{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/145 <br>KARAR NO: 2025/392<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/12/2024<br>NUMARASI: 2024/439 Esas 2024/820 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacı banka  müşterisi ... tarafından davacı bankanın Derince Şubesinden 13/01/2020 tarihinde 40.000,00 TL tutarlı tüketici kredisi kullandırıldığını, bu kredinin alınması esnasında muris ... ile ... Emeklilik A.Ş. arasında ... numaralı hayat sigortası poliçeleri/sertifikaları düzenlendiğini, davacı sözkonusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, ilgili banka müşterisinin vefatı üzerine vekil eden tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için ilgili sigorta şirketine başvurulsa da  murisinin poliçe imzalamadan kalp rahatsızlığını bildirmediğinden bahisle Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları gereği beyan yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesiyle talebin reddedildiğini beyanla  fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin vekiledene vermiş olduğu red cevabının tarihi olan 08/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan  tahsili ile lehtar ve dain mürtehin sıfatıyla davacı bankaya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığını davalı şirkete bildirmediğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, soru formunda kendisine bu kapsamda yöneltilen soruya ''Hayır'' cevabını verdiğini, sigorta öncesinden gelen kalp hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu beyanla açılan iş bu davanın emsal kararlar gözetilerek öncelikle görevsiz mahkemede açılmış olması nedeni usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturan temel  ilişkinin tüketici kredisinden kaynaklandığı tüketici kredilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla Tüketici mahkemelerinin görevli olması nedeni ile mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili  vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Karara göre dava konusu kredinin tüketici kredisi olması nedeniyle davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilse de hem müvekkil hem de karşı taraf sigorta şirketi tacir olduğu, her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, müteveffa sigortalı tarafından çekilen tüketici kredisine bağlı olarak müteveffa sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen \" Hayat Sigortası Poliçesi\" kapsamında poliçe teminatının tahsili istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesi; \"Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar\" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1.maddesinde hangi davaların ticari dava olduğu, hangi işlerin ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı düzenlenmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Davaya konu, ... Hayat Sigortası incelendiğinde; davacı bankanın poliçede dain-i mürtehin ve lehtar olarak yer aldığı, rizikonun gerçekleşmesi halinde dain-i mürtehin ve lehtar olan bankaya ödeme yapılarak, kalan miktar olması halinde sigortalının kanuni varislerine ödeneceği düzenlenmiştir. Bu sebeple dava, halefiyet davası olmayıp, doğrudan dain-i mürtehin lehtar (sözleşmenin alacaklısı banka) tarafından, sigortacıya karşı açılan bir davadır. Davacı banka ve davalı sigortacı şirketinin tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili eldeki davada, davacı bankanın 6502 sayılı TKHK kapsamında tüketici olduğundan bahsedilemeyeceği gibi taraflar arasındaki ilişki tüketici ilişkisi değildir. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekirken, görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacının istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜNE ile, İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/12/2024 tarihli ve 2024/439 Esas 2024/820 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96965eccfd71e8f1","SID":"5138e193100b1e23"}}