{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1385 <br>KARAR NO\t: 2025/533<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/06/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/447 Esas,  2023/614 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.08.2014 günü ...'nun kullandığı, ...plakalı otomobili,n Erzurum ili istikametinden ... ilçesi istikametine giderken hamam deresi mevkiinde direksiyon hakimiyetini kayıp etmesi sonucu müvekkili ...ın yaralanmasına sebep olduğunu, müvekkili ...'ın bu kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kaza nedeniyle beyin kanaması geçirdiğini ve bu kazanın vermiş olduğu kalıcı sakatlığına göre gözlerinde görme kaybı ve işitme kaybının meydana geldiğini, davalı ... şirketine tazminat ödenmesi için başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 6100 saylı kanunun 107. Maddesi gereğince şimdilik 5.800,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak şartıyla kaza tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sona açılmış olması nedeniyle reddinin gerektiğini,  kusura yönelik en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz ettiğini,  davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğunun Yargıtayca da kabul edilen geçici bakıcı ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, maluliyet sebebiyle açılacak maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk Derece Mahkemesince, \"...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında belirlenmiştir. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirildiği...\" gerekçesiyle<br>\"...Davanın kısmen kabulü ile;<br>11.396,54 TL maddi tazminatın 21/01/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu kazadan kaynaklı malul kaldığı ve tam anlamıyla iyileşemediğini, müvekkilin kaza nedeniyle vücudunda çeşitli kırıklar meydana geldiğini, kaza sonrası yaşadığı ağrıların süreklilik arz ettiğini, sürekli görme ve hafıza kaybı oluştuğunu, buna rağmen müvekkilinin maluliyeti olmadığının kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin kaza geçirdiği tarihte kalıpçı ustası olarak çalıştığını, mahkemece yaptırılan emsal ücret araştırması göz önüne alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerekirken asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama üzerinden hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle maddi tazminat davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul/kısmen reddine karar verilmiş, davacı vekilince vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) Davacının kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer davacını gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacı asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise  SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki desteğin ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. (aynı yönde bknz. Yargıtay 17. H.D. 2020/2073 E. 2021/1812 K. )<br>Somut olayda; davacının kalıpçı ustası olarak çalıştığı ve asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğini ileri sürülmekle bu yönde emsal ücret araştırması yapıldığı görülmüş ise de konuyla ilgili SGK, vergi dairesi gibi resmi kurumlardan davacının mesleği ve gelir durumuyla ilgili belgeler getirtilmemiş, zabıta araştırması yapılmamıştır. Bu durumda yerel mahkemece; öncelikle davacının kaza tarihinde varsa bağlı olarak çalıştığı işyerinden kaza tarihinde ve öncesinde elde ettiği gelirlere ilişkin belgelerin (bodro vs)  getirtilmesi,  bu suretle temin edilen resmi belgelerdeki net kazançları ve davacının kaza tarihinden önceki SGK hizmet dökümü birlikte dikkate alınarak tazminat hesabına esas gelirin net biçimde belirlenmesi gerekir. <br>2-) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Bir diğer söyleyişle, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  (aynı yönde bknz.Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Somut olayda araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu anlaşılan davacının  zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şeklide de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; (2.) bentte yazılı hukuki sebep dahilinde HMK 353-(1)/a-4 maddesi delaletiyle RESEN olmak üzere ve  davacı vekilinin istinaf başvursunun kabulü ile (1.) bentte yazılı hukuki sebep dahilinde 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-4,6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 14/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c00cad393764846","SID":"1f8593128b32df8f"}}