{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ:10/02/2025<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:02/05/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili; davacıların oğlu olan ...'ün diş hekimi olduğunu, 2024 yılı ocak ayında çalıştığı özel klinikten ayrıldığını, implant servisinde tanıştığı aracı ile Antalya ... San. Ve Tic.Ltd. Şti'ye ortak olduğunu, şirketin hissesinin tamamına sahip ... isimli kişiden önce 21/02/2024 tarihinde şirketin %50 hissesinin alındığını, akabinde 09/04/2024 tarihinde de şirketin kalan hissesinin tamamının alındığını, ancak şirketin gayri resmi ortağının ise ... olduğunu, şirket hisselerinin satın alınmasından sonra şirketin içinin boşaltıldığını, şirkete ait hiçbir mal varlığının olmadığını ve çek defterinin şirketin gayri resmi ortağı ...'ın elinde bulunduğunu ve şirketle alakasız çeklerin yazılmış olduğunu tespit ettiğini, dolayısıyla komplo kurulmuş olduğunu ve bu nedenle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile nitelikli dolandırıcılıktan şikayetçi olduğunu, ...'ün şirketten ayrılmak zorunda kaldığını, dava dışı ...'ın ... Diş Sağlığı Hizmetleri A.Ş  isminde kendi şirketini kurduğunu, dava dışı ...'ın uğradığı zararın karşılanması için ...a başvurmuş olduğunu, ...'ın ise ... ile tanıştırmış olduğunu, ancak sonrasında ...'ın da aynı şekilde ... tarafından dolandırıldığının öğrenildiğini, ... ile ...'ın zararlarının karşılanması için ... tarafından ... ... isimli kişiye başvurulduğunu, bahse konu durumlar çözülene kadar ...'ın ... ile ortak olmak istediğini, ...'ın ... ile birlikte çalışmaya başladığını, akabinde ...'ün davalıya %49 hissesini devrettiğini ve müdür yetkisini verdiğini, ...'ın şirkette hekimlik icra ederken davalının ise şirkette müdürlük yaptığını, şirketin mali müşavirliğini ...'ın üvey kardeşinin çalıştığı muhasebeci olan ...'ün yaptığını, bir  süre sonrasında şirket iş ve işlemlerinin ...'a bildirilmediğini, davacı ...'ün oğlu ...'a destek olmak amacıyla İzmir'den Antalya'ya geldiğini, şirket hakkında bilgi sahibi olmak için muhasebeciye başvurduğunu ancak şiddet ve tehdit ile uzaklaştırılmış olduğunu, ertesi gününde ...'ı iş yerine davet etmiş olduklarını, ancak ...'ın akrabaları ile birlikte ...'dan para istedikleri ancak para alamamaları üzerine ...'ı darp etmiş olduklarını, ...'ün klinikte bulunan bilgisayarı, telefonu, hasta randevu defteri, bazı muhasebe kayıtlarının ...'ın izni dışında alınmış olduğunu, hastaların ise ...'ın bağlantılı olduğu başka bir kliniğe yönlendirilmiş olduğunu, davalının ... ile birlikte ortak olduğu %49 hisseye karşılık ...'a hiçbir ödeme yapmadığını, durumun çözülmesi için davacı baba ...'ün dahil olduğunu, ancak hisse karşılığı, tüm alacaklar ve şirketten kendisi ile ayrılan işçilerin tüm alacakları için toplamda 2.500.000,00TL talep edildiğini, davacıların ise bu parayı ödemek istemediklerini, bu sefer de devreye ... ...'nın devreye girdiğini, istenilen paranın ödenmesi gerektiğini yoksa ...'ın öldürüleceğini davacılara bildirdiğini, ayrıca bu işi çözmek için de kendisinin aracılık ücreti olan 500.000,00TL talep ettiğini, tüm bu ödemeler yapıldığında ise davacıların oğlu ...'a ait bilgisayar, telefon vs 'lerin tümünün kendisine iade edileceğini, istenilen meblağda herhangi bir borçları olmamasına rağmen söz konusu davacıların oğlunun canı olunca kabul etmek zorunda kaldıklarını, talep edilen ücrete karşılık 13/12/2024 tarihinde 1.000.000,00TL ve 20/01/2025 tarihinde de 1.500.000,00TL için taksitlere ayrılmak üzere kabul ettiklerini, bunun üzerine ... ... tarafından davacıların oğluna ait klinikte 09/12/2024 tarihinde ... keşide tarihli 13/12/2024 vade tarihli 1.000.000,00TL ve ... keşide tarihli ... vade tarihli 1.500.000,00TL'lik senet yaptıklarını, ancak ikinci senette yer olan tarihin sehven 20/12/2024 olarak yazılmış olduğunu, bu hususta ... ...'ya da söylemiş olduklarını, zira meblağın çok olması nedeniyle taksit yaptırdıklarını, ... tarafından bunun sorun olmayacağını, 20/01/2025 tarihine kadar ödemeyi bekleyeceklerini söylediğini, ilk taksitin vade gününde ..., ...'ın üvey kardeşi ..., ..., ... ...'nın üvey oğlu ...'ın huzurunda davacı ... tarafından nakit olarak davalı ...'a teslim edilmiş olduğunu, akabinde de 1. taksitin senedinin ...e iade edilmiş olduğunu, ancak hisse devri için tüm taksitin bitmesi gerektiğini bu nedenle şirket hisselerinin devrinin yapılamayacağını ...e söylemiş olduklarını, ancak birinci taksit ödenirken ...in oğlu olan ...'ın ofiste bir alt kata indirilerek tehdit ile hissesinin ...'a yapılmasını, ikinci ödeme yapılınca da geri iade edileceğinin söylendiğini, tehdit altında ...'ın karar defterini imzalamış olduğunu, daha sonrasında da davacı ...'in noterde buluşup tüm ödemeleri yapıp senedi ve hisse senetlerinin bir an çözüme kavuşturulmasını talep ettiğini ancak davalılarca bu durumunun oyalandığını, davacı ...'in davalılardan kurtulamayacağını anlaması üzerine borçlu olmadığının tespiti için arabuluculuğa başvurduğunu, başvuru akabinde de davalı ... tarafından senedin icra takibine konulduğunu, ezcümle sonuç itibari ile müvekkillerinin aslında var olmayan borcu sadece oğullarına zarar gelmemesi için ödemeyi kabul ettiklerini, ancak davalıların tehditleri ve oyalamaları nedeniyle davalılardan kurtulamadıklarını, ...'a iade edilmesi gereken hisselerin ise başkasına devredildiğini, ikinci taksit olan ... keşide, ... vade tarihli senedin Antalya Genel İcra Dairesinin  esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, 20/01/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, davacıların daha fazla mağduriyet yaşamaması için Antalya Genel İcra Dairesinin  esas sayılı dosyasının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, takip ve dayanağı senet sebebiyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 1.000.000,00TL'nin ödeme tarihi olan 13/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacılara ödenmesine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece 10/02/2025 tarihli ara karar ile \"... tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacının tedbir talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Ara karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hatalı olduğunu, tedbir kararı verilmesi gerektiğini, tedbir kararı verilmemesi nedeniyle hacizler uygulandığını, uygulanan hacizlerin kaldırılması gerektiğini, arabuluculuğa başvurma şartının 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak düzenlendiğini, müvekkilleri adına 20/01/2025 tarihinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, davalı tarafça 22/01/2025 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davanın icra takibinden önce açılmış menfi tespit davası hükmünde olduğunu, yerel mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>İstinafa konu ara karar, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6325 Sayılı kanunun 18/A. Maddesi 16.bendi \"Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince her ne kadar icra takibi başlatıldıktan sonra eldeki menfi tespit davası açıldığından İİK'nın 72/2.maddesi gereğince icra takibinin durdurulamayacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacının  arabuluculuğa başvuru tarihinden sonra icra takibine başlanması sebebiyle İİK 72/2. maddesindeki \"İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.\" hükmü uyarınca davacıların ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapılarak reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2025 tarih ve ... Esas sayılı ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davacıların ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile 1.500.000,00 TL alacağın %20'si oranında nakdi teminatın mahkeme veznesine yatırılması veya süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki takibin İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca DURDURULMASINA, <br>b-HMK'nın 393 maddesine uygun olarak teminatın alınması ve müteakip işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine  getirilmesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden;<br>a-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde  davacılara İADESİNE, <br>b-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda davacılar lehine dikkate alınmasına, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgililerine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.02/05/2025      <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d752098560d3646","SID":"eeda32d14c9ab42d"}}