{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ  <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>...<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t....<br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 26/07/2016<br>KARAR TARİHİ\t  : 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t  : 21/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... hisselerinin % 30 una davacı ......% 63 üne ... ve kalanı % 7 sine de ..... sahip  olduğunu  ve  davacının ortak olduğu şirketten bugüne kadar hiç kar payı almadığını,  Ankara 5.Asliye ... Mahkemesi'nin 2015/737 Esas dosyasında  açılan kar payının tespiti ve tahsili davasının devam ettiğini, davalı şirketin 15.06.2016 tarihinde  2015 yılı ve önceki yıllara  ait kar payının sermayeye aktarılmasına  yönelik oy çokluğuyla  karar alındığını, bunun  hukuka aykırı olduğunu,  şirketin kuruluş sözleşmesinin  10.maddesinde , şirketin hesap yılının , Ocak ayının birinci günü başlayacağı ve Aralık ayının 31. günü sona ereceği , 11.maddesinde, şirketin safi karının yapılmış her çeşit masrafların çıkarılmasından sonra kalan miktar olduğu ve safi kardan her sene evvela  %5 ihtiyat akçesi ayrılacağı, kalanın hissedarlara sermaye üzerinden hisseleri oranında dağıtılacağını , yine  12.maddesinde ; şirket tarafından ayrılan ihtiyat akçeleri hakkında TTK' nun 466 ve 467 maddesi hükümlerinin uygulanacağının belirtildiğini,bu nedenle  hem şirket esas sözleşmesinde belirtilen kar payı dağıtım esası, hem de mevcut TTK' nun 519 maddesi hükümlerine aykırı olarak  15.06.2016 tarihli Genel Kurulun 1. maddesinde alınan kararının iptalinin gerektiğini , yine aynı toplantıda ,  toplantı öncesi  incelenen  detay mizanların 331.01 numaralı kaleminde, şirket müdürü ... tarafından yapılan bir dizi ticari işlemin şüphe çektiğini, tespit ettiklerini , bu işlemlerin gerçekliği hususunun bir bağımsız denetçi tarafından incelenmesi amacıyla,  müvekkili adına   bağımsız  denetçi atanmasının talep edildiğini ancak çoğunluk oylarıyla bu talebinde  4. maddesinde alınan karar ile  reddedildiğini , müvekkili adına toplantıya katılan  vekili tarafından bu kararlara muhalefet şerhi konulduğunu iddia ederek  15.06.2016 tarihinde yapılan davalı  şirketinin 1 ve 4 no'lu genel kurul kararlarının TTK'nun 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  davacının, davalı firmaya karşı açtığı Ankara 5.Asliye ... Mahkemesi'nin 2015/737 Esas sayılı dosyasında, kar payının tespiti ve tahsili davasının devam ettiğini, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısı, şirket müdürü ......toplantı çağrısıyla 15.06.2016 tarihinde yapıldığını, olağan genel kurul toplantısında ortaklar usulüne uygun bir şekilde çağrıldığını ve hukuka uygun bir şekilde toplantının gerçekleştiğini, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; TTK'nun 608. maddesi gereğince,  kar payı dağıtımının  ne şekilde yapılacağı  yine  aynı yasanın 616.maddesinde , kar payının dağıtılmasına ancak genel kurulun karar verilebileceğinin düzenlendiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 11. maddesinde; yukarıda sözü edilen yasa hükümlerine uygun düzenleme yapıldığı, yine TTK'nun 385. ve 469/2. maddeleri hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde ; nihai amacı  kar elde etmek ve ortaklarına dağıtmak olan  şirketin   , genel kurulunda   ortağın müktesep hakkı olan kar dağıtımı alma hakkını  kanunda belirtilen istisnai haller dışında  kısıtlayamayacağı  ,davalı şirketin kar dağıtmasını engelleyen bir durumunun bulunmadığı alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiğinden  davalı şirketin çoğunluk oyları ile  2015 yılı ve önceki yıllara ait kar dağıtımı yapılmaması yönündeki 16/05/2016 tarihli genel kurulun 1. maddesindeki   kararın ; kanun , şirket ana sözleşmesi ve şirkete ortak olma amacına aykırı olduğu, yine davacının  katıldığı ve kabul yönünde oy verdiği, kar payının dağıtılmayarak şirket sermayesine katılmasına yönelik alınan 1998 ve 2000 yıllarına ait genel kurul kararlarının aksine  bir kararda alınmadığından bu tarihlerden  sonraki dönemlerde de yürürlükte olduğu itirazı;  daha önceki dönemlerde bu hakkında feragat ettiğinden sonraki dönemlerde de artık kar payını  isteyemeyeceği ve  bu hakkından feragat  ettiğin yorumu , kanuna , ticari şirkete ortaklık amacı   ve de  hakkaniyete kurallarına aykırı olduğundan kabulü mümkün   bulunmadığından   davalı şirketin  16/05/2016 tarihli genel kurulunun 1. maddesin de alınan kararın   iptaline, ancak davacının aynı genel kurulun 4. maddesinde  alınan ;  şirkete bağımsız  denetçi atanmasına ilişkin talebinin reddine ilişkin kararının iptalini talep etmiş ise de;   ortakların görüş ve kanaatlerini kullandıkları, alınan kararda  herhangi  bir usulsüzlük olmadığı gibi  bu talebin genel kurulda reddi halinde  ilgililer tarafından mahkemeye müracaat ile özel denetçi atanmasını istenebileceği ve de  dosyamızda terfikle ayrı esasa kayıt edilen dosyamızda  bu kapsamda  özel denetçi atanmasını mahkemede  talep ettiği  nazara alındığında, bu maddenin iptalinde  hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı ......15/06/2016 tarihli genel kurulunda alınan ''2015 yılı dahil olmak üzere geçmiş yıl karlarının sermayeye aktarılmasına'' ilişkin 1 nolu kararının iptaline,  davalı .....15/06/2016 tarihli genel kurulunda alınan'' özel denetçi atanması talebinin reddine ilişkin 4 nolu kararının iptali isteminin reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan 25/10/2019 tarihli 07/04/2021 tarihli bilirkişi raporları ve benzer nitelikteki Ankara 2. Asliye ...  Mahkemesinin 2018/239 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarında kar paylarının sermayeye eklenmesinin şirket ve ortakların menfaatine olduğunun belirtildiğini, mahkemece bu hususun gözetilmediğini, Yargıtay içtihatlarına aykırı görüşlerin kabul edilemeyeceğini, ana sözleşme ile kar dağıtımının şirket sermayesinin %51'ini temsil eden hissedarların kararına bağlandığını, tüm ortakların bu sözleşme hükmü ile bağlı olduğunu, daha önce yapılan 1998-2000 yıllarına ait genel kurul kararlarının aksine bir karar alınmadığından halen yürürlükte olduklarını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kurul kararının iptali  istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t... sicil kayıtları, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, bilirkişi raporu ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\t... Sicil Müdürlüğünden celp edilen sicil dosyası incelenmesinde; davalı şirketin ... ... Sicil Müdürlüğünde 96724 numarası ile kayıtlı olduğu, şirket sermayesinin 4800 hisseye karşılık 120.000,00-TL olduğu, ortaklarının 3200 hisseye karşılık 78.000,00-TL ile ... (%63), 1440 hisseye karşılık 36.000,00-TL ile ...'in (%30), 240 hisseye karşılık 6.000,00-TL ile ...'un (%7) oranında hissedarı olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavacının, genel kuruldan önce şirkete özel denetçi atanması hususunda, genel kurul gündemine madde eklenmesi istemini Ankara 63. Noterliğinin 31/05/2016 tarih ve .... esas sayılı ihtarnamesi ile talep ettiği, söz konusu ihtarnamenin 01/01/2016 tarihinde şirkete tebliğ edildiği görülmüştür.<br>\tAnkara 5.Asliye ... Mahkemesinin 2015/737 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı şirket aleyhinde davalı şirkete ortak olduğu tarihten dava tarihi olan 05/11/2015 tarihine kadar alması gereken kar payının tespiti ile tahsilini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılamada limited şirketlerde ortaklar genel kurul kararı olmadıkça bir ortağın dava açarak kar payı istemesinin mümkün olmadığı, kar payı alacağın şirketler ortaklar genel kurulunun bu yönde bir karar alması yönünde muaccel olacağı, davalı şirketin kar payı dağıtımına ilişkin almış olduğu bir karar olmaması sebebiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine istinaf talebinin Ankara BAM  21. Hukuk Dairesinin 18/01/2018 tarih ve  2017/726 esas 2018/57 karar sayıl  kararıyla esastan reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine 11. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\tAnkara 2. Asliye ... Mahkemesi'nin 2018/239 esas sayılı dosyasının   incelenmesinde; davacı tarafından davalı şirket aleyhinde, 26/12/2017 tarihli genel kurulunun kar dağıtılmamasına ilişkin aldığı kararın iptalinin istendiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda 02/10/2019 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.\t<br>\tDava  konusu 05.06.2016 tarihli  2015 yılına ait genel kurul karar tutanağının incelenmesinde; <br>\t1. maddesinde ''2015 yılı dahil olmak üzere geçmiş yıl kararlarının sermayeye aktarılmasına oy çokluğuyla, olumsuz oya karşılık 3 oyla karar verildiği, bu karara karşı muhalif kalan ... adına vekaleten toplantıya katılan Yeşim Bekyürek'in ''geçmiş yıl kar payları ortaklara dağıtılmamış olduğundan ve bu kar paylarının tahsiline ilişkin olarak Ankara 5. Asliye ... Mahkemesinin 2015/737 esas sayılı dosyasında davanın devam etmekte olan mevcut bir dava olduğundan\" gündemin 1. Maddesi ile ilgili karara muhalefet ettiğini belirttiği ve şerh ettiği, <br>\t4. maddesinde; davacının özel denetçi atanması talebi gündem de olmadığı halde gündem dışı madde olarak eklendiği ve oylama yapılarak, çoğunluk pay sahiplerince kabul edilmediği görülmüştür.<br>\tDavacı yan, davalı şirketin 2015 yılına ait 05/06/2016 tarihli genel kurul toplantısında gündemin  1 ve 4.maddeleri ile alınan kararların iptali istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece 4 no'lu karar yönünden davanın reddine, 1 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir. <br>\t6100 sayılı TTTK'nun 445.maddesinde; \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ... mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>\tAynı yasanın 446.maddesinde \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>\tb) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>\tc) Yönetim kurulu,<br>\td) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu<br>\tüyelerinden her biri,<br>\tiptal davası açabilir.\" düzenlemesi mevcuttur.\t<br>\tAynı yasanın 447.maddesinde de; \" (1) Genel kurulun, özellikle;<br>\ta) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,<br>\tb) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,<br>\tc) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır. \" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tGelen ... sicil kayıtlarına göre davacı, davalı şirketin ortaklarından biridir.Dava açma hak ve yetkisine sahiptir. Dava konusu genel kurul toplantı tarihi 05/06/2016 olup dava yasada öngörülen 3 aylık süre içerisinde 26/07/2016  tarihinde açılmış olup, toplantı ve karar nisaplarının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tTicari şirketlerin nihai amacının kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Şirketin bütün organları nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. Şirketin kar elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı vazgeçilmez bir haktır. Şirketin nihai amacının kar edip ortaklara dağıtmak esas olmakla birlikte ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi TTK'nın 523/2. Maddesindeki düzenlemedir. Bu düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kar dağıtımı temin bakımından ana sözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. Müktesep hak olan kar payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK'nın 523/2. maddesindeki hüküm arasındaki hassas dengenin korunması gereklidir. TTK'nın 533. ve devamı maddelerinde limited şirketlerinde kar dağıtımına ilişkin olarak, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen safi kardan pay alacakları, bir sermaye ortağı sayılan limited ortaklıkta, çıkartılan ticari bilançoya göre saklanan kar dağıtılabilir. Karın dağıtılması için çıkartılması gereken ortaklık bilançosu TTK'nın 539. maddesi hükmüne göre ortaklar kurulu kararına göre kesinleşir. <br>\tYine TTK'nın 608. maddesinde limited şirketlerde kar payı dağıtımına ilişkin esaslar belirlenmiş olup , aynı yasanın 616/1-e maddesinde de, kar payı hakkında karar verilmesinin, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunduğu belirtilmiştir. <br>\t Davacı vekilinin dava konusu ettiği genel kurulun 1. maddesindeki; 2015 yılı ve öncesine ait kar payının dağıtılmaması hususundaki kararın haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespiti bakımından ilk derece mahkemesince şirket kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak alınan  26/06/2018, 26/03/2019, 12/03/2020, 25/01/2021 ve 27/12/2021 tarihli  tarihli tarihli bilirkişi heyeti  raporlarında;  şirketin  kar ettiğini,  zararda olmadığı ve de  karın  sermayeye aktarımını  gerektirecek , ekonomik bir sıkıntının  ve şirketin geçmiş yıllar karlarının sermaye olarak aktarılmasını gerektirir bir ihtiyacın bulunmadığı, davalı şirketin 2015 yılı mali bilgilerinin incelenmesi sonucunda, davalı şirketin 2015 yılındaki net işletme sermayesinin  2,42'lik cari oranı ile geçmiş yıllar ve cari dönem karı vede TTK.'nun 608. maddesi hükmü birlikte  dikkate alındığında, şirketin 2011-2016 yılları arasında kar elde ettiğini, şirketin ekonomik durumunun iyi olduğu tespit edilmiş olup,  davalı şirketin dağıtılmayan karların ne yapılacağı konusunda da somut ve net gerekçeler ortaya koymadığı,  şirket tarafından kar dağıtılmama kararının, şirketin büyüyen bünyesinin gerektirdiği ekonomik bir zorunluluk olduğunun ifade edildiği vede davacının dışarıdan katıldığı ve kabul yönünde oy verdiği, kar payının dağıtılmayarak şirket sermayesine katılmasına yönelik alınan 1998 ve 2000 yıllarına ait genel kurul kararlarının aksine de bir karar alınmadığından halen yürürlükte olduğu iddia edilmiş  ise de ; şirketin yıllar itibariyle kar  elde etmiş olmasına rağmen ortaklarına genel kurul toplantısında kar dağıtımı kararı almamasının TTK'nun 385/2 maddesine göre müktesep hak olan kar payı almanın, genel kurul ya da yönetim kurulu kararlarına tabi olmayan ve pay sahiplerinin rızaları olmaksızın değiştirilmeyen haklarda olduğundan , şirket pay sahibinin müktesep hakkı olan kar payı alma hakkından haklı gerekçeler olmaksızın tamamen mahrum bırakılamayacağını, nispi müktesep hak niteliğinde olan bu hakkın belli durumlarda sınırlandırılabileceği yada hiç dağılmayacağı, fakat bu sınırlamanın hakka ve hukuka uygun olması, haklı ve makul geçerli sebeplere dayanmasını gerektirdiği, ancak dava konusu olayda davalı şirketin dağıtılmayan karın ne şekilde kullanılacağı izah edilmeden yıllar itibariyle hiç kar dağıtılmaması kararı  almasının TTK'nın 385/2 madde hükmüne aykırılık teşkil edeceği  ve buna yönelik alınan genel kurul kararının,  davalı ... ... kar payı dağıtmasını engelleyen haklı ve hukuki bir gerekçeyide ortaya koymadığı, TTK'nun 608. maddesi gereğince,  kar payı dağıtımının  ne şekilde yapılacağı  yine  aynı yasanın 616. maddesinde, kar payının dağıtılmasına ancak genel kurulun karar verilebileceğinin düzenlendiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 11. maddesinde ; yukarıda sözü edilen yasa hükümlerine uygun düzenleme yapıldığı, yine TTK'nun 385. ve 469/2. maddeleri hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde; nihai amacı  kar elde etmek ve ortaklarına dağıtmak olan  şirketin , genel kurulunda   ortağın müktesep hakkı olan kar dağıtımı alma hakkını  kanunda belirtilen istisnai haller dışında  kısıtlayamayacağı  ,davalı şirketin kar dağıtmasını engelleyen bir durumunun bulunmadığı alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiğinden  davalı şirketin çoğunluk oyları ile  2015 yılı ve önceki yıllara ait kar dağıtımı yapılmaması yönündeki 16/05/2016 tarihli genel kurulun 1. maddesindeki   kararın ; kanun , şirket ana sözleşmesi ve şirkete ortak olma amacına aykırı olduğu gibi  daha önceki dönemlerde bu hakkında feragat ettiğinden sonraki dönemlerde de artık kar payını  isteyemeyeceği ve  bu hakkından feragat  ettiğine dair davalı iddiası, kanuna, ticari şirkete ortaklık amacı   vede  hakkaniyete kurallarına aykırı olduğundan ilk derece mahkemesince davalı şirketin 05/06/2016 tarihli genel kurul toplantısının 1. maddesinde alınan kararın   iptaline karar verilmesi bir usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25e95713c0dd819a","SID":"e26cda228d4ef35b"}}