{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1852 <br>KARAR NO:2025/650<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:13.07.2021<br>NUMARASI:2018/1136 Esas - 2021/556 Karar <br>DAVA:İtirazın iptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava DIŞI kredi borçlusu/lehtarı ... A.Ş. tarihinde  genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı/kefilinde iş bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, işbu sözleşme uyarınca  iskonto  ve çek taahhüt kredisi kullandırıldığını, bu sözleşmeye atfen verilen kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle, Genel Kredi Sözleşmesinin verdiği yetkiye istinaden  Üsküdar 16. Noterliğinin  05.10.2018  tarih ve ...  yevmiye  no.lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, Kat ihtarıyla verilen süre içinde borcun ödenmemesinin akabinde ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıların  itirazları üzerine takibin durduğu belirterek davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle;müvekkilli ...’ın yetkilisi olduğu , davaya konu kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ... Şirketi tarafından 7101 sayılı İcra İflas Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca konkordato mühleti verilmesi talebi ile dava açıldığını,  Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi'ne  ( Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2018/419 E. sayılı dosya ile 03.10.2018 tarihinden başlamak üzere şirket lehine 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine kararı verilerek,  koruyucu tedbir kararları verildiğini ve  mahkeme tarafından“7101 Sayılı Kanunla değişik İİK 294,295,296 VE 297 maddeleri uygulanarak şirketin konkordato projesinin gerçekleşmesi” için her türlü tedbir hukuken alındığını, buna rağmen sözleşmeyi feshederek kefil sıfatında bulunan müvekkil için icra takibi başlattığını, müvekkil/asıl borçlu, davacı bankadan kullandığı kredilere karşılık toplam 2.823.917,42 TL tutarında  çekleri teminat olarak verdiğini, verilen çeklerden bugüne kadar ödenmeyen çek bulunmadığını, alacağın muaccel olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...tüm tespitler karşılığında açıklığa kavuşturulması  gereken husus davacı bankanın kat tarihi itibariyle hesabı kat etmesinin, diğer deyiş ile fesih beyanının sözleşmesel dayanağının bulunup bulunmadığıdır. Dava ve takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin temerrüt halleri ve takip hükümleri başlıklı 4.maddesinin 4.2 bendinde kredinin hangi hallerde muaccel hale geleceği ve bankanın başkaca bir bildirime gerek bulunmaksızın hesabı kat edebileceği düzenlenmiştir.Davacı banka tarafından cevaba cevap dilekçesi ile dava dışı kredi lehdarının konkordato ilan etmesi nedeniyle hesabın kat edildiği açıklanmıştır. Sözleşmenin anılan maddesinde düzenelenen haller arasında konkordato ilanı öngörülmemiştir.Öte yandan 2004 Sayılı İİK'nun  296/1 maddesi uyarınca; sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Bu amir hüküm karşısında, davacı bankanın, kredi lehdarının konkordato ilanına dayalı olarak, hesap kat'ı ve ileri sürdüğü fesih beyanı  hükümsüzdür. Sözleşmede davacı bankaya tek taraflı, gerekçe göstermeksizin hesabı kat ederek sözleşmeyi feshetme yetkisi veren başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır.Öte yandan böyle bir düzenleme bulunsa idi dahi, iki taraf borç yükleyen bu sözleşmede bankaya; gerekçesiz, keyfi ve tek taraflı fesih yetkisi veren böylesi bir düzenlemenin; aynı hak kredi lehdarına da tanınmadığı sürece, geçerli olup olmayacağı tartışılmak gerekir.Davacı bankanın, kredi lehdarının konkordato ilan etmesi nedenine dayanarak kredi hesabını kat edemeyeceği, böylesi bir fesih beyanının İİK'nun 296/1 fıkrasının amir hükmü karşısında geçersiz olduğu, kat ve takip tarihleri itibariyle vadesi gelmiş ve ödenmemiş nakdi kredi borcu bulunmadığı gibi sözleşmenin 4.2  maddesinde sayılan hallerden herhangi birinin de somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Dava ve takip konusu sözleşmenin çek kredisi başlıklı 5.17 maddesinde, kredi lehdarına teslim edilen çek karnesindeki her bir çek yaprağı için bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeni ile kredi lehdarı hesabına gayrınakdi kredi risk girişi yapılacağı, çek sorumluluk bedelinin ödenerek, riskin nakde dönüşmesi, çek asıllarının iadesi, çeklerin hükümsüz kaldığına dair kesinleşmiş mahkeme kararının ibrazı veya ilgili mevzuat kapsamında gayrınakdi kredi sona erene kadar bu gayrınakdi risk kaydının müşteri hesabında devam edeceği düzenlenmiştir. Buna göre davacı banka kredi lehdarına verdiği çeklerin yasal sorumluluk bedelleri kadar tutarı, kredi sona erene kadar gayrınakdi risk kaydı olarak tutmayı taahhüt etmiştir. Yukarıda izah edildiği üzere davacı bankanın, herhangi bir sözleşmesel ve yasal dayanağı olmayan geçersiz fesih beyanı karşısında, gayrınakdi kredi ilişkisinin sona erdiğinden ve gayrınakdi kredi hesabının(henüz bankaya ibraz edilmemiş ve teslim/iade edilmemiş 12 adet çek yaprağı için) geçerli şekilde kat edildiğinden bahsedilemeyeceği...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında müvekkili bankanın davalı borçlulara ait kredi hesabını kat ederek, davalı borçlulara hesap kat ihtarnamesi gönderilmesinin hukuki dayanağı olmadığından genel kredi sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verildiğinin belirtildiğini, ancak müvekkili bankanın davalı borçlulara ait kredi hesabının kat edilmesinin hukuka uygun olduğunu,Müvekkili banka ile dava dışı şirket (... A.ş.) ve davalı müteselsil kefil müşterek borçluların imzalamış oldukları genel kredi sözleşmesinin  4.2.5 maddesinin açık olduğunu ve tarafların kabulünde olduğunu, <br>Dava dışı kredi borçlusu şirket tarafından 01.10.2018 tarihinde Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2018/419 E. Sayılı dosya ile konkordato davası ikame edilmiş olup 03.10.2018 tarihinde de ara karar ile geçici mühlet verildiğini, konkordato kurumunun niteliğine bakıldığında, vadesi gelmiş ve borçlarını ödeme güçlüğü içerisinde olan veya vadesi gelmemiş borçlarını ödemekte zorlanacağı öngörülen kurumlar için tahsis edildiği öngörüldüğünü, nitekim, dava dışı şirketin ve davalı kefillerin aleyhine icra takiplerine geçildiğinin tespit edildiğini ve müvekkili banka tarafından dava dışı şirket ve davalı kefillerin ödeme güçlüğü içerisinde olduğu kanısına varıldığını, dava dışı borçlu şirket ile davalı borçlu kefillerin mali güçlük içerisinde olmasından sebep, müvekkili banka tarafından dava dışı şirket ve davalı müşterek ve müteselsil kefil borçlulara kullandırılan iskonto kredisine istinaden temlik alınan çeklerin vadesinde ödenemeyeceği hususunda itibar oluştuğundan, ayrıca herhangi bir ipotek de olmadığından dava dışı şirket ve davalı kefiller ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.2.5.maddesi ve sair hükümler ile genel hukuk kuralları gözetilerek haklı gerekçe ile hukuka uygun olarak 04.10.2018 tarihinde dava dışı şirket ve davalı kefillerin kredi hesabı kat edildiğini, müvekkili banka davalıların ödeme güçlüğü içerisinde düşmesi sebebiyle teminat olarak alınan çekler ileride ödenmez ise daha büyük zarar göreceği düşüncesiyle, ilgili hükümler doğrultusunda davalılar ile ticari ilişkiyi sonlandırma kararı aldığını, nitekim müvekkilinin bir ticari kurum olarak kendisini güvende tutmak istediğini, sonuç olarak müvekkili bankanın  yasaya uygun olarak, dava dışı şirket ve davalılar tarafından kabul edilerek imza altına alınan genel kredi sözleşmesinin 4.2.5. maddesi ve diğer ilgili hükümlerine istinaden, davalıların ödeme güçlüğü içerisinde olmasından ve bu sebeple müvekkili bankanın iskonto kredisine dayanak çeklerinin ödenip ödenmeyeceği belirsizliği nedeni ile dava dışı şirket ve müşterek müteselsil kefil davalı borçluların hesabını kat ederek, genel kredi sözleşmesini feshettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili banka tarafından hesabın kat edilmesinin hukuka ve sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini,Mahkeme tarafından hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda da müvekkili banka ile dava dışı şirket ve davalılar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi hükümleri dikkate alınmaksızın hatalı tespit yapılmış olmakla, ilgili bilirkişi raporuna da taraflarınca itiraz edilmesine rağmen itirazları dikkate alınmadan  hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde karar verildiğini,Müvekkili bankanın nakdi -gayrinakdi alacak tutarı hükme esas teşkil eden 05.05.2020 ve 28.02.2021 tarihli bilirkişi raporları ile farklı tespit edilmiş olup, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca hükme esas bilirkişi raporlarında temerrüt tarihi ile temerrüt faizi hatalı olarak tespit edildiğini,Bilirkişi raporları ile hesap kat tarihinde müvekkili bankanın nakdi asıl alacak tutarları doğru tespit edilmekle birlikte, bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olarak takip tarihinin dikkate alınması gerektiği belirtildiğini, bilirkişi raporuna itirazları ile de ayrıntılı açıkladıkları üzere, davalı borçlulara gönderilen hesap kat ihtarnamesi davalı borçluların genel kredi sözleşmesini imzalarken bildirmiş oldukları adrese gönderildiğini, genel kredi sözleşmesinin 6.3 numaralı tebligat adresi hükümlerine göre hareket edildiğini,  genel kredi sözleşmesinin 6.3 numaralı maddesi gereğince yapılan tebligat usulüne uygun ve geçerli olduğunu, davalı borçlulara gönderilen hesap kat ihtarnamesi 10.10.2018 tarihinde iade edilmiş ise de genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre 10.10.2018 tarihinde hesap kat ihtarnamesinin davalı borçlulara ulaşmış kabul edilmesi gerektiğini, dolayısıyla tebligatın kefillere ulaştığı tarihten 1 gün sonrası olan 12.10.2018 tarihinde temerrüde düştüklerinin hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilmesi gerekirken, kefillerin bu tarih itibariyle değil de takip tarihi itibari ile temerrüde düştüklerini tespit edilmesinin sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olduğunu,Hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranı da hatalı tespit edildiğini, genel kredi sözleşmesinin 2.7.1 maddesi, ... Bankasına bildirilen faiz oranları dikkate alınmaksızın rapor oluşturulduğunu, hukuka uygun olarak gönderilen hesap kat ihtarnamesine istinaden müvekkili bankanın nakdi alacağına ilişkin 10.10.2018 temerrüt tarihinden takip tarihine kadar %90 faiz işletilerek takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporları ile  de hesap kat ihtarı ile takip tarihi arasında herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiş olduğundan; takip tarihi itibarıyla hesaplama yapılırken, müvekkili banka iskonto kredisinden kaynaklı ana para alacağı olan 2.773.017,42 TL'ye temerrüt tarihi olan 10.10.2018 tarihinden takip tarihine kadar da temerrüt faizi işletilmesi gerekmekte olduğundan müvekkili bankanın takip tarihi itibarıyle 2.867,893,26 TL alacağı bulunduğunu, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının hatalı ve eksik olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, dava dışı asıl kredi borçlusu şirkete kullandırılan kredi borcunun davalı kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine   ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derce mahkemesince asıl kredi borçlusu şirktin konkordato talebinde bulunmuş olmasının İİK 296/1 maddesindeki amir hükmü de dikkate alındığında, davacı bankanın kredi sözleşmesini fesih ve kat etmesini haklı göstermeyeceği, kaldı ki asıl borçlunun iskonto kredisi teminatı olarak verdiği çeklerin de takipten önce, takipten ve  davadan sonra keşide tarihlerinde ödendiği gerekçesiyle  davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilince,  dava dışı asıl borçlu ... A.Ş ile imzalanan genel kredi sözleşmesine davalıların müteselsil kefil olduğu, asıl borçluya kredi sözleşmesi uyarınca iskonto ve çek taahhüt kredisi  kullandırıldığını, asıl borçlu şirketin 01.10.2018 tarihinde Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/419 E sayılı davasında konkordato davası ikame ettiğini, 03.10.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini,  bunun üzenine  müvekkil banka tarafından  kredi sözleşmesinin 4.2.5 maddesine ve hukuka uygun olarak   kredi hesabının 04.10.2018 tarihinde  kat edildiğini, davacı banka,  dava dışı asıl borçlu  şirket ile davalı kefillerin imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi'nin  4.2.5 maddesindeki \" Keşide ettiği senetlerin protesto olması veya çeklerin karşılıksız çıkması, mali yükümlülükleri yerine getiremeyeceğini ilan etmesi, borçlarını ödemede acze düşmesi, alacaklılarına ödeme planı yapmayı teklif etmesi yahut yapması, iflas, iflas erteleme talebinde bulunması veya tasfiye takibine maruz kalması yahut herhangi bir aktif  üzerinde haciz veya benzeri işlem yapılması, tasfiyeye gitmesi, herhangi bir yetkili mahkemede tasfiyesine yönelik dava açılması yahut rapor sunulması hallerinde herhangi bir yazılı ihtarda bulunulmasına ve başkaca bir bildirimde bulunmasına gerek kalmaksızın, kredinin muaccel hale geleceğini, buna göre Sözleşme’nin feshi ile kredinin kat edilmesine Banka’nın yetkili olduğunu kabul eder.\" düzenlemesi uyarınca müvekkilince   kredi sözleşmesinin feshi ile hesap katının hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, davacı banka tarafından dava dışı asıl kredi borçlusu ile imzalanan kredi sözleşmesinin feshi ile hesabın katının,  sözleşmenin 4.2.5 maddesi uyarınca hukuka uygun olup olmadığı noktasındadır.İlk derece mahkemesince hükme esas alındığı anlaşılan 01/03/2021 teslim tarihli bilirkişi rapor içeriğinde davacının kullandırdığı kredinin iskonto kredisi olduğu, iskonto kredisinin işleyişi açıklanmış, bu tür kredi kullanımında,  kredi kullandıran banka tarafından , kredi tutarının tamamı için kredi lehdarından kambiyo evrakı temlik alındığı, temlik alınan her bir kambiyo senedinin vadesine kadar işleyecek faiz, BSMV ve diğer masrafların peşin olarak hesaplanıp , kredi lehdarına kullandırılan krediden en başta mahsup edilmekte olduğu, temlik alınan her bir kambiyo senedi vadesi geldiğinde bankaca tahsil edilerek kredi borcundan düşüldüğü ve tüm kambiyo senetleri vadesinde tahsil edildiğinde kredi borcunun ödenmiş olacağı belirtilmiştir.Somut uyuşmazlık bu yönden değerlendirildiğinde, dava dışı kredi lehdarına kullandırılan iskonto kredisi karşılığında kredi asıl borçlusu tarafından davacı bankaya  45 adet çekin  temlik edildiği, bu çeklerin tahsil tarihlerinin bilirkişi raporunda tespit edildiği, davacı banka tarafından hesabın kat edildiği anlaşılan 08/10/2018 tarihi itibariyle  temlik edilen vadesi gelen ve muhatap bankaya ibraz edilen tüm çeklerin tahsil edildiğinin anlaşıldığı, buna göre  davacı bankanın kat tarihi itibariyle ödenmemiş kredi borcu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında  banka tarafından hesap kat edilerek kredi sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen, kredi lehdarından iskonto kredisi karşılığı alınan çeklerin de  iade edilmediği, vadeleri geldikçe tahsil olunmaya devam edildiği de anlaşılmıştır. Ayrıca bilirkişi raporunda vurgulandığı üzere,  kat, takip ve dava tarihlerinden sonra da tüm çeklerin keşide tarihlerinde davacı banka tarafından  tahsil edildiği tespit edilmiştir. Bu surette davacı banka tarafından tüm kredi borcunun  her bir çekin vadesinde ödenmesiyle tamamen tahsil edildiği belirlenmiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, sözleşmenin anılan maddesinde düzenelenen hâller arasında konkordato başvurusu öngörülmediği gibi, İİK'nın  296/1. maddesinde \"Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme de dikkate alındığında, davacı bankanın, kredi  asıl borçlusunun konkordato ilan etmesi nedenine dayanarak kredi hesabını kat edemeyeceği, böylesi bir fesih beyanının İİK'nun 296. maddesinin 1. fıkrasının amir hükmü karşısında geçersiz olduğu, kat ve takip tarihleri itibariyle vadesi gelmiş ve ödenmemiş nakdî kredi borcu bulunmadığı da gözetildiğinde,  sözleşmenin 4.2  maddesinde sayılan hâllerden herhangi birinin de somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle kurulan hüküm isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince  davanın reddi gerekçesi dikkate alındığında, davacı vekilinin, bilirkişi raporlarında  müvekilinin  nakdî- gayrı nakdî alacak tutarlarının farklı tespit edildiği, bu fark giderilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğu, yine bilirkişi raporlarında  temerrüt faizinin hatalı tespitine dair itirazları karşılanmaksızın hüküm kurulduğu yönündeki istinaf nedenlerinin değerlendirilmesine gerek kalmamıştır.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e156cc50358de5a9","SID":"3d7103f408b0f56e"}}