{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/1847 <br>KARAR NO: 2025/430<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1296 Esas, 2021/215 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine, davalı iş sahipleri tarafından  yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; davacının inşaat ve taahhüt işi yaptığını, her iki davalının da ortağı olduğu ... A.Ş ve ... A.Ş. Bahçeşehir Projesi Ortak girişiminden alacaklı olduğunu, alacağının ödenmediğini, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını ve davalıların icra takibine kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiklerini, davalıların hiçbir belge sunmadan sadece soyut bir iddia ileri sürerek takibi kötü niyetki durduklarını belirterek;  itirazın iptaline ile haksız ve kötü niyetli olarak itiraz yapıldığından lehlerine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; davalı şirketlerin ortağı oldukları ...A.Ş-... A.Ş  Bahçeşehir Ortak Girişimi ile İdare (...) arasında 08.06.2015 tarihli Arsa Karşılığı Hasılat Paylaşım Sözleşmesinin akdedildiğini, işbu sözleşmede yüklenici sıfatı ile konut imalatı yapma ve satma işini üstlendiğini, ana sözleşme ile yüklendikleri işin, hafriyat kısmı için davacı taraf ile anlaşıldığını, davacı taraf ile müvekkili şirketler arasında 29.03.2016  tarihli \"... Projesi Hafriyat Ve Dolgu İşleri Sözleşmesi\" 'nin akdedildiğini, davacının işbu sözleşme ile inşaatın hafriyat ve dolgu işlerini üstlendiğini, davacı tarafından, davalı şirketlere işin kesin teminatı olarak 368.000.-TL bedelli kesin teminat mektubu verilmesi gerekirken 300.000 TL bedelli ve 30.06.2017 tarihli banka teminat mektubu verildiğini, davacı tarafından yapılan işin müvekkili şirketlere teslim edildiğini ve 14.03.2017 tarihinde  geçici kabulünün gerçekleştirildiğini, geçici kabul tutanağında, davacı yüklenicinin noksan bıraktığı işlerin de belirtildiğini ve bunların tamamlanmasının bildirildiğini, davacı tarafın eksikliklerinin günümüz itibari ile de devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından 16.08.2018 tarihinde davacının talebi ile davacıya 6.393,00-TL ödeme yapıldığını,  böylece icra takibine konu bakiye 43.607,00-TL teminat olarak tutulmaya devam edildiğini, kalan nakit teminatın ise, kesin kabulün yapılmasından sonra ödenmesinin sözleşme gereği olduğunu,  davacı taraf kesin kabul tarihine kadar vermesi gereken teminat mektubunu müvekkillerine vermediğini, davacı haksız ve kötüniyetli olarak iş bu davayı ikame ettiğinden kötüniyet tazminatına mahküm edilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 01/03/2021 tarihli karar ile; akdedilen sözleşmeye göre 29.08.2016 tarihinde tamamlanması gereken işin, proje kapsamındaki binaların tamamlanmamış olması dolayısıyla sözleşme kapsamındaki işin niteliğine bağlı olarak zorunlu nedenlerle (davacıya bağlı olmayan nedenlerle) icra takip tarihi olan 28.09.2018 tarihine kadar uzamasının makul ve geçerli olduğu, taraflar arasında düzenlenen 14.03.2017 tarihli geçici kabulde belirtilen; sözleşmedeki geri dolgu imalat işlerinin şantiyede sırası gelen işler olarak yapılmasının yüklenici tarafından kabul ve taahhüt edilmesi şartının, davacı yüklenici açısından iş yapılana kadar beklemeyi kabul niteliğinde ve bağlayıcı olduğu, davacı tarafça 52.113,38.-TL asıl alacak talep edilmiş ise de, incelenen ticari defter ve kayıtlarında davacının davalıdan 43.607,00.-TL alacaklı olduğu ve bu  alacak miktarı üzerinden takip tarihi itibariyle taraf kayıtları arasında tam mutabakat bulunması gözönüne alınarak,  bu hali ile davalı borçlunun bu miktar üzerinden yapılan takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği kanaatine varıldığı,  aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı, bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi heyet raporunun hükme esas alındığı gerekçesi ile  davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile;takibin 43.607,00.-TL asıl alacak üzerinden iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faiz uygulanmasına şeklinde devamına, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile; taraflar arasında imzalanan sözleşme'nin 9.2 maddesinde; \"Her hakedişin KDV hariç bedeli üzerinden %5 nakdi teminat kesintisi yapılır. Nakit teminat işin sözleşme ve eklerine uygun muamele görmesi yanı sıra yüklenicinin işin bitiminde kesin hesap sonucu doğabilecek her türlü borçlarını karşılamak için de nakit gibi kullanılır. bu teminat doğrudan doğruya nakit değilse nakde tahvil edilerek işlem görür. nakit teminat, kesin hakedişin işveren tarafından onaylanmasının ardından 30 gün içinde yüklenici'ye iade edilir.\" hükmünün bulunduğunu, bu sebeple davacının hakedişlerinin %5'ine denk gelen tutar  nakdi teminat olarak müvekkil şirket nezdinde tutulduğunu, davacı ile 14.03.2017 tarihinde geçici kabul tutanağı düzenlendiğini, bu tutanaktaki \"Yüklenici ile İşveren arasında yapılmış olan sözleşmede birim fiyatları sabit tutulan geri dolgu imalat işleri şantiyede sırası gelen işler olarak yapılması yüklenici tarafından kabul ve taahhüt edilmesi şartı ile düzenlenmiştir.\" hükmünün davacıyı bağladığı hususunun mahkeme tarafından da kabul edildiğini,  geri dolgu imalat işlerinin de davacının sözleşme ile üstlendiği işlerden olduğunu, davacının  sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığını, dolayısıyla ortada geçici kabule esas bir iş bulunmadığını, ancak davacının  belirtilen taahhüdü vermesi üzerine işin geçici kabulünün yapıldığını,  davacının bu kabulüne rağmen işin kesin kabulü yapılmadan teminat olarak tutulan bedeli davaya konu icra takibi ile talep ettiğini,  davacının  sözleşmeye  feshetmediğini,  sözleşmeye konu işin halen devam ettiğini, tatil edilmediğini, bu nedenle davacının sözleşme ile üstlendiği işin sırası gelen iş olarak kabulüne rağmen kesin kabul sonrası talep edebileceği nakit teminat bedelini icra takibi ile talep etmesinin sözleşmeye, taahhüdüne ve hukuka aykırı olduğunu,  kaldı ki teminat yüklenicinin bu işten dolayı işverene herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten ve yine Sosyal Güvenlik Kurumundan ve Vergi Dairesinden ilişiksiz belgesi getirmesinden sonra davacı yüklenici'ye iade edilebileceğini,  davacının  bu belgeleri ne kendilerine  ne de dosyaya sunmadığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalılar vekili daha sonra sunduğu ek istinaf dilekçesi ile;  davacının icra takibine konu ettiği cari  ekstre alacaklısının ... Vergi numaralı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi  olduğunu, faturaların bu şirket üzerinden kesildiğini, nitekim bilirkişi raporunda da ticari ilişkinin bu şirketle olduğunun tespit edildiğini, davacının ünvanının ... Vergi numaralı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 10.02.2021 tarihi itibariyle ünvanının ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştiğini, davalılara fatura kesen, sözleşmenin ve ticari ilişkinin bulunduğu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ise tasfiye haline girdiğini, bahse konu şirketlerin farklı vergi kimlik numaralarına sahip ve birbirinden bağımsız tüzel kişilikler olduğunu, bu sebeplerle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın husumet sebebiyle reddedilmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser  sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir. Taraflar arasında  29.03.2016  tarihli ... Projesi Hafriyat Ve Dolgu İşleri Sözleşmesi  akdedilmiştir. Davacı yüklenici davaya konu eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili için başlattığı icra takibine  davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin henüz tamamlanmadığını , davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği bedeli teminat olarak tuttuklarını ve davacının işi tamamlamadığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece; akdedilen sözleşmeye göre 29.08.2016 tarihinde tamamlanması gereken işin, proje kapsamındaki binaların tamamlanmamış olması sebebi ile sözleşme kapsamındaki işin niteliğine bağlı olarak zorunlu ve davacıya bağlı olmayan nedenlerle uzadığı ve davacının alacağının her iki taraf defterinde de 43.607,00 TL olarak kayıtlı olduğu gerekçesi ile  davanın  43.607,00.-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda davacı yanın davaya konu 29.03.2016  tarihli \"... Projesi Hafriyat Ve Dolgu İşleri Sözleşmesi\"  ile davalının yüklenicisi olduğu  inşaatın hafriyat ve dolgu işlerini üstlendiği, sözleşmede işin  5 ay içinde yani 28/06/2016 tarihinde bitirilmesinin öngörüldüğü, ancak 14/03/2017 tarihinde yapılan geçici kabulde dahi davalı yanın, davacının işi bitirmesi için şart ve gerekli olan inşaat işlerini halen tamamlamadığı, icra takip tarihi olan 28/09/2018 tarihi itibari ile de halen tamamlanmış olduğu, bu durumda davacı yükleniciye yüklenecek kusur bulunmadığı, taraf defterlerinden davacının davalıdan  43.607,00.-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalılar vekilince ek istinaf dilekçesi ile davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüş ise de takibin davacı şirket tarafından yapıldığı, faturalarda da davacı şirketin adı ve kaşesi bulunduğu,  davalının tasfiyeye girdiğini beyan ettiği şirketin davacı şirket olmadığı, farklı bir şirket olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu istinaf sebebi de reddedilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/03/2021 tarih ve 2018/1296 Esas, 2021/215 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.978,79 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 744,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.234,09 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8336f8e6eafff98a","SID":"a123a14c1aceb3ca"}}