{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2020/706 Esas<br>KARAR NO:2025/205<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ:30/12/2020<br>KARAR TARİHİ:09/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı  vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 2019 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların hukuka aykırı olarak alındığını, batıl niteliğindeki kararların butlanının tespitini talep ettiklerini, davalı şirketin 17/12/2020 tarihinde gerçekleştirilen, 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında 3,4,5,6,7 ve 8 numaralı kararlar  ile tereke payları üzerindeki elbirliği mülkiyetine aykırı biçimde, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki hakları sınırlandırılarak, kanuna esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olarak, müvekkillerinin toplantı tutanağına düştüğü şerhlere rağmen alındığını, davalı şirkete kurucu ortak müteveffa ...' in terekesine dahil hisselerin hakim durumda olduğunu, mirasın henüz paylaştırılmadığından ve tereke üzerinde elbirliğiyle mülkiyet hali devam etmekte olduğundan iş bu dava konusu kararların batıl olduğunu, davalı şirketin, sermayesinin her biri 0,01 TL değerinde 8.830.000.000 nama yazılı paya ayrılmış, 88.300.000,00 TL' den ibaret bir aile şirketi olduğunu, müvekkili ..., kurucu ortak ...' in merhum ... in çocukları olduğunu, miras bırakan ... 22/09/2015 tarihinde vefat ettiğini ve müvekkillerinin miras bırakanın varisleri sıfatını haiz olduğunu, müteveffanın terekesi ve dolayısıyla bu terekeye dahil olan ve şirket sermayesinin %71' ini temsil eden payların halihazırda mirasçılar arasında paylaştırılmamış olduğunu, miras ortaklığı devam ettiğini, bu sebeple, diğer tüm mirasçılar gibi, müvekkillerinin de paylar üzerinde elbirliği ile mülkiyetten kaynaklanan hakları bulunduğunu, haksız ve hukuka aykırı genel kurul kararları uyarınca, tereke üzerinde elbirliğiyle mülkiyetin devam etmesi ve pay oranlarının belirlenmemiş olması sebebiyle, müvekkilleri nezdinde telafisi imkansız zararlar oluşacak olduğundan, TTK m.449' a göre talep konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, dava konu 17/12/2020 tarihli 2019 yılı genel kurul toplantısında alınan kararların usule ve yasaya aykırı olduğundan, genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 numaralı kararların butlanının tespiti talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"muris ...'in payları varisleri tarafından elden paylaştırma yöntemi ile paylaşılmış, mevcut durumda mirasçılar münferit olarak pay sahibi olduğunu, genel olarak kabul edildiği üzere miras ortaklığı mirasın paylaşılmasıyla, elbirliğinin paylı hak sahipliğine dönüşmesiyle veya miras ortaklığının başka bir ortaklığa dönüşmesi ile sona erdiğini, mirasçılar terekedeki hakların ve borçların bir kısımını paylaşarak miras ortaklığını sona erdirebileceğini, bunun dışında mirasçıların terekeye dahil bir veya birkaç malvarlığı unsuru üzerinde de paylaşma sözleşmesi yapabilecekleri kabul edildiğini, böyle bir durumda da terekenin yine mirasçılar arasında geçerli olarak paylaşılmış sayılacağını, müvekkili şirketin yöneticiliri gerçekleştirmiş oldukları hukuki görüşmeler neticesinde konunun uzmanlarından görüş alarak ilerlediklerini, elden paylaşma esas itibariyle paylaşmaya yönelik mirasçılar tarafından yapmış tasarruf işlemi olduğunu, burada mirasçılar paylaşmaya yönelik borçlanma ve tasarruf işlemlerini aynı anda yaptığını, elden paylaşma şartları gerçekleşmiş ise artık mirasçılar arasında yazılı sözleşme yapma şartı aramayacağını, mirasçıların terekede olan bir veya birkaç malvarlığı değerinin paylaşılması konusunda anlaşmaları ve bu malvarlığı değerlerini miras ortaklığından çıkarmalarına objektif kısmi taksim dendiğini, somut olayda müvekkillerinin şirketinin terekeye dahil olan yapılarının tamamen ve fiilen mirasçıların tasarruf alanına sokulması söz konusu olduğunu, bu bağlamda şirket payların fiilen tüm mirasçılar tarafından ele geçirilmesi ve paydan doğan hakların kullanılmaya başlanması, fiilen elden paylaştırma niteliğinde olduğunu, bu tür tassarruf bu kayda davalı olarak hazirun cetvelinin hazırlanması, mirasçı ortakların genel kurulda bireysel olarak haklarını kullanması yolları ile gerçekleştirildiğini, dava konusu genel kurulu toplantısına miras ortaklığını oluşturan yasal ve atanmış tüm mirasçıların çağrıldığını, bunun üzerine mirasçıların hepsinin, anılan genel kurul toplantısına asaleten veya vekalete katıldığını, genel kurul toplantı tutanağının eki olan hazirun cetvelinin miras paylarına uygun düştüğü şekliyle pay sahibi olarak yazıldığını, ve bu hazirun cetvelinin de mirasçı asıl veya vekilleri tarafından imzalandığını, mirasçıların genel kurula katılarak miras paylarına uygun şekilde pay sahibi olarak hareket etmeleri ve derdest davaların ikame edilebilmeleri dahi mirasçıların şirketteki paylara, elbirilği mülkiyeti rejiminin değil de artık mülkiyet rejiminin uygulandığını gösterdiğini, böylece mirasçılar elden paylaşma yolu ile şirket hisseleri üzerindeki hak sahipliğini kazandığını, bu nedenlerle şirketçe 17/12/2020 tarihinde gerçekleştirilmiş olan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak yapılması ve alınan tüm kararların usule uygun olarak alınmış olması sebebi ile davacı tarafın haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştiği görülmüştür.<br>Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin bir miras şirketi olup, paylarının büyük bir bölümünün merhum ...'e ait olduğunu, ...'in 22/09/2015 tarihinde vefat edip vefattan bugüne kadar herhangi bir paylaşım yapılmadığını, varislerin şirket paylarına el birliği halinde malik olduğunu, müvekkilinin herhangi bir miras taksim sözleşmesi imzalamadığı gibi herhangi bir mahkeme kararı ile de şirket paylarını paylaşmış olmadığını, davaya konu olan Genel Kurul Toplantısının varislerin ortak iradeleri veya ortak temsilcileri vasıtası ile alınmamış olup hükümsüz olduğunu, davalı şirketin kaydi yöneticilerinin seçildikleri genel kurul toplantıları batıl olduğundan şirkete kayyum gerekmekte olduğunu, davalı şirketin kaydi yöneticilerinin şirketi kötü yönettiklerin de ortada olduğunu, 2019 yılı bilançosuna göre, 158.636.064,06-TL olağan üstü yedek akçe, 6.356.036,57-TL yasal yedek, 3.877.664,45-TL geçmiş yıl kârları ortaklara dağıtılmayı beklerken yok edildiğini, şirketin 6.356.036,57-TL'lik Genel Kanuni Akçesi dahi şirketin hazır değerlerine kıyasla tüketildiğini, davalıların şirketi ticari veya finansal risklere karşı son derece korunmasız bir hale soktuklarını, bu nedenlerle davalı şirketin 17/12/2020 tarihli 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ile alınan kararların hükümsüzlüğünü, karara kadar yürürlüklerinin askıya alınmasını, şirkete yönetim kayyımı atanmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde de, asıl davamıza sunduğuna benzer savunmalar yaparak, dosyanın  Huzurda görülmekte olan dosyanın İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/706 esas sayılı dosyası ile usul ekonomisi gereği birleştirilmesine, davacı tarafın yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde iddiasını kanıtlayamaması ve zorunluluk arz etmediği halde Genel kurul kararlarının yürürlüğünün durdurulmasının ileride telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabilecek olması sebebiyle davacı tarafın kararların yürürlüğünün durdurulmasına tedbir talebinin reddine, kayyum atanmasına dair tedbir talebinin reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Asıl ve birleşen davaların konusu ve hukuki nedeninin aynı olduğu anlaşılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl ve birleşen dava, davalı ...A.Ş. Tarafından 2019 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 nolu kararlarının batıl olduğu gerekçesi ile batıl olduğunun tespitine, bu talep kabul edilmediği takdirde ise iptale tabi olması nedeniyle iptaline karar verilmesine ilişkindir.<br>Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı tarafından sunulan dilekçede; davalı şirketin 17.12.2020'de yapılan 2019 olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 numaralı kararların \"terekenin tasfiye edilmemiş ve paylaşılmamış olması, alınan kararların mirasçılar tarafından oybirliği sağlanarak alınmamış olması sebebi\" ile batıl olduğunun tespiti aksi halde iptali, yürütmenin durdurulması talepli olarak açılmış; davalı cevap dilekçesinde ise, \"payların tüm varisler tarafından  elden paylaşma usulü ile paylaşıldığını, bütün mirasçıların münferit paydaş oldukları, hazirun cetvellerinin ona göre hazırlandığı, herkesin bireysel olarak oy kullandıkları ve hazirun cetveline imza attıkları TTK m. 493 ve TTK m. 494 vd. uyarınca işlemlerin yapıldığını\" beyan etmiştir. <br>TTK. 446. maddesinde genel kurul kararı iptali davası açabilecek kişilerin belirtildiği ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının  usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını..... ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri ifade edilmiştir.<br> 2019 yılı olağan genel kurul toplantısına asaleten ve vekaleten katılan davacı ve birleşen davacıların genel kurul toplantı tutanağına muhalefet şerhi verdiği görülmüştür. <br><br>İncelenen genel kurul toplantı tutanağından; 3 nolu kararın; 2019 yılına ait Finansal Tabloların Okunması ve Müzakeresi,  4 nolu kararın; 2019 yılına ilişkin Yönetim Kurulu Faaliyet Raporları’nın okunması ve müzakeresi, 5 nolu kararın; 2019 yılına ilişkin işlemlerden dolayı Yönetim Kurulu üyelerinin tek tek ibrasının müzakeresi, 6 nolu kararın; Denetçi raporlarının okunması, müzakeresi ve onaya sunulması, 2019 yılı işlemlerinden dolayı şirket bağımsız denetçisinin ibrasının müzakere edilmesi, 7 nolu kararın 1 yıl süreyle görev yapmak için şirket bağımsız denetçisinin seçilmesi ve 8 nolu kararın; Şirketin 2019 yılı karının ortaklara dağıtılıp dağıtılmaması ile ilgili karar alınmasına yönelik olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacıların.... Sulh Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında müteveffa ...'in mirasçıları olduğu tespit edilmiştir. <br>Davacılar ... ve ... tarafından .... Sulh Hukuk mahkemesinde tereke tespit davası açmış oldukları, 29/04/2024 tarihinde alınan ara kararla Avukat ...'ın tereke temsilcisi olarak atanmış olduğu görüldü. <br>31/03/2021 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası mahkememiz tarafından bekletici mesele olarak kabul edilmiştir. Davacıların iptal davasının anılan dosyada istinaf aşamasında kabul edilerek kararın temyizde onandığı ve kesinleştiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden; davalı şirketin sermayesi ve payları toplamı itibari değerinin 88.300.000 TL olduğu, dava dışı hissedar ...'in 22/09/2015 tarihinde vefat ettiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/11/2015 tarihli ve ...Esas, ... Karar sayılı mirasçılık belgesine göre murisin terekesinin 56 pay kabul edildiği, 17/12/2020 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre, muris ... mirasçıları ... mirasçılarının ...'in  miras payına göre paylarının itibari değerlerinin 1.908.656.855'şer pay sahibi  oldukları, davacılar ... ile  ... 'in miras payına göre 408.997.897'er pay sahibi olduğu, mirasçılık hakları dışında ...'nın 318.109.472  pay, ...'in 818.132.600 pay, ...'in  818.088.168 'er pay sahibi olduğu, bir diğer ortağın da  .... AŞ olduğu, davalı şirketin   876.849.180,00 kadar payına kendisinin sahip olduğu, genel kurul toplantısına tüm bu pay sahiplerinin çağrıldığı, onların da asaleten veya vekaleten toplantıya katıldığı, oy kullandığı anlaşılmıştır. <br>Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder.<br>TTK'nın 447. maddesi genel kurul kararlarının butlanı halleri düzenlemiştir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımında söz edilmemiş ise de, bu durum yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, Kanunun koyucunun sadece iptal edilebilirlik ve butlan yaptırımına  yer vermek istediği  şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuk işlemin varlık şartlarını belirleyen  Kanun koyucunun, o işlemin  yokluğu yaptırımına da onay vermiş olduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29,37).<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/5560 E. 2023/2238 K. Sayılı 11/04/2023  tarihli kararında; \"Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı Kanun'da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20 nci maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul kararlarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 Kanun'un 447 nci maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi uygulanacak, emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.\" şeklinde karar verilmiştir.<br> Yine Yargıtay 11. HD'nin 2021/1080 E- 2022/4810 K sayılı, 13.06.2022 tarihli kararında; \" TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması halinde bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre ise; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Terekeye dâhil anonim şirket hisseleri bakımından da durum aynı olup hisseler, mirasçılara iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre intikal eder.\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi  2020/1549  esas ve 2023/1579 karar sayılı dosyasında; \"Esasen TTK'nın 494/2. maddesinde, şirket paylarının miras yoluyla intikali hâlinde mirasçıların, payların mülkiyetini derhal kazanacağı hükme bağlanmış ise de mirasçıların hangi mülkiyet şekline göre payları iktisap edeceği düzenlenmemiştir. Mirasın intikali TMK'nın miras hükümlerine tabi olup mirasçıların terekeye dâhil mallar üzerinde el birliği  şeklinde mülkiyet hakkına sahip olduklarına dair kural, anonim şirket hisseleri bakımından da geçerlidir. Esasen mirasçıların, terekeye dahil malları, mirasın açılmasıyla birlikte derhal iktisap edeceklerine dair kural TMK'nın 599/2. maddesinde de açıklanmıştır. Ancak mülkiyetin el birliği şeklinde olacağı aynı Kanun'un 640/2. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu genel kurallardan, terekede yer alan bir şirket hissesi bakımından ayrılmayı gerektiren bir durum yoktur.\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkememiz tarafından bekletici mesele olarak kabul edilen  .... Asliye Ticaret mahkemesi ... E. Sayılı dosyası reddedilmiş; ancak İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2020/1549 e. Ve 2023/1579 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar kaldırılmış, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/352 E. 8528 K. sayılı kararı ile onanmış ve başka tarihli bir genel kurul kararının aynı nedenle yokluğunun tespitine karar verilmiştir. <br><br>Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; muris ...'in ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’ya uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak dosya incelendiğinde mirasçılar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin olmadığı, davacılar tarafından tereke tespit davası açılmış oldukları görülmüştür.<br>Bu sebeple  Türk Medeni Kanunu'nun 599. Maddesine göre Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun  gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî  haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini  doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.\" Yine Türk Medeni Kanunu'nun  640. Maddesine göre \"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya  kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. \" şeklindeki düzenlemelere göre, miras yolu ile kalan pay senetleri üzerinde mirasçıları elbirliği ile mülkiyete sahip oldukları, genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte geçerli olarak düzenlenmiş taksim sözleşmesi veya yazılı taksim sözleşmesinin olmadığı, davacılar tarafından tereke tespit davası açılmış olduğu ve  geçerli  mirasın kesin olarak  paylaşıldığına dair bilgi belge vs. mahkememiz dosyasında görülmemiştir. <br>Hâkim hissedar muristen mirasçılarına intikal eden %71,05 oranındaki hisse bakımından genel kurulda yasaya uygun bir temsil gerçekleşmediği gibi, mirasçılar da birlikte hareket etmemişlerdir. Diğer taraftan şirketin, %28,94 oranındaki kendi payları bakımından oy kullanma hakkı yoktur (TTK m.389) . Bu durumda toplantının TTK'nın 418. maddesindeki nisapla yapıldığından ya da kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemez. Bu şekilde yapılan bir toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. Nitekim bekletici mesele yapılan dosyada verilen Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da aynı yöne işaret edilmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, davalı şirketin 17/12/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 nolu kararların yokluğunun tespitine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. <br>HÜKÜM :<br>1-Asıl ve Birleşen davanın KABULÜ İLE, Davalı şirketin 17/12/2020 tarihli, 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, <br>2-Alınması gerekli harç olan 615,40 TL olup, davacı tarafça peşin yatırılan 54,40 TL  harcın ve birleşen davada yatırılan 59,30 TL peşin harcın  mahsubu ile bakiye 501,7‬  TL harcın davalıdan  alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Asıl dava yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak asıl davacıya verilmesine, <br>4-Birleşen dava yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, <br>5-Yargılama nedeniyle harcanan 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 TL peşin harç ve  429,65 TL yargılama giderinin davalıdan  alınarak asıl davada davacılara verilmesine,<br>6-Yargılama nedeniyle birleşen davacı tarafından harcanan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç ve  250,00 TL yargılama giderinin davalıdan  alınarak birleşen davada davacıya verilmesine,<br>7-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/04/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d86a16ae77934a80","SID":"38553c86c90a050b"}}