{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/201 <br>KARAR NO:2025/598<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/09/2021<br>NUMARASI:2018/200 E. -  2021/700 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında davacının ürünlerinin satılması amacıyla 2012 yılında 5 yıl süreli istasyonlu bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin süresinin dolmasından sonra taraflarca 2017 yılında 5 yıl süreli yeni bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketçe düzenlenen Taahhütname ile sözleşme süresince her yıl için 400 m³ motorin ile 1 ton madeni yağ satılmasının kabul edildiğini, belirtilen satış miktarlarına ulaşılmaması halinde eksik her m³  beyaz (motorin, benzin, mazot) ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'i oranında mahrum kalınan kârın cezai şart olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, diğer davalının ise sözleşme ve taahhütnameyi garantör sıfatı ile imzaladığını, davalı şirketin bayilik sözleşmesindeki taahhüdünü yerine getirmediğini, davalının keşide ettiği Sincik Noterliğinin 03.01.2018 tarihli ihtarı ile istasyonu devrettiğ gerekçesiyle 05.01.2017 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin 15.01.2018 itibarıyla sona ereceği ve yeni bir sözleşme imzalanmayacağını bildirdiğini, 22.01.2018 tarihinde EPDK'ya sona erme bildirimi yapıldığını, davalının sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini, sözleşmenin 47/d maddesinde erken fesih halinde kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Üsküdar ... Noterliğinin 28.02.2017 tarihli ihtarı ile 28.455,85 TL cezai şart alacağının talep edildiğini ileri sürerek, bayilik sözleşmesinin imzalandığı 05.01.2012 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 05.01.2017 tarihine kadarki dönem için şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının davalı şirketten, yeni bayilik sözleşmesinin başlangıç  tarihi olan 05.01.2017 tarihinden sözleşmenin davalı şirketçe tek taraf sonlandırıldığı 15.01.2018 tarihine kadar ki dönem için şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağı ile sözleşmenin sona erdiği 15.01.2018 tarihinden bayilik sözleşmesinin devamı halinde sona ereceği 05.01.2022 tarihine kadarki dönem için şimdilik 25.000,00 TL kar mahrumiyeti alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket yetkilisi ve davalı ..., savunmasında özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalıların sözleşmeye aykırı davranışı bulunmadığını, ülkenin ekonomik durumun mücbir sebep oluşturması ve davalıların zararının artması nedeniyle işin sonlandırıldığını, sözleşmenin karşılıklı yükümlülükler içermesine rağmen davacının edimlerin yerine getirmediğini, sözleşme hükümlerinin tek taraflı olarak davalıların aleyhine yorumlanmayacağını, davalının istasyonun dış cephe giydirmesini yapmadığını ve bunun sözleşmedeki ilk edim olduğunu, istasyonda kullanılması gereken bir kısım malzemenin davacı şirketçe temini gerekirken bunların da  davalılarca alındığını,  06.01.2017 tarihinde davacının Adıyaman Saha Müdürü ... ile yapılan akaryakıt bayilik sözleşmesinde alınan her malda ...'ın karının %1'inin davacıya, kalanının davalı şirkete kalacağının ve yıllık satış kotası olmayacağına ilişkin sözleşme imzalandığını, bu nedenle kar kaybı ve cezai şart talep edilemeyeceğini savunarak, davannı reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm bu açıklamalar kapsamında yapılan değerlendirmede davacı tarafından cezai şart için 28/02/2017 tarihinde ihtarname çekilmiş ise de çekilen ihtarnamenin sözleşmenin yenilenme tarihi olan 05/01/2017 tarihinden önceki döneme ilişkin olduğu ve ihtarnamenin sözleşmenin yenilenmesinden sonra çekildiği, sözleşmenin yenilenmesinden önce cezai şarta ilişkin ihtarname çekilmediği gibi sözleşmenin yenilenmesi sırasında cezai şart alacağı hususunda ihtirazi kayıt konulmadığı bu nedenle davacının belirtilen döneme ilişkin cezai şart talep edemeyeceği kanaatine varılarak bu yönden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı ... Şirketi yönünden 05/01/2017 ile 05/01/2018 tarihleri arasında taahhüdün eksik yerine getirildiği iddiasıyla açılan cezai şart davası yönünden yapılan incelemede; davacı tarafça belirtilen döneme ilişkin cezai şart talebiyle ilgili olarak ihtarname çekilmemiş ise de 04/01/2017 tarihinden sonraki dönem için yapılmış bir ifa bulunmadığından davalı üzerinde ceza koşulu istenmeyeceği yönünde güven oluştuğundan söz edilemeyeceği bu kapsamda belirtilen tarihler arasındaki dönem için davacının cezai şart alacağı talep edebileceği kanaatine varılmış aksi yöndeki bilirkişi raporuna sonradan kabul edilmiş bir ifa bulunmaması nedeniyle itibar edilmemiştir. Bilirkişi ek raporunda belirtilen döneme ilişkin cezai şart alacağı 33.094,65 TL olarak hesaplanmış ise de taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL yönünden talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davalı ...Şirketi yönünden 15/01/2018 ile 05/01/2022 tarihleri arasında kar kaybı davası yönünden yapılan incelemede; davacının sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle yeni bayilik sözleşmesi yapıncaya kadar geçecek makul sürede meydana gelecek kar kaybını davalıdan talep edebileceği, sektör bilirkişisi tarafından bu makul sürenin 3 ay olabileceğinin mütalaa edildiği, bilirkişi tarafından mütalaa edilen sürenin  dosya kapsamına ve ticari hayatın gerçeklerine uygun olması nedeniyle itibar edilmesi gerektiği, bilirkişi tarafından 1 yıllık kar kaybının 77.600,00 TL olarak hesaplandığı buna göre 3 aylık kar kaybının 19.400,00 TL olduğu ve davacının 19.400,00 TL kar kaybını talep edebileceği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın ... yönünden reddine, davalı .... Şti yönünden açılan davanın kısmen...\" gerekçesiyle, davalı ...'ya yönelik davanın reddine, davalı ... Ltd. Şti'ne yönelik 05.01.2012-05.01.2017 dönemi cezai şart alacağına ilişkin davanın reddine, 05.01.2017- 15.01.2018 dönemine ilişkin cezai şart alacağına ilişkin davanın kabulü ile  10.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline, aynı döneme ilişkin kar mahrumiyeti talebinin kısmen kabulü ile 19.400,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı ... yönünden cezai şart ve kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 05.01.2017 tarihli bayilik sözleşmesi, protokol ve taahhütnameyi garantör sıfatı ile imzalayan ...'nın,  davalı şirketin tüm borçlarından sorumlu olduğunu, sözlemenin 50. maddesinde bu hususun düzenlendiğini, Taahhütnamede de, taahhütlerin ihlali halinde cezai şart, tazminat ve alacaklardan garantörün sorumlu olduğunun kabul edildiğini, bu miktarların el yazısıyla yazılmaması nedeniyle garantörlük sözleşmesinin  şekle uygun olmadığı ve geçersiz olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, Mahkemenin 05.01.2012-05.01.2017 döneminden kaynaklı olarak cezai şart alacağının reddine ilişkin kararının hatalı olduğunu,Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere, davacının her yıl sonunda taahhüdün ihlaline rağmen mal vermeye devam etmiş olması sözleşmedeki taahhüdün ihlali halinde uygulanacak cezai müeyyidelerden feragat ettiği anlamına gelmediğini, devam eden bayilik sözleşmesi boyunca bayinin taahhüdünü yerine getirme imkanı bulunduğunu, bu şekilde müvekkilinin bayiye mal verilmesi, bayi nezdinde güven tesis edildiği gerekçesi ile hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceğini, bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere davalının satış taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmenin beş yıl devam edeceğine olan inancı dolaysıyla hizmet bedeli adı altında, müvekkilince ödeme ve yatırım yapıldığını, yatırımın geri dönüşümü stratejisi içinde bayinin bir satış taahhüdünde bulunması gerektiğini, aksi halde bayilik tesisi sırasında bayiye verilen kazanımların karşılıksız kalacağını, sözleşmede açıkça yazıldığından bu talebin ifaya bağlı ekli bir cezai şart olmadığını,Sözleşmenin niteliği gereği taraflar arasında uzun soluklu bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sürekli şekilde bayiye mal temin ettiğini, davalının da kurumsal kimlik altında bu ürünleri sattığını, bu kapsamda bayinin yıl esasına dayalı taahhüdüne, 5+5 yıl devam edecek bir sözleşmede, ticari ilişkiyi sekteye uğratacak şekilde, talepte bulunmanın, bayiyi sürekli hukuki tazyik altında tutmanın akla uygun olmadığını, davalının da sözleşmeden kaynaklanan borcunu bildiğini, her yıl talepte bulunulması halinde, sonraki yıllarda satım taahhüdünün yerine getirileceğine ilişkin savunma yapılabileceğini, bunu aşmak için sonradan talepte bulunmasının mümkün olduğunu, cezai şartın 4 yıl 10 ay sonra talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, oysa dosyadaki taahhütnameden de anlaşılacağı üzere, taahhütlerin yıl bazında verildiğini, bu nedenle ilk aydan itibaren cezanın talep edilemeyeceğini, davalı ile 5 yıllık sözleşme yapıldığını, bu sürenin dolacağı inancı ile yatırım yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin ilk yıldan itibaren cezai şart istemesinin beklenemeyeceğini,Mahkemenin 15.01.2018 - 05.01.2022 tarihleri arasındaki  kar mahrumiyeti talebinin tüm dönem yerine sadece makul süre değerlendirmesi yaparak 3 aylık dönem yönünden hesaplama yapmasının hukuka aykırı olduğunu, bir akaryakıt istasyonu bayiliği için  bayilik ruhsatı alınması ve EPDK lisans değerlendirme sürecinin en az 6 ay olmasına karşın bilirkişi heyetinin 3 ayı makul süre olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin bayi tarafından haksız şekilde feshi nedeniyle cezai şart alacağı ile kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 05.01.2012 tarihinde bayilik sözleşmesi düzenlenmiştir. Beş yıllık sözleşmenin sona ermesinden sonra tarafların 05.01.2017 tarihinde yeniden beş yıl süreli istasyonlu bayilik sözleşmesi düzenledikleri, davalı...'nın bu sözleşmeyi garantör sıfatı ile imzaladığı anlaşılmıştır.05.01.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesinin incelenmesinde, tarafların davacı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi olduğu, sözleşmenin konusunun Sincik ilçesinde kurulu/kurulacak akaryakıt istasyonunda davacı şirketin sağlayacağı akaryakıtın satışı olduğu, sözleşmenin 21maddesinde, feshin sonuçları ve cezai şartın düzenlendiği anlaşılmıştır.05.01.2017 tarihli İstasyonlu Akaryakıt Bayilik Protokolünün incelenmesinde; aynı taraflar arasında Sincik ilçesinde bulunan taşınmazdaki akaryakıt istasyonunun ... kurumsal kimliği altında işletilmesi için akdedilecek olan 5 yıl süreli akaryakıt bayilik anlaşmasının koşullarının belirlendiği görülmüştür. 05.01.2012 tarihli taahhütnamenin taraflar arasında daha önce yapılan sözleşme/sözleşmelerin ve tamamlayıcısı olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.05.01.2017 tarihli protokol incelenmesinde, taraflar arasında düzenlenecek beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin esaslarının belirlendiği, sözleşmenin 7.2.maddesinde cezai şartın belirlendiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 07.01.2017 tarihli asgari alım taahhütnamesinde, her yıl için alınacak asgari akaryakıt miktarının belirlendiği, eksik alınan her ürün için ürünün son cari fiyatı üzerinden %5 oranında cezai şart ödeneceği belirlenmiştir.Sincik Noterliğinin 03.01.2018 tarihli ihtarının incelenmesinde, davalı şirketçe davalı şirkete gönderilen ihtar ile akaryakıt istasyonunun devri nedeniyle sözleşmenin 15.01.2018 tarihinde sona ereceği ve yeni bir sözleşme imzalanmayacağı bildirilmiştir. İhtarda ayrıca 31.01.2018 tarihine kadar istasyonda bulunan davacıya ait giydirme ve ekipmanların teslim alınmasını istenmiştir.Üsküdar ... Noterliğinin  28.02.2017 tarihli ihtarı ile davalı şirketin akaryakıt tonaj  taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle cezai şart alacağını ödemesi istenmiştir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davalı tarafından süresinden önce 31.01.2018 tarihi itibariyle beş yıllık süre dolmadan feshedilmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasında 2012 yılında akdedilen bayilik sözleşmesindeki alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart alacağı bulunup bulunmadığı; taraflar arasında 2017 yılında akdedilen ikinci sözleşmenin erken feshi nedeniyle cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı ve davalı garantörün bu miktarlardan sorumlu olup olmadığına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı ...'ya yönelik davanın reddine, davacının 2012 yılında imzalanıp sona eren sözleşme kapsamındaki talebinin reddine, davacının 2017 yılında imzalanan sözleşmenin erken feshi nedeniyle uğranılan kar kaybı tazminatının kısmen kabulü ile 19.400 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece, davalı şirkete yönelik açılan 05.01.2017-05.01.2018 dönemine ilişkin cezai şart alacağının ise kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı sadece davacı vekili reddedilen veya kısmen kabul edilen alacak kalemleri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşme, protokol ve taahhütname anılan davalı tarafından garantör sıfatı ile imzalanmıştır. Bayilik sözleşmesinin 50.maddesinde, garantörün sorumluluğu düzenlenmiş ve sözleşme garantör tarafından imzalanmıştır. TBK'nın 603.maddesi uyarınca kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.Gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında diğer sözleşmelere de kefaletin şekline, ehliyete, eşin rızasına ilişkin hükümlerin TBK'nın kefalete ilişkin hükümleri uygulanmalıdır. Bu durumda, davaya konu kişisel teminat içeren belgede garanti edilen azami miktarın ve eş rızası yer almadığı, bu halde, taraflar arasında geçerlilik koşullarını taşıyan garanti sözleşmesi bulunmadığından davacının bu hukuki nedenle davalıdan talepte bulunmasının mümkün görülmediğinden ilk derece mahkemesinin anılan davalıya yönelik davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.10.2024 tarih ve 2023/4333 E.,2024/7222 K.sayılı kararı ve 2022/6463 E., 2024/2773 K.sayılı kararı)Davacı vekilinin 05.01.2012-05.01.17 dönemine ilişkin eksik ürün alınması nedeniyle uğranılan zarar karşılığı cezai şart isteminin reddine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı tarafça bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart talep edilmiş olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen  ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu yerleşik içtihatlarda benimsenmiştir (Yargıtay 19 HD 2018/3380 E-2019/5428 K).TBK'nin 179/2. maddesine göre;“Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden anlaşılacağı üzere, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Yasa borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi  hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/2. madde  değil, 179/1. madde hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2. madde hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler.TBK.'nin 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere aksi taraflarca kararlaştırılabilecektir. Taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütte buna ilişkin aksi bir düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisi ifa edilmiş ve beş yıllık sürenin geçmesi ile sona ermiştir. Davacı bu sözleşme ilişkisinden kaynaklanan haklarını saklı tutmadan yeniden beş yıl süreli bağımsız bir sözleşme imzalamıştır. Bu durumda, davacının 2012 yılında imzalanıp 2017 yılında sona eren sözleşme bakımından cezai şart talep etmesi mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesince bu talebin reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni de yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesinin 15.01.2018 ile sözleşmenin sona ermesi gereken 05.01.2022 tarihine kadar süre için yeni bir bayilik tesisi için gereken süreye göre belirlediği kar kaybına ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde, ilk derece mahkemesince, davalının feshi haklı görülmeyerek erken fesih nedeniyle davacının uğradığı kar mahrumiyeti belirlenerek hüküm altına alınmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yeni bir bayilik kurması için gereken makul süre üç ay olarak belirlenmiştir.Teknik değerlendirme içeren raporda yeni bir bayilik tesisi için gereken süre belirlenmiş olup, mahkemece denetime elverişli bu raporun esas alınarak TBK'nın 52.maddesine göre tazminatın belirlenmiş olması karşısında, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"233e65a8e75bf915","SID":"07caf72ddad39aef"}}