{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t: .....  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t\t: ......  <br>VEKİLİ\t\t: Av......<br>DAVALI\t\t: ......  <br>VEKİLİ\t\t: Av......<br>FERİ MÜDAHİL\t: ......  <br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 30/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 05/10/2016 tarihinde 19:30 sıralarında davacının kocasının sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı araç ile davacının yolcu durumda olduğu Akören'den Konya istikametindeyken ... Mahallesi civarında sürücü ......'ın yönetimindeki ...... plaka sayılı traktörün ışıklarının kapalı ve yolun gidiş istikametini tamamen kapatır, park halinde durur  vaziyette ve yol yapım çalışmalarının olması ve yolun mıcırlı olması sebebiyle davacının kocasının hızını azaltmış olmasına rağmen akşam vakti olması nedeniyle traktörü son anda fark ederek frene bile basamadan aracın sağ ön kısmıyla traktörün sol teker kısmını çarptığını, davacı ile kocasının yaralanmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle kaza tarihinden olmazsa davalı sigorta şirketine başvuru nedeniyle temerrüt tarihi olan 07/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı ücreti tazminatı, 300,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 300,00 TL SGK dışı tedavi gideri tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ...... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketiyle sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddini, maluliyetin varlığının oranının belirlenmesi için dosyanın ATK'ya gönderilmesinin gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemek adına davacının kaza dolayısıyla sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğu gibi nedenlerle KTK 97. Madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartı davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle, HMK 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddini, usule ilişkin itirazları kabul görmemesi halinde ise esasa ilişkin itirazlar dikkate alınarak esastan reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Müterafik Kusur Açısından Yapılan Değerlendirmede;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK md. 52'de düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Örneğin alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermek şeklinde bir eylemdir. (Yargıtay 17. HD,  2016/7624 E., 2018/10877 K. sayılı ilamı)<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18/01/2022 Tarih ve 2021/7281 Esas-2022/521 Karar sayılı ilamı ile T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 07/02/2022 Tarih ve 2022/230 Esas-2022/180 Karar sayılı ilamı çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler, trafik kaza tutanağı, ceza dosyası evrakları incelendiğinde davacıların müterafık kusuruna ilişkin bir bulguya ulaşılamadığı, bu hususun aksinin ispatının davalılar üzerinde olduğu, davalılarca yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından, müterafik kusur indirimi yapılmasızın hesaplama yapılmıştır. <br>Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; <br>2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.<br>Davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 07/01/2019 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir.<br>Faizin ticari avans faizi / yasal faiz olup olmayacağı değerlendirmesinde, kazaya sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile teminat altına alınan aracın ticari vasıfta olmaması nedeniyle davalı aleyhine yasal faiz işletilmesine karar verilerek;<br> Davacı vekilinin dava değeri artırım dilekçesi ve dava tarihinden sonra yapılan ödemeler  nazara alınmak sureti ile; Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE,<br>a- 3.636,05  TL geçici iş göremezlik tazminatı,<br>b-77.341,08 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, <br>c- 1.647,00 TL bakıcı gideri tazminatı,<br>d- 6.600,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere hesaplanan maddi tazminat tutarı olan toplam 89.224,13 TL 'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla  temerrüt tarihi olan 07/01/2019  tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,<br> Davacının 28.248,95 TL geçici iş göremezlik, 26.400,00 TL tedavi gideri, 43.381,92 TL sürekli iş göremezlik talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ...... A.Ş  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davada feri müdahil olan ......'in %80 oranında kusurlu olduğu, mahkemece yapılan yargılamada %100 kusur oranı üzerinden karar verildiği, ...... tarafından ilgili dosyada %100 kusur ile yaptığı ödeme sonucu müvekkili sigortalı araç sürücüsünün %20 kusurlu olduğundan rücuen tazmin talebi ile müvekkili şirkete husumet yönelttiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin %20 kusur oranı ile sorumluluğunun kabul edilse dahi feri müdahil tarafından ödenen tutarların tenzilinin gerektiğini, müterafik kusura ilişkin savunmanın bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, trafik kazası nedeniyle maluliyete dayalı geçici , sürekli iş göremezlik,tedavi ve bakıcı gideri nedeni ile  tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece verilen kabul kararı,  davalı tarafça  istinaf edilmiştir. <br>Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.<br>Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.<br>Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.<br>Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır.<br>Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir.<br>Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 E. 1980/186 K., 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas 1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas 1988/898 K. Sayılı; 2013/7-1728 E. 2015/1036 K. Sayılı  kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.<br>Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde \"(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga fıkra: 01/04/2015-6644 S.K./4. md) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olaya gelince, davacı tarafından daha önce açılan Konya.... Asliye Hukuk  Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyada yargılama yapıldığı, mahkemece verilen kararın taraflarca istinafı üzerine dairemizin ... E.-...  K.sayılı kararı ile, İDM kararının kaldırılmasına karar verildiği,   mahkemenin anılan asıl dosyasının kesin delil niteliğinde olduğu,  bu haliyle davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 93.477,03 TL olması nedeniyle asıl davada hükmedilen 43.381,92  TL'nin mahsubu ile ancak 50.095,11 TL istenebilecek olup,<br> Davacının geçici  iş göremezlik maddi zararının 35.273,49 TL olması nedeniyle asıl davada hükmedilen 28.248,95 TL'nin mahsubu ile ancak 7.024,54 TL istenebilecek olup,<br> Davacının bakıcı gideri maddi zararının 1.647,00 TL olması nedeniyle bu  istenebilecek olup,<br>Mahkemece sürekli iş göremezlik hesabı için dosyanın yeniden hesap bilirkişine tevdii edilerek bilirkişi tarafından belirlenen ve davacı tarafça ıslah edilen miktarı  hükmedilmesinde ilk kararın  kesin delil oluştuğu göz ardı edilerek karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.  Mahkeme,  davacının talebi üzerine  aktüerya raporu alınması yoluna gitmiştir. Aktüerya raporunda yeni güncel veriler çerçevesinde sunulan rapor gereğince bulunan miktar yönünden davacı tarafından    ıslah edilmiştir. Güncel asgari ücreti üzerinden yeniden aktüer hesabı yapılmasında yasal isabet bulunmadığından, buna yönelik davalı istinafının kabulüne,<br>Davalı vekilinin Faturalandırılmayan Tedavi giderleri ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>             2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi  giderleri  yönünden  sorumluluk  Sosyal  Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.<br>TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)<br>   Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının %8 oranında kalıcı maluliyetinin bulunduğu ve iyileşme süresinin 6 ay olduğu;Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlığının  raporuyla saptanmış olup,bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır. Bu nedenle  davalı vekilinin bu hususa yönelik  itirazının redi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin kusur oranında sorumluluk itirazının incelenmesinde :<br>Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.<br>Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil  sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan  doğabilir.<br>Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K )<br>                 Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; Davacı taraf, dava dilekçesi ve verdiği Islah dilekçelerinde açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı araç sürücüsünün de  kusurunun bulunması içinde bulunduğu araç sigortacısı olarak davalının müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.Bu durumda mahkemece; davaya konu kazada davacının kusurlu olmadığı ve zarar gören kusursuz 3. kişi konumunda olduğu talebinde kusur oranından da söz etmediğine göre zararın tümünü talep etmesi B.K.'da öngörülen teselsül kurallarına açık bir şekilde dayandığının kanıtı olduğu (HGK 24.06.1983 gün 1981/533E.-1983/724K) hususları gözetilmek suretiyle, davacı için tazminatın belirlenmesinde herhangi bir kusur indirimi yapılmaması yukarıda belirtilen müteselsil sorumluluk ilkesine uygun olduğundan davalı sigorta vekilinin buna yönelik istinafının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Müterafik kusur itirazının incelenmesinde :<br>Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlenmiştir. Müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı sigorta şirketinin üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir.<br>Bu nedenle , davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) <br>1- Davacı vekilinin dava değeri artırım dilekçesi ve dava tarihinden sonra yapılan ödemeler nazara alınmak sureti ile; Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE,<br>a- 3.636,05  TL geçici iş göremezlik tazminatı,<br>b-50.095,11 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, <br>c- 1.647,00 TL bakıcı gideri tazminatı,<br>d- 6.600,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere hesaplanan maddi tazminat tutarı olan toplam 61.978,16 TL 'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla  temerrüt tarihi olan 07/01/2019  tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>2-Alınması gereken 4.233,72-TL  harçtan peşin alınan 269,85-TL ve 660,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 3.303,87-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan 929,85 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>4-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 1.029,60 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacı tarafından sarfedilen 2.500,00-TL bilirkişi ücreti, 38,40-TL vekalet suret harcı, 207,75-TL yazışma ve tebligat gideri, 269,85 başvurma harcı olmak üzere toplam 3.016,00-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 995,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 6-Davalı tarafından sarfedilen 38,40-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 25,72 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>9-HMK'nun 297/1-ç maddesi uyarınca artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde taraflara iadesine, <br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>11-Davalı tarafça yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>13-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/04/2025<br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı<br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ce358d4e5c15ce0","SID":"f58e8e8b6541f759"}}