{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1668 Esas<br>KARAR NO: 2025/569<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/12/2020<br>NUMARASI: 2015/532 Esas, 2020/649 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında 26.12.2014 tarihinde \"OSGB ile İşyeri Arasında Sözleşme\" imzalandığını, davalı tarafından sözleşmenin 16.03.2015 tarihli Beşiktaş ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, davalının fesih nedeni olarak müvekkilinin yetki belgesinin askıya alınması hususunun kendilerine bildirilmemesi ve yetki kullanılmasının yasak olduğu halde hizmet verilmesi, mevzuat hükümlerinin ağır şekilde ihlal edilmesi gibi hususlar ileri sürdüğünü, müvekkili tarafından da gönderilen cevabi ihtarname ile sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili şirketin  69 nolu yetki belgesinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Genel Müdürlüğünce iptal edilmesi üzerine davalı ile irtibata geçilerek bu durumun açıklandığını, OSGB hizmetinin yine müvekkili şirketin 101 numaralı yetki belgeli Kocaeli Bölge Müdürlüğü üzerinden verileceğinin belirtildiğini, bu hususun davalı tarafından kabul edildiğini ve değişikliğin 09.10.2014 tarihinde gerçekleştirildiğini, hizmetin 69 numaralı İstanbul Bölge Müdürlüğünden 101 numaralı yetki belgeli Kocaeli Bölge Müdürlüğü'ne transferine davalı şirketin 11.10.2014 tarihinde onay verdiğini, davalıya verilen hizmetin aksamadan devam ettiğini,müvekkilinin hiç bir şekilde yetkisiz olarak hizmet vermediğini, 69 nolu yetki belgesinin iptalinin iptali için İdare Mahkemesinde dava açıldığını, yürütmeyi durdurma istemi kabul edilerek İSG katip sisteminin  05.03.2015 tarihinde açıldığını, davalının fesih ihtarnamesi gönderdiği tarihte müvekkilinin yetki belgesinin aktif olduğunu, davalının sözleşme kapsamında gerekli olan yasal prosedürü takip etmediğini, önceden herhangi bir yazılı ihbarda bulunmadan sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız olarak feshettiğini belirterek 15.900,00 TL zararının fesih tarihinden itibaren yasal faizi  ile birlikte davalıdan  tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından sözleşmenin tek taraflı irade beyanı ile feshedildiğini, feshin davacının kabulüne bağlı olmadığından haklı veya geçerli olmadığından söz edilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı feshine neden olan hususun davacı tarafından düzeltilecek bir husus olmadığını, davacının yetki belgesinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından askıya alındığını, davacı tarafından bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilin bu durum Bakanlığın web sitesindeki duyurular vasıtasıyla öğrendiğini, OSGB'lerin yetki belgesi olmadan hizmet veremeyecekleri gibi yetki belgesi askıya alınan OSGB'lerin bu süreçte mevzuat kapsamındaki yetkilerini kullanamayacaklarını, müvekkilinin davacının kaç adet yetki belgesi olduğunu, kaçının iptal edildiğini veya nerelerden hizmet verebildiğini bilmek ya da araştırmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmağını, davacının savunma olarak ileri sürdüğü başka bir ildeki yetki belgesiyle hizmet verildiği hususu, yönetmelikte zaten başlı başına yetki belgesinin askıya alınması ve iptal sebepleri arasında sayıldığını, bu hususun da davacının savunmalarının haksızlığını ortaya koyduğunu, davacının yetki belgesinin askıya alındığını/iptal edildiğini müvekkilinden gizleyerek sözleşme ilişkisini devam ettirmekte kötüniyetli olduğunu, dava dilekçesindeki tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin yetki belgesinin askıya alınmış olmasının müvekkili açısından haklı ve yeterli bir fesih nedeni olduğunu davacının sözleşmenin feshine kendi kusuru ile neden olduğunu bilmesine rağmen müvekkili şirketten haksız kazanç peşinde olduğunu, davacının kötüniyetinin hukuk düzenince korunmayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; toplanan tüm delillere göre, davacı ile davalı arasında 26/12/2014 tarihli \"OSGB İle İşyeri Arasındaki Sözleşme\" başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Hizm. Yönetmeliği, İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğe uyarınca ilgili personelin iş güvenliği uzmanının OSGB tarafından temini ile hizmet sunulmasına ilişkin olduğu, 22/04/2014 tarihinde yapılan denetimlerde davacı şirketin yetki aldığı il sınırları dışına bireysel olarak ve başka illerde yer alan OSGB'ler aracılığı ile hizmet verdiğinin tespit edildiği, davacının ortak sağlık ve güvenlik biriminin yetki belgesi 08/09/2014 tarihinde iptal edildiği, davacının durumu 18/12/2014 tarihli ve 29209 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği hükümlerinin değiştirilesi neticesinde iptal edilmesi yönündeki idari işlem iptal edilerek yetki belgesinin geçerliliğinin altı ay süreyle askıya alınmasına karar verildiği,  davacının yetki aldığı adres veya il sınırları dışında hizmet verdiğinin sabit olduğu, bu nedenle davalı  tarafından sözleşme haksız feshettiği yönünde bir tespit bulunulamadığı gerekçesi ile  davacının davasının reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin tek başına verilen hizmeti İstanbul OSGB Şubesinden Kocaeli OSGB Şubesine geçirme ve değiştirme imkanının bulunmadığını, söz konusu değişikliğin taraflarca Bakanlık tarafından takip edilen ve denetlenen ISG katip sistemi üzerinden onayı ile sağlandığını, davalının 11.10.2014 tarihinde onay verdiğini ve hizmetin aksamadan devam ettiğini, davalının aldığı hizmetin niteliğinde herhangi bir değişikliğin olmadığını, tamamen davalının bilgisi dahilinde sadece bağlı olunan OSGB şubesinde değişiklik yapılarak aynı hizmetin aynı şartlarda verilmeye devam edildiğini, İş Sağlığı ve Güvenliği ve Hizmetleri Yönetmeliği'nin 5. Maddesine göre OSGB lerin kuruldukları il ve sınır komşusu illerde hizmet sunmaya yetkili olduklarının belirtildiğini, müvekkilinin de İstanbul ilinde İstanbul Şubesinden verdiği hizmetin yetki belgesi askıya alınınca geçici olarak Kocaeli Şubesinden hizmet vermeye devam edebildiğini, müvekkilinin hukuka aykırı bir işlem yapmadığı gibi bu durumu davalıdan gizlemediğini ve hizmette hiç bir aksatma yapmadan hizmetini yetkili şubesinden vermeye devam ettiğini, Kocaeli Şubesinin ruhsatının bulunduğu, bilirkişinin Kocaeli ile İstanbul'un birbirlerinin şubesi olduğuna dair bir belgeye rastlanmadığına dair ifadesinin hatalı olduğunu, bu konuda ek inceleme yapılması taleplerinin görmezden gelindiğini, müvekkili şirketin değil İstanbul şubesinin kapatıldığını, müvekkilinin İzmir, Ankara ve Kocaelinde bölge müdürlüklerinin bulunduğunu, yapılan işlemin bu bölgeleri etkilemediğini, bilirkişi raporunda bu ayırımın yapılmadığını, sanki müvekkili şirket kapanmış gibi rapor hazırlandığını ve bu rapor dayanak alınarak müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, askıya alınma üzerinden geçen 5 ayda davalının onayı ile müvekkilinin hizmetine devam ettiğinin dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin davalıya askıya alınma durumunu bildirdiğinde davalının sözleşmeyi feshetmeyip 5 ay sonra haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini , bu yönden herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayanılarak tazminat istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, davacı kararı istinaf etmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, taraflar arasındaki 26/12/2014 tarihli OSGB ile işyeri arasındaki sözleşmenin davacı tarafça, davalıya 17/03/2015 tarihinde ulaşan 16/03/2015 tarihli fesih ihtarıyla sona erdirilmesinin haklı olup olmadığı, davacıdan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini sözleşme ve mevzuata uygun yapıp yapmadığı, davacının 69 nolu yetki belgesi yerine, 101 nolu yetki belgesini kullanarak, hizmetini İstanbul Bölge Müdürlüğünden Kocaeli Bölge Müdürlüğüne sözleşme ve mevzuat gereğinin transfer edip edemeyeceği, bu transferde davalının onayının olup olmadığı hususlarına ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince alınan 24.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı işverenin sözleşmeyi haksız feshettiği yönünde bir tespitte bulunulmadığı, davacının iddia ettiği zararın oluşmadığı, Mahkemece feshin haksız olduğu yönünde hüküm kurulması halinde davacının uğradığı zararın 04.04.2015-25.12.2015 tarihleri arasındaki dönem için KDV hariç 15.820,00 TL, KDV dahil 18.668.20 TL olduğu belirtilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmeye göre yasal mevzuat kapsamında davacının davalıya İş güvenliği uzmanı temini hizmetini verdiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yer alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'nün 05/09/2014 tarihli yazısında ilgili yönetmeliğin 22. Maddesinin 3. Fıkrasının a bendenide yer alan\"Bakanlıkça belirlenen esaslara aykırı şekilde şube açmaları, yetki aldığı adres veya il sınırları dışında hizmet vermeleri halinde doğrudan iptal edilir.\" hükmü gereğince davacının 69 numaralı yetki belgesinin doğrudan iptal edilmesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.Davacı tarafından idari işlemin iptali için Ankara 9. İdare Mahkemesinde dava açılmış olup, Mahkemenin 2014/1935 E-2015/879 K sayılı17/06/2015 tarihli kararı ile her ne kadar işlem tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre, yetki aldığı il sınırları dışında hizmet veren OSGB'nin yetki belgesinin doğrudan iptali öngörülmüş ise de; 18 Aralık 2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik hükmü ile bahse konu eylemin belge iptaline kıyasla daha hafif olan belgenin altı ay süreyle askıya alınması şeklindeki idari yaptırıma bağlandığı anlaşıldığı, olayda lehe olan idari yaptırımın uygulanması gerektiği, davacıya ait yetki belgesinin doğrudan iptal edilmesi işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar davacının yetki belgesinin önce iptal edildiği ve sonraki sürede 6 ay süreyle askıda kaldığı sürede davalı işverenliğin onayı alınarak müvekkilinin Kocaeli Bölge Müdürlüğü üzerinden başka bir yetki belgesi üzerinden verilmeye devam edildiği belirtilse de, dosya içeriği belgelerin incelenmesi ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün sunduğu CD kayıtlarının incelenmesinde 101 numaralı yetki belgesinin bulunduğu  Kocaeli Bölge Müdürlüğü (OSGB) ile 69 nolu yetki belgesinin bulunduğu davacıya ait OSGB'nin İstanbul adresindeki firmaların birbirinin şubesi olduğuna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, bu durumda davacının Yönetmeliğin 12.maddesinde belirtilen il dışında faaliyette bulunabilmek için şube açılması gerektiği yönündeki hükme uygun davrandığına ilişkin bir kayda rastlanılmadığı belirtilmiştir.<br>Dosya kapsamına sunulan sözleşme, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi yetki belgeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müzekkere cevapları ile tüm delil ve belgeler kapsamında, davacının sözleşme tarihi itibariyle Kocaeli Şubesine ait yetki belgesinin aktif ve geçerli olup olmadığı, aktif ve geçerli ise ilgili yönetmelik maddesi gereğince davacının davalı şirkete hizmet sunmaya yetkili olup olmadığı, yetkili ise davalının feshinin haklı olup olmadığının gerekçeli ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmesi gerekir. Sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih söz konusu olması halinde ise Yargıtay 23 HD 2016/8440 E-2019/4832 K. Sayılı 20.11.2019 tarihli ilamında sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın 6098 sayılı TBK'nun 408.maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.6098 sayılı TBK'nın 408.maddesinde; \"İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.\" düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli 2017/(13)3-2243 E-2021/1193 K. sayılı ilamında, BK’nın 325/2 maddesi (TBK 408/2) hükmünün resen nazara alınması gerektiği, davalının isteği olup olmasına bakılmaksızın Mahkemece doğrudan doğruya uygulanması gerektiği belirtilmiştir.Bu durumda, öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının sözleşme tarihi itibariyle Kocaeli Şubesine ait yetki belgesinin aktif ve geçerli olup olmadığı, aktif ve geçerli ise ilgili yönetmelik maddesi gereğince davacının davalı şirkete hizmet sunmaya yetkili olup olmadığı, yetkili ise davalının feshinin haklı olup olmadığının gerekçeli ve  denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi ile feshin haksız olduğunun tespiti halinde ise  TBK 408.maddesi kıyasen uygulanarak maddede gösterilen ilkelere göre, davacının yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar gözetilerek  Ortak Sağlık Güvenlik Birimi konusunda uzman farklı bir bilirkişiden/bilirkişilerden açıklamalı, gerekçeli denetime elverişli  rapor alınarak davacının gerçek zararının belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece Mahkemesi  kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/532 Esas, 2020/649 Karar sayılı ve 09/12/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3030c8dde1b11d5b","SID":"3952402fd40cb237"}}