{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/182 <br>KARAR NO: 2025/537<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2021<br>NUMARASI: 2019/296 Esas - 2021/845 Karar <br>Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/35 Esas<br>DAVA: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davadaki menfi tespit talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıya iplik alım avansı olarak ... İstoç Şubesinin 01.03.2019 tarih ... numaralı 150.000 TL bedelli çekinin verildiğini, ancak davalının iplikleri teslim etmediğini, davalının ticari ilişkinin devamı için 15.02.2019 tarihli elektronik postası ile çekin bono ile değiştirilmesini talep ettiğini, bunun üzerine düzenlenen bononun 19.02.2019 tarihli tahsilat makbuzuyla davalıya verildiğini, buna rağmen dava konusu çekin iade edilmediğini, çekin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, ... İstoç Şubesinin 01.03.2019 tarih ... numaralı 150.000 TL bedelli çekinin icra takibine konu edilmesinin önlenmesine, bedelsiz kalan çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle;  davaya konu çekin hukuken geçerli olduğunu, müvekkilinin edimin yerine getirmediği ve çekin bono ile değiştirildiği iddiasının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, çekin bono ile değiştirilmediğini, müvekkilinin hangi siparişinin yerine getirmediğinin açıklanmadığını, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözü edilen e-mailin müvekkilini temsil ve ilzama yetkili bir kişi tarafından gönderilmediğini, bu e-mailin başka delillerle desteklenmesi gerektiğini, senet bordrosu ile teslim edilen bonoların dava konusu çekin değişimi için verildiğinin iddia edilmesine rağmen, bonoların değişim için verildiğine dair kanıt sunulmadığını, çekin iade alınmadan bonoların verilmesinin, müvekkilini temsile yetkili kişilerin iradesinin değişim değil ödeme yapmak olduğunu gösterdiğini, senet teslim bordrosu iddiayı ispata elverişli olmadığını, çekin vadesi ile dava tarihi arasında 5 aydan fazla zaman geçtiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalıya avans olarak verilen ... Bankasının İstoç Şubesine ait  24.05.2019 tarih ... seri nolu 150.000,00 TL bedelli,  31.05.2019 tarih ... seri nolu 150.000,00 TL bedelli, ... İstoç Şubesine ait 22.02.2019 tarih ... seri nolu 150.000,00 TL bedelli, 22.02.2019 tarih ... seri nolu 125.000,00 TL bedelli 4 adet çekin davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını, davalının çekleri iade etmediğini, ... ve ... seri nolu çekler yönünden Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ... ve ... seri nolu çekler yönünden ise Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını ileri sürerek,  çeklerin bedelsiz kaldığı ve bu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız olduğunu, davacının asıl amacının karşılıksız çek düzenleme nedeniyle açılan davaların uzatılması olduğunu, müvekkilinin üreticisi olduğu çorapları davalıya sattığını, taraflar arasında uzun süreye dayalı ticari ilişki bulunduğunu, son zamanlarda davalının verdiği çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin elinde farklı tarihlerde teslim alınmış ve vadeleri farklı olan 36 adet çek ve 15 adet bono bulunduğunu, davacının ödenmeyen kıymetli evrak ile cari hesaptan kaynaklanan 7.000.000,00 TL borcu bulunduğunu, satışı yapılan tüm ürünlerin teslim edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; 1 adet çekin senetle değişim karşılığında iadesi gerekirken iade edilmediği ve bedelsiz olduğu, birleşen dava ise, 4 adet çekin karşılığı mal teslim edilmediğinden bahisle çeklerin konu edildiği icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davaya konu senetler dışında başka çek ve senetler olduğu, toplam 5.401.738,00 TL üzerinden takip yapıldığı görülmüştür. Davalı tarafın birleşen davaya verdiği cevapta, davacıdan aldığı 36 çek ve 15 adet senetten kaynaklı 7.000.000,00 TL üzerinden alacakları bulunduğu ileri sürdüğü görülmüştür. Aynı taraflar arasında 2 adet farklı çeke ilişkin İstanbul 5. ATM 2019/383 E. Sayılı dosyasında dava açıldığı ve mahkemece ret kararı verildiği görülmüştür. Yine aynı taraflar arasında İstanbul 8. ATM 2019/624 E. , İstanbul 18. ATM 2019/701 E.  Ve İstanbul 2. ATM 2020/147 E. Sayılı dosyalarının derdest olduğu görülmüştür. Dosyamıza sunulan bilirkişi raporunda, taraflar arasında 19/02/2019 tarihinde yapılan hesap mutabakatı yapıldığı ve davacının bu tarih itibariyle 823.031,85 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Yukarıda anılan dosya örnekleri dosyamız arasında alınmış ve incelenmiştir. Davacı taraf, davalıya verdiği çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmiş ise de alınan rapor ile çek miktarlarından daha fazla davalının davacıdan alacağı bulunduğu, davalı dilerse çeklere dayanarak kambiyo takibi yapabileceği gibi dilerse cari hesaba dayanak ilamsız takip yapma hakkının bulunduğu, çek ve senetlerin ticari defterlere kaydedilmiş olduğu, taraflar arasında daha önce değişimi yapılmış çek ve senetler olduğu cari hesap kayıtlarından görüldüğü, ancak davaya konu çekler karşılığında senet verildiği, davacı tarafça ispatlamadığı, senede karşı ispatının ancak senetle mümkün olacağı...\"  gerekçesiyle, kanıtlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine, birleşen davada ihtiyati tedbir kararı uygulandığından %20 oranı üzerinden hesaplanan 115.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya  verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece delillerin hatalı değerlendirildiğini, birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/35 E sayılı dosyasına konu ve dosyada bulunan cari hesap ekstresinden, değişimi yapılan çekler haricinde diğer çeklerin verilme tarihinde davalıya borç bulunmadığını, ... Bankasının çeklerinin avans olarak verildiğinin cari hesap ekstresinden anlaşılacağını, çeklerin mal alım avansı olarak verildiğini ve karşılığında iplik emtiasının teslim edilmediğini, bu durumun ticari defterlerde sabit olduğunu, kararda  peşin olarak verildiği kabul edilen çeklerin karşılığında ürün teslim edildiğinin, emtia teslimine ilişkin ticari defterlerde bir kayıt bulunmadığını, Çeklerin verildiği tarihlerde hesap ekstrelerinin tetkikinde de borç bulunmadığı sabitken, gerekçeli kararda delil olmadığın bahsedilmesinin bariz hata olduğunu, mahkemenin maddi meselenin takdirinde ve delillerin değerlendirmesinde hataya düştüğünü, Bilirkişi raporunda ... İstoç Şubesinin ...,  ...,  ... numaralı çeklerinin bedelsiz kaldığını ve davacının bu çeklerden dolayı borçlu olmadığını tespit edilmesine ramğn, aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, yazılı deliller ile çeklerin bono ile değiştirildiğin sabit olduğunu, davalının imzası ve talebiyle değişim yapıldığını, tarafların ticari defterlerinden çek kayıt ve teslim tarihlerinde karşılık olarak herhangi bir ürün alımı olamadığı kayıtlarda fatura ve irsaliye olmamasından anlaşıldığını, davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitini değil, kambiyo senedi olarak verdiği çeklerden dolayı kambiyo senedi sebebiyle bir borcu olmadığının tespitinin istendiğini, cari hesap borcunun bulunmasın kambiyo senedinden kaynaklanan borç olduğu anlamına gelmediğini, bilirkişilerin bu esastan uzaklaşarak sanki cari hesap borcu bulunup bulunmadığının araştırıldığını, rapora yönelik itirazların da mahkemece dikkate alınmadığını, dava dilekçesinde belirtilen her türlü delilin yemin delilini de içermesi nedeniyle yemin deliline dayanıldığının gözden kaçırılarak karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, ticari ilişki kapsamında verilen avans çekleri nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Somut olayda davacı, lehtarı olduğu dava konusu çekleri davalıdan aldığı malların avansı olarak davalıya verdiğini, ancak davalı tarafından malların teslim edilmediğini belirterek bedelsizliğe dayalı menfi tespit isteminde bulunmuştur. Dava konusu çekin incelenmesinde davacının keşideci, davalının lehtar olduğu görülmektedir. Davacı tarafından mal alımına ilişkin yazılı bir sözleşme, sipariş formu vs. yazılı delil ibraz edilmemiştir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişki davalının da kabulünde ise de davacı tarafından bahsi konu çekin avans olarak verildiğine ilişkin yazılı delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacının çeki avans olarak verdiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Bono ile değiştirildiği öne sürülen çek, ... İstoç Şubesinin 01.03.2019 tarihli, ... seri numaralı 150.000 TL bedelli çektir. Dava dilekçesine ekli 15.02.2019 tarihli değişim yapılacak çeke ilişkin e-maile dayanarak çekin 19.02.2019 tarihli makbuzla verilen bono ile değiştirildiği öne sürülmüştür. Davalı cevap dilekçesinde bu e-maile ekli çek listesi ibraz edilerek davaya konu çekin bu listede bulunmadığını belan etmiştir. Davacı 15.02.2019 tarihli çek senet değişimi hakkında e-maile dayanarak borcun yenilendiğini ileri sürmüştür. Bu e-mailin incelenmesinde ekli çek listesine göre çeklerin senetle değişiminin talep edildiği anlaşılmakla birlikte davacı tarafın bu talebe olumlu veya olumsuz bir yanıt verdiği belirlenememiştir. TBK'nın 133. maddesine göre yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların açık iradesi ile söz konusu olabileceği, fakat tarafların bu yönde uyuşan açık iradeleri olduğunun ispatlanamadığı, bu hususu ispat için sunulan e-mailin tek başına ispat kuvvetine haiz olmadığı, davacı tarafın bunu destekleyecek delil ibraz edemediği, davacının senedi teslim ettiğinde  çeki iade alması gerektiği gözetildiğinde,  borcun yenilendiği ve çek yerine senet verildiği ispat edilemediğinden bu çek nedeniyle davanın ispatlanamadığının kabulü gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesinde delillerini göstermiş olup, açıkça yemin deliline dayanmamıştır. Davacının açıkça dayanmadığı bir delilin mahkemece dikkate alınması usul hukukuna aykırıdır. Bu nedenle mahkemece yemin delilinin dikkate alınmaması yerindedir. Diğer yandan HMK'nın 226. maddesinde, yemine konu olamayacak vakıalara yer verilmiştir. 226/1-c bendinde, yemin edecek kimsenin namus ve onuru etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacak vakıalar arasında sayılmıştır. Bedelsiz olduğu iddia edilen bir senedin takibe konu edilmesi ceza soruşturmasına neden olabileceğinden bu konuda yemin teklif edilmemesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacı  vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1162,20 TL istinaf karar harcının  asıl ve birleşen davalarda davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.03.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konularının miktarlarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8f8709cbd0425be","SID":"97de1e8db7f77c77"}}