{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1445 <br>KARAR NO: 2025/647<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/04/2022<br>NUMARASI: 2020/418  Esas 2022/310 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacılar vekili; müvekkili ...nin 05/10/2013 tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu ... Mah. ... Sok. No:... Bayrampaşa adresinde dava dışı borçlu ... hakkında yürütülen İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından 22/10/2019 tarihinde davalı alacaklı tarafından bir kısım menkuller üzerinde haciz işlemi uygulandığını, iş yerinin ...'ye ait olduğunun iddia edildiğini, müvekkili tarafından iş yerinin ve menkullerin kendine aidiyetini gösteren gerekli belgeler sunulmasına rağmen soyut beyanlarla muhafaza tehdidi altında haciz uygulandığını, müvekkili ...'nin bu aşamada muhafaza baskısı altında 7.000-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, alacaklı vekilinin bununla yetinmeyerek borcun tamamının üstlenildiğini gösteren bir protokolün ve 178.000-TL bedelli bir bono imzalanmaması halinde muhafaza işlemi yapılacağını söylediğini, tüm müvekkillerinin protokolü imzalamasının şart koşulduğunu, bunun üzerine müvekkillerinin 22/10/2019 tarihli protokolü ve bonoyu imzaladıklarını, davalı tarafın müvekkilleri aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, bono ve protokolün haciz tehdidi altında imzalandığını belirterek icra dosyası, bono ve protokol nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafından dava dilekçesinde bahsedilen protokol ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosya borcunun kabul edilip üstlenildiğini, bu dosya borcuna ilişkin davalılarla protokol imzalandığını ve senet verildiğini, ödemeler yapıldığını, davaya konu kambiyo senedinin kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünü içerdiğini, davacı borçlular tarafından imza inkarında bulunulmadığını, davacılar tarafından davaya konu senedin haciz baskısı altında imzalandığı ileri sürülmüşse de haciz işleminin  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra dosyasına ilişkin olarak gerçekleştirildiğini, söz konusu icra dosyasında taraf olmayan davacıya karşı haciz baskısı yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki 22/10/2019 tarihli protokolün borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğunu, davacıların İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer almadıkları, davacıların çalıştığı işyeri adresinde haciz işlemi yapılmasının davacılar yönünden müzayaka hali olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca korkutma ile TBK'da düzenlenen irade bozukluğu hükümlerine ilişkin olarak davacıların bononun baskı altında alındığına dair iddialarını ispatlayamadıkları, bu konudaki tanık beyanlarının da ispata elverişli beyanlar içermediği, taraf arasındaki protokolle borcun ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiği, protokolün ve bononun haciz baskısı altında düzenlendiğinin söylenemeyeceği, davaya konu bononun vadesi geldiği halde ödenmediği, davacıların davaya konu bono sebebi ile davalıya borçlu oldukları, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından da yapılan bir ödeme bulunmadığı ve dosya borcunun iş bu davadaki bono miktarından fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; mahkemenin kararının kendi içinde çelişkili olduğunu, müvekkiline ait iş yerinde müvekkilinin dava dışı borçlu ile hiç bir bağı olmadığına dair belgeler ibraz edilmesine rağmen haciz yapılmaya çalışıldığını, müvekkilinin yurt dışına ihraç edeceği emtialara haciz konulmak istendiğini, borcu olmayan müvekkilinin haciz tehdidi altında borç ödemesi yapmak zorunda kaldığını, alacaklının bununla yetinmeyerek borcun üstlenilmesine dair protokol ile senedin imzalanmasını istediğini, aynı şekilde haciz tehdidi ile müvekkilini korkuttuğunu, bahsi geçen bononun haciz ve icra baskısı altında imzalanması nedeniyle geçersiz olduğunu, bononun üzerinde nakden kaydı bulunduğunu, alacaklının müvekkillerine para vermesinin söz konusu olmadığını, bu hususun dahi bononun hukuka uygun bir sebebe dayanmadığının kanıtı olduğunu, tanık ifadesinden de anlaşılacağı üzere davalı vekilinin haciz mahallinde müvekkilleri üzerinde manevi baskı kurduğunu, bu baskı olmadan müvekkillerinin bono ve protokolü imzalamalarının söz konusu olmayacağını, taraflar arasında borcun üstlenilmesinin de söz konusu olmadığını, müvekkillerinin haciz baskısı altında korkutularak senedin ve protokolün imzalatıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, üçüncü kişinin borcundan dolayı yapılan haciz sırasında ikrah altında düzenlendiği iddia edilen protokol ve kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava dışı borçlu ... aleyhinde başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında, davacı ...'nin faaliyet gösterdiği adreste davalı alacaklının talebiyle yapılan 22/10/2019 tarihli haciz işleminde davacılar ve davalı vekilinin imzasını taşıyan 22/10/2019 tarihli protokolle bahsi geçen icra dosya borcu ile ilgili 22/10/2019 keşide 01/11/2019 ödeme tarihli 178.000-TL tutarlı senet düzenlenerek davalıya verildiği, davalı tarafından senede istinaden davacılar hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı hususları ihtilaf dışı olup, davacılar, protokolün ve kambiyo senedinin haciz baskısı altında düzenlendiğini belirterek menfi tespit talebinde bulunmuşlardır. Davacılar vekili, bu protokol ve senetlerin müzayaka ve ikrah altında imzalandığını, müvekkillerinin böyle bir protokol düzenleme ve senet tanzim etme iradesinin bulunmadığını iddia etmiştir. 6098 sayılı TBK nın 38. maddesi, “Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.” düzenlemesini, 39. maddesi ise, “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; davacılar tarafından, ikrah hukuki nedenine dayalı olarak senedin geçersiz olduğunu ileri sürmekteler ise de davacılar haciz işlemi yapılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu sıfatına sahip olmadığı gibi kesinleşen bahsi geçen takip dosyası kapsamında yapılan icra işlemleri nedeniyle davalı alacaklının kanundan kaynaklanan hakkını ve yetkiyi kullandığı açıktır. TBK'nın 38. maddesinde bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağına dair korkutmanın varlığının kabul edilebilmesi için korkutan tarafından diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda ise davacılardan 178.000-TL senet alınmış olup günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki alacak miktarı dikkate alındığında dava konusu borç protokolü ve bononun ikrah altında imzalandığının kabulü mümkün değildir. Davacıların bahsi geçen bono ve protokolle borcu üstlendikleri, somut olayda ikrah olgusunun da gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"519a41bdfde9dba6","SID":"a418d7dc0a3f6414"}}