{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/565 <br>KARAR NO: 2025/658<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2025<br>NUMARASI: 2024/688 Esas - 2025/155 Karar<br>DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalılar ...,... ve diğer kardeşleri ... ve ...nin müştereken ... A.Ş'yi 18.10.1999 tarihinde her biri eşit oranda pay sahibi olarak kurduğunu, şirketin son olarak Türkiye'deki ilk ve tek yerli sermayeli külotlu bez üretmeyi başaran tek yerli şirket olduğunu, şirketin hasta, bebek bakım, temizlik, hijyenik kağıt vb ürün gruplarında 500'e yakın ürün çeşidi ürettiğini, müvekkilinin davalı şirkette yıllarca Yönetim Kurulu başkanlığı yaptığını, 26.01.2017 tarihinde yönetim kurulundan istifa ettiğini, istifa sonrası ortaklar arasında yönetimsel nedenlerle sorunlar yaşanmaya başladığını ve müvekkiline şirketin iş ve işlemleri ile ilgili bilgi ve belge vermediklerini, ortak...nin payını gizlilik sözleşmesi ile usulsüz bir şekilde ... ve ...'nin çoğunluk payları ele geçirdiklerini, usulsüzlüklerin yanı sıra 17/05/2023 tarihinde fiili faaliyet alanı ve ana sözleşmesi ... A.Ş ile birebir aynı olan ... Ür Ltd. Şti.'yi kurmak sureti ile rekabet yasağına aykırı olarak haksız rekabete başladığını, davalı ... A.Ş'nin içini boşaltmak, ortak oldukları diğer ticari faaliyetlerini minimum düzeye indirmek ve mal varlığını aktarmak maksadıyla ... sicil no ile 17.05.2023 ... Ltd. Şti.'yi kurmaları ve ticari faaliyetlerini tüm uyarılara rağmen sürdürmeleri TTK'nın 369. maddesine açık aykırılık teşkil ettiğini, davalı ortakların şirkette eşit oranda ortak olduğunu, kuruluş adresi diğer şirketlerin kurulu olduğu ... Mah. ... Sk. No:... No:... Kartal adresi olduğunu, rekabet yasağına aykırı kurulan ...Ltd. Şti ile ...AŞ'nin faaliyet alanı ve ana sözleşmelerinin birebir aynı olduğunu, 18/09/2023 tarihli olağan genel kurulda bu durumun ifade edilerek tutanağa geçtiğini, ... şirketi ürettiği ürünleri direkt müşterilerine satışını yapabilecekken, ... Ltd. Şti. üzerinden yapılması ortakları ve şirketi zarara uğrattığını, 2023 yılı olağan genel kurulda gündeme alınmasını talep ettikleri “...  A.Ş yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılında kurdukları ... Ürünleri Ltd. Şti.'ne ilişkin TK'nun 395 ve 396. maddesi uyarınca genel kurulun iznini almamaları nedeni ile yasal sürecin başlatılması” maddesinde: TTKnın 364 maddesi  gereğince yönetim kurulu üyeleri ... ve ...nin genel kurul tarafından azli ile yeni yönetim kurulu seçimi yapılmasının müzakere edilerek karara bağlamasını, haksız rekabet halindeki yönetim kurulu üyelerine karşı şirket tarafından hukuksal süreç başlatılması sureti ile haksız rekabetin durdurulması ve tazminat davası açılmasının karara bağlanmasını\" talep ettiklerini\" çoğunluk oyu ile talebin red edildiğini, davalı şirket ile rekabet yasağına aykırı olarak kurulan şirket  arasında kurgulanmış şekilde yapılan işlemler ile örtülü kazanç transferi yapıldığını ve  şirketin mal varlığının yeni kurulan şirkete devri rizikosu mevcut olduğu,... A.Ş ne \" Temsil Kayyımı\" atanarak, rekabet yasağına aykırı tüm fiillerin önlenmesi, tazminat davası ve bağlı diğer davaların açılması konusunda yetkilendirilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; şirket ortağı ...'nin şirketteki payının yarısını ..., yarısını da ... ye 01.03.2021 tarihinde  devir ettiği, pay devrinin ticaret sicilde yayım zorunluluğu bulunmamasına rağmen pay devri sözleşmesinin 01.03.2021 tarihli ve 2021/001 sayılı Yönetim Kurulu kararının Kartal .... Noterliğince 02.03.2021 tarih ve ... yev numarası ile onaylatılarak 05.03.2021 tarih ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, ...'nin 04.02.2022 tarihinde vefatı üzerine ortaklık payının mirasçılarına miras payları oranında intikal ettiğini, Halihazırda şirketin %30’u ...'ye, %30'u payın ...' ye, %20'nin ... mirasçılarına ait olduğunu  herhangi bir kişinin tek başına hâkimiyet oluşturmasının söz konusu olmadığını, şirketin 01.01.2018 tarihinden itibaren bağımsız denetime tâbi olduğunu, davacının 2021 yılında diğer ortaklara şirketlerden ayrılma isteğini yönelttiğini, ayrılma akçesi almanın derdine düştüğünü, ...Ltd. Şti.'nin 17.05.2023 tarihinde aynı unvan ile şirket payının %50'si ...'ye %50 ise ...'ye ait olmak üzere 1.000.000-TL sermaye ile kurulduğunu, davacı, 2023 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin mali haklarına ilişkin alınan 8 nolu kararın iptali amacıyla İstanbul Anadolu 3 ATM'nin 2024/ 676 Esas sayılı dosya nezdinde dava açmış ise de yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal ettikleri iddiasına ilişkin olarak dava açılması talebinin reddine ilişkin 14 nolu kararın iptalini istemediğini; sorumluluk davası açmak yerine yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı fiillerinin önlenmesi, tazminat davası ve bağlı diğer davaları açmak üzere müvekkil şirkete kayyım atanması talepli huzurdaki davayı açtığını, TMK'nın 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı şeklindeki düzenlemeler kapsamında ele alınması gerektiğini,davacının aynı  konuda şirket yöneticilerine karşı İstanbul Anadolu 5. ATM'nin 2023/905 Esas sayılı dosya nezdinde dava açtığını,rekabet ihlali var ise öğrendiği tarih üzerinden 1 yıldan fazla geçtiğini davanın öncelikle hukuki menfaat yokluğu sebebiyle aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; TTK’nın 396/4. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili hükümlerin saklı tutulduğunu, yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle ortakların doğrudan doğruya bir zararları oluşursa, ortaklar, doğrudan doğruya kendilerine ödenmek üzere tazminat davası açabilecekleri gibi, iddia edilen zarar şirketin zararı olduğunda da şirket ortakları tarafından, davalı şirket yöneticileri aleyhine rekabet yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle zararın şirkete ödenmesine yönelik açılan davalarda, dava açan şirket ortaklarının aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu,hal böyleyken, davalı şirkette ortaklığı bulunan davacının, davalı şirketin dava dışı yöneticileri aleyhine rekabet yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle zararın şirkete ödenmesine yönelik dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmaktayken, bu hususta şirkete kayyım atanmasında hukuki yarar bulunmadığından ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olup, davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğinden, davacının davalı şirkete kayyım atanması istemli ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri birlikte hareket ederek ... şirketini  kurdukları, bu durum TTK'nın 396. maddesine aykırı olup davalı şirketin zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilin bu durumda davalı şirkete ödenmek üzere sorumluluk davası sonucunda tazminat talebi ile dava açma hakkı olduğunu, ancak rekabet yasağına aykırı fiil süreklilik arz ettiğinden bu fiilin durdurulması dava açmayı gerektiren bir durum olduğu, TTK'nda dava açma hakkı rekabet yasağı içinde olmayan yönetim kurulu üyelerine ve şirkete tanınan bir hak olduğundan,somut olayda şirket yönetim kurulu üyeleri aynı zamanda rekabet yasağında bulunduklarından menfaat çatışması doğduğundan tüm taleplerine rağmen dava açmayarak rekabete aykırılığı sona erdirmekten imtina ettiklerini, kayyım atanması talebi şirketin yönetim işlerine ilişkin talep olmayıp, sadece bahsi geçen rekabet fiilinin durdurulmasını kapsayan temsil kayyımı atanması talebi olduğunu, tazminat talepli dava açılması rekabet fiilini sonlandırmadığından bu halde sürekli sorumluluk davası açmayı gerektirir ki bu durum hak arama ilkesi yönünden kabul edilebilir bir durum olmadığını, tazminat talepli sorumluluk davası yerine haksız rekabetin durdurulması için \"dava açılma ile sınırlı kayyım atanması'nın  hukuka uygun olduğunu, 2023 yılı olağan genel kurulunda gündeme alınmasını talep ettikleri \"... şirketi yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılında kurdukları şirkete ilişkin TTK'nın 395 ve 396. maddesi uyarınca genel kurulun iznini almamaları nedeni ile yasal sürecin başlatılması” maddesinde \"haksız rekabetin durdurulması ve tazminat davası açılması'nın karara bağlanması taleplerinin çoğunluk tarafından reddedildiğini, haksız rekabetin durdurulması davası açılmak üzere TMK'nın 426/ 3 uyarınca şirkete bir temsil kayyımı atanması ve davanın kayyım tarafından açılması zorunluluğu doğduğunu, menfaat çatışması olduğundan dolayı yasal temsilci olan yönetim kurulu üyelerinin görevini yerine getirmesine engel bir hal bulunduğunu, sorumluluk davalarında ortaklara tanınan dava açma hakkı, TTK'nın 396. madde kapsamında açılacak davalarda ortaklara tanınmadığını,şirketin korunması için temsil kayyımı atanmasının zorunluluk olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; davacı dışındaki %60 pay sahibi yönetim kurulu üyesi  ortakların rekabet yasağını ihlal etmek suretiyle şirketi zarara uğrattıklarından haksız rekabetin tespiti ve meni davası açılmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir. TTK’nın 396.(1)\" maddesi \"Yönetim kurulu üyeleri genel kuruldan izin almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü  kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. (2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışında ki üyelere aittir. (4)Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır.\" Görüldüğü üzere, kanunda şirkete  rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyesine karşı  ileri sürülmek üzere seçimlik haklar öngörülmüştür. Bu hakların  kullanımı, TTK'nın  396(2)’maddede ifade edildiği gibi, rekabet yasağına aykırı davranan üye dışındaki yönetim kurulu üyelerine aittir. Söz konusu yaptırımların uygulanmasına ilişkin dava, şirket adına yönetim kurulu tarafından açılacaktır. Somut olayda şirketin yönetim kurulu üyeleri iki kişiden ibarettir. \"Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal etmeleri halinde veya tek kişilik yönetim kurulunda  bu üyenin yasağa aykırı davranması halinde ise genel kurulun toplantıya davet edilerek kararın genel kurula bırakılması düşünülebilir. Ancak böyle bir durumda rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya çağırmayacakları  gerçeği karşısında TTK nın 411,412 maddesi kapsamında azlığın veya tek bir pay sahibinin mahkeme izni ile genel kurulu toplantıya çağrı hakkı tanıyan hükümlerinden yararlanılabilir. Şirketin TTK nın 396 maddesinden doğan hakları çok kısa zamanaşımı sürelerine tabi tutulmuştur. Maddenin 3 fıkrasına göre bu haklar, sözkonusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden üç ay sonra zamanaşımına uğrar...Tek üyeli yönetim kurulunda ise, bu hükmün uygulanması özellik arz eder.Zira madde de sayılan müeyyideleri uygulayacak kimse ile bu müeyyideye tabi olacak kimse aynıdır. Öte yandan Kanun, genel kurula anılan seçimlik haklardan birisini kullanma yetkisi vermemiştir. Bu durumda genel kurul rekabet yasağını ihlal eden üyeyi azledip yerine yeni üye seçebilir. Yeni seçilen üye TTK'nın 396 maddedeki haklardan birisini üç aylık ve bir yıllık süreye tabi olarak kullanabilir. Üç aylık sürenin başlangıcı ise atanan üyenin göreve başlama tarihidir. Zira genel kurulun atadığı bu üyeyi bilgilendirdiği kabul edilir. Bir yıllık süre bakımından  ise fiilin tarihi esastır. Zamanaşımı sebebiyle yasağa aykırı işlemlerde bulunan üyelerin TTK'nın 396 maddeye istinaden sorumlu tutulamadıkları hallerde üyelerin 553.maddeye istinaden sorumluluğuna gidilebilir. Ancak, bu durumda şirketin talep hakkı 396.maddedeki gibi seçimlik olmayıp  şirketin uğradığı zarardır. (\"Prof Dr.Necla Güney Ağdağ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu :s.147,aynı yönde ... da AŞ Yönetim Kurulu Üyelerine açılacak davalarda zamanaşım ; Yaklaşım Dergisi Mayıs 2012) İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık konusu; yönetim kurulu üyesi olmayan %20 oranda pay sahibi davacının TTK'nın 396 maddede ki seçimlik hakların kullanılarak rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyelerine karşı şirket tarafından dava açılması için temsil kayyımı atanması talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davalı şirketin iki kişiden ibaret %60 oranda pay sahibi olan  yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlal ettikleri  iddia edilmektedir. Somut olayda da davacı tarafından genel kurulda  rekabet yasağı izni verilmeyen yönetim kurulu üyelerinin azli, yönetim kurulu üyelerinin haksız rekabetlerinin durdurulması iin dava açılmasının görüşüldüğü,ancak  genel kurulda görüşülerek reddedildiği  anlaşılmaktadır. Yukarıda atıf yapılan eserden de  anlaşıldığı üzere, yönetim kurulu üyelerinin tamamının rekabet yasağını ihlal etmeleri  halinde şirket genel kurulunun ancak adı geçen üyeyi görevden alma hakkı olup, şirket genel kurulunun  yönetim kurulunun rekabet yasağını ihlal etmeyen üyesi  adına seçimlik hak kullanma yetkisi  bulunmamaktadır. Şirket genel kurulunun dahi sahip olmadığı yetkinin mahkemece yasal temsilci ile şirket arasında menfaat çatışması bulunduğundan bahisle, esasen TTK'nın 396 maddedeki haklara dayalı talepte bulunma hakkı olmayan  davacı ortağın talebiyle atanacak bir temsil kayyımına yetki  verilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle; Şirket ortağı ve alacaklılarının ancak TTK'nın 396(4) maddesi gereği 553. madde uyarınca tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla tazminat talep edebilecekleri, TTK'nın 396(2)madde uyarınca şirket genel kurulunun seçimlik haklardan birini kullanamayacağı, genel kurul  tarafından ancak rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulunun azledilebileceği ve yeni seçilecek üye/üyeler tarafından seçimlik hakkın kullanılabileceği; davacının talebi genel kurulun yetkisini dahi aşar nitelikte olduğundan TTK'nın 396 madde uyarınca şirketin haklarının kullanılabilmesini teminen temsil kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/04/2025\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34697f78772ad014","SID":"377b45bf98ce99ea"}}