tarihleri arasında otel işletmeciliğine aylık 5.000,00 USD ödeyerek ... ile birlikte ortak olarak işleteceği, belirtilen tarihlerde alım satım gerçekleşmesi sonucunda belirlenen satış rakamından daha önce tahsil edilen kaparonun mahsup edilerek kalan bakiyenin alıcıdan tahsil edileceği, belirtilen tarihlerde alış satışın gerçekleşmemesi halinde bahse konu gayrimenkulün 3.kişilere satılması durumunda tahsil edilen kaparonun davacıya iade edileceğinin 5.maddede belirtildiği, 6.ve son maddede belirtilen tarihlerde alış satışın gerçekleşmemesi halinde ya da 3.kişilere satılması konusunda vazgeçilmesi durumunda aradaki ilişkinin alıcı satıcı konumundan çıkılarak kiracı kiralayan ilişkisine dönüştürüleceği, otel işletmecisi bulunan ... Ltd Şirketinin pay sahibi ...'nin tüm payları davacı ve ...'ya devredeceğinin belirtildiği, sözleşmenin davacı ile birlikte dava dışı ... ve davalılar tarafından ... imzaları ile tamamlanmış olduğu, davacı tarafça İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına davalılardan ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu nedeni ile şikayette bulunulduğu, TCK 158.maddesinden cezalandırılmasının talep edildiği, şikayet dilekçe tarihinin 18.10.2019 olduğu, şikayet dilekçesinin davacı vekili,  müvekkilinin ABD vatandaşı olduğunu, Türkiye'ye ç yerleşmek niyetinde olması nedeni ile iş kurmak istediğini bu sebeple otel satın alıp işletmek amacı ile otel arayışına girdiğini ve şüpheli ile tanıştığını, şüphelinin müvekkiline Sultanahmet bölgesinde yer alan oteli satabileceğini söylediğini, şüphelinin kendisine ait olduğu otelin mülkiyet ve işletmesinin devri için anlaştıklarını, müvekkilinin 110.000,00 ABD Doları kaparo aldığını, daha sonra müvekkilinin otelin şüpheliye ait olmadığını, sadece işleten sıfatına sahip olduğunu öğrendiğini ve satım işlemininde gerçekleşmediği, kaparonun iadesini istediğini ancak geçiştirildiğini, parası alınarak dolandırılan müvekkilinin büyük üzüntü yaşadığını, psikolojik sorunlar yaşayarak bileklerini keserek intihara kalkıştığını belirttiği, satış sözleşmesinde tanık olarak imzası bulunan ... bilgi sahibi olarak ifade verdiği, emniyetteki ifadede davacıyı arkadaşı ... ile ortak iş yapacağından dolayı tanıdığını, çoğu kez kendi iş yerine gelerek danışmanlık istediklerini, kendisinin yardımcı olduğunu, ... isimli şahıstan otel satın almak üzere anlaştıklarını, 110.000,00 USD Dolar kaparo alındığını, otelin başkasına ait olduğunun ortaya çıktığını ve satışın olmadığını beyan ettiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun 2019/174372 Soruşturma nolu 2020/10726 Esas nolu dosyasında, davalı ... hakkında 03.03.2020 tarihinde dolandırıcılık iddiası ile iddianame düzenlendiği, söz konusu iddianamede şüphelinin ... Ltd şirketinin sahibi ve yetkili müdürü olduğu, 46 noda yer alan ... isimli otelin mülkiyetinin ve işletme hakkının satışı için USA uyruklu müşteki ile 05.02.2019 tarihinde sözleşme yaparak 1.750.000,00 USD karşılığında satış hususunda anlaşmaya varıldığı, aynı tarihte 110.000,00 USD kaparo adı altında müştekiden alındığı, otelin mülkiyetinin şüpheliye ait olmadığının tespit edildiği, şüphelinin mülkiyeti kendisine ait olmayan oteli satacağı vaadi ile inandırıp ikna ettiği müştekiden 110.000,00 USD parayı dolandırdığı, böylece suçun işlendiği ifadelerine yer verildiği, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/114 Esas sayılı dosyasında kamu davasının açıldığı, ceza dosyasında davalı ...'nin sanık olarak alınan ifadesinde, suçlamayı kabul etmediği, söz konusu otelin eşi ...'ye ait olduğunu ancak eşinin eczacı olduğu için binanın işleri ile kendisinin  ilgilendiğini, ekonomik sorunlar nedeniyle binayı satışa çıkardıklarını ancak kiraya bile veremediklerini, müştekinin ortağı ... ile beraber binaya müşteri olduğunu, satış sözleşmesini yaptıklarını, Ağustos ayında paralarının tamamının geleceğini söylediklerini, Nisan ayından Ağustos ayına kadar oteli çalıştırmayı ve  aylık 5.000,00 Dolar kira ödemeyi taahhüt ettiklerini daha sonra oteli çalıştırmak üzere bıraktıklarını, ...'nın otele mesul müdür olarak atandığını, kendisine vekaletname verdiğini, Ağustos ayında beklemiş oldukları parayı temin edip vermediklerini, kira parasını ödemediklerini, oteli bıraktıklarını, bu süreçten sonra kendisinin onların kaparo olarak ödemiş olduğu parayı peyderpey ödemeye başladığını ancak pandemi sürecinde işlerin olumsuz etkilendiği için tamamını ödeyemediğini, kaparo aldığı için eşinin hesabına yatırdığını, binanın kendisine değil eşine ait olduğunu, müştekinin bildiğini beyan ettiği, mahkemenin 16.06.2020 tarihli kararı ile sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı beraatine karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğu, davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 18.10.2019 tarihinde  110.000,00 USD ile 1.301,92 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 111.301,92 USD tutarındaki alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, takip konusunun sözleşme gereğince iadesi gereken 110.000,00 USD tutarlı kaparo bedeli olarak belirtildiği, davalıların icra takibine karşı itirazda bulundukları, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde harca esas değer 654.455,29 TL üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında, tapu sicil müdürlüğünden gelen cevabı yazıda, taşınmazın devredilmemiş olduğuna ilişkin açıklamalar, ceza yargılaması aşamasındaki taraf ifadeleri ile sözleşme hükümleri gereğince davanın asıl alacak üzerinde kısmen kabulüne, fazla talebin ise reddine karar verilmiştir. Kabul edilen alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatınında tahsiline dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin varlığı, davacı tarafça dava konusu otelin mülkiyetinin devri amacıyla takibe konu edilen 110.000,00 USD tutarındaki kaparonun ödenmiş olduğu, dava konusu otelin davacıya satışının gerçekleştirilmediği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Sözleşmenin 1. maddesinden, sözleşmenin gayrimenkulün satış bedeli ve işleten şirketin tamamının devredilmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisine gelen ilgili tapu sicil müdürlüğünün cevabı yazısından, sözleşmede belirtilen tarihlerde satım işleminin gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 3. maddesinde kaparo ödemesini yapan davacının 01.03.2019 - 30.08.2019 tarihleri arasında otel işletmeciliğini aylık 5.000,00 USD ödeyerek ... ile birlikte ortak olarak işleteceği, 6. maddede ise belirtilen tarihlerde alış satışın gerçekleşmemesi halinde aradaki ilişkinin alıcı satıcı konumundan çıkılarak kiralayan kiracı ilişkisine dönüştürüleceği hususlarına yer verilmiştir. davalılar cevap dilekçelerinde, altı ay boyunca sözleşmede belirtilen aylık 5.000,00 ABD doların ödenmesi gerekir iken bu bedellerin müvekkiline ödenmediğini, Ağustos ayının giderleri ödenmeden Eylül ayında otelin iade edildiğini, borçlarla ilgili belgelerin mahkemeye sunulacağını, davacının ödemesi gereken aylık 5.000,00 USD kira bedeli ve otelin işletmesini yaptığı dönemden kaynaklanan masrafları müvekkiline ödemesi gerektiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davalılar vekili tarafından, 24.02.2020 havale tarihli dilekçeyle  otelin işletmesinin fiili olarak sözleşmede kararlaştırılan tarihler arasında davacıya teslim edildiği, otelin işletildiği dönem olan 01.03.2019 - 30.08.2019 tarihleri arasında ödenmeyen fatura ve belgelerin olduğu belirtilerek bilgi ve belgeler dosya içerisine ibraz edilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, \"...Davalılar her ne kadar ödeme emrine itiraz dilekçelerinde davacıdan   aylık 5.000 Usd olmak üzere 6 aylık kira alacaklarının olduğunu, bunun takas ve mahsubunun yapılmasını talep etmişler ise de;  davaya cevap dilekçelerinde açıkca  takas mahsup def'inde bulunmamışlardır.Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 2017/4452 Esas, 2019/5138  Karar sayılı  14/11/2019  tarihli kararında: \"....Davalı taraf yargılamanın değişik aşamalarında dava konusu alacaktan daha fazla mukabil alacağı olduğunu dile getirmiş ise de, açıkça takas ve mahsup talebinde bulunmamıştır. Davalı tarafın açıkça takas ve mahsup talebinde bulunmadığı gözetilerek davalı talebinin bu nedenle hükümde nazara alınmaması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi’nce İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçesinin “… davalının takas etmek istediği karşılık alacağının miktarı, asıl davada istenen 60.000,00 USD alacak miktarından  daha fazla olduğundan, davalının bu fazla alacağını hüküm altına aldırmak istiyorsa karşılık dava açması gerektiği, somut olayda karşılık dava da açılmadığından davalının takas alacak talebinin reddine..\" şeklinde düzeltilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/378 esas ve 2017/381 karar sayılı ve 28.04.2017 tarihli kararının gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir...\" şeklinde hüküm oluşturulmuştur. Yargıtay Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatları kapsamında  takas-mahsup talebinin dikkate alınabilmesi için cevap dilekçesinin içerisinde açıkça takas-mahsup defiinde bulunulduğunun yazılı olması gerekmektedir. Davalı tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davacıdan alacakları olduğu beyan edilmiş ise de; açıkça takas-mahsup talebinde bulunulmadığından davalının bu savunmaları üzerinde durulmamıştır...\" gerekçesiyle davalıların mahsup talebi ile ilgili olarak araştırma yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 139. maddesinde takas başlığı ile;“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmünü içermektedir.  Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.  Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür.   Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak,  takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.Somut davada olduğu gibi mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ,  bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013).   Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Yargıtay HGK'nun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı).  Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalılar, davacı ile yapılan sözleşme kapsamında kira bedelleri ile diğer masraflara ilişkin faturaların  ödenmediği iddiasında bulundukları  görülmektedir. Şu hâlde, eldeki dava ile davalıların mahsup  olarak ileri sürdüğü satış sözleşmesinin  tarafları aynı ve alacakları karşılıklıdır. Mahsup talebinin niteliği ile uygun düşmeyen gerekçe ile davalıların bu talebinin değerlendirilmemiş olması usule aykırı olmuştur. Mahkemece davalıların mahsup talepleri  değerlendirilerek bu konuda inceleme yaptıktan sonra uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davalı savunması dikkate alınmaksızın karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara  iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 10.04.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5204a9ba85ab8306","SID":"eff70340b4b84ce8"}}