{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/386 <br>KARAR NO\t: 2025/371<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/01/2025<br>NUMARASI\t: ........... Esas-............ Karar<br><br>............ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ........... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA:<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA KONUSU\t: İİK m.67 Hükmünden Kaynaklanan İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesi)<br>DAVA TARİHİ\t: 11/11/2021<br><br>........... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ............ ESAS SAYILI BİRLEŞEN DAVA DOSYASINDA:<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA KONUSU\t: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Sözleşmeden Dönme ile Sözleşmeye Konu Emtianın Aynen İadesi ile Ödenen Bedelin İstirdadı, Dönme Nedeni ile Uğranılan Menfi Zararın Tazmini <br>DAVA TARİHİ\t: 05/09/2022<br><br>KARAR TARİHİ \t: 30/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/04/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>ASIL DAVADA;<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıdan 182.140,43-TL bedelli fatura alacağını tahsil amacıyla davalı-borçlu aleyhine ......... İcra Dairesinin ............. Esas sayılı takip dosyası ile takibe başladığını ancak davalı-borçlunun ödeme emrine haksız itirazı ile takibin durduğunu, ara buluculuk görüşmelerinden fayda sağlanamadığı iddiası ile ödeme emrine vaki davalı-borçlu itirazının iptaline, lehine alacağın %20'si oranında icra-inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>............ 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) 12.11.2021 tarihli ............ Esas-..........Karar sayılı kararı ile görevli ve yetkili mahkemenin ..........Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine hükmetmiştir. <br> CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 17.07.2019 tarihli teklif /sözleşme uyarınca .............. adresindeki fabrika için 3 adet kompaktör 3 adet dik filtrenin toplam 24.780-USD bedelle alımı ve anahtar teslim suretiyle çalıştırılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşma uyarınca toplam bedelin %70'i olan 70.000-TL'nin ödendiğini ancak sözleşmede kararlaştırılan makinelerin bağlantısının yapılıp çalışır vaziyete getirilmediğini, makinelerin montajı ve çalışır vaziyette teslimi davacıya ait olmasına rağmen makinelerin bağlantılarının yapılmadığını, bu hususta davacı şirket yetkilileri ile defalarca sözlü görüşmeler yapılmış ise de herhangi bir sonuç alınamadığını, sözlü görüşmelerde makinelerin çalıştırılacağı söylenmiş olmasına rağmen bu durumun sürekli savsaklandığını, bu nedenle müvekkilinin davacı şirket ile olan sözleşmeyi fesih yoluna gideceğini bildirdiğini, bu kere davacı ile 25.12.2019 tarihli ekli mail üzerinden yapılan yazışmada, davacıya en son olarak 27.12.2019 Cuma tarihine kadar makineleri aktif hale getirmesi için son kez süre verildiğini ancak<br> yine iş bugüne kadar makinelerin aktif hale getirilmediğini, bundan ötürü müvekkilinin davacı şirket ile arasında olan sözleşmeyi feshettiğini, fesih yazısının ekli olduğunu, davacının buna rağmen işini teslim edip sözleşme gereklerini yerine getirmemesine rağmen müvekkiline bakiye alacağı olduğu gerekçesi ile takibe konu faturayı kesip gönderdiğini, söz konusu faturanın yukarıda belirtilen gerekçeler ile ....... 7. Noterliği'nin ........... tarih ve ......... yevmiye sayılı ekli ihtarnamesi ile iade edildiğini, davacı şirkete verilen ek süre içerisinde dahi sözleşmenin ifa edilmediğinden sözleşmeden dönüldüğünün bildirildiğini,<br> müvekkilinin davacı şirketten kullanılmayan makinelerini gelip teslim almasını ve buna mukabil davacıya ödenen meblağın iadesi ile sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğranılan zararın giderilmesinin talep edildiğini, ancak davacı tarafından dönüş yapılmadığını beyanla iddia olunan maddi vakıaları inkar ile davanın reddi ile alacağın %20'si oranında davacının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini savunmuştur. <br>.......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ....... ESAS - ...... KARAR SAYILI 22.12.2022 TARİHLİ BİRLEŞTİRME KARARINA İSTİNADEN BİRLEŞEN DAVADA; <br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.07.2019 tarihli teklif /sözleşme uyarınca .............. adresindeki fabrika için 3 adet kompaktör 3 adet dik filtrenin toplam 24.780-USD bedelle alımı ve anahtar teslim suretiyle çalıştırılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşma uyarınca toplam bedelin %70'i olan 70.000-TL'nin ödendiğini ancak sözleşmede kararlaştırılan makinelerin bağlantısının yapılıp çalışır vaziyete getirilmediğini, makinelerin montajı ve çalışır vaziyette teslimi davalıya ait olmasına rağmen makinelerin bağlantılarının yapılmadığını, bu hususta davalı şirket yetkilileri ile defalarca sözlü görüşmeler yapılmış ise de herhangi bir sonuç alınamadığını, sözlü görüşmelerde makinelerin çalıştırılacağı söylenmiş olmasına rağmen bu durumun sürekli savsaklandığını, bu nedenle müvekkilinin davalı şirket ile olan sözlesmeyi fesih yoluna gideceğini bildirdiğini, bu kere davalı ile 25.12.2019 tarihli ekli mail üzerinden yapılan yazışmada, davalıya en son olarak 27.12.2019 cuma tarihine kadar makineleri aktif hale getirmesi için son kez süre verildiğini ancak yine iş bugüne kadar makinelerin aktif hale getirilmediğini, bundan ötürü müvekkilinin davalı şirket ile arasında olan sözleşmeyi feshettiğini, fesih yazısının ekli olduğunu, davalının buna rağmen işini teslim edip sözleşme gereklerini yerine getirmemesine rağmen müvekkiline bakiye alacağı olduğu gerekçesi ile takibe<br> konu faturayı kesip gönderdiğini, söz konusu faturanın yukarıda belirtilen gerekçeler ile ...........7. Noterliği'nin 23.10.2020 tarih ve .......... yevmiye sayılı ekli ihtarnamesi ile iade edildiğini, davalı şirkete verilen ek süre içerisinde dahi sözleşmenin ifa edilmediğinden sözleşmeden dönüldüğünün bildirildiğini, müvekkilinin davalı şirketten kullanılmayan makinelerini gelip teslim almasını ve buna mukabil davalıya müvekkili tarafından ödenen meblağın iadesi ile sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğranılan zararın giderilmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından dönüş yapılmadığını beyanla sözleşmenin davalı tarafından gereği gibi ifa edilmemesi nedeni ile sözleşmeden döndüğünün tespiti ile sözleşmeden dönme nedeni ile hem kullanılmayan makinelerin<br> davalıya aynen teslimine/iadesine; hem de sözleşmeden dönülmesi nedeni ile davalıya ödenen meblağın 100-TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile) iadesine; bunun yanı sıra sözleşmeden dönme nedeniyle sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradıkları 100-TL zararın (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile) giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen dava davacısı 01.10.2024 tarihli (18.11.2024 tarihinde harçlandırılmış) talep arttırım/ıslah dilekçesinde özetle; sözleşme bedeli olarak ödenen 70.000-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birleşen dava davalısından tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında yapılan anlaşma gereği müvekkilinin hem malzemelerini temin edip hem de montajını yapmak üzere söz konusu işlem üzerine anlaştığını, akabinde müvekkilinin malzemeleri teslim ettiğini, ürünlerin montajını gerçekleştirdiğini, ürünlerin kontrolünü sağladığını, mail üzerinden iletişime geçildiğini ve montajda problem olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin ise problem olmadığını, süreç içerisinde davacı firmanın temin edilen malzemelere zarar verdiğini, kendilerine düşen kısmı halletmeden müvekkili firmanın işleme devam edemeyeceğini, montajda yaşanan problemin davacının planlananın dışında ürünler kullanmasından kaynaklı olduğunu bildirdiğini, söz konusu mailin daha sonra dosyaya ibraz edilecekse de mailin iletildiği tarihin 03/01/2020 olduğu dikkate alındığında montajın yapıldığına hiç kuşku bulunmadığını, üstelik montaj ve gerekli<br> kontroller sürecinde davacı firmanın üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinden, müvekkillerinin personelinin fazladan konaklama yaptığını, zaman kaybettiğini, montajın akabinde davacının montajı yapılan sistemi gerektiği gibi kullanmadığını ve bakiye borcunu ödememek için direndiğini, müvekkili firma tarafından davacı adına fatura keşide edildiğini, her ne kadar montaj gereği gibi ifa edilmiş ise de davacının basiretli tacir gibi delil tespitine başvurmadığını, sözleşmeden aylar sonra eldeki davanın fatura alacağından kurtulma amacıyla açıldığını, davacı tarafın kötü niyetli olduklarını ve dönme hakkı ile zarar talep haklarının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ : ''...taraflar arasında dava dışı ............... firmasının fabrikası için 17/07/2019 tarihinde 3 adet kompaktör ve 3 adet dik filtrenin yapım işi konusunda anlaşma sağlandığı, asıl dosya davacısının işi teslim etmesine rağmen bakiye alacağının tahsilini talep ettiği, asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısının ise taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yapılan işin ayıplı olup ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme, sözleşme bedeli olarak ödenen 70.000,00 TL'nin istirdatı ile sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklı zararın tazminini talep ettiği, asıl dosya davacısı tarafından yapılan sistemin makine mühendisi bilirkişi ............'nün raporuna göre davaya konu makinelerdan 1 adet kompaktörün ve 2 adet dik filtrenin keşif mahallinde atıl vaziyette olduğu, 1 adet dik filtrenin parçalanmış vaziyette atıl vaziyette olduğu, 2 adet kompaktörün ise çalınmış olduğu iddiası sebebiyle keşif mahallinde bulunmadığı, dava konusu makineler sistemde montajlı vaziyette bulunmadığından test edilmediği, keşif mahallinde havalandırma sisteminde dava dışı ........... marka makinelerin monte edilmiş olduğunun tespit edildiği, davaya konu makinelerin garanti kapsamı içinde filtrelerde sık sık tıkanma ve sistemdeki boruları tıkama, motor yanması, bağlantı ve kaynak noktalarında açılma sonucu sistemi durdurması, arızaların yaşanması, sistemin tekniğine uygun kurulmamış olması ve alıcının beklediği faydayı sağlamayacağı, makine ve ekipmanların ayıplı mal ve hizmet sınıfında olduğu, ayıbın satış sırasında görülemeyeceği, ancak kullanım sırasında ortaya çıkacağından işin gizli ayıp niteliğinde olduğu, ayıbın iş sahibinin kullanamayacağı derecede olduğu, onarım yapılmak suretiyle de giderilemeyeceği anlaşılmakla eser sözleşmesi hükümlerine göre ayıp ihbarının kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olması, yazılı olması<br> zorunluluğunun bulunmaması, her türlü delille ispatlanabilmesi, dava konusu ayıbın kullanıldıkça ortaya çıkması karşısında gizli ayıplı olması ve olayda gizli ayıbın niteliği itibariyle davalı birleşen dosya davacısının eseri kullanamayacak veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak derecede olması karşısında davalı birleşen dosya davacısı tarafından 25.12.2019 tarihinde davacı birleşen dosya davalısına gönderilen mail ile ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunun kabul edildiği,asıl dosya yönünden davacı her ne kadar bakiye iş alacağı tahsilini talep etmiş ise de yapılan işin gizli ayıplı olması, sözleşmenin haklı feshi ve ayıbın onarım yapılmak suretiyle giderilemeyecek olması hususları nazara alınarak bakiye iş alacağı olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak asıl<br> dosya davacısının iddiasını ispat ile mükellef olduğu, işin eksiksiz olarak yapılıp teslim edildiği iddiası ispat edilemediği, dosya kapsamına aksini gösterir herhangi bir delil de sunulmadığından asıl davanın reddine, davalı birleşen dosya davacının sözleşmesi feshinde haklı olduğundan tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre birbirlerinden aldıklarını iade ile yükümlü olup, iş sahibi tarafından yükleniciye toplamda 70.000,00 TL ödenmiş olup bu miktarın davalı birleşen dosya davacısına ödenmesine, .............'ne ait fabrikaya kurulan sistemin sökülerek, ............'ne teslimine, sözleşmenin hüküm ifade etmemesi nedeniyle ortaya çıkan menfi zarar talebi yönünden ise de davacı ile davadışı yüklenici arasındaki sözleşmenin hangi şartlarda kurulduğu, hangi şartlarda sona erdirildiği ve tasfiyesinin nasıl sağlandığını tespit etmeye yarar herhangi bir veri bulunmadığı, davacı tarafından da bu konu somutlaştırılmadığından, davacının davadışı iş sahibi ile arasındaki eserin sözleşmenin feshi tarihindeki rayiç değerini ve bu sözleşmeden elde edebileceği kazancı tespit etmeye yarar veri bulunmadığından, buna yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek ...'' gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile; ''...2-Taraflar arasında düzenlenen 17/07/2019 tarihli \"TEKLİFTİR\" başlıklı 3 adet kompaktör, 3 adet dik filtre kurulmasına dair sözleşmenin feshedildiğinin TESPİTİ ile .............'ne ait fabrikaya kurulan sistemin sökülerek, ................'ne teslimine, 3-70.00,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 26/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte ..............'nden alınarak .................'ne ödenmesine 4-Fazlaya ilişkin istemin reddine,...'' karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı vekilinin 14.03.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesi, birleşen davaya cevap dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki tüm beyanlarını aynen tekrarla, bilirkişiler ve Mahkeme tarafından yanlış değerlendirmeler ile karara varıldığını, tüm belgelerin incelenmediğini, karşı taraf nezdinde havalandırma sistemi teslim edilmiş, kurulmuş olmasına rağmen sözleşme bedelinin ödenmediği gibi kötü<br> niyetli olarak birleşen dava açıldığını, müvekkilinin üzerine düşen edimi ifa etmesine rağmen karşı tarafın kendisine düşen edimi yerine getirmediğini, faturaya karşı tarafın süresinde itiraz etmediğini, karşı tarafın gerçekleşen ifada dönme hakkı bulunmadığını, iade edilecek malların hasar görmüş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, zarar miktarının hatalı değerlendirilerek müvekkilinin zararı ile denge gözetilmediğini beyanla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekilinin 17.03.2025 tarihli süresinde bulunan istinafa cevap dilekçesinde özetle; birleşen dava dilekçesi, asıl davaya cevap dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki tüm beyanları aynen tekrarla, İlk Derece Mahkemesinin kararının isabetli olduğunu beyanla asıl dava davacısı-birleşen dava davalısının istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>DELİLLER : .............. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2025 tarihli .............Esas-...........Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan /olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir : <br>Asıl Dava; İİK m.67 hükmünden kaynaklanan, 17.07.2019 tarihli 3 adet dik kompaktör-3 adet dik filtreden oluşan havalandırma sistemi satım ve anahtar teslim kurulumuna dair ticari satım sözleşmesi bakiye bedeli olduğu davacı- alacaklı tarafından iddia olunan 182.140,43-TL bedelli fatura alacağının tahsili amacıyla davacı-alacaklı tarafından davalı- borçlu aleyhine başlatılan .............İcra Dairesinin ............Esas sayılı takip dosyasında davalı- borçlunun ödeme emrine vaki itirazının iptali, takibin kaldığı yerden devamı ve davacı- alacaklı lehine alacağın %20'si oranında icra-inkar tazminatına hükmolunması istemine ilişkindir. <br>Birleşen Dava; 17.07.2019 tarihli 3 adet dik kompaktör-3 adet dik filtreden oluşan havalandırma sistemi satım ve anahtar teslim kurulumuna dair ticari satım sözleşmesindeki davalı ediminin davalı tarafından gereği gibi ifa edilmediği iddiası ile sözleşmeden dönme ile ödenen sözleşme bedelinin aynen davalıdan istirdadı, emtianın davalıya taraflarınca aynen iadesi, sözleşmeden dönme nedeni ile uğranılan menfi zararın tazmini istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair karar verilmiş; asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br> Taraflar arasında 17.07.2019 tarihli, 24.780-USD bedelli, 3 adet dik kompaktör-3 adet dik filtreden oluşan havalandırma sistemi satım ve anahtar teslimi kurulumuna dair ticari satım sözleşmesinin akdedildiği, asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı tarafından sözleşme bedeli olarak 70.000-TL (18.07.2019 tarihinde 30.000-TL+19.07.2019 tarihinde 40.000-TL olmak üzere toplam 70.000-TL) ödendiğini, projeye uygun yapılacak işin çalışır vaziyette teslimi ile iki yıl garanti süresinin bulunduğu, teslim süresinin kararlaştırılmadığı çekişmesizdir.<br>Uyuşmazlık; ticari satım sözleşmesinin satım- kurulumunun gereği gibi asıl dava davacısı- birleşen dava davalısı tarafından ifa edilip edilmediği, bunun sonucuna göre; gereği gibi ifa varsa asıl dava davacısının bakiye fatura alacağının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı; gereği gibi ifa yoksa birleşen dava davacısının sözleşmeden dönme hakkının olup olmadığı, dönme hakkı varsa tarafların ifa ettiği edimlerin karşılıklı olarak aynen iadesinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilip edilemeyeceği, varsa uğranılan menfi zararın tazmininin talep edilip edilemeyeceği, talep edilebilir ise zarar tazminatının miktarı noktasındadır.<br>Hukuki işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmelerdir. Doktrin ve uygulamada “akit”, “mukavele” veya “bağıt” şeklinde ifade edilen sözleşme; hukuki bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşması ile oluşmaktadır. Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Kural olarak taraflar özgür iradeleri ile oluşturup, içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorundadırlar. Bu kurala “Ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi denilmektedir. Latince “pacta sunt servanda” olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâkî bir prensiptir. Herkes sözleşme ile verdiği sözde durmalıdır ve sözleşme yapıldıktan, bir takım haklar ve yükümlülükler<br> doğduktan sonra, tarafların özel durum ve ilişkilerinde ortaya çıkan değişikliklere bakılmamalıdır ve bu değişiklikler sözleşme ile verilen sözü etkilememelidir. Yani taraflar değişikliklere karşın, kendileri için zor da olsa verdikleri sözü yerine getirmelidirler (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 26-27). Aynı zamanda dürüstlük kuralının da bir görünümü olan “ahde vefa (anda bağlılık)” ilkesi gereğince kişilerin serbest iradeleriyle sözleşme ile verdikleri sözleri ve karşılıklı taahhütlerin, bu kişiler arasında bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2021/(23)6-901 Esas, 2022/837 Karar sayılı kararı).<br>Eldeki asıl dava olan itirazın iptali davasında ve birleşen dava olan sözleşmeden dönme-iade/istirdat-menfi zarar tazmini davasında; her iki tarafın ticaret şirketi tüzel kişi tacir oldukları, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısının asıl dava davalısı-birleşen dava davacısına kendi üretmediği havalandırma sistemini sattığı, ayrıca tam, eksiksiz çalışır vaziyette kurulum ve anahtar teslim konusunda tarafların arasında ticari satış sözleşmesinin akdedildiği ve bu sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmiştir (Kural olarak emek ögesi ağır basan durumlarda ve iş sahibinin talimat verme yetkisi olduğu durumlarda eser sözleşmesi; malzeme ögesi ağır basan durumlarda ve işi yapan özgürse satış sözleşmesinin varlığı kabul edilmekle-(Zevkliler/Aydın-Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri-9. Basım-Sayfa 311)). Eser sözleşmesi ile ticari satım sözleşmesi farklı kanuni hükümlere tabi olmakla İlk Derece Mahkemesinin taraflar arasındaki sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak hukuki nitelendirmesi hatalı bulunmuştur. Ticari satış ve mal değişimi TTK m.23 ''(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla<br> yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.'' hükmünü haizdir. <br>Asıl dava olan İcra ve İflas Kanunu’nun 67'nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251). Genel hükümlere göre açılan alacak davalarında, haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirse de; itirazın iptali<br> davalarının sonuçları farklılık arz ettiğinden, bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibari ile belirlenmesi gerekir. Ödeme emrine vaki davalı-borçlu itirazının süresinde olduğu, davanın İİK m.67'de belirlenen hak düşürücü sürede açıldığı belirlenmiştir. İİK m.67 hükmü içeriği gereği itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olmakla, takip dosyası ve itirazın iptali davası dosya kapsamına göre; davacının davalıya havalandırma sistemi sattığı, ayrıca tam-eksiksiz-çalışır vaziyette kurulum ve teslim konusunda tarafların arasında ticari satış sözleşmesinin akdedildiği sabit bulunmakla; davacının ticari satıştan kaynaklanan fatura alacağı bulunduğu iddiası ile alacağını tahsil amacıyla takibe başladığı, davalının teslim ile kurulumun gerektiği gibi yapılmadığı savunması ile ödeme emrine vaki itirazının ''takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, tüm fer'ilerine'' ilişkin olduğu belirlenmiştir.<br>Öte yandan TTK'nın “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18. maddesinde, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu hüküm tacire belli durumlarda daha önce taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya tacirin daha geniş bir sorumluluk altına sokulması şeklinde, “külfet” niteliği taşımaktadır. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, objektif bir özen ölçüsü getirmekte olup, tacirin aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni gösterme yükümlülüğüdür. Tacirin özellikle ticarî işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranması, üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması zorunludur. Tarafların tüzel kişi ticaret şirketi-tacir olduğu ve basiretli davranması gerektiğine dikkat edilmiştir. <br>Somut asıl dava açısından İİK m.67 hükmü içeriği gereği itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olmakla, takip dosyası ve itirazın iptali davası dosya kapsamına göre; davacının davalıya 182.140,43-TL bedelli 31.08.2020 tarihli e-fatura tebliğ ettiği, bu fatura alacağı için takibe başladığı, 23.10.2020 tarihli .............. 7. Noterliği'nin ........... yevmiye numaralı sözleşmeden dönme iradesi ile faturanın davalı tarafından süresinden sonra itiraz kapsamında davacıya iade edildiği belirlenmiştir. Buna göre; 6102 sayılı Kanun'un 21'inci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 229 ve 230'uncu maddesi birlikte değerlendirildiğinde ayrıca uyuşmazlığın çözümü için “fatura” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. <br>6102 sayılı Kanun'da fatura tanımlanmamış; 213 sayılı Kanun'un 229'uncu maddesinde: \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır\" şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre fatura, ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası niteliğinde olup sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir belgedir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 373).<br> Diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un 21'inci maddesinin birinci fıkrası; \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.<br>\" hükmünü haizken ikinci fıkrasında; \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır<br>\" hükmü yer almaktadır. Buna göre ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmelerin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa öneri mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.<br> 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması hâlinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak da; esnafın gönderdiği faturaya itiraz olunmaması fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmaz. Görüldüğü üzere bu düzenleme ile faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle içeriğinden sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Ne var ki fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği hâlde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.<br> Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, başka bir deyişle faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinde düzenlenen bu karineden kaynaklanmaktadır. Bu itibarla fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdî ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinde düzenlenen karine aksi ispat edilebilen adi bir karine olduğundan sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.<br> 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi, niteliği gereği faturaya yazılması gereken hususlar, başka bir deyişle olağan içeriği bakımından uygulanır. Faturanın içeriğinin nasıl olması gerektiği konusunda 6102 sayılı Kanun'da özel bir hüküm bulunmamakta, sadece 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinde faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu ve olağan içeriğinin nasıl olması gerektiği 213 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Bu itibarla 213 sayılı Kanun'un 230'uncu maddesi gereğince faturada en az; faturanın düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası, faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası bulunmalıdır. <br> Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda-ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi-bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir. <br> Dolayısıyla faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda faturanın olağan içeriği dışında kalan konular bakımından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde ispat yükü yer değiştirmiş olmaz. Örneğin \"vade farkı kaydı\" olarak nitelendirilen kayıtlar, başka bir deyişle fatura bedelinin vadesinde ödenmemesi durumunda bu bedele oransal olarak hesaplanıp eklenecek meblağa ilişkin kayıtlar, sözleşmenin ifası aşaması ile ilgili olmadığından faturanın olağan içeriğine dahil değildir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı kararı). <br>Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına dair HMK m.222 ''(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak<br> tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve<br> aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmünü haizdir. <br>Taraflar tacir olmakla, yasa gereği tuttukları ticari defter ve kayıtların, BA-BS bildirimlerinin, düzenledikleri faturaların basiretli tacir ilkesi gereğince doğruyu yansıtması gerektiği muhakkak olmakla mahkemece teknik bilirkişi incelemesi yaptırılması yerinde olmuştur. 6100 sayılı HMK m.266, 279, 281 uyarınca; bilirkişi raporu çözümü özel ve teknik değerlendirme, uzmanlığı gerektiren hususlarda iddia-savunma ile toplanan bilgi-belge ve delillere uygun olacak nitelikte alınır. Bunun dışında raporda açıklama yapılması, hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerin yapılması yasaktır. Rapora itiraz, belirsiz ve eksik olan teknik hususlar için açıklama yapılmasını istemektir. Bunun yanı sıra bilirkişi raporunun denetimi re'sen gözetilecek nedenlerle hakim tarafından da yapılır. Eğer taraf itirazı yerinde görülürse veya raporda hakim tarafından re'sen eksiklik ve /veya belirsizlik saptanırsa açıklama<br> yapılması amacıyla ya ek rapor alınması ya da yeni bilirkişi raporu alınması cihetine gidilir. Raporun denetimi hakim tarafından yapılmakla birlikte belirsizlik ve /veya eksiklik bulunmuyorsa ya da hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken hususlarda açıklama yapılması bekleniyorsa, çözüm hukuki bilgi ile giderilebilecek nitelikte ise, itiraz yerinde bulunmayabilir. Zaten hukuki konularda bilirkişiye başvurulması da yasaktır. <br>Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısının ticari kayıt ve defterlerinde asıl dava ve takip konusu faturanın ticari kayıtlarına işlendiği; asıl dava davalısı-birleşen dava davacısının ticari kayıt ve defterlerine ise sözleşme bedeli olarak 70.000-TL bedelin ödendiğinin kayıtlarına işlendiği belirlenmiştir. Makine bilirkişinin teknik raporu içeriği ile yapılan teknik tespitlere göre; asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı tarafından dava dışı kişiden başka markaya ait havalandırma sistemini satın almış ve mevcut sistemin çalışır olduğu, dava konusu havalandırma sisteminin çalışırlığının belirlenemediği, mevcut hali ile hurda olduğu, inceleme ile kompaktörün tıkandığı, kompaktörün motorunun yandığı, tıkanma nedeni ile boruların elyaf ile tıkandığı, defalarca sökülüp temizlendiği, siklon içi filenin yırtıldığı-tıkandığı, fanın gövde ve kaynak bağlantısında yırtılmalar olduğu, fanın balans yaptığı, fanın motorunun yandığı, belirtilen ayıp ve eksikliklerin giderilmediği ve buna dair bilgi-belge bulunmadığı, arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, kurulumdan kaynaklanan ayıp bulunduğu, beklenen faydanın sağlanmadığı belirlenmiştir. <br>Tüm bu açıklamalar ışığında; satılanı teslim-kuruluma ilişkin işin bitirilmesine dair kesin süre kararlaştırılmamakla ve geçici veya kesin kabule ilişkin dosyada bilgi-belge ve delile rastlanmamakla; çekişmeye konu makine ve ekipmanlar iki yıllık garanti süresi içerisinde iken belge niteliğinde bulunan dosyaya sunulu e-maillere göre; asıl dava konusu fatura kesilmezden evvel, kompaktörün tıkandığı, kompaktörün motorunun yandığı, tıkanma nedeni ile boruların elyaf ile<br> tıkandığı, defalarca sökülüp temizlendiği, siklon içi filenin yırtıldığı-tıkandığı, fanın gövde ve kaynak bağlantısında yırtılmalar olduğu, fanın balans yaptığı, fanın motorunun yandığı, sistemin gereği gibi kurulmadığı durumlarının asıl dava davacısı-birleşen dava davalısına bildirilmesine rağmen çözüme ulaşılmadığı, sözleşmeden beklenen faydanın sağlanamadığı, gereği gibi teslim olgusunun ve işin gereği gibi bitirildiğinin asıl dava davacısı tarafından ispatlanması gerektiği ancak ispatlanamadığı, davaya konu makine ve ekipmanların garanti kapsamı içerisinde defalarca arızalanmış olduğu, arızaların kompaktör tıkanması nedeniyle sık sık boruların tıkanması, fan ve kompaktör motorlarının yanması, bağlantı ve kaynak yerlerinin sık sık açılması, filtre içerisindeki filenin yırtılması şeklinde meydana gelmesi, bu sebeple işletmede aksaklıklar yaşanması ve işin sık sık durması, makine ve ekipmanlardan<br> beklenen faydanın sağlanamaması sebebiyle davaya konu makine ve ekipmanlar ile kurulum hizmetinin ayıplı olduğu, mevcut arızaların kullanım hatasından kaynaklanmadığı, kullanılan ürünlerin fabrikada işlenen ürünler olduğu ve davacı-birleşen dava davalısı tarafından bilindiği ve bilinmesi gerektiği kanaati ile asıl dava davacısının itirazın iptali davasına konu fatura alacağının varlığını gereği gibi satım-teslim yapmaması nedeni ile ispatlayamadığı anlaşılmakla ve bilirkişi raporlarına karşı beyanlar ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde açıklanan hususlar gözetildiğinde iddia-savunma-toplanan bilgi, belge, deliller ile itirazların raporlarda karşılandığı saptanmakla asıl davanın reddine, asıl dava davalısının tazminat istemine ilişkin asıl dava davacısının kötü niyetine kanaat getirilmemekle İİK m.67 şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Bu kapsamda asıl davanın reddine dair hüküm yeniden gerekçelendirildiğinden asıl dava yönünden kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Sözleşmenin sona erme halleri; <br> Kesin hükümsüzlük (Mutlak Butlan/Batıl/Hükümsüzlük/Geçersizlik) hali kamu düzenine, ahlaka aykırı bulunan veya esaslı koşulları bulunmayan hukuki işlemlerde herkese karşı ileri sürülebilen sakatlık halidir. Belirli kimselerin korunmasını amaçlayan koşulları bulunmayan hukuki işlemlerde belli kişi veya kişilere karşı ileri sürülebilen sakatlık haline ise nispi butlan denir. Hukuki işlem, taraflardan birinin mahkemede itirazı ile (hata-hile-korkutma-sömürü-... vb. hallerde) geçersiz hale geliyorsa iptal edilebilirlik söz konusudur. Sözleşmenin oluşması için gereken sağlık (sıhhat) koşulları tamamlanmamışsa keenlemyekündür yani sözleşme hiç ortaya çıkmamış olup kurucu unsur (esaslı objektif ve sübjektif unsur) yok ve hukuki işlem yoktur. Tek taraflı bağlamazlık (askıda geçersizlik/topal işlem/eksiklik) halinde hukuki işlem icazet ile geçerlilik kazanır. Sözleşmeden dönme (akitten rücu) taraflardan birinin mevcut sözleşmeden<br> rücu etmesi olup kural olarak tek taraflı dönme söz konusu olmayıp borçlunun temerrütü halinde alacaklının dönme hakkı vardır ve geriye etkilidir yani herkes edindiğini sebepsiz zenginleşme oranında haklılığına göre iade ile yükümlüdür. Devam eden bir hukuki ilişkiyi tek taraflı olarak ileri dönük olmak üzere sonuçlandıran, bozucu yenilik doğuran irade beyanı, ortadan kaldırma, hukuki geçerliliği sona erdirme, hukuken bitirme amacı taşıyorsa hukuksal işlemin irade ile sona erdirilmesi söz konusu olup hukuki işlemin ileriye dönük ortadan kaldırılması haline de fesih denir. İnfisah ise, kendiliğinden ortadan kalkma, bozulma, dağılma, fesholunmadır, burada sözleşme baştan hüküm ifade eder sonra hüküm ifade etmemesi söz konusudur.<br>Somut birleşen davada, davacı sözleşmeden dönme talep ettiğini beyan etmesine ve hukuki nitelendirme hakkı Mahkeme hakiminde olmasına rağmen talebin sözleşmenin feshi olarak nitelendirilmesi hukuken hatalı bulunmuş; birleşen davada talep sözleşmeden dönme olarak nitelendirilmiştir. <br>Müspet zarar, sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı, menfi zarar ise, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından kaynaklanan zararı ifade etmektedir. (HGK'nun 29.09.2010 gün ve ......... E. .......... K.). Müspet zarar, alacaklının borçlunun borcunu gereği gibi ifa etmesi durumunda malvarlığının ulaşacağı durum ile ifanın gereği gibi yerine getirilmemesi sonucu mevcut durumu arasındaki farkı ifade eder. Bu zararın istenebilmesi için<br> sözleşmenin taraflarca feshedilmemiş ve ayakta olması gerekir. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.<br>Menfi zarar ise, alacaklının sözleşmenin hüküm ifade etmemesiyle uğradığı zarardır. Alacaklı sözleşmenin geçerliliğine duyduğu güvenle uğradığı zararı talep edebilir. Menfi zararın istenebilmesi için sözleşmeden dönülmesi ve taraflar arasında hüküm ifade eden bir sözleşmenin olmaması gerekir. Somut birleşen davada talep, sözleşmeden dönme olarak nitelendirilmekle uğranıldığı iddia olunan zararın da menfi zarara ilişkin olduğu belirlenmiştir. Davacı belirsiz alacak olarak talep ettiği menfi zararını ve varsa miktarını ispatlamalıdır. <br>Birleşen dava yönünden yapılan incelemeye göre; yukarıda yapılan hukuki değerlendirmeler kapsamında olmak üzere sözleşmeden dönme şartlarının birleşen dava davacısı açısından oluştuğu, bunun neticesinde tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre elindekilerini aynen iadesinin gerektiği, buna göre emtianın birleşen dava davalısına iadesi ile birleşen dava davacısı tarafından birleşen dava davalısına ödenen 70.000-TL'nin noter ihtarı ile birleşen dava davalısı temerrüte düşmekle ticari temerrüt faizi ile istirdadının (iadesinin) gerektiği, birleşen dava davacısının menfi zararını ispatlayamadığına kanaat getirilmiştir. Bu kapsamda birleşen davanın kabulüne dair hüküm yeniden gerekçelendirildiğinden ve birleşen dava yönünden birleşen davanın kısmen kabulü-kısmen reddine yeniden karar verildiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının (eldeki davada sadece asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından istinaf bulunmakla) karar bütünlüğü açısından kesinleşen hüküm kısımları aynen tekrar edilmek suretiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İstinaf incelemesine konu karar başlığında; davacı, davacı vekili ile davalının ve davalı vekilinin adreslerinin yazılmaması, dava türlerinin hukuken doğru nitelendirilmemesi, gerekçeli karar yazım tarihinin yazılmaması 6100 sayılı HMK m.297'ye aykırı ise de bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>Saptanan ve hukuksal durum karşısında; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, asıl dava davacısı- birleşen dava davalısının istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı ve kararın gerekçesinde hata edildiği anlaşılmakla kararın düzeltilmesi ile yeniden aşağıdaki şekilde esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)............. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2025 tarih ve .......... Esas-.............. Karar sayılı kararına karşı, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KABULÜNE;<br>2-)6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı ve kararın gerekçesinde hata edildiği anlaşılmakla kararın düzeltilmesi amacıyla kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, bu kapsamda;<br>\t''1-)Asıl davanın esastan reddine, davalı lehine İİK m.67 kapsamında tazminat şartları oluşmadığından tazminata hükmolunmamasına,<br>\t\t1-a)Alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 2.224,67 TL peşin harcın   mahsubu ile bakiye 1.609,27 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,<br>\t\t1-b)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın ret edilen miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t\t1-c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t\t1-ç)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t\t1-d)Adalet Bakanlığı bütçesinde Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00-TL'nin 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>\t\t1-e)HMK 333. Maddesi gereğince taraflar tarafından yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>\t\t2-)Birleşen davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile;<br>\t\t2-a)Taraflar arasında düzenlenen 17/07/2019 tarihli TEKLİFTİR başlıklı 3 adet kompaktör, 3 adet dik filtre satışı ve kurulmasına dair ticari satım sözleşmesininden birleşen dava davacısının döndüğünün tespiti ile sözleşme konusu birleşen dava davacısı ................'ne ait fabrikaya kurulan havalandırma sisteminin sökülerek, birleşen dava davcısı ..................'ne teslimi şeklinde aynen iadesine,<br>\t\t\t2-b)Sözleşme bedeli olarak birleşen dava davacısı tarafından birleşen dava davalısına ödenen 70.000-TL'nin temerrüt tarihi olan 26/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte birleşen dava davalısı .............'nden alınarak birleşen dava davacısı ................'ne ödenmesine (istirdadına),<br>\t\t\t2-c)Birleşen dava davacısının menfi zarar tazmini davasının reddine, <br>\t\t\t2-ç)Alınması gereken 4.781,70 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ile 1.195,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.275,70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.506,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t\t\t2-d)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç ile 1.195,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.275,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t\t\t2-e)Davacı tarafından yatırılan avanstan sarf edilen tebligat, müzekkere, keşif harcı ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 11.212,35 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 11.196,35 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t\t\t2-f)Davalı tarafından yatırılan avanstan sarf edilen 3.228 TL bilirkişi ücreti, 2.075,63‬TL noter masrafı, 659,40 TL tebligat/posta masrafı olmak üzere toplam 5.963,03‬ TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 8,5 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t\t\t2-g)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t\t\t2-ğ)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t\t\t2-h)Adalet Bakanlığı bütçesinde Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.560,00-TL'nin tarafların haklılık oranlarına göre hesaplanan 1.557,77 TL'sinin davalıdan; 2,23 TL'sinin davacıdan olmak üzere 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince tahsiliyle Hazine'ye irad kaydına,<br>\t\t\t2-ı)HMK 333. Maddesi gereğince taraflar tarafından yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, ''<br>3-)İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN HARÇ VE YARGILAMA MASRAFLARI;<br>a-)İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının Hazine'ye irat kaydına,<br>b-)İstinaf eden asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından peşin yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde istinaf edene iadesine,<br>c-)İstinaf eden asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından yatırılan 550-TL posta giderinin asıl dava davalısı-birleşen dava davacısından alınarak istinaf edene verilmesine,<br>ç-)İstinaf eden asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından yatırılan toplam 3.366,2‬0-TL istinaf başvuru harcının asıl dava davalısı-birleşen dava davacısından alınarak istinaf edene verilmesine,<br>d-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,<br>f-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda asıl dava açısından 6100 sayılı HMK m.362/1-a gereğince KESİN; birleşen dava yönünden kararın mahiyeti gereği 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde Yargıtay ilgili Dairesi nezdinde temyiz yasa yoluna başvuruda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>Başkan<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Katip<br>e-imzalı <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ca629e0e5db58a8","SID":"abbefaa2290493d3"}}