{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL\t\t<br>10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t<br><br>ESAS NO\t: 2025/273 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/390<br><br>DAVA\t: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin  07.04.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan “Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimine” ilişkin kararların yasal süresi içinde tescil edilmek üzere ... Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne sunulduğunu ancak  davacı şirketin ... tarihli ve ... sayılı Olağanüstü Genel Kurul kararının hemen aşağıda belirtilen sebeplerle ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından iade olunduğu 10.04.2025 tarihinde ... Ticaret Odası’nın ... adresi üzerinde ilan edildiğini, davacı şirketin 07.04.2025 tarihli olağanüstü genel kurulu ile göreve seçilen Yönetim Kurulu Üyelerinin tescili işlemi de yapılmamış ve tescil başvurusunun reddedildiğini, Yönetim Kurulu Üyelerinin görev süresi dolacağı için yapılmış 07.04.2025 tarihli seçimli olağanüstü genel kurulu kararının tescilinin reddedilmesinin kanaatlerince hatalı, keyfi ve maalesef Sicil Müdürlüğünün kendi içinde apaçık çelişkili ve davacı şirket nezdinde telafisi güç sonuçlara açık olduğunu, TTK Madde 359/1’de yer alan, “Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur” hükmü ile anonim şirketin yönetim kurulunun bir veya daha fazla üyeden oluşabileceğinin düzenlendiğini,  bu bağlamda üye sayısının esas sözleşmede açıkça belirtilmesini emreden bir düzenleme içermediğini, hal böyleyken, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ret gerekçesi TTK’nın bahsi geçen açık hükümleri ile ve konuya ilişkin yerleşik uygulama ile bağdaşmadığını, ayrıca dikkat edilmesi gereken önemli bir hususun da davacı şirket esas sözleşmesinde yer alan ve bugün davalı ... Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 07.04.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescil engeli olarak ileri sürülen yönetim kurulu üye sayısına ilişkin madde, 21.01.2025 tarihinde Müvekkil Şirket tarafından yapılan esas sözleşme tadiline ilişkin tescil başvurusunda yer almakta olup, başvuru kapsamında ilgili Müdürlük tarafından aynen mevcut haliyle tescil edilerek ... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü o zaman aynı hüküm hakkında sözleşme tadilinin tescili aşamasında herhangi bir tereddüt ya da itiraz ileri sürmemiş, bu hüküm açıkça Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığını, buna rağmen, bugün aynı hükme dayanılarak olağanüstü genel kurul kararının tescili işleminin reddedilmesi, hukuka ve sicil işlemlerinin bütünlüğü ilkelerine aykırı keyfî bir uygulama niteliği taşıdığını,  eğer gerçekten yönetim kurulu üye sayısına ilişkin hüküm TTK’ya aykırı idiyse, daha önceki tadil tescil sürecinde reddedilmesi gerektiğini, bu yapılmadığına göre aynı hükmün şimdi farklı bir işlem vesilesiyle tescile engel olarak gösterilmesi hem çelişkili hem de  davacı şirket bakımından öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal ettiğini, nitekim Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 30/1 maddesi uyarınca da “sicil kayıtları, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin sicil gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur.”şeklinde olduğunu,  bu bağlamda Sicil Müdürlüğünün tescil ettiği bir esas sözleşme tadilini geçerli sayıp, aynı esas sözleşme tadilinin yer aldığı olağanüstü genel kurul kararının tescil talebini reddetmesi, yalnızca çelişkili bir uygulama değil, aynı zamanda davacı şirket bakımından kazanılmış hak niteliği taşıyan sicil geçmişine aykırı bir değerlendirme olduğunu, ticaret sicil kayıtlarının kamuya güven ilkesi kapsamında işletilmesi gerektiğinin açık olduğunu, Müdürlüğün önceki tescil işlemi ile çelişen keyfi yorumları, sadece davacı şirketin değil fakat tüm pay sahiplerinin ve üçüncü kişilerin hukuki güvenini sarsıcı nitelikte olduğunu ayrıca davacı şirket tarafından telafisi güç sonuçlara açık olduğunu, zira Yönetim Kurulu Üyelerinin görev süresinin dolduğunu, amaçsal yorum ile bir an önce yeni seçilen Yönetim Kurulu Üyelerine ilişkin 07.04.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescili gerektiğini belirterek davacı şirketin 07.04.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tesciline ilişkin başvurusunun iadesine dair ... Ticaret Sicili Müdürlüğü işleminin iptaline, davacı şirketin  07.04.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararının Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE: <br>Dava,  Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasıdır. <br>Davacı vekili 02/05/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, vekaletnamede yer alan feragat açık yetkisi kapsamında ikame edilen davanın feragat nedini ile reddine, dosyanın henüz yeni olması ve davalı adına henüz bir vekaletname ibraz edilmemiş olması hususları gözetilerek yargılama giderlerinin davacı şirketin üzerine bırakılmasına, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dosyanın tetkikinde; davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkileri olduğu görülmüştür. <br>Davadan feragat 6100 sayılı HMK'nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre feragat, davacının talep sonucunda kısmen veya tamamen vazgeçmesi diye tanımlanmıştır. Feragatin kayıtsız ve şartsız olacağı, dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği belirtildikten sonra hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı açıkça belirtilmiştir.  Taraflarca karşılıklı feragat ve feragati kabul ettikleri görülmekle, davacıların davasından feragati nedeniyle  HMK 307 ve 311 maddeleri uyarınca feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan feragat sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının davasından feragat nedeniyle davanın REDDİNE, <br>2-Harçlar kanunu gereğince maktu karar ve ilam harcının üçte biri olan 205,13-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 410,27 TL'nin yatıran tarafa iadesine,<br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, <br>4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/05/2025<br><br>Başkan <br> ¸e-imzalıdır<br>Üye <br>¸e-imzalıdır <br>Üye <br> ¸e-imzalıdır<br>Katip <br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1f2747908fe9a04","SID":"1baf94979ff3ae16"}}