{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2296 <br>KARAR NO:2025/551<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/07/2021<br>NUMARASI:2018/1107 E. -  2021/526 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile  davalının dava dışı ... Ltd. Şti.'nin % 50 ortakları olduğunu,  davalının bunun dışında aynı sektörde faaliyette bulunan ... Şti. isimli bir şirketi olduğunu,  bu iki şirketin  aynı adreste faaliyet gösterdiğini, davacının ortak olduğu şirkette işleri getiren kişi olup, 3. kişilerle irtibatı sağlayan, sahada çalışan kişi olduğunu, davalının,  ortak olunan şirketi, sadece kendi şirketine karşı borçlu duruma düşürmeye çalıştığını,  davacıyı kasıtlı olarak saf dışı bırakmak için kötü niyetle davrandığını,  davacının ticari ve kişisel itibarını zedelemek için haksız ve asılsız suçlamalarda bulunarak,  davacıyı  maddi ve manevi zarara uğrattığını, davacının şirketteki  odasının  davalı tarafından kilitlenerek, girmesi ve odadaki belgelere ulaşması engellenmeye çalışıldığını, davalının davacı aleyhine 12.06.2017 tarihinde, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na ''Hizmet Nedeni İle Güveni Kötüye Kullanma''  TCK.155/2'den dolayı suç duyurusunda bulunduğunu,  suç duyurusunun incelenmesi sonucu ''Kovuşturmaya Yer Olmadığına'' yönünde karar verildiğini, kararın kesinleştiğini,  davacının soruşturma dosyasında her ne kadar suçsuz olduğu ortaya çıkmış olsa da suçsuzluğu ispatlanana kadar geçen süreçte... tarafından kasıtlı olarak yapılan bu suç duyurusu dolayısıyla  ticari hayatında maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, haksız suç duyurusu ile şirket çalışanlarına ve ticari iş yaptığı bir çok şirket ve yetkililerine karşı zor duruma düştüğünü, davalının davacı hakkında ticari iş yaptığı kişilere ve şirket çalışanlarına karşı yalan yanlış bilgilendirmelerde bulunarak, dürüstlük ilkesini ihlal ettiğini, hem davacının iş kaybına, hem de çalışanları ve iş yaptığı kişilerin gözünde itibar kaybına neden olduğunu, davalının haksız rekabet yaptığını, davalının suç duyurusundan yanıltıcı ve yanlış bir biçimde bahsederek davacının iş yaptığı kişi ve şirketlere e-posta yolu ile müvekkilini kötülediğini, sonuçta da müvekkilinin iş kaybına neden olduğunu, müvekkilin iş ilişkisi içinde olduğu kişi ve şirketlerle davalı tarafça haksız rekabet oluşturacak şekilde iş ilişkisi kurulmaya çalışılarak, haksız rekabet ortamı yaratıldığını, davalı tarafından önce dürüstlük ilkesi sonra da Türk Ticaret Kanununda haksız rekabeti düzenleyen maddelerinin  ihlal edildiğini,davacının maruz kaldığı bu haksız durumdan dolayı etrafındaki kişilere ve ticari iş yapmakta olduğu bir çok şirkete karşı soruşturma sonuçlanıncaya kadar mahçup olduğunu,  dışlandığını,saygınlığını yitirdiğini, bir çok işi davalı yüzünden kaybettiğini,  davalının,  savcılığa yaptığı suç duyurusundan sonra müvekkilini saf dışı bırakarak, müvekkilinin şirket adına sektörde edindiği yere, kendine ait şirketle devam etmek için önce İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/728 Esas sayılı dosyası ile ortaklığı sona erdirmek için dava açtığını,  davalının kendine ait şirkete karşı tarafların ortak olduğu şirketi borçlandırdığını,  usulsüz tebligatlarla fatura tebliğ ettiğini, bu faturalara ilişkin olarak da icra takibi yaptığını, yapılan itiraz sonucunda da İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/167 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, derdest olan işbu dosyalar incelendiğinde davalı tarafın kötü niyetinin ortaya çıkacağını,  davalının, davacının insanlar tarafından çabuk sevilen ve güven duyulan biri olmasına tahammül edemediğini, baskı ve yıldırma ile davacıyı  yıldırıp, davacının yıllarca verdiği emek, birikim sonucu edindiği itibarı zedelemeye,davacının çok iyi durumdaki müşteri çevresini elde etmeye ve davacı  üzerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını,ticari etiğe de aykırı davrandığını, halen de davranmaya devam ettiğini, davalının davacı aleyhine  önce haksız suç isnadında bulunduğunu, sonra da iyiniyet kurallarına aykırı davranarak, müvekkili  hakkında kötüleme yaptığını, gerçeğe aykırı olarak bilgi verdiğini, davalı tarafından ihlal edilen haksız rekabet kuralları nedeniyle, müvekkilinin uğradığı maddi, manevi zararların  giderilmesi için  iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek,  maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere,  asgari  10.000,00 TL maddi zararının, ayrıca müvekkilin uğramış olduğu 200.000,00 TL manevi zararın davalı taraftan ticari temerrüt faizi ile birlikte  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacı yanca huzurda ikame edilen davanın haksız ve mesnetsiz olup, redde mahkum olduğunu, dava dilekçesindeki beyanların tamamen soyut olup,net somut bir iddia ileri sürülemediğini, davacının ne gibi maddi zarara uğradığını açıkça belirtmediğini, vekil eden davacıyı hiçbir maddi zarara uğratmadığı gibi aksine davacı yanın müvekkilini büyük bir maddi kayba uğratmış olup, bu konuda yargılaması devam eden davaların olduğunu, ...'in tüm işleri yarım bırakarak şirketten ayrılmak istediğini, bu suretle şirketin ve vekil edenin zarara uğramasına neden olduğunu, davacının, vekil edenin kilitli odasına çilingir çağırmak sureti ile açtırdığını ve şirkete ait olan fatura ve resmi belgeleri alarak işyerini terk ederek, şirketi ve vekil edeni zarara uğrattığını, davacı şirket hesabındaki bedelleri kendi hesabına aktardığını ve geri iade etmediğini, bu hususun da hesap hareketlerinin incelendiğinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin bu durum üzerine yasal şikayet hakkını kullandığını, müvekkilince hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılıkça taraflar arasında ticari ihtilaf olduğundan ve uyuşmazlığın bu yolla çözülmesi gerektiğinden bahisle takipsizlik kararı verildiğini, ancak burada usul ve yasaya uygun yollarla yasal şikayet hakkının kullanılmasının tazminat alacağına yol açmayacağını, aksi durumun hukuk ve hakkaniyet arayışını ortadan kaldıracağını, bu nedenlerle dava dilekçesindeki bu beyanlarının da asla kabul etmediklerini, Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ve YerleşikYargıtay kararları ışığında, hak arama özgürlüğü ve yasal şikayet yolunun hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olmasının zorunlu olmadığını, şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının yeterli olduğunu, bazı delil ve emarelere dayanılarak gerçekleşen bir şikayet ya da açılan ceza davası sonunda verilen beraat kararının, soyut olarak o şikayet veya davanın hukuka aykırı olduğunun delili sayılamayacağını, bu nedenlerle savcılık şikayetinin nedeni ile manevi tazminat talep edilmesinin hukuk ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, davacı yanın iddia ettiği gibi haksız rekabet girişiminin asla söz konusu olmayıp, aksine davacının babası ile yeni bir şirket açıp, ortak olunan şirketteki işleri bu şirket üzerinden faaliyete devam ettiğini, bu durumda haksız rekabet girişiminde bulunanın da davacı olduğunu, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/728 Esas sayılı dosyası ile haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma ve kar payı davası açıldığını, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/167 Esas sayılı dosyasında da yargılamanın devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;Mahkememizce uyuşmazlığın, davacı ile davalının dava dışı ... Ltd. Şti. nin ortakları oldukları ve ortaklıktan çıkma için İst. And. 3 ATM 2017/728 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, uyuşmazlığın ortaklık devam ederken davalının bir başka şirket sahibi olarak davacı aleyhine haksız rekabette bulunup bulunmadığı ve davalının yapmış olduğu C. Başv. da ki şikayet nedeniyle kişilik hakları zedelenmiş ise manevi tazminat talep edilip edilemeyeceği ve miktarı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/97641 soruşturma dosyasının örnekleri, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/728 E. Sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/167 E. Sayılı dosyaları  incelenmiş, İst. And. 3. ATM nin 2017/728 E. sayılı dosyası ile İst. And. 8. ATM 2018/167 E. sayılı davalarının halen derdest olduğu anlaşılmış, davacı vekiline talep ettiği 10.000 TL maddi tazminatın davacı adına varsa ayrı bir şirket adına mı davalı ile ortak oldukları şirket adına mı, hangi konuda istendiğine ilişkin HMK 119/1-ğ-ı-f-g md. gereğince açıklama yapması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, usulüne uygun olarak kesin süre gereği yerine getirilmediği taktirde maddi tazminat yönünden davanın açılmamış sayılacağı hususu ihtar edilmiştir.Davacı vekili dilekçe ile müvekkili davacının asgari 10.000,00 TL olarak bildirdikleri maddi tazminat taleplerinin kaynağının öncelikle davalı yanın müvekkili davacı ile beraber kurdukları ve her ikisinin de %50 şer ortak oldukları ... Ltd. Şti. İsimli şirket aleyhine müvekkiline karşı ortaklık hükümlerine aykırı iş ve işlerinin yine ortak olunan şirketle aynı alanda faal davalıya ait şirket üzerinden ortak şirkete karşı haksız rekabetinden kaynaklanmış olduğunu bildirmiştir.İncelenen tüm dosya kapsamı itibarı ile davacı, davalının ... Şti.'nin %50 ortak olduğunu, kendisinin de aynı oranda ortak olduğunu belirterek, davalının ortak olunan şirketi, sadece kendi şirketine karşı borçlu duruma düşürmeye  çalıştığını ve davacıyı kasıtlı olarak saf dışı bırakmak için kötü niyetli davrandığını, davacının ticari ve kişisel itibarını zedelemek için haksız ve asılsız suçlamalarda bulunarak haksız rekabet yaptığını ileri sürmüş, fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp kendisine verilmesini istemiş; oysa davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri dava dışı şirket ile haksız rekabet oluşturmaktadır.Davacıya yönelik haksız eylem söz konusu değildir. Dolayısıyla haksız rekabetten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı şirkete aittir.Davacının iddia ettiği zarar bir yerde yansıma zarar niteliğinde olup, yansıma zararı talep edebileceği haller tahdidi olarak yasalarla belirlenmiştir. Bunun için yasalarımız da bir düzenleme yoktur.3. Kişinin zararının tazmini dolaylı temsil, hasar riskinin yasal olarak yüklenilmesi, yedieminlik hallerinde kabul edilmektedir. Hatta bu durumlar dahi tartışmalıdır. Sözleşmeden kaynaklanan yansıma zararını 3. Kişinin zararının tazmini kurumundan yararlanmak suretiyle giderilmesi ancak bu haller ile mümkündür. Davamızda da böyle haller yoktur. Davacı şirket tarafından açılabilecek davayı kendisi açmıştır. Aktif dava hakkı mevcut değildir. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tarafların ortak olduğu şirkette işleri getirenin davacı olduğunu, davalının ortak olunan şirketi, sadece kendi şirketine karşı borçlu duruma düşürmeye çalıştığını, davacıyı kasıtlı olarak saf dışı bırakmak için kötü niyetle davrandığını, davacının ticari ve kişisel itibarını zedelemek için haksız ve asılsız suçlamalarda bulunarak, müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını,  davalının müvekkili hakkında itibar zedeleyici karalamalar yapması ve müşterilerini çalmaya çalışması, yine müvekkilli ile ortak olan davalının ortaklık hükümlerine aykırı davranması ile beraber haksız rekabet oluşturan davranışları sonucu müvekkilinin  hem maddi hem de manevi anlamda büyük zarara uğradığını, davalının ortak olunan şirketi, sadece kendi şirketine karşı borçlu duruma düşürmeye çalıştığını,  davacıyı  kasıtlı olarak saf dışı bırakmak için  kötü niyetle, ortaklık hükümlerine aykırı davrandığını,   davacının  ticari ve kişisel itibarını zedelemek için haksız ve asılsız suçlamalarda bulunarak, müvekkili maddi ve manevi zarara uğrattığını,tüm bunların somut delillerle, tanık beyanlarıyla ispat edildiğini,davacının şirketteki odası kilitlenerek belgelere ulaşması engellenmeye çalışıldığını, davalının davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, takipsizlik kararı verilse de kasıtlı olarak yapılan bu suç duyurusu dolayısıyla  davacının ticari hayatında maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davacının ticari iş yaptığı bir çok şirket ve yetkililerine karşı zor duruma düştüğünü,  davalının suç duyurusu daha kesinleşmeden, müvekkilinin ticari iş yaptığı kişilere ve şirket çalışanlarına karşı yalan yanlış bilgilendirmelerde bulunarak, dürüstlük ilkesini ihlal ettiğini, hem müvekkilin iş kaybına, hem de çalışanları ve iş yaptığı kişilerin gözünde itibar kaybına neden olduğunu, davalının yan açıkça dürüstlük kurallarına ve ortaklık hükümlerine aykırı davrandığını, müvekkilinin hem ticari hem de sosyal hayatta büyük bir itibar kaybı yaşamasına sebebiyet verdiğini, tüm bu hususlar ve bu hususlara yönelik taleplerinin dava dilekçesinde yer almasına rağmen, davacının yaşamış olduğu itibar kaybını, itibar kaybı yüzünden uğradığı maddi ve manevi zararları adeta görmezden gelerek, sadece haksız rekabete ilişkin olan hususları değerlendirip, davayı reddetmek üzere tanıkları dahi dinlemeden, delilleri toplayıp değerlendirmeden, davayı  eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile reddettiğini,  mahkemenin taleplerinden sadece haksız rekabete ilişkin olan talebi değerlendirecek idiyse davayı tefrik edebileceğini, ancak  sadece bir noktaya takılıp, davayı  hatalı şekilde reddettiğini, davalının  haksız rekabet yaptığını,  davalının  davacının iş ilişkisi kurduğu kişilere asılsız ve kötü niyetli olarak yaptığı suç duyurusundan yanıltıcı ve yanlış bir biçimde bahsettiğini,  müvekkilin iş yaptığı kişi ve şirketlere e-posta yolu ile müvekkilini kötülediğini, sonuçta da müvekkilinin iş kaybına ve yeniden iş hayatına girememesine neden olduğunu,  davacının iş ilişkisi içinde olduğu kişi ve şirketlerle davalı tarafça haksız rekabet oluşturacak şekilde iş ilişkisi kurulmaya çalışılarak, haksız rekabet ortamı yaratıldığını, davalı tarafından önce dürüstlük ilkesi sonra da  Türk Ticaret Kanununda haksız rekabeti düzenleyen maddelerinin  ihlal edildiğini,   davalının,  savcılığa yaptığı suç duyurusundan sonra müvekkilini saf dışı bırakarak, müvekkilinin şirket adına sektörde edindiği yere, kendine ait şirketle devam etmek için önce İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/728 Es. sayılı dosyası ile ortaklığı sona erdirmek için dava açtığını, oysa bu şirketi de gerçeğe aykırı şekilde kendine ait olan şirkete borçlandırıp, kaydi şekilde borçlu gösterip, tümden müvekkili davacıyı maddi olarak çökertmeyi amaçladığını,  davalının  kendine ait şirkete karşı tarafların ortak olduğu şirketi borçlandırdığını,  usulsüz tebligatlarla fatura tebliğ ettiğini,bu faturalara ilişkin olarak da icra takibi yaptığını,dava dilekçesinde yer alan taleplerimizden sadece haksız rekabete ilişkin olanını değerlendirilip, bu değerlendirmeyi de hatalı olarak gerçekleştirildiğini, davalının sahibi olduğu ... ile aynı alanda faaliyet göstermiş olmasından dolayı yine sahibinin ortak olduğu ... şirketine ait birçok iş ve bayilik anlaşmasını hile ile kendi şirketine aktarttığını,  kasıtlı olarak kendisinin de ortak olduğu ... şirketinin zarar edip, batmasını müvekkili davacının maddi ve manevi olarak yıpranmasını sağlamaya çalıştığını, davalının iş kayıpları sonucu oluşan maddi ve manevi zararları adeta görmezden gelinerek, sadece sanki tek talep haksız rekabet ve bu da dava dışı şirketin uğradığı haksız rekabetmiş gibi eksik değerlendirilip davanın reddedildiğini,  hiçbir delilin toplanmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 644/1 maddesinin atfıyla aynı yasanın 553 vd maddeleri uyarınca, davalı müdürün kusurlu davranışlarıyla davacının uğradığı  maddi manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, 13.11.2019 tarihli duruşmada verilen ara karar ile; davacı vekiline talep ettiği 10.000 TL maddi tazminatın davacı adına varsa ayrı bir şirket adına mı davalı ile ortak oldukları şirket adına mı, hangi konuda istendiğine ilişkin HMK'nın 119/1-ğ-ı-f-g maddeleri gereğince açıklama yapması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, usulüne uygun olarak kesin süre gereği yerine getirilmediği taktirde maddi tazminat yönünden davanın açılmamış sayılacağının ihtarına karar verilmiş olup davacı vekilince bu ara karar gereğince 20.11.2019 tarihinde verilen tarihli dilekçe ile talep açıklamasında bulunulduğu görülmüştür.Davacı vekili talep açıklama dilekçesinde;  tarafların %50'şer hissedar olduğu dava dışı...Ltd. Şti.'ni kasıtlı olarak zarara uğrattığını, dolayısı ile diğer ortak olan davalının  davacının beklediği kar ve geliri elde etmesine engel olduğunu, davacının zararının tarafların ortak olduğu şirkete karşı davalının ortaklık hükümlerine kasten ve kötüniyetli olarak aykırı davranmasından doğduğunu,  sadece ortaklığa konu şirketin zarar etmesine değil,  davacının arkasından karalama yaparak, sektörde adının olumsuz anılmasını sağladığını,  davacının yeni potansiyel iş almasını veya başkaca ortaklıklar kurmasını engellemeye çalıştığını, davalının davacıyı hileli davranışları ile kandırdığını,  kendi bireysel şirketine kar sağladığını, davacının  ortak bulunduğu şirketi borç altına sokarak, kendi şirketine ait olması gereken gider ve yükümlülükleri  ... şirketine yüklediğini,  şirketi kendisine karşı borçlandırdığını,  ortaklık hükümlerine aykırı şekilde ortak olunan şirketi zarar uğratarak  davacının kendi emek beceri ve çabası ile ortaklık üzerinden yaptığı işlerden elde etmesi gereken geliri engellediğini, davacının zarara uğramasına, gelirlerden mahrum kalmasına neden oluğunu, davalının, davacının kişisel çevresi ve yeteneği ile piyasadan iş yapmak amacıyla getirdiği müşterileri davacıyı kandırarak kendi şirketine kaydırıp, ortak olunan şirketi zarar uğratıp, müvekkilinin elde edeceği geliri elde etmesini engellemeye çalıştığını, davalının haksız rekabet içerikleri eylemleri sonucunda, davacının uğramış olduğu ticari itibar kaybı, kendi kişiliği, kişisel beceri ve çevresi ile edindiği ticari ve kişisel itibarın davalının piyasadaki haksız karalaması ve bu süreçte geçirdiği haksız soruşturma ve davalar nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, davacının, davalının haksız eylemleri sonucu ortaklıktan çıkmaya çalışması üzerine davacının şahsi kişiliğine karşı doğrudan zarar vermeye, itibarını zedeleyip, bireysel olarak da yeni iş yapmasını engellemeye çalıştığını, haksız rekabet yaparak kötüniyetli davrandığını,   davacının, maddi zararının henüz tam ve kesin belirlenemediğini, maddi zararının davalının haksız rekabeti ve müvekkili beraber kurmuş oldukları...şirketindeki   ortaklık hükümlerine aykırı hareket eden davalının müvekkilin bu ortaklık nedeniyle elde edeceği kar ve gelire engel olmasından dolayı, davacının şirket üzerinden kaybettiği iş ve gelirler,  ayrıca davalının açıkça tarafların ortak olduğu  şirketin aleyhine hareket edip, ortak olduğu şirketin gelişip büyümesine engel olmasından kaynaklı olduğunu ileri sürmüştür.Mahkemece, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin dava dışı şirket ile haksız rekabet oluşturduğu, davacıya yönelik haksız eylem olmadığı, haksız rekabetten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkının şirkete ait olduğu, davacının iddia ettiği zararın bir yerde yansıma zarar niteliğinde olduğu,  davada yansıma zararın şartlarının bulunmadığı, davacının, şirket  tarafından açılabilecek davayı kendisinin açtığını, aktif dava hakkı  bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.TTK'nın 553. maddesine göre, yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı zarardan sorumludurlar.Davacı, davalı ile birlikte dava dışı  ... Şti.'nin %50'şer oranında ortağı olduklarını, kendisinin ve davalının, dava dışı şirketin münferiden yetkili müdürleri olarak görev yaptıklarını, davalının tek başına sahip olduğu bir başka şirket lehine ... şirketini borçlandırdığını, ortaklık hükümlerine aykırı davranarak  şirketin ve kendisinin zarar etmesine, gelirlerden mahrum kalmasına sebep olduğunu, ayrıca davalının haksız rekabet içerikleri eylemleri sonucunda, davacının uğramış olduğu ticari itibar kaybı, kendi kişiliği, kişisel beceri ve çevresi ile edindiği ticari ve kişisel itibarın davalının piyasadaki haksız karalaması ve bu süreçte geçirdiği haksız soruşturma ve davalar nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, bireysel olarak da yeni iş yapmasını engellemeye çalıştığını, bir diğer deyişle davalının  haksız eylemleri sonucu manevi zararı doğduğunu ileri sürmüştür.Gerek dava dilekçesi, gerek talep açıklama dilekçesi nazara alındığında davacının maddi tazminat talebine ilişkin davası, TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca ve özellikle 555.maddesi uyarınca şirket ortağı tarafından  açılmış bir sorumluluk davasıdır.Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davası, doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar.Yani davacı tarafın ortağı olduğu şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555. (6762 sayılı TTK'nm 309.) maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekmektedir. Davacı ortağın doğrudan bir zararı varsa bu zararın ortağa ödenmesi istenebilir. Bu sebeple, söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı  konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır.Dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların sadece yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.Eldeki davda, dava dilekçesinde ve talep açıklama dilekçesinde, maddi zarar talebinin yanında manevi zararın tazmini talebinde de bulunulmuştur.Bu zararına ilişkin olarak ise davacı vekili,davalının haksız rekabet içeren  eylemleri sonucunda, davacının uğramış olduğu ticari itibar kaybı, kendi kişiliği, kişisel beceri ve çevresi ile edindiği ticari ve kişisel itibarın davalının piyasadaki haksız karalaması ve bu süreçte geçirdiği haksız soruşturma ve davalar nedeniyle davacının  manevi olarak zarar gördüğünü, bireysel olarak da yeni iş yapmasını engellemeye çalıştığını, bir diğer deyişle davalının  haksız eylemleri sonucu manevi zararı doğduğunu ileri sürmüştür. Bu anlatımlara göre davacı, davalının haksız eylemleri sonucunda manevi zarara uğradığını iddia etmekte olup dava dışı şirket adına herhangi bir manevi zarar talebi bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece, manevi tazminat talebi yönünden işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken,  davacının manevi tazminat talebi yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı yönündeki tespiti yerinde olmamıştır. Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın,eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34bc5d8556cf07de","SID":"4394dc8abd0a4fb8"}}