{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/12/2022<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 Tarih ve 2022/144 Esas - 2022/477 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar... ve ... Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin \".../...\" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin \"...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkilinin \"...\" alan adlı internet sitesinin bulunduğunu, öte yandan \".../...\" ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında da müvekkilinin hak sahibi bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in  2022-M-1561 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Diğer davalı vekili tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  davacının itirazına mesnet 2018/83521, 2018/83525 sayılı ve  \"... ...\" ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 8 ve 11 sınıf mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, davacının diğer iddialarının ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... YİDK'nun 2022-M-1561 sayılı kararının iptaline, 2020/95739 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmişti<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili,  tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının marklarının asli unsuru olduğunu iddia ettiği \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu,  dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvurunun \"...\" şeklinde okunduğunu ve davacının markalarından farklı sesler içerdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2018/83521 ve 2018/83525 sayılı markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, davacının markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının \"...+harf\" şeklinde seri marklarının bulunmadığını, \".../...\" ibareli birçok marka başvurusu bulunduğunu, davacının benzer görülen \"... ...\" ibareli markasının hitap ettiği tüketici kitlesinin de farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir<br><br>GEREKÇE\t: Dava,  YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 20.08.2020 tarihinde \"...\" ibaresini 8, 9 ve 11  sınıfta tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının 2018/83521, 2018/83525, 2016/18267 sayılı ve \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da YİDK'ın  2022-M-1561 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 16.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.04.2022 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2018/83521, 2018/83525 sayılı ve \"... ...\" ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacının diğer iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı sadece davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2018/83521, 2018/83525 sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet 2018/83521, 2018/83525 sayılı markalarının asli unsurları da \"... \"ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta buradan kaynaklanmaktadır. \"...\" kelimesi, Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2018/83521, 2018/83525 sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, \"...\" ibaresinin öne çıkarılmadığı, bir bütün olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.  Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/06/2020 tarihli 2019/5072 E., 2020/2735 K. sayılı kararı ile \"... ....... ibareli marka başvurusunun, 01/10/2019 tarihli  2018/4544 E., 2019/6035 K. sayılı kararı ile “...+ŞEKİL” ibareli marka başvurusunun, 29/04/2019 tarihli 2018/1607 E., 2019/3263 K. sayılı kararı ile  \"...+ŞEKİL\" ibareli marka başvurusunun,  13/09/2017 tarihli 2016/1578 E., 2017/4311 K. sayılı kararı ile \"...\" ibareli marka başvurunun davacının \"...\" ibareli markaları ile benzer olmadığı kabul edilmiştir.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporuna itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet  2018/83521, 2018/83525 sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar... ve ... Kurumu vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 gün ve 2022/144 Esas - 2022/477 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın REDDİNE,<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-Davalı ... Kurumu tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 142,00-TL posta masrafından oluşan toplam 634,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, <br>\t7-Davalı... tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t10-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,\t\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 28/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2025<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6fd2f399afcc6546","SID":"a5b81b6f6d7b3b31"}}